*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!!
Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: *-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Alıntıyla Cevap Gönder
Sanırım yazdığımız şeyin herhangi bir animeyle bağlantılı olması gerekmiyor değil mi?Her neyse ben yine de başliyim hikayeme.



*BlackScale*

Önündeki sıska goblinin kolunu keserken o mağaraya girdiğine lanet ediyordu.Mağarayı bulduğu sırada buz kesmişti ve mağaranın sıcağında uyuma fikri gayet cazip gelmişti.Ama sonra onlarca goblin mağaranın derinliklerinden fırlayıp ona saldırınca... Gürültülü çığlıklarını duyup erken kaçmayı başarmıştı ama bu lanet olası inatçı beş goblin peşini bırakmamıştı.Sonunda bitkin haldeki çocuk goblinlerin ona yetişeceğini anlamış ve kılıcını çekmişti.

Kolunu kestiği goblinin işini acemi bir darbeyle bitirdi.Sonra üzerine atlayan bir goblini sol koluyla engelleyip eski,yıpranmış,adi kılıcıyla şişledi.Güçsüz bir kılıç darbesini savuşturup sert bir savuruşla bir goblini daha yıktı.Ama artık tükenmenin eşiğindeydi.Üç gün aralıksız yürümüş ve şanslı günün yakaladığı küçük bir tavşandan başka bir şey de yememişti.Açtı, yorgundu, üşüyordu ve hala halletmesi gereken iki rakibi vardı.

Büyük bir taşı sağ baldırına yiyince tökezledi ama düşmedi.Karnına savrulan kılıcı sol eliyle tutup bükerek goblini elinden aldı.Goblin kılıcının çocuğun elini kesmediğini görünce şaşırmıştı.Bu şaşkınlığı avantaj olarak kullanan çocuk kılıcını goblinin sol omzuna sapladı.Acı içinde böğüren goblin diğerine bağırdı ve beraberce kaçıştılar.Çocuğun onları takip edecek gücü yoktu.Parçalanmış pelerinine sarınarak yoluna devam etti.Baldırına yediği darbeden dolayı topallıyordu.

Uzun, bir kara elfe benzemesini sağlayan beyaz saçlarını sivri kulaklarının uçları açık kalacak şekilde düzeltti.Bir yüzey elfine yakışan açık teni beyaz saçlarıyla hoş bir tezat oluştursa da bu görüntü diğer ırklarda bir korkuya sebep oluyordu.Ama içinde büyümüş olduğu elf toplumunun ona tiksinti ve korkuyla bakmış olmasının temel sebebi delici bir şekilde bakan kırmızı gözleri ve siyah koca pullarla kaplı,eline doğru bir ejder pençesi halini alan sol koluydu.Onu halkını -elflere kendi halkı denebilirse- terketmeye iten tüm sebepler de bundan kaynaklanıyordu zaten.Bir kara elfin saçlarına,bir yüzey elfinin tenine,bir insanın kaslı vücuduna ve hiçbir ırka ait olmayan kırmızı gözler ve bir sol kola sahipti.

Uzun bir yürüyüşten sonra önünde alçak surlu küçük bir kale gözüktü.Onun durumundaki çoğu kişi sonunda dinlenebileceği bir şehir bulduğu için sevinirdi ama onun için durum bu değildi.İnsanların onu mutlulukla arasına kabul etmesi hoş bir fanteziden ibaretti sadece.Botları yaklaşık bir saat önce yarıldığı için onları geride bırakmak zorunda kalmıştı.Sert rüzgar pelerinini daha da yıpratmıştı ve lanet olası bir de yağmur başlamıştı.Bir adımın ardından bir tanesini daha atabilmesini sağlayan tek şey reflekslerdi artık.Kasları üzerinde hiçbir hükmü kalmamıştı.Ama ayakları ne kadar kaleye gitmek istese de onları zorlukla kalenin etrafından dolaşmaya ikna etti.Kale surlarındaki askerlerin görüşünden uzak durmaya çalışarak ilerledi.Kalenin diğer tarafına geçtiğinde bilincini kaybetmenin eşiğindeydi ve birkaç adım sonra kaybetti de.


II

Gözünü rahat bir yatakta açınca şaşırdı.Küçük bir odadaydı.Gözlerini ovuşturup görüşünün netleşmesini bekledi.Odanın diğer ucunda bir soba vardı ve odayı güzelce ısıtmıştı.Artık ne üşüyordu ne de yorgundu ama açlığı henüz dinmemişti.Yatağın yanındaki masa ve sandalyeyi fark etti ama daha önemlisi masada kokusu odaya yayılmış birkaç kap yemek vardı.Acele yataktan fırlayıp iştahla yemeye daldı.Yemeyi bitirince odayı incelemeye başladı.Tavanı basık, küçük bir odaydı.Duvara asılı bir gaz lambası yavaşça yanıyordu.Daha önce fark ettiği loşluğu bayıldığı zaman gece oluşuna vermişti ama şimdi odada hiç pencere olmadığını anlamıştı.Garip bir ayrıntıydı bu ama buna pek takılmamaya karar verdi.

Pelerininin sırtında olmadığını görünce aramaya koyuldu, pelerinin durumu iyi olmasa da onu soğuktan koruyan tek şey oydu.Pelerini bir köşede bulduğu sırada kapı gıcırdayarak açıldı.Çocuk sol kolunu pelerinin altına saklayarak kurtarıcısıyla karşılaşmak için döndü.

Elflerle yaşadığı dönemde kendini iri hissederdi ama kurtarıcısını görünce kendini adeta bir dev gibi hissetti.Odaya giren cüce ırkı için bile cüce denilecek boydaydı.Çocuğu görünce gülümsedi.

“Günaydın” yemek koyduğu masaya baktı ve ekledi “afiyet olsun” Çocuk tedirgin bir gülümsemeyle karşılık verdi.Cüce “Gel” dedi.Çocuk onu izlerken odadan çıktı.Şimdi girdikleri oda daha genişti.Tam ortada geniş bir masa ve sandalyeler vardı.En köşede bir şömine güçlü bir ateşle yanıp cızırdıyordu.Çatı yine basıktı.Odanın sağında üst kata çıkan taş bir merdiven ve onun yanında büyük bir dolap vardı.odanın en belirgin özelliğiyse aynı şekilde hiç penceresi olmamasıydı.

Cücenin peşinden ilerleyip onun oturduğunun karşısındaki sandalyeye oturdu.Cüce neşeli bir edayla çocuğu süzdü sonra konuşmaya başladı “Bir adın var mı evlat?” “Kendime Drake diyorum” diye yanıtladı.

Cüce attığı kahkahayla neredeyse sandalyeden düşüyordu. “Sana çok uygun bir isim evlat!”

Drake dehşete kapıldı.Kendine bu ismi vermesinin sebebi sol koluydu -Drake bir çeşit ejderha- Acaba cüce kolunun neye benzediğini biliyor muydu?Belki de bilmesi daha iyiydi, bu gerçeği biliyorduysa ve ona bu kadar iyi davrandıysa Drake aradığı yuvayı bulmuş olabilirdi.

Cüce çocuğun ondan gözlerini kaçırdığını fark edince “Merak etme” dedi. “ Ne gözlerinin kırmızı oluşunu ne de kolunun siyah pullarla kaplı olmasını fark etmedim.” Muzip bir şekilde göz kırptı.

Drake rahatladı.Cüce onun hakkındaki gerçeği umursamadığını göstermişti.Çocuk “Peki nerdeyiz biz?” diye sordu.Cüce “ Tünellerde, Bölgedeki kaya cücesi ırkının kazmış olduğu onlarca tünelden bana ait olandasın evlat” diye cevapladı. “Dün iş için insan şehrine gitmiş olduğuma şükretmelisin. Seni geri dönerken yolda yarı ölü buldum.” Çocuk şükranla başını salladı. Cüce “ Her neyse evlat daha konuşacağımız çok şey var ama bu günlük bu kadarı yeter. Yatağına geri dön ne de olsa yarın seni yoğun bir tempo bekliyor.”


BÖLÜM III



Bir çift pençe gecenin keskin karanlığını yırtarak avın üzerine atıldı.Kalın sisin içinde bile net bir ışıltıyla parlayan gözleri tedirgin bakışlarla etrafı kontrol edip zaferle uçtu.Baykuş insanın kanını donduran bir ötüşle ödülünü yemeye koyuldu.Avcı kuş avıyla ilgilenirken ormanın korkunç ağaçları garip bir ışıltı yayıyordu.Işık ormanın karanlığını delmeye yetmiyordu aksine daha da korkunç bir hava katıyordu.

Ormanın ortasındaki karanlık kuleden yıllardır ilk defa ses geldi.Dördüncü kattaki pencere gıcırdayarak açıldı.Gıcırtı o kadar yavaştı ki bu manzarayı izleyen biri olsa camın rüzgardan açıldığını sanırdı ama hayır camın diğer tarafında havada süzülen biri vardı.Kapşonlu bir cüppe giyiyordu ve yüzü net gözükmüyordu.Derin bir iniltiyle içeri doğru adım attı.Pencereyi kapatmadan ilerleyip önündeki göremediği bir şeyi tutundu.Öksürerek kan kustu, ağır yaralıydı.Zorlanarak ilerlemeye devam etti, arkasında kırmızı bir iz bırakıyordu.Kanında boğulur gibi bir sesle bağırdı:

“Gric, nerdesin lanet olasıca?”

Hiçbir cevap yoktu.Yaralı adam hayal kırıklığıyla tökezledi ve diz üstü çöktü.Hizmetkarı Gric de gitmişti demek.Geriye tek bir çaresi kalmıştı, bir çağırma ritüeli yapacaktı.Ama bunun için yeterli zamanı kalmamıştı.Garip kelimelerle yasak bir büyü okudu.Büyü birkaç saat daha dayanmasını sağlayabilirdi ama iyileşince – tabi iyileşebilirse- bedeli ağır olacaktı.

Parmağını cübbesinin içine sokup kana bulayarak yere bir ritüel çemberi çizdi.Çemberin içini onlarca değişik büyülü harfle doldurdu.Kanlı eliyle şeklin üzerine bastırdı ve şekil parıldamaya başladı.Bir an için öldüğünü ve ruhunun çekilip alındığını sandı.Tüm enerjisi saniyeden az bir zaman biriminde kesin ve tek bir noktaya akmıştı, parlayan sembole.

Yerdeki semboller üçüncü boyutu kazanıp yerlerinden ayrıldılar.Havada süzülen garip harfler sıralarını değiştirmeye başladılar.Cüppeli figür tüm bu gösteriden etkilenmemiş gibi –bunun sebebi engel olmazsa yakında ölecek olması olabilir mi acaba?- oturuyordu.Şekiller değişmeye başlayınca dikkatle izlemeye koyuldu.Bu zahmetli ve uzun bir aşamaydı ama burada yapacağı en ufak hata korkunç sonuçlar doğurabilirdi.

Yeniden diziliş tamamlanmak üzereyken bir harfin yerine yerleşmek istemiyormuş gibi asılı kalıp titreştiğini fark etti, sonra da iradesine şeytani bir gücün aktığını hissetti.Bitkin olduğu için çağırma ritüeline fazladan koruma rünleri çizmemişti ve işte şimdi de büyüye müdahale ediliyordu.

“Güçlü bir şey ama yenemeyeceğim bir şey değil” diye mırıldandı.

İradesini ele geçirmeye çalışan şeytanı bastırmaya çalışırken nefesi kesildi ve midesinde büyük bir acı hissetti, yarası kanıyordu.Zorlukla nefes almaya başladı.Eliyle yarasına bastırıp kanı durdurmaya çalışırken gözü havadaki şekillere takıldı.O an gözleri şaşkınlıkla büyüdü, harflerin dizilişi olması gerekenden tamamen farklıydı.Onun yapmaya çalıştığı cehennemin en üst en güçsüz katlarından zayıf bir şeytan çağırıp onun gücünü ödün alarak kendini iyileştirmekti ve bu yüzden küçük bir ritüel büyüsüne başlamıştı.Ama başka bir şeytanın karışmasıyla büyü değişmiş ve on kat büyümüştü.Boşta kalan son harfin de yerine yerleşmesiyle şekilleri bir araya toplandı ve tek bir isim şeklini aldı.Bu isim kara büyücünün dehşete kapılması için yeterliydi.Çağırdığı şeytan artık basit bir şeytan değirdi.Korku dolu bir çığlık attı.

Karşısında küçük bir figür belirmeye başladı.Figür gittikçe büyüdü ve bir insan boyutunu biraz aşıp netleşmeye başladı.Yüzünde garip bir gülümsemeyle ilerledi.Elini dokunuşuyla büyücünün yaraları kapandı.

“ Gel hizmetkarım” diye bir ses zihninde yankılandı büyücünün ve itaat etti.Neden olduğunu bilmiyordu, düşünmeden davranmıştı.Belki de güçlü bir şeytanla ortak olmak ona fayda sağlayabilirdi.Hem şeytan yaralarını da iyileştirmişti.

“ Beni bu dünyaya getirdiğin için seni öldürmeyecek ve hizmetkarım olmana izin vereceğim”

Bu söz büyücünün hoşuna gitmişti.Evet bu şeytanla yapılan bir ortaklık ona çok şey kazandırabilirdi.Bir şeyler söylemek için ağzını açacaktı ki üzerinde dumanlar tüten bir kolun ucundaki pençeler karnını deldi.Şeytan kahkahasının arasında eğlenir gibi bir sesle konuştu:

“Safsınız, siz insanlar hepiniz safsınız.Bir şeytana güvenmek mi?Delirdin mi sen insan!”

Büyücü ölürken şeytana son bir kez daha baktı.Müthiş bir dehşet tüm vücudunu kapladı.Yaptığı şeyin ağırlığı beynine bir balyoz gibi indi.Çağırdığı şey kesinlikle “O”ydu.”O”nu yalnızca bir kez bir kitapta görmüştü.Cehennemin lordlarından bile eski bir şeytan.Sadece efsanelerde yer almış bir varlık.Daha ilk insanoğlu bile doğmadan melekler tarafından yok edildiği söylenen en büyük efendi, Tzarr!



IV

Bir kova suyun boşalmasını şaşkın bir çığlık sesi izledi.Drake sırılsıklam bir şekilde yataktan fırladığında gözleri yarı kapalıydı ve önünü göremeyip kıç üstü düştü.Belini ovuşturarak kalktığında neler olduğunu anca kavrıyordu.Gözleri kovayı daha rahat boşaltmak için parmak ucuna kalmış cüceye takılınca bağırmak için ağzını açtı sonra hayatını kurtaran bu adama nasıl bir tepki vereceğini kestiremeyerek boş boş bakındı.Cüce kıkırdayarak çocuğa yaklaştı:

“Kusura bakma ama başka türlü uyandıramadım, baya ağır bi’ uykun var.”

“O halde uyumama izin verebilirdin!” diye homurdandı.Cüce cevap verdi:

“Dün seni uyarmıştım, burada kaldığın süre boyunca ağır bir tempoyla karşılaşacaksın.”

Drake elf yurdunu terk ettiğinden beri kabul edileceği, garip görünüşü yüzünden hor görülmeyeceği bir yer arıyordu ve eğer burası ona bunu sağlayacaktıysa her türlü tempoyu kabul ederdi.Memnun bir edayla gülümsedi ve karşılık olarak cüceden de benzeri bir gülümseme aldı. “Acıkmışsındır” dedi cüce.Drake başıyla onayladı.

“Beni izle evlat.” Drake’in tereddütsüz takip ettiği cüce geçen gece kısa sohbetlerinin geçtiği odaya girdi.Drake’ye oturmasını işaret etti ve birkaç kap yemek getirmek için yanan ateşin başına gitti.

Taş ocağın içinde yanan odunların zayıf ateşinin üstüne asılmış kilden kaptaki yemeği karıştırırken çocuğa sorular sormaya başladı:

“Kaç yaşındasın evlat?”

“17”

“Silah kullanmayı biliyor musun? Kılıç mesela?”

“Birkaç pis goblinle yaptığım çatışmadan yarasız çıkamayacak kadar az.”

Cüce gülümsedi.Elfler kibirli yaratıklar değillerdi; kendilerini rahatça eleştirir ve başkalarının eleştirmesine de izin verirlerdi.Görünüşe bakılırsa bu özellik çocuğa mükemmel bir şekilde geçmişti.Kafasında çocukla ilgili planlar belirmeye başladı, belki de ondan gelecek vadeden bir çırak çıkarabilirdi.

“Elflerle yaşamaktan niye vazgeçtiğini sormayacağım, bununla ilgili tahminlerim var ama onları doğrulayarak veya yalanlayarak bir şey kazanmam evlat ve senin de böyle nahoş anıları anlatmak istiyceğini sanmam!” dedi cüce sonunda elinde yemeklerle masaya dönerken.Çocuk başıyla onayladı ve kafasını eğip düşüncelere daldı.Cücenin tekrar konuşmaya başlamasıyla irkildi:

“Hah!Benden öyle kolay kurtulacağını sanma evlat muhabbetimiz daha yeni başlıyor!”

Drake memnun oldu çünkü cücenin sorularıyla ona dirlik vermemesine rağmen onun da sormak istediği onlarca soru vardı.Neşeli bir tonla konuştu:

“Kendinden hiç bahsetmedin cüce.”

“Ah, doğru! Merakıma yenik düşmüş olmalıyım.Ben taş cücelerinin ‘Stonebeard’ klanından Balrus Stonebeard! Bi’ rün ustasıyım.”

“Rün mü?” diye merakla sordu Drake. “Cüce silahlarının meşhur olduğunu birçok kez duymuşsundur evlat.” Diye övündü cüce sonra gururla ekledi “Bunun sebeplerinden biri cücelerin en iyi madenleri kullanıp onları mükemmel işlemesidir ancak bir sebep daha var ve o da silahlara kazınan büyülü rünler.Rün kadim cüce lisanında yazılmış mısralardan oluşur ve yazıldığı nesneye müthiş büyülü özellikler verebilir!”

Drake cüceyi hevesle dinlerken cüce de anlatmaya devam etti.Yemeklerini bitirdikleri halde hala konuşuyorlardı.Sohbet daha uzun süre devam edeceğe benziyordu.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ksm 2009 22:23, Değiştirme: 29 Arl 2009 23:55 (Toplamda 5 kere)
Vendetta
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 10 Hzr 2009
Mesajlar: 775
Teşekkür: 25

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
oy yazık kaybetmesin bilincini Q_Q
varya başkarakteri çok sevdim allen walker'a benzio <33 deforme olmuş sol kol, kırmızı göz, beyaz saç *Q* aynı allen *Q* adını da allen koy asdsdsda.
çok güzel yazıyosun yafs *-* devam devam Uyuyor...
oha bunu okuyunca deep red'e devam edesim geldi O_O

Arbeit macht frei.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ksm 2009 22:37
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
allen mı o kim? Hehe şaka bi yana sen diyince farkettim benzemiş biraz özellikleri de allen'ın kolunun nesi var?D. Gray man izlemediğim için henüz?!? Neyse sağol yorumun için. Devamını kısa zamanda getiririm inşallah.


Bu arada karakterin cinsiyeti ile ilgili hiç bilgi vermemişim hikayede.Karakter erkek ona göre Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ksm 2009 22:43
Vendetta
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 10 Hzr 2009
Mesajlar: 775
Teşekkür: 25

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
ben anlamıştım erkek olduğunu ama şimdi farkettim hiçbi bilgi vermemişsin cidden aasdasdasfsd XD

hımm allen hakkında...
sol gözü şeytan görünce şu şekil oluyo ^^'
Spoiler:


bu da elinin aktifleşmiş hali .pek ejderha pençesi denilemez ama asdasddf.
Spoiler:


elinin aktifleşmemiş hali de kırmızı V_V
Spoiler:


Arbeit macht frei.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ksm 2009 23:00
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
İyiymiş cyborg gibi bi tip heralde bu.Benimkinin eliyle gözü böyle değil ama.Gözü şöyle:

http://media.photobucket.com/image/red%20eye%20anime/RyuYoukai/RedEye.jpg

Kolu da şöyle ama pençeleri daha insan eli gibi.

http://i107.photobucket.com/albums/m312/heartless-grits1/videojuegoblog_alex_mercer02.jpg

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ksm 2009 23:13
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
Bak sayende bu gün D.Gray Man 'a başladım ama senin aksine lenalee'yi gayet sevdim Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Arl 2009 21:59
Vendetta
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 10 Hzr 2009
Mesajlar: 775
Teşekkür: 25

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
Drakai yazmış:
Bak sayende bu gün D.Gray Man 'a başladım ama senin aksine lenalee'yi gayet sevdim Çok Mutlu

eüh erkekler lenaleeyi çok seviyo zaten >.< [acaba neden~]
evet evet dmgci akım durdurulamaz *.*
lenaleenin sevdiğim tek yanı abaza arkadaşlarımı dgm izlemeye ikna etmeye yaraması. [no offense XD]
-abi bak ama mini etekli karı var...
-NERDEE NERDEEE?
ne tür arkadaşlara sahibim sorgulamayınız lütfen asdasfdf.

Arbeit macht frei.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Arl 2009 22:29
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
Ya daha sadece iki bölüm izledim çok göremedim ama sevmemin en önemli sebebi çoğu animedeki gibi mal bir sese sahip olmaması.Ne demek istediğimi anlamışındır hani olur ya böyle insanı kendinden tiksindiren aşırı sevimli bir sesi olur kız karakterin.Neyse başıma bişey gelmezse hikayenin ikinci bölümünü bu gece ekleyecem.Eğer ekleyemezsem bilin ki ya başıma bişey geldi ya da ders batağında boğuldum. Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Arl 2009 22:45
Vendetta
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 10 Hzr 2009
Mesajlar: 775
Teşekkür: 25

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
o gayet mal bi sese sahip bi kere *-* hele AREN-KKKKUUĞĞÖÖÖÖÖN diye bağırmasına...dilini koparıp ona yedirtmek istiyorum anlıyomusun *-*
kolay gelsin bekliyoruz ynei bölümü *o*
oha ders batağı demişken...*aklına yarınki fen yazılısı gelir* O_O

Arbeit macht frei.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 01 Arl 2009 23:02
Drakai
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 31 May 2009
Mesajlar: 235
Favori Anime & Manga: Kenichi
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Samsun
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

*-*-*BlackScale*-*-* 4. Bölüm Taze çıktı!!! Konu: Yanıt: *-*-*BlackScale*-*-* Bölüm-1 Alıntıyla Cevap Gönder
Vee ikinci bölüm.Bölümü ana mesaja da ekliyorum ana mesajda tamamı bulunsun hikayenin.Şimdi yorumları aliyim ben Çok Mutlu ( Bu arada iyisin fen yazılısı en azından benim gibi fizik kimya biyoloji olmak üzere üç dersten birden düşük not almıyorsun tek dersten alıyorsun Çok Mutlu Çok Mutlu )


II

Gözünü rahat bir yatakta açınca şaşırdı.Küçük bir odadaydı.Gözlerini ovuşturup görüşünün netleşmesini bekledi.Odanın diğer ucunda bir soba vardı ve odayı güzelce ısıtmıştı.Artık ne üşüyordu ne de yorgundu ama açlığı henüz dinmemişti.Yatağın yanındaki masa ve sandalyeyi fark etti ama daha önemlisi masada kokusu odaya yayılmış birkaç kap yemek vardı.Acele yataktan fırlayıp iştahla yemeye başladı.Yemeyi bitirince odayı incelemeye başladı.Tavanı basık, küçük bir odaydı.Duvara asılı bir gaz lambası yavaşça yanıyordu.Daha önce fark ettiği loşluğu bayıldığı zaman gece oluşuna vermişti ama şimdi odada hiç pencere olmadığını anlamıştı.Garip bir ayrıntıydı bu ama buna pek takılmamaya karar verdi.

Pelerininin sırtında olmadığını görünce aramaya koyuldu, pelerinin durumu iyi olmasa da onu soğuktan koruyan tek şey oydu.Pelerini bir köşede bulduğu sırada kapı gıcırdayarak açıldı.Çocuk sol kolunu pelerinin altına saklayarak kurtarıcısıyla karşılaşmak için döndü.

Elflerle yaşadığı dönemde kendini iri hissederdi ama kurtarıcısını görünce kendini adeta bir dev gibi hissetti.Odaya giren cüce ırkı için bile cüce denilecek boydaydı.Çocuğu görünce gülümsedi.

“Günaydın” yemek koyduğu masaya baktı ve ekledi “afiyet olsun” Çocuk tedirgin bir gülümsemeyle karşılık verdi.Cüce “Gel” dedi.Çocuk onu izlerken odadan çıktı.Şimdi girdikleri oda daha genişti.Tam ortada geniş bir masa ve sandalyeler vardı.En köşede bir şömine güçlü bir ateşle yanıp cızırdıyordu.Çatı yine basıktı.Odanın sağında üst kata çıkan taş bir merdiven ve onun yanında büyük bir dolap vardı.odanın en belirgin özelliğiyse aynı şekilde hiç penceresi olmamasıydı.

Cücenin peşinden ilerleyip onun oturduğunun karşısındaki sandalyeye oturdu.Cüce neşeli bir edayla çocuğu süzdü sonra konuşmaya başladı “Bir adın var mı evlat?” “Kendime Drake diyorum” diye yanıtladı.

Cüce attığı kahkahayla neredeyse sandalyeden düşüyordu. “Sana çok uygun bir isim evlat!”

Drake dehşete kapıldı.Kendine bu ismi vermesinin sebebi sol koluydu -Drake bir çeşit ejderha- Acaba cüce kolunun neye benzediğini biliyor muydu?Belki de bilmesi daha iyiydi, bu gerçeği biliyorduysa ve ona bu kadar iyi davrandıysa Drake aradığı yuvayı bulmuş olabilirdi.

Cüce çocuğun ondan gözlerini kaçırdığını fark edince “Merak etme” dedi. “ Ne gözlerinin kırmızı oluşunu ne de kolunun siyah pullarla kaplı olmasını fark etmedim.” Muzip bir şekilde göz kırptı.

Drake rahatladı.Cüce onun hakkındaki gerçeği umursamadığını göstermişti.Çocuk “Peki nerdeyiz biz?” diye sordu.Cüce “ Tünellerde, Bölgedeki kaya cücesi ırkının kazmış olduğu onlarca tünelden bana ait olandasın evlat” diye cevapladı. “Dün iş için insan şehrine gitmiş olduğuma şükretmelisin. Seni geri dönerken yolda yarı ölü buldum.” Çocuk şükranla başını salladı. Cüce “ Her neyse evlat daha konuşacağımız çok şey var ama bu günlük bu kadarı yeter. Yatağına geri dön ne de olsa yarın seni yoğun bir tempo bekliyor.”

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 02 Arl 2009 0:31
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa) [ 24 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız