Amarianna: Dreammare of the Earth
Sayfaya git: Önceki, 1, 2

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
katara
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)

Avatar

Kayıt: 16 Ağu 2007
Mesajlar: 129
Nerden: uzayın derinliklerinden
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Amarianna: Dreammare of the Earth Konu: Yanıt: Amarianna: Dreammare of the Earth Alıntıyla Cevap Gönder
Bunlarda benim. Ayrıca yıkım uygarlığı için söyleceğim. Bu Mayıs sonunda devamı gelecek. İnanın bir süredir uyuyamıyorum bile hem sağlık problemleri hemde yazılılar yüzünden. Ama kesinlikle devamı gelecek merak etmeyin.

________________________________________________________
________________________________________________________


Hafif esinti saçlarını havalandırırken düşünceli bir şekilde yürüyordu Naturela. Arabaya binmek istememişti. Aslında geçen gün öğrendiklerinden sonra kapalı ortamlar onu sıkmaya başlamıştı. Biraz temiz hava istiyordu. Hatırlaması için beynini serbest bırakmak, hatırlayınca düşünmek, tasarlamak ve bir karara varmak. Tüm hayatı bu plana kuruluydu. Önemli bir iş olduğu zaman beynine hatırlama emri verirdi. Böylece beyin bilmediği bir şey olsa dahi bildiği düşünür ve doğru karara varırdı. Birçok başarılı insanın hayatında bu vardı. Birden bu tekniğin ne kadar çok işine yaradığını düşündü. Hafif bir tebessüm belirdi yüzünde. Hayatını ve başarılarını düşünmeye başladı. Hukuk fakültesi… Naturela’yı tanıyanlar ve dansa olan yeteneğini bilenler her zaman yanlış tercih olarak görürdü bunu. Oysa Naturela sevmeye başlamıştı bunu. Belki önceleri bir hırs uğruna girmişti bu okula. Başarabileceğini kanıtlamak için… Ama şimdi seviyordu. İnsanları savunmayı, ipuçlarını değerlendirmeyi ve kanıtlamayı. Ve bu sevgisi sayesinde şimdi en başarılı öğrenciydi. Ve en çocuksu…


Birden düşünceleri böldü bir şey. Kafasını kaldırdı ve etrafına baktı. Issız kaldırımda ondan başka kimse yoktu. İçinde tuhaf bir biçimde izleniyor olduğunu dair bir his geçti. Ama etrafında kimse yoktu. Bu sefer tekrar yürümeye başladığında adımları daha hızlıydı. Dünkü olanlardan sonra bu ona anlatılamaz bir ürperti vermişti. Sokağın köşesine kadar hızla yol aldı. Köşeye vardığında ise kendisini bir taksiye attı. Camdan etrafına bakındı fakat kimseyi göremedi. Rahat bir nefes alarak arkasına yaslandı.

________________________________________________________

Ağaçların arkasında kızın taksiye binmesini izleyen adam cebinden çıkardığı bir cep bilgisayarına ufak bir not yazdı.

Saat: 09.19 –Hedef taksiye bindi ve okula yol alıyor—

İşi bittikten sonra cep bilgisayarını cebine koydu ve bulunduğu yerden çıkıp taksi durağındaki bir taksiye atladı. Boğuk bir sesle “Az önceki taksiyi takip et” dedi. Şoförse hiçbir şey demeden taksinin peşinde gitti.


________________________________________________________

Uzaklarda bir yerlerde ise kır saçlı adam bilgisayarına gelen iletiye bakıyor ve gülümsüyordu.


________________________________________________________

İlk defa ders bu kadar sıkıcı gelmişti Aquamarin’e. En sevdiği hocasının dersiydi ama hiç dinlemek gelmiyordu içinden. Sessizce camdan dışarıya baktı. Her şey ne kadar çabuk olmuştu. Şimdi şimdi farkına varıyordu. Hayatı artık kendi seyrinde gidiyordu ve Aquamarin dışardan bir seyirciydi… Daha birkaç yıl önce tek derdi dersleri olan bir genç kızdı. Ama artık kardeşine sahip çıkması gereken bir abla gibiydi. Dersleri ikinci plana itilmişti. Bunlar yetmezmiş gibi birde annesinin öldürüldüğünü öğreniyordu. “Ah anneciğim” diye geçirdi içinden. Hayatında en çok örnek aldığı, en mükemmel ve en zeki kadındı o. Ölümü Aquamarin’i çok yıkmıştı ama çabuk toparlanmış ve soğukkanlı olmuştu. Sonuçta Naturela ya da Aquamarin’den biri toparlanmak zorundaydı. Ve bu da mecburen Aquamarin olmuştu. Bir an için “Neden benin toparlanmam gerekiyordu” diye düşündü. Ama hemen sonra yüzünde ufak bir tebessüm belirdi. Naturela içindi.

Naturela… Çocuksu ve yaramaz olan. Her zaman neşeliydi. Yüzünün nerdeyse tamamını dolduran gülümsemesi ile meşhurdu. Hayatı hep şakaya vururdu. Unutkandı, dağınıktı. Yani Aquamarin’in en önemli sorumluluğuydu bundan sonra.

Zil sesi tüm bu düşüncelerden sıyırdı Aquamarin’i. Öğrenciler eşyalarını toplamış birbirleri ile sohbet ederek çıkıyorlardı sınıftan. Aquamarin’de ağır bir şekilde kalktı yerinden. Görmese de yanından geçen kızların ona imrenerek baktığını hissedebiliyordu. Uzun siyah saçlar, beyaz ten ve mavi gözler… Ayrıca sırf güzel değil zeki ve olgundu da. Herkesin isteyebileceği özellikler vardı onda. Özellikle tüm üniversitede ki kızlar bir erkek Aquamarin’e baktığı gibi onlara da baksın diye ellerinden geleni yapıyorlardı. Her biri her an Aquamarin’nin herhangi bir tanesinin elinden sevgilisini alacak diye bekliyorlardı. Fakat bilmedik Aquamarin’in bunlarla uğraşacak zamanı yoktu.

Koridorda yürürken saatine baktı. Öğlen olmuştu. Laboratuara giden yola döndü ayakları. Ve oradan da özel kantin kapısına. Bu özel bir kapıydı çünkü sadece profesörler, müdürler ve yüksek rütbeli kişiler bu yoldan gidebilirdi. Bu merdivenler direk kantin mutfağına ve oradan da dışarıya veya kantine çıkardı. Yani bu kapıyı kullanan kişinin kantinde sıra beklemek gibi bir kaygısı yoktu. Veya ufak kaçamakları –dışarı çıkma gibi- için birine hesap verme kaygısı. Görünmeden yok olabilirdiler bu kapının anahtarı sahipleri. Tıpkı Aquamarin’nin kaybolduğu gibi.


Hafif bir esinti ve çiseleme vardı. Gökyüzünde bulutlar güneşi kapatıyordu ama yine de güneş varlığını hissettiriyordu insanlara. Aquamarin Jaguar’ı na atladı. Elindeki kitapları ve diz üstü bilgisayarını yan koltuğa bıraktı. Anahtarı çevirdi ve güçlü motordan gelen sesi dinledi. Arabaları severdi ve bir arabanın sağlamlığının her zaman motorunun sesinden anlaşılacağını düşünürdü. Şimdi duymakta olduğu ses ise ona harika bir motoru olduğunu anımsatıyordu. Roxanne marka topuklu, ince burun, şık ayakkabıları gaza dokundu. Ve Jaguar adeta sahibinin hareketi ile dörtnala koşan bir at gibi fırladı. Kısa bir süre sonra park alanını geçmiş ve dışarıya ulaşmıştı.


________________________________________________________

Naturela’nın dersi çabuk bitmişti. Yarım saattir kafe de oturmuş bekliyordu. Ve artık garsonun gizlice ona baktığını hissedebiliyordu. İsteksizce de olsa eline menüyü aldı. Bir süre bakıyormuş gibi yaptı. Çünkü ne isteyeceğini zaten biliyordu. Menü ile oyalandıktan sonra garsonu çağırdı. “Bir bardak su lütfen” dedi. Garsonun uzaklaşırken “Ne yani sabahtan beri bir bardak su için mi oturuyor” diye düşündüğünü biliyordu. Garson tekrar geldiğinde ise acele ile suyu bırakıp yeni gelen müşterilerinin yanına koşmuştu. Naturela’da başını cevirdi. Süslü 2 kızdan başka kimse yoktu. Kafeye bir bakış atıp hızlıca içeri girdi kızlar. Naturela’nın hemen sağındaki masaya oturdular. Sarışın olan kız Naturela’ya küçümser bir bakış atıp garsona siparişini vermeye başladı. Naturela ise kendi önüne döndü. “Sahte sarışın ne olacak” diye mırıldandı kendi kendisine. Suyunu eline alıp içmeye başladı. Bir taraftan da Aquamarin’in yolunu gözlüyordu.


________________________________________________________

Parkın ikinci bankında oturan genç adam elinde ki su ile oynayıp etrafına bakan kızı gözlüyordu. “Ne kadar masum” diye geçirdi içinden. “Gerçektende kendisini koruyamaz derken patron doğru söylemiş” dedi kısık sesle. Ama bilmediği Naturela’nın hiçte göründüğü gibi olmadığıydı. Fakat kısa zamanda bunu öğrenecekti.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 May 2008 17:03
gothic girl
Misafir

Avatar





Amarianna: Dreammare of the Earth Konu: Yanıt: Amarianna: Dreammare of the Earth Alıntıyla Cevap Gönder
hmm gsll Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
22 Tem 2008 2:11
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2
2. sayfa (Toplam 2 sayfa) [ 12 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız