Dedektif Kaan
Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
Bellow
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)

Avatar

Yaş: 34
Kayıt: 19 Nis 2007
Mesajlar: 262
Tanıtımlar: 1
Favori Anime & Manga: Hellsing, Dbz
Cinsiyet: Erkek
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Dedektif Kaan Konu: Dedektif Kaan Alıntıyla Cevap Gönder
Bu hikayeye baya olmuştu başlayalı uzun zamandır da yazmıyor. Şöle üç bölümünü sizlerle paylaşayım Gülücük Dağıtıyor . Devamınıda bir ara yazıcam



---------

Dedektif elindeki kibritleri sürekli boşa yakarak düşünmeye konsantre olmaya çalışıyordu. Böyle bir cinayet nasıl işlenmiş olabilirdi. Oturduğu yerden kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı düşünmeye, konsantre olmaya çalıştı. Cinayet anını görmeye çalıştı. Bu dedektife sanki özel verilmiş bir hediye gibiydi. Geçmişteki bazı olayları hissedebilme özelliği. Düşünüyordu; Kadının cesedi, tabii ceset denirse, yatak odasındaydı. Kolları ve ayaklarındaki derisi adeta acımasızca süzülmüştü ve bu işlem yapılırken kadın canlıydı. Kadının suratına baktığında acısını ölü gözlerinde görebiliyordu. Otopsiye hiç gerek yoktu. Düşündü; olay yerinde ki ipuçlarını düşündü, hiç bir şey yoktu neredeyse hiç bir şey. Aklına birden bir şey geldi. Yerinden aniden kalktı ve koşarak arabasına bindi ve cinayetin olduğu yere gitmeye başladı. Parmak izlerine kadar her şeye bakılmıştı, her oda iyice araştırılmıştı ama hiç bir şey bulunamamıştı. Ama aklına takılan şey başkaydı. Cesedi ilk gördüğünde kafasını bakmamak için çevirdiğinde gözüne bir delikten ışık çarpmıştı. Gece olmasına rağmen bu nasıl olabilirdi. Işıklarda kapalıydı. Binanın önüne geldiğinde hemen arabasından indi. İçeri girmek için kapıya gittiğinde kapının açık olduğunu gördü. Eliyle yavaşça ittirerek kapıyı araladı ve içeri bir göz attı. Belindeki silahı çekerek yavaşça çıkardı. İçeri yavaş adımlarla girdi. İçeri başkasıda gelmişti ama kim ? Bilmiyordu, içinde birden bir ürperti bir korku hissetti. İçerde iğrenç bir koku vardı. Yatak odasından garip sesler geliyordu. İnsanoğlunun doğası gereği merakını yenemeyip yukarı çıktı. Yatak odasına yavaşça yaklaşmaya, sessizce ilerlemeye çalışıyordu. Yatak odasının önüne geldiğinde içeriye göz atmak için kapıyı araladığında yerinde donakalmıştı. İçerde daha önce görmediği garip bir şey vardı. Bundan önemlisi ise kadının cesedi gene ordaydı o odada. Bir pentegram içinde kadının cesedi, adam kadının yaşadığına yemin edebilirdi ama kadının öldüğünü gözleriyle görmüştü, duruyordu. Korkudan donmasına neden olan yaratık kadının derisini yavaşça yüzerek bir şeyler fısıldıyordu. Daha sonra bir karanlık oldu. Hiç bir şey gözükmüyordu. Birden yatak odasında garip kırmızı ışıklar belirmeye başladı. Adam korku içinde yere düştü. Kırmızı ışıklar gittikçe çoğalıyordu. Her biri bir yazı şeklindeydi ama sanki büyülü gibiydiler. Birden binada bir ışık patlaması oldu ve kulakları sağır eden bir çığlık duyuldu ardından. Dedektif elleriyle kulaklarını tıkamıştı. Acının sona ermesini diliyordu, ölümü diliyordu. Daha sonra acısı dahada arttı. Işık patlaması yavaş yavaş onu yuttu ve yok etti. Onu alıp sonsuzluğa götürdü.
-Dedektif Kaan gözlerinizi açın lütfen.
Adam yavaşça gözlerini açarak etrafına bakındı.
-Neredeyim ben ? Ne oldu bana.
Kadın adamın kontrollerini yaparken konuşuyordu.
-Hastanedesiniz. On iki yıldır komadasınız. Kendinize geldiğinize çok sevindim. Ben gidip bir doktor çağırayım.
Adam bir an sersemledi ve ağzından sözcükler yuvarlandı.
-On iki yıl mı ? Ama ben sadece bir gün önce bir seçim yaptım. TANRILAR BENİMLE OYUN MU OYNUYORSUNUZ.


Part 2


Yaklaşık bir aydır hastanede olan dedektif artık taburcu oluyordu. Ama hastaneden çıkarken ne yapacağını düşünüyordu. Aradan on iki yıl geçmiş ve bu on iki yıl içinde neler olup bittiğinden haberi yoktu. Kendi kendine düşündü acaba uçan araba icat etmişlermidir diye. Sonra birden kendisine güldü. Çok büyük değişiklikler bekliyordu. Hastane kapısına geldiğinde aklına bir şey geldi. Seçim yaptığı gün aklına geldi. O eve gittiği gün aklına geldi ve aklında takıldı kaldı. Kapıdan çıkmadan önce yan taraftaki koltuklardan birine oturup düşünmeye başladı. O geceyi düşündü. Eve girerken kapının açık olduğunu farketmişti, yavaşça yukarı çıktı ve içerde kadının cesedini tekrar görmüştü. Kadının cesedinin başında duran o korkunç varlıkla birlikte. Daha sonra karanlık ve o büyü sözleri, kulakları sağır eden bir çığlık ve ışık patlaması. Daha sonrasında ise yaratıkla baş başa kalışı. Silahını çekip korku içinde kurtulmak için yaratığa ateş edişi. Her mermi yaratığın karnında bir delik açıyordu ve yeşil bir sıvı boşalmasına neden oluyordu ama yaratık bunlardan hiç etkilenmemişti. Daha sonrasını hatırlayamıyordu. Hatırlamak için kendini zorladı. Yaratık adamın üstüne geliyordu. Mermileri bitmişti ve korkudan duvara yapışmıştı. Yaratık bunu kaldırıp odanın içine attı. Kadının cesedinin yanına. Ama artık kadının cesedi orda değildi sadece kadının vücudundan akan kan yerde pığtılaşmış duruyordu. Korku içinde gerilirken birden gözüne tekrar o ışık çarpmıştı ve hemen oraya bir hamle yaparak tahtayı kaldırıp altına baktı. Ateş gibi yanan bir kolluk duruyordu. Adam yaratığın üstüne geldiğini duyunca, korkuya; hiç bir şey yapamama korkusuna kapılık kolluğu hemen koluna takmıştı. İşte o zaman tüm hayatının değiştiğini anlamıştı. İçinde bir yanma hissi oluşmuştu. Kolundaki kolluk kan kırmızısına dönüşüp kolu ile bir bütün halini almıştı. Adam acı içindeydi sanki içindeki tüm organlar yer değiştiriyordu. Sanki yeniden doğuyordu. Daha sonra bir patlama oldu evi yok eden bir patlama. Adamın gözleri bir anda korku ile büyüdü. Patlamanın sebebi bendim. Yaratık karşımda öylece duruyordu, kendimi kontrol edemiyordum. Yaratık bana dokunduğunda ise garip bir şekilde içimdeki tiksinti ve korku ile gücü vücudumda hissettim ve o patlama oldu. Adam kendine gelmeye çalışıyordu, daha çok düşünmeye ama yanında bir ses duyunca birden korktu.
-Kaan bey taburcu olduğunuzu sanıyordum. Neden hala gitmediniz?
Komaya girdiğinden beri onunla ilgilenen hemşireydi yanındaki. İçi rahatlamıştı. Ayağa kalkarak;
-Şimdi gidiyordum. Size hoşçakal demek istedim ve teşekkür etmek.
Kadının zümrüt yeşili gözlerine bakıyordu. Kadının suratı çok sakin gözüküyordu. Güldüğünde insanın içini ısıtan bir gülücük oluyordu. Simsiyah saçları omuzlarına kadar uzanıyordu. Adam elini kadına doğru uzatarak hoşçakal dedi ve kapıdan çıkarken. Tüm yaşadıklarını tekrar gözden geçirmeye çalışıyordu. Konsantre olmaya...[

part 3

Dedektif hastane kapısından çıkıp yolda yürümeye başladı. Cebinden sigarasını çıkararak, içmeye başladı. Ama bir sorun vardı sigara onu çok rahatsız ediyordu. Eskiden tiryakisi olduğu elinden bırakamadığı sigara onu neden böyle rahatsız etmişti. Sigarasını atarak yürümeye başladı. Düşünüyordu ; Acaba on iki yıl içinde neler değişmiş olabilir, diye. Eve gitmek için can atıyordu. Eve gidince güzel bir duş alıp, içkisini içecek ve neler olup bittiğini düşüncekti. Köpeğine ne olduğunu merak etti. Acaba King iyimi diye düşündü. Arkadaşlarını merak etti. Ne yapıyorlardı acaba. Artık evinin önüne gelmişti. Evine dikkatle baktı içerde ışıklar yanıyordu. Acaba bugün taburcu olacağımı biliyorlarda bana hoşgeldin partisimi hazırladılar, diye düşündü. Umursamazca omuzlarını silkti ve kapıya doğru yürümeye başladı. Kapıyı açmak için anahtarını aradı ama bulamadı. Evime girmek için kapıyı çalmalıyım, diyerek güldü. Kapıyı açan kişiyi görünce hayrete düştü. Karşısında yedi yaşlarında bir çocuk vardı. Acaba eski dostlarımdan birinin çocuğumu oldu diye düşündü. Sonra çocuk anne diye bağırdı ve hiç tanımadığı bir kadın kapıya gelerek ;
-Merhaba yardımcı olabilirmiyim ?
Adam şaşırmıştı, bu benim partimse beni nasıl tanımıyor diye düşündü.
-Şey, aslında ben evime gelmiştim ama...
Kadın şaşkınlıkla adama bakarak.
-Eviniz mi ? Ben otuz dört senedir burda yaşıyorum ve eğer siz burada yaşamış olsaydınız sizi tanırdım.
Kadın alaycı bir şekilde konuşmuştu. Adam şaşkınlık içinde ne olduğunu anlamaya evleri karıştırıp karıştırmadığını düşünüyordu.Kadın iyi akşamlar diyip kapıyı kapatmıştı. Adam sersemledi evi karıştırmış olamazdı. Her şey aynıydy arkadaki yüksek bina, bahçe, bahçe süsleri bile her şey aynıydı. Adam şaşkınlık içinde karakoldaki ofisine gitmek için yola koyuldu. Arkadaşları belki onu evine götürürdü. Acı acı kendine güldü. Kendi evimin yerini bile bulamıyorm diye düşündü. Karakola geldiğinde heyecan içindeydi, arkadaşlarını özlemişti ve içeri girmek için sabırsızlanıyordu. Derin bir nefes aldı ve içeri girmek için kapıyı açtığında şoka uğradı. İçerdeki ofisteki kimseyi tanımıyordu. Adam şaşkınlık içindeydi neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Görevliye giderek. Hakan bey ile görüşebilirmiyim dediğinde, görevli onun suratına boş boş bakarak burada öyle biri yok demişti ve adamın itirazlarına karşılık daha öncede öyle biri çalışmadı demişti adam. Deektif artık delirmek üzere olduğunu anlamıştı. Dışarı koşarak çıktı. Çantasını karakolda unuttuğunun farkındaydı ama artık hiç bir şey önemli değildi. Neler olduğunu anlayamamıştı. Hemen bir telefon kulubesine girerek rehberi açtı. Kendi ismini arıyordu deliler gibi. Bir tanıdığının ismini arıyordu. Saatlerce aradı ama eline hiç bir sonuç geçmedi. Nasıl olmuş olabilirdi. Ne kendisi ne de bir tanıdığının ismi rehberde vardı. Adam artık delirmeye başlamıştı. Terliyordu, kabinden dışarı çıktı ve koşmaya başladı, etrafına bakınarak koşmaya başladı. Gece yarısını çoktan geçtiği için etrafta fazla kişi yoktu. Adam deli gibi koşuyor neler olduğunu çözmeye çalışıyordu. Birden durmasına neden olacak bir çığlık duydu. Sol tarafındaki ormandan gelmişti bu çığlık. Bir kadın çığlığı, koşarak ormana girdi ve çığlığın geldiği yeri aradı. Çığlığa git gide yaklaşıyordu. Adam şaşkınlık içindeydi ilk önce bir kişinin çığlığı gelmişti yaklaştıkça daha çok kişinin çığlığını duymaya başlamıştı. Gayri ihtiyari bir hareket ile elini silahına götürdü ama silahı yerinde değildi. Lanet okudu içinden. Yavaşça çığlıklara yaklaşıyordu. Artık çok yakında sadece önünde bir çalı vardı. Onuda çekince neler olduğunu anlıycaktı. Biraz daha yaklaşınca içinde bir acı hissetti. Çığlık atmamak için kendini zor tutuyordu. Ama başarılı olamadı acı çok büyüktü. Çığlıklar içinde yerde kıvranmaya başladı. Koluna baktığında, o geceki bilekliğin ortaya çıktığını görmüştü. Acısı yavaş yavaş geçmişti ama kendinde bir tuhaflık hissediyordu. Yan tarafında duran su birikintisine korku ile baktı ve donakaldı. Adamın saçları ve gözleri kan kırmızısına dönmüştü. Adam başka değişikliklerde aradı ama bulamadı. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Beyninde bir ses duydu, tanıdık bir ses; gücünü kontrol etmelisin, demişti ona. Ayağa kalktı ve konsantre olmaya çalıtı gücünü kontrol etmeye. Çalılıkların arkasına tereddüt etmeden gitti. İçi bir anda korku ile dolmuştu. Etrafta onlarca ceset vardı. Yeni ve eski cesetler etrafta iğrenç bir koku vardı. Burası tam bir ceset yuvasıydı. Bir an için karşısındaki iğrenç yaratığı gördü. Yaratığın ayakları tavşan gibiydi ama üst kısmı daha çok yanmış bir insana benziyordu. Hareketleri çok hızlıydı. O anda dona kaldı, burası ya bir ceset yuvası, yutkundu ve devam etti ya da o yaratığın yuvası...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Eyl 2008 12:30
JEANNE D'ARC
Misafir

Avatar





Dedektif Kaan Konu: Yanıt: Dedektif Kaan Alıntıyla Cevap Gönder
yarısını okudum.fakat güzel Hayranlık Besliyor

En Yukarı Git
15 Şub 2009 19:28
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 2 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız