Sailor Moon:The Superstars
Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
Kai Suzuke
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)

Avatar

Yaş: 30
Kayıt: 25 Nis 2007
Mesajlar: 37
Favori Anime & Manga: sailor moon naruto magic knight rayearth gundam seed destiny inuyasha
Cinsiyet: Erkek
Nerden: The Kingdom Of Sun

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
SAILOR MOON:
THE SUPERSTARS

2008 yılının ortalarıydı. Bahar mevsiminin tüm güzellikleri gözler önündedir. Kahramanlarımız da bir yandan yaz tatilinin tadını çıkarırken, bir yandan da Kai’nin maçlarına gidiyordur. Dünya Gençler Şampiyonası’nın çeyrek finalinde boy gösterecek olan Japonya’nın kaptanı Kai’dir. Takımdaki bir diğer tanıdık isim de Seiya’dır. O ana kadar Kai, takımı gayet iyi sırtlamıştır. Çeyrek finalde rakip Fransa’dır. Maçın 56.dakikasına kadar 0–0 giden maçta takım savunmasının yaptığı bir anlık hata az kalsın golle sonuçlanıyordur. Gol yerlerse eleneceklerini düşünen Kai olağanca hızıyla koşmaya başlar. Ama bu koşma sıradan değildir. Kai bir süre sonra hızını alamaz ve ortadan kaybolur. Tam gol oldu derken Kai bir stoper gibi rakip oyuncudan topu çalıp karşı kaleye büyük bir hızla koşmaya başlar. Ve gol atıp maçı kazanmayı bilirler. Ama olanlar da maçtan sonra yaşanır. Kai ile konuşmak isteyen koç ona takımın geleceğini tehlikeye atmamak için Kai’yi kadrodan çıkarma kararını açıklar. Kai yaptığının farkında olduğu için bunu büyük olgunlukla karşılar ve:
Kai: Haklısın koç. Takımım her durumdan önce gelir. Kararını saygıyla kabul ediyorum. Bana verdiğiniz emek için çok teşekkür ederim. Dedi. Ardından apar topar çantasını toplayan Kai, tam tesislerden ayrılacaktı ki Seiya ile Yusuke onu kapıda bekletti ve olanları açıklamasını istediler. Kai’nin ağzını bıçak açmıyordur.
Seiya: Kai neler oluyor, bu duruma bir açıklık getirirsen sevinirim.
Kai: Olan bir şey yok Seiya. Sadece bugün maçta yaptığım şey yüzünden süresiz kadro dışı bırakıldım o kadar.
Yusuke: Ne! Süresiz kadro dışı mı bırakıldın? O zaman şimdi koça gidip bir iki çift laf söylemem gerekecek.
Kai: Yusuke hayır. Böyle bir şey yapmayacaksın tamam mı?
Yusuke: Ama kaptan sen olmazsan biz ne yapacağız?
Seiya: Yusuke haklı Kai, sen olmazsan ne yaparız?
Kai: Yaa ne alakası var arkadaşlar ben olmadığımda takımda mı olmuyor, bir ara sakatlandığımda ne oldu Asya Şampiyonası’nı kazandık. Şimdi de aynı şeyi bekliyorum sizden. Farz edin ki ben yine sakatlandım ve ne zaman iyileşeceğim belirsiz. Zaten benimde dinlenmeye ihtiyacım var. Bu aralar canım futbol oynamak istemiyor.
Seiya: Peki ne yapacaksın?
Kai: Ha bak iyi oldu sorduğun ben de sana soracaktım sen Taiki ve Yaten işiniz olmazsa bu hafta sonu Osaka’ya gitmeyi düşünüyorduk sizi de çağıracaktım ne dersin?
Seiya: Bilmem bir konuşayım.
Bu konuşma sonunda Kai arabasına atlayıp sevgilisi Minako’nun yanına gider ama Minako evde değildir. Kai’nin gelebileceğini düşünen Minako posta kutusuna evin anahtarını ve bir not bırakır. Notta kızların yanında olduğunu, şehirdeki kafelerden birinde takılacaklarını daha sonra da Reilerin tapınağına gideceğini yazmıştı. Kai ters giden bir şeyler olduğunu hissetti ve yoğun spor aktiviteleri yüzünden Minako’nun ona belli etmeyeceğini düşünür ve arabasına atladığı gibi Minako’yu ve kızları aramaya gider. Önce Reilerin tapınağına giden Kai orada olmadıklarını öğrenince şehirdeki kafeleri ve eğlence merkezlerini aramaya başlar. Ama orada da umduğunu bulamayan Kai en son kuleye gider ama orada da değillerdir. Kulenin en tepesine çıkan Kai şehrin öbür ucundan gelen büyük bir ışık kütlesi görür ve Seiyalara haber verip büyük bir hızla o ışığa doğru gider. Geldiğinde ise çok geçtir. Kim olduğu bilinmeyen biri tarafından kaçırılan Minako ve diğerleri renkli bir ışıkla ortadan kaybolurlar.
Kai: Lanet olsun! Minakoooooo! Kızlar!
Kai’nin sinirden gözleri dolar ve aniden doğrulur:
Kai: Gökkuşağı kristali gücü harekete geç!
Savaşçıya dönüşen Kai büyük bir hızla uçarak ışığa yetişir.

2.BÖLÜM:KIZLAR NERDESİNİZ?
Kai, ışığın içindeydi. Tek yapması gereken kızları alıp gitmekti ama bu o kadar kolay olmayacaktı. Işık aslında bir gemiydi, belli etmemek için ışık formuna geçip kamufle edilmişti. Bu gemi o kadar büyüktü ki Kai’nin kızları bulması için bir hayli uzun bir zaman geçmesi gerekecekti, bir de geminin kaptanı Gerkoras vardı. Kai’yi zorlayacağı da kesindi.
Kai: Kahretsin! Şimdi nereden bulacağım ben kızları?
Ama o an aklına gelen bir şey belki de kızları bulmasına yardımcı olabilirdi. Gökkuşağı kristalinin Minako’ya ulaşabilmesini sağlayan bir ışık yolu vardı. Gümüş kapının anahtarlarının biri Kai’de, diğeri de Minako’da olduğu için çok çabuk bulabilirdi.
Kai: Gökkuşağı kristali! Işığınla tüm savaşçıları bul!
Birkaç saniye içinde gemide büyük bir ışık belirdi ve Kai bir anda kendini kızların tutulduğu odada buldu. Kızlar kollarında zincirlerle bitkin bir halde baygın bir şekilde duruyorlardı. Kai onların bu halini görünce şoka uğradı. Asıl şok ise Minako’nun orada olmamasıydı. Rei’yi kendine getiren Kai ona Minako’nun nerede olduğunu sordu. O da Minako’nun geminin kaptanı tarafından kendi odasına götürdüğünü söyledi. Kai çılgına dönmüştü. Odanın nerde olduğunu öğrenen Kai kılıcını çekti ve olağanca hızıyla odaya koştu ve içeri daldı. Minako oradaydı ve üzerinde çok değişik bir elbise vardı. Kai’yi görünce tepkisi hiçte normal değildi. Gözleri bile farklı bakıyordu. Kai, Gerkoras’ın Minako’ya büyü yaparak kendine bakmasını ve onunla ilgilenmesini sağlamıştı.
Kai: Lanet olsun! Bu adamı bir elime geçireyim onu çok kötü benzeteceğim.
Gerkoras: İyi. O zaman sana bir fırsat. İşte ben buradayım, ben Gerkoras bu geminin kaptanıyım. Davetsiz bir misafir olduğunu öğrendim. Sanırım sen de onlar gibi bir savaşçısın.
Kai: Ben bu evrendeki en güçlü savaşçıyım. Askerlerimi geri almaya geldim. Bana sormadan hiç kimse askerlerimi ve eşimi benden alamaz. Bunu iyice kafana sok sersem!
Gerkoras: Demek prenses senin eşin. Ama ne yazık ki artık benim.
Kai: Sen daha avut kendini pislik herif! Bakalım kılıcım da seninle aynı fikirde mi?
Gerkoras: Belki benim kılıcım öyledir.
Aralarında büyük bir düello başlar. İlk önceleri Kai düşmanının hareketlerini anlamak için fazla atağa kalkmaz, ama sonraları zayıf noktasını bulup atağa kalkar ve…
Kai: Ha ha! İşte bu senin sonun!
Gerkoras: Ah! Vurdun beni!
Kai Gerkoras’ı öldürüp Minako ve kızları oradan götürür. Tokyo’ya döndüklerinde Kai tüm savaşçıları evine toplantıya çağırır, zira Kai savaşa gitmeden önce çok gizemli bir haber almıştır.
Kai: Geldiğiniz için çok sağolun kızlar, sizle çok önemli ve önemli olduğu kadar da gizemli bir konuyla ilgili görüşmek istiyorum.
Usagi: Ne acaba çok merak ettim.
Kai: Gelelim konuya. Ben bir haftalığına aranızdan ayrılacağım, babam bana Kuzey Kore’nin Çin sınırına yakın bölgesinde krallığıma ait bir güneş tapınağı olduğunu söyledi ve bu tapınağın altını üstüne getirip iyice araştırmamı istedi. Eğer çok iyi bir şey bulursam bunu sizinle paylaşmak isterim.
Minako: Peki ben seninle gelebilir miyim?
Kai: Aslında senin gelmeni isterdim ama gideceğim yeri tam olarak bilmediğim için riskli olduğunu düşündüm ve burada kızlarla kalmana karar verdim.
Ami: Aslında grup halinde gelsek daha iyi olurdu.
Kai: Ama Ami ben bu riski göze alamam, hayatınızı boşa tehlikeye atamam.
Rei: Ama Kai sen her zaman demez miydin anca beraber, kanca beraber diye?
Kai: Ya orası öyle de…
Minako: O zaman hepimiz gidiyoruz Kai, konu kapanmıştır!
Kai: Peki kraliçem siz nasıl emrederseniz.
Hepsi gülerler.


3.BÖLÜM:YOLCULUK

Kai, kızlarla beraber Kuzey Kore’ye doğru yol alır. Yolda o kadar güzel şeylere rastladılar ki daha önce gördüklerinin yanında bu baya güzel görünüyordur. Michiru yol boyunca gözlerini okyanusun güzelliğinden alamamıştır. Kai yolun ortasında geminin kaptanına durmalarını rica eder.
Minako: Kai neden durduk?
Kai: Bir şey yok. Sadece biraz mola vermek istedim o kadar.
Michiru: Burada okyanusa girebilir miyiz Kai?
Kai: Bu konu hakkında fazla bir bilgim yok ama kaptana bir sorayım o buraları çok iyi bilen biri.
İşin iyi tarafı da gittikleri geminin Kai’ye ait olmasıdır.
Kai: Michiru normalde bu mevsimde girmek çok da iyi değilmiş ama istersen gemiyi biraz sığ tarafa çekip orada dinlenebiliriz.
Michiru: Sana bir sakıncası olmazsa.
Kai: Ne demek canım, kaptan tamam gemiyi sığ tarafa alalım!
Gemiyi sığ olan bir yere getirdikten sonra Kai, Minako ve Ami güvertede oturup sohbet ediyorlardır. Rei, Usagi, Haruka ve Makoto ise monopoly oynuyorlardı.
Minako: Bu araştırmadan çok tatile benzedi bence, öyle değil mi Kai?
Kai: Olsun siz de biraz kafa dağıtmış oldunuz daha ne?
Ami: Kai haklı Minako. Boş ver tadını çıkar, orada kim bilir başımıza neler gelecek?
Bu arada Setsuna ve Hotaru da onlara katılır.
Hotaru: Kai neden teleport gücümüzü kullanarak gitmedik?
Kai: Bilmem ben bu tarz bir yolculuğun daha iyi olacağını düşündüm. Ne de olsa acelemiz yok, tadını çıkara çıkara gidiyoruz.
Setsuna: Kai haklı Hotaru, neyin var çok sıkılmış gibisin.
Hotaru: Aslında sıkıldım, burada benim ilgimi çekecek bir şey yok.
Kai: O zaman benimle gel, sana çok özel bir yer göstereceğim.
Kai Hotaru’yla beraber geminin alt katına inerler. İçeriden gelen bir ışık vardır.
Hotaru: Burası da ne böyle Kai?
Kai: Sabret, bu odanın senin ilgini çekeceğinden eminim.
Odaya girdiklerinde odada gizemli bir hava vardır. Çünkü oda sanıldığından da büyüktür.
Kai: Kişisel hayal odasına hoş geldin Hotaru.
Hotaru: Vaay. Burası harika bir yer, söylesene buranın tasarımını sen mi yaptın?
Kai: Bu geminin her bir cm2 si bana ait.
Hotaru: Sana inanamıyorum Kai.
Kai: Bak. Şurada duran kutuyu görüyor musun?
Hotaru: Evet görüyorum.
Kai: O kutu bu odanın var olmasının baş nedenidir.
Hotaru: Bu kutu ne işe yarar?
Kai: Yanına git de kendin gör. Üzerindeki kırmızı düğmeye basıp dileğini veya başka bir isteğini söylersen geçici olarak o isteğin gerçek olur.
Hotaru: Yani ben şimdi babamı görmek istersem görebilir miyim?
Kai: Bir süreliğine evet.
Hotaru: Kai sen harika birisin!
Kai: Bunu biliyorum Hotaru ama söylediğin için yine de sağ ol. Şimdi benim yukarı çıkmam gerek. Sen burada bu odanın tadını çıkar.
Kai yukarı çıkar. Kaptan Kai’yi çağırır. Yolun sonu gözükmektedir. Kaptanın söylediğine göre kıyıya sadece üç mil gibi kısa bir yol vardır.
Kai: Kızlar hazırlanın çok az bir yolumuz kalmış, kıyıya yaklaşıyormuşuz.
Minako: Demek çok az bir yolumuz kaldı ha! İşte bu çok iyi bir haber.
Kıyıya vardıklarında üç gruba ayrıldılar. İç gezegen savaşçıları bir grup, dış gezegen savaşçıları bir grup, Kai ise Seiyalar ile yola çıktılar.


4.BÖLÜM:BEKLENMEDİK MİSAFİR
Kıyıya çıkalı tam 3 saat olmuştu ama ortada tapınaktan herhangi bir iz de yoktu. Kai’de Seiyalardan ayrılalı 1 saat olmuştu. Üstelik bu koca ormanda da kaybolmuştu. Çok uzun yol almıştı, ama ortada ne bir tapınak ne de başka bir şey vardı.
Kai: Lanet olsun! Burası da neresi böyle?
Tam bir ikilem içindeydi, ya tapınağı bulacaktı, ya da bu arayışı bırakıp teleport yolu ile gemiye dönecekti. Kızlar cephesinde de durum Kai’nin durumundan farksızdı. Onlar da bulamamıştı tapınağı. Seiyalar ise geçtikleri her yere bir işaret bırakarak gittikleri yolun neresi olduğunu daha iyi anlayabileceklerdi. Kai tam da ümidini kesti derken kolyesindeki kristal parlamaya ve sanki bir pusula gibi yön göstermeye başladı. Buna çok sevinen Kai Minako’ya haber vererek yanına gelmelerini sağladı. Daha sonra Seiyaları da yanına getiren Kai, kızlar ve Seiyalar ile yola devam ettiler.
Minako: Daha ne kadar yürüyeceğiz? Ben çok yoruldum.
Kai: Bilmiyorum, kolye nereye götürüyorsa ben de oraya gidiyorum.
Aradan 1,5 saat geçmişti ki kolyenin kristali daha güçlü parlamaya başladı.
Kai: Yaklaşıyoruz galiba.
Bunu dedikten 15 dakika sonra tapınağa varmışlardı. Ama ortada büyük bir sorun vardı. Tapınağın kapısı kilitliydi.
Kai: Bu da ne şimdi? Lanet olsun bu kapı kilitli.
Minako: Kırmayı denesene.
Kai: Aklını mı kaçırdın aşkım ya bu kapı kırılır mı? Hem bu tapınaktaki hiçbir şeye zarar vermemeliyiz.
Rei: Kai, burada bir şeyler yazıyor bi baksana.
Kai: Ne olabilir? Dur bi bakayım.
Kai yazıya bakar ve şok olur. Çünkü yazan yazı kendi ülkesinin dilinde bir yazıydı.
Kai: Aman Tanrım! Bu yazı benim ülkemin dilinde yazılmış.
Usagi: Kai, peki ne yazıyor okusana!
Kai: Dur, dur bi dakika. Burada yazdığına göre bu tapınağın kapısını açacak olan kişinin seçilmiş ve de gümüş kapının anahtarının tamamına sahip olması gerekiyormuş. Yani bu ben ve Minako anlamına geliyor.
Kai ve Minako anahtarlarını birleştirirler ve kapıyı açıp içeri girdiklerinde içerideki manzara onları adeta soğuk duş etkisinde bırakır…
Kai: Olamaz! Burası krallığımın kayıp hazine sandıklarıyla dolu. Sandıklara teker teker bakmam lazım.
Kai sandıklara bakmaya başlar. Her sandıktan çil çil güneş altını çıkıyordu. Ama Minako’nun bulduğu bir silah Kai’yi heyecanlandırır.
Minako: Kai bak burada ne var?
Kai: Aman Tanrım. Bu, bu babamın kılıcı inanamıyorum ya harika bişi.
Makoto: Kai, babanın kılıcının burada ne işi var?
Kai: Bilemiyorum, zannedersen babamın savaş sırasında dünyaya gönderdiği değerli hazineler arasına koymuş olmalı.
Minako: Peki, kılıcı babana geri verecek misin?
Kai: Bence kılıç bende kalsa daha iyi. Zaten babama sorsak aynı şeyi söylerdi.
Rei: Peki bunları gemiye yükleyip geri dönsek, benim karnım acıktı.
Usagi: Benimde.
Kai: Haklısınız kızlar, uzun süredir yoldayız hadi gidelim o zaman. Güneş ışığı yolu açıl ve bizi hazine ile gemiye yolla!
Kai güneş ışığı yolu ile gemiye gitmeyi kolaylaştırmıştı. Gemiye geldiklerinde ise yola çıkmaya hazırlardı ki…
Kai: Kaptan, kaptan neredesin?
Rei: Kaptan nerede Kai?
Kai: Bilmiyorum nerde, kaptaaan!
Kaptan ortalarda yoktu, nerde olduğunu bilen de yoktu, Kai endişelenmişti, derken…
Minako: Aaaaaaa!
Kai: Minakoo!
Kaptan aniden kötü güçlerle bir zebani olmuştu.
Kai: Hadi kızlar!
Ami: Merkür gümüş kristali!
Rei: Mars gümüş kristali!
Makoto: Jüpiter gümüş kristali!
Minako: Venüs gümüş kristali!
Haruka: Uranüs gümüş kristali!
Michiru: Neptün gümüş kristali!
Setsuna: Plüton gümüş kristali!
Hotaru: Satürn gümüş kristali!
Seiya: Antares yıldız kristali!
Yaten: Regulus yıldız kristali!
Taiki: Sirius yıldız kristali!
Kai: Güneş ışığı kristali!
Usagi: Gümüş ay mucizesi!
Hepsi: HAREKETE GEÇ!
Savaşçıya dönüştüklerinde kaptan ilk atağını yapıp Minako’yu ele geçirdi.
Kai: Lanet olsun! Iaa yükselen güneş patlaması!
Kai’nin yeni tekniğiydi bu ve işe yaramıştı da. Ama sadece Minako’yu kurtarmak için.
Makoto: Hadi kızlar şimdi! Jüpiter! Yeşil fırtına!
Ami: Merkür! Donduran dalga!
Rei: Mars! Parlak alev fırtınası!
Minako: Venüs! Güneş sevgi ışığı!
Haruka: Uranüs! Büyük süpernova!
Michiru: Neptün! Okyanus okları!
Setsuna: Plüton! Ölüm karanlığı!
Hotaru: Satürn! Sessizlik bozgunu!
Yaten: Regulus! Mavi kasırga!
Taiki: Sirius! Deprem fırtınası!
Seiya: Antares! Kızıl tayfun!
Bu toplu saldırı işe yaramıştı, sıra Usagi ve Kai’deydi.
Kai: Hadi Usagi!
Usagi: Ayın gümüş ışığı!
Kai: Güneş! Altın mucize!
Bu saldırıdan sonra kaptan eski haline dönmüştü.
Kai: Kaptan nerelerdeydin ya?
Kaptan: Bende bilmiyorum, güvertede dolaşırken bayılmışım heralde uyandığımda buradaydım.
Kai: Aman kaptan dikkat et sen bize lazımsın. Artık geri dönüyoruz eve doğru yol almaya başlayalım…

5.BÖLÜM:DAHA NE BEKLİYORUZ?

Tokyo’ya döneli iki saat olmuştur. Kai ve kızlar, yolculuktan dolayı çok yorulmuşlardır. Dahası Minako’nun başka bir sorunu da vardır.
Kai: Neyin var aşkım? İyisin ya?
Minako: Bilmiyorum. Karnımda çok büyük bir ağrı var.
Kai: Ne oldu ki? Yediğin bir şey mi dokundu yoksa?
Minako: Öyle beni kötü yapacak bir şey de yemedim ki!
Kai: Aman Tanrım bu da ne?
Minako’nun karnında bir ışık belirdi ve karnından çıkarak gökyüzüne doğru büyük bir hızla uçuverdi.
Kai: Hey! Bu da neydi böyle?
Rei: Ben de anlamadım ki.
Bu daha sonra gelecek olan garipliklerin habercisiydi. Uzun ve yorucu bir günden sonra dinlenme vakti gelmişti. Ertesi gün yapılacak işler haddinden de fazlaydı. Sabah uyandıklarında ise korkunç bir manzara ile karşı karşıya gelmişlerdi. Her yer darmadağın olmuş havada garip ışıklar süzülüyordu.
Minako: Kaaiiii. Çabuk kalk bunu görmen lazım.
Kai: Hmmmph. Ne oluyor sabahın köründe ya!
Kai de manzarayı görünce şoka girmişti.
Kai: Aman Tanrım bu da ne böyle?
Biraz durduktan sonra:
Kai: Bu bu dün senin karnından çıkan ışıkla aynı renkte!
Minako: Yoksa bu dünyanın sonuna bir işaret mi Kai?
Kai: Bende bilmiyorum ki, gidip yakından bakmalıyım. Minako, sen kızlara haber uçur, tapınakta toplanın, ben size haber vereceğim.
Minako: Tamam, Kai ne olur kendine dikkat et!
Kai savaşçıya dönüşüp olan bitene daha yakından bakmak için yola çıktı. Tokyo kulesine geldiğinde ise her şey ortadaydı.
Kai: Sen! Dur orada!
Lilith: Sende kimsin?
Kai: Ben bu dünyanın ve evrenin en güçlü savaşçısı, adaletin koruyucusu Güneş savaşçısıyım!
Lilith: Bu çok komik. Çünkü evren benim elimde ve sen onu korumuş sayılmazsın. Sıra senin gezegeninde ve güneşte, ha ha ha!
Kai: Lanet olsun! Büyük güneş patlaması!
Lilith: Bu çok basit saldırıyı bana karşı kullanabildiğine inanamıyorum.
Kai çaresiz durumdaydı ve kızlara haber vermeliydi.
Kai: Kızlar, Seiyaları da alıp çabuk kuleye gelin!
Minako: Hadi kızlar! Daha ne bekliyoruz?
Yarım saat sonra kuleye varan kızlar o korkunç görüntü ile karşılaştılar. Lilith Kai’nin boğazından tutup havaya kaldırmıştı.
Minako: Kaaiiii! Venüs sevgi ışını!
Lilith: Hıh!
Bu işe yaramamıştı. Kızlar ne yapacaklarını şaşırmış ve bir o kadar da çaresiz durumdaydılar.
Rei: Hey! Fark ettiniz mi?
Makoto: Neyi?
Rei: Lilith’in yüzüne bakın.
Ami: Ama bu…
Haruka: Minako’nun ta kendisi, sadece saçları siyah.
Minako: Bu inanılmaz bişi, demek ki benim savaşmam gerek.
Ami: Saçmalama! Delirdin mi sen! Bu senin sonun olur!
Rei: Bu işi hepimiz halletmeliyiz!
Makoto: O zaman ne duruyoruz!
Minako: Lilith! Kolla kendini!
Ami: Merkür! Parlak su dalgası!
Rei: Mars! Kızıl ejderha ateşi!
Makoto: Jüpiter! Öldürücü tayfun!
Minako: Venüs! Güneş sevgi ışığı!
Kızların toplu saldırısı Kai’yi kurtarmıştı ama…
Lilith: Iaaaah! Yeter artık! Alın bakalım!
Kızlar: Aaah!
Kai: Haayııır!
Kızları tek bir hamlede öldürmüştü, evet Lilith kızları tek bir hamlede öldürmüştü.
Haruka: Lanet olsun! Uzay kılıcı saldırısı!
Michiru: Neptün! Okyanus okları!
Setsuna: Plüton! Ölüm karanlığı!
Hotaru: Satürn! Sessizlik bozgunu!
Lilith: Ha ha ha! Siz de alın!
Kızlar: Aaaahhh!
Kai: Hayır, haayıır, haaaaayııııııır!
Kızları bir dakika içinde öldüren Lilith tam Kai’ye yönelmişti ki…
Seiya: Kızıl tayfun!
Yaten: Mavi kasırga!
Taiki: Deprem fırtınası!
Lilith: Hıı! Aaaaaahhhh!
Kai: Çocuklar! Sonunda! Nerde kaldınız?
Seiya: Üzgünüz Kai geciktik, kızlar nerede?
Kai: Öldüler!
Seiya: Ne! Ama bu nasıl olur!
Lilith: Sizin de sonunuz onlar gibi olacak! Iaah alın bakalım!
Kai: Dikkat edin! Apollo kalkanı!
Seiya: Antares yıldız kalkanı!
Bu saldırıyı savuşturmayı başaran çocuklar daha büyük bir saldırıyı yemek üzereyken…
Emarides: Mira ışığı!
Kai: Bu da ne böyle!
Lilith: Hı? Aaah!
Kai: Sende kimsin, yoksa onun yerine sen mi bizi öldüreceksin?
Emarides: Yanlış anlama. Ben size yardım etmek için buradayım. Ben Mira yıldızından kumandan Emarides.
Kai: Bende güneş krallığından kral Kai.
Emarides: Tanıştığıma sevindim kral Kai. Lilith! Senin süren buraya kadar.
Lilith: O biraz zor Emarides. Senin gezegenin yıllar önce benim oldu. Artık bu işe karışma.
Der ve ortadan yok olur.2 saat sonra ise Seiya’nın telefonu Kai’yi şoka sokar. Çünkü Seiya telefonda Kai’ye televizyonu açmasını söyler. Kai televizyonda garip bir gücün dünyada bazı esrarengiz olaylara yol açtığını gösterir. Okyanusların mor renge bürünmesi, gökyüzünün yeşil, mor ve bordo renkli olması, hayvanların içtikleri sulardan dolayı mutasyona uğraması gibi şeyleri gören Kai çok şaşırır. Seiyaları ve Emarides’i çağıran Kai çok önemli bir görüşme yaparlar ve…
Kai: Bu olanlar kesinlikle Lilith’in işi ve buna biri dur demeli. Bu biz olacağız.
Seiya: Peki bunu nasıl başaracağız Kai?
Yaten: Evet Kai nasıl yapacağız? Bize bişi söyle biz de ona göre hareket edelim.
Kai: Ah keşke kızlar da burada olsa da güçlerimizi birleştirip ona göre bir plan yapsaydık.
Emarides: Aslında onlar olmadan da Lilith’i yenebiliriz.
Kai: Ama nasıl olur? Ben bu halimle yenemedim, sen nasıl yenmeyi düşünüyorsun Emarides?
Emarides: Senin zamanı geri alma yeteneğin yok mu? Eğer zamanı geri alabilirsen kızlar da geri gelir o zaman da daha iyi bir plan da yapabiliriz.
Kai: Aslında fena fikir değil ama unutma ki bunu yapmanın çok büyük bir riski var. Zamanı doğru hesaplayamazsam zaman tünelinde kaybolma ve geçmişteki bizle karşılaşma ihtimalleri gibi pek çok risk var.
Taiki: Kai senin kristalinin güçleri kızları geri getiremez mi tıpkı eskiden olduğu gibi?
Kai: Olurdu ama Minako’nun da yanımda olması lazım artık. Çünkü güneş ışığı kristali ona ve bana bağımlı olarak güç değiştiriyor.
Seiya: Of be Kai. Ne değişken bi adamsın sen yaa. Sürekli güçlerini değiştirince böyle durumlarda çaresiz kalıyorsun.
Kai: Haklısın da eski güçlerim olsaydı ben çoktan ölmüştüm.
Emarides: O zaman ben tek başıma gidip Lilith’le savaşayım. Nasıl olsa benim gezegenim yok oldu. Kendimi feda etsem de sizin gezegeniniz kurtulmuş olur.
Kai: Çıldırdın mı sen? Ne söylediğinin farkında mısın? Asla gidemezsin!
Emarides: Üzgünüm Kai ama şu durumda senden emir alacak değilim.
Kai: Bu ne küstahlık Emarides! Sen bu dünyanın sınırları içinde olduğun sürece benim gözetimim ve emrim altındasın o kadar…



6.BÖLÜM:LİLİTH’İ TUZAĞA DÜŞÜRMEK

Aradan 3 gün geçmişti. Dünya artık eskisinden de kötü hale gelmeye başlamıştı. Lilith’in tüm planları başarı ile sonuçlanıyordu. Kai ise artık bu olanlara göz yummayı düşüncesinden de bi an önce kurtulmak istiyordu. Bunun için de acilen geçerli bir karşı plan yapmalıydı. Evde kendi kendine sesli düşünerek planlar yapmaya başladı.
Kai: Ne yapmalıyım bilmiyorum. Ama bir şekilde öyle bir plan yapmalıyım ki Lilith tuzağa düşüp yaptıklarından vazgeçsin.
15 dakika sonra Seiya’dan bir telefon gelir.
Seiya: Kai çabuk kuleye gelmen lazım, burada olanlar hiç de iyi değil!
Kai: Lanet olsun! Hemen geliyorum.
Kai hemen evden çıkar kuleye doğru hızla koşar. Ama olanlar gerçekten de Seiya’nın dediği kadar kötü bir haldedir. Lilith tüm çılgınlığını ve egosunu Tokyo üzerinde kullanıyordu.
Kai: Lilith! Sen ne yaptığını sanıyorsun?
Lilith: Artık bu dünya benim egemenliğim altında. Buradan sonra sana ne yapıp yapmayacağımı da asla söylemeyeceğim!
Kai: O zaman bunu sen istedin! Güneş kristali harekete geç!
Lilith: Aynı sahneleri yine mi yaşamak istiyorsun?
Kai: Gerekirse evet! Kanımın son damlasına kadar bu dünyanın huzurunu korumaya ve onun için savaşmaya yemin ettim ben! Bu saatten sonra da bu yeminden dönmeye niyetim hiç yok!
Lilith: Hmm. Güzeel! Al bakalım! Haaa!
Seiya: Kaaiii!
Yaten: Olamaz!
Taiki: Yine mi?
Kai: Bu sefer değil!
Seiya: Bu inanılmaz!
Kai: Sıra bende artık! Apollo kılıcı! Yıldız ışığı vuruşu!
Lilith: Aaaaaaa!
Seiya: İşte bu! Kai harikasın!
Kai bu arada hızını alamaz ve…
Kai: Büyük güneştopu saldırısı! Altın anka kuşu uyan!
Derken Lilith gözden kayboldu ve şehir kısa süre için huzura kavuştu. Lilith kaçarken…
Lilith: Geri geleceğim ve o zaman dünya tamamen benim olacak!

7.BÖLÜM:MUCİZENİN ORTAYA ÇIKIŞI

Kai savaştan çıkar çıkmaz hemen Reilerin tapınağına gitmek ister ama kolundaki kesik baya ciddidir.
Seiya: Kai kolun çok kötü kanıyor!
Kai: Çok önemli değil geçer bir iki dakikaya. Şimdi ben tapınağa gidiyorum gelen var mı?
Seiya: Tabi ki geliyoruz Kai. Şu durumda seni yalnız bırakamayız elbette.
Kai: Sağolun çocuklar. İyi ki varsınız. Hadi gidelim.
Seiyalar ile tapınağa giden Kai Rei’nin dua ettiği yerde dizlerinin üzerine çöker ve ağlamaya başlar…
Kai: Minako! Kızlar! Beni neden yalnız bıraktınız! Hani hep beraber savaşacaktık! Hani hep beraber kayıp vermeden işleri yoluna koyacaktık! Neden? Nedeeen?
Kai adeta çıldırmış bir aslan kadar yırtıcı ve bir o kadar da tehlikeliydi. Düşmanı geldiği anda onu yok edebilecek kadar hırçın ve hırslı bir haldeydi. Derken bir anda güçsüz düştü ve yere öylece yığıldı kaldı. Düşünceleri birbirine girmiş tatlı hayaller görüyordu. Birden Minako’nun sesini duydu…
Minako: Kai! Bitanem. Bizim için üzülme. İçindeki mucizeye güven, biz her zaman yanında sana destek olacağız.
Kai bunları duyar duymaz uyandı ve…
Kai: Minakoooooo! Dönün artık yeter!
Haykırdı ve tam o anda Seiyalar içeri daldı.
Seiya: Kai! İyi misin?
Kai: Hayır Seiya hiç iyi değilim. O Lilith adisini bulduğum yerde öldüreceğim!
Kai bunları söylerken yanağına bir çift gözyaşı döküldü. Seiya olanları anladı ve…
Seiya: Üzgün olduğunu biliyorum. Ama kendini bu kadar üzmemelisin. Çünkü önümüzde daha çok uzun bir süre var. Bu süreyi en iyi biçimde değerlendirmemiz gerek.
Kai: Haklısın galiba. Ama Minako ve kızların yokluğu bana çok koyuyor.
Taiki: İçindeki mucizeye inanırsan Kai eminim bir şeyler olacaktır.
Kai: Minako’da aynısını söyledi. Peki, ne yapmalıyım?
Yaten: Bunu da zaman gösterecek Kai. Biraz sabret.
Seiya: Bak Kai. Usagi’nin ölümü de bana çok koydu ama ben yine içimdeki küçücük umutla onun bir gün geri geleceğine inanıyorum ve tabi ki de kızların tamamının da öyle.
Kai: Süpersiniz çocuklar. E o zaman evlere dağılalım. Yarın sabah kulede görüşürüz.
Seiya: Peki Kai görüşürüz.
Tapınaktan ayrılan Seiyalar yolda giderken aralarında Kai hakkında konuşurlar.
Yaten: Bu olanlar onu çok yıprattı değil mi?
Seiya: Kesinlikle öyle. Keşke bir mucize olsa da kızlar geri gelse. Aslında bende korkuyorum ama ben yine de çaktırmamaya dikkat ediyorum.
Taiki: Ben Kai’nin gözlerindeki o umutsuzluğu ve korkuyu görünce kendine bir zarar verecek diye çok endişelendim çocuklar.
Seiya: Kai asla böyle bir şey yapmaz. Çünkü o Minako’ya yemin etti, onun yemininden dönmeyeceğinden eminim…

O gece Kai bir türlü uyuyamaz, birçok kâbus görür ve uyanır. Apar topar giyinip sahile gider. Kumsallardan birine gider ve denize baka baka ağlamaya başlar.
Kai: Neden? Neden ben bunları yaşamak zorundayım? Tanrım niye beni seçtin? Bunca azabı neden hep iyiler çekiyor?
Kendini öyle bir kaptırır ki ağlamaktan bir ara intihar etmeye bile kalkar ama Minako’ya verdiği söz aklına geldiğinde bu fikrinden cayar.
Ertesi sabahın erken saatlerinde kuleye gider. Diğerlerinin gelmesine çok vardır ama Emarides’te erken gelir.

Emarides: Nasılsın Kai? İki gündür görüşemiyoruz. Duydum ki Lilith kaçmış.
Kai: Evet. Biraz öyle oldu. Bütün öfkemi gördüğü için korktu ve kaçtı.
Emarides: Peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?
Kai: Aslında pek bir fikrim yok ama eğer saldırıya geçerse asıl yüzümü görecek.
Emarides: Onu yok mu edeceksin?
Kai: Gerekirse evet!
Emarides: Kai ben artık gidiyorum. Gezegenim sonunda huzur buldu sayende. Sanırım artık sadece dünya ile ilgilenecektir.
Kai: Haklısın.
Emarides: Kai sana bir şey vermek istiyorum. Al bu kolyeyi. Bu sana Mira gezegeninin de gücünü sağlayacaktır. Artık daha güçlü olabilirsin.
Kai: Çok teşekkür ederim Emarides. Yaptıklarına minnettar kalacağım.
Emarides gezegenine doğru yola çıkar, tabi Kai’ye bıraktığı hatıra ile. Bu aslında mucizenin başlangıç zamanıdır. Çünkü Emarides’in verdiği kolye büyük bir güce sahiptir. Güneş ışığı kristali ile birleşince Kai eskisinden de güçlü olacaktır. O günün ilerleyen saatlerinde Seiyalar da gelir.
Seiya: Ne haber Kai bugün nasılsın?
Kai: Düne oranla çok daha iyiyim. Bugün Emarides gezegenine geri döndü. Gitmeden de bu kolyeyi bana bıraktı.
Taiki: Şuna yakından bi bakabilir miyim Kai?
Kai: Tabi Taiki al.
Seiya: Noldu Taiki bir şey mi var?
Taiki: İnanamıyorum. Çocuklar bu, bu evrendeki en güçlü üç takımyıldızın tılsımı.
Yaten: Sahiden mi?
Taiki: Gerçekten. Bakın burada o üç takımyıldızın sembolleri var.
Kai: Çocuklar neler oluyor? Bu üç takımyıldızı da nedir?
Seiya: Bu Orion, Aslan ve Küçükayı takımyıldızlarının tılsımı Kai. Bu tılsımla sen evrendeki tüm yıldızların gücünü kontrol edebilme şansına sahip oluyorsun.
Kai: Vaay. Harika bir şey bu. Yani ben şimdi sizin güçlerinizi de kullanabilecek miyim?
Yaten: Evet Kai, hem de daha güçlü olarak.
Kai: Neden daha güçlü?
Seiya: Çünkü senin temsil ettiğin gezegen aslında bir yıldız olduğu için.
Kai: Bu gerçekten iyi oldu.
Taiki: Kai tılsımları bir araya getirsene.
Kai: Nasıl yani?
Seiya: Yıldızların hepsini kendi tılsımına koysana demek istedi yani.
Kai: Peki bunu nasıl yapacağım?
Yaten: Kendi kristalini ve tılsımı yan yana koy ve şu sözleri söyle: Yıldızlar bu kristalde bir araya gelsin!
Kai: Tamam. Evrendeki tüm yıldızlar! Hepiniz güneş kristalinde bir araya gelin!
Bu sözleri der demez Kai artık yeni bir savaşçı kimliğine bürünür. Seiyalar da bu değişimden fazlasıyla etkilenirler. Onlar da bu tılsım sayesinde daha da güçlü olurlar.
Kai: Peki ben şimdi yeni gücümle kızları geri getirebilir miyim?
Seiya: O kadarını bilemem ama şu anda sen Minako’dan bağımsız bir savaşçısın.
Yaten: Kai bir dene istersen.
Kai: Peki. Güneş yıldızı kristali! Etrafında bulunan tüm savaşçıları geri getir!
Bu sözler belki de mucizenin son evresini oluşturacak sözlerdi. Kai’nin kristali oldukça parlak ve büyük bir ışıkla parlamaya başlar ve…
Kai: Hadi artık olacaksa olsun!
Bundan sonra etrafı öyle bir ışık sarar ki kimse birbirini göremez. Kai bu arada bayılır. Ama o büyük mucize gerçekleşir ve kızlar geri gelir. Tabi Kai baygın olduğu için bunları göremez. Uyandığında ise evinde, yatağında uyanır.
Kai: Hı? Nerdeyim ben? Evimdeyim, peki ne oldu?
Bu anda aşağıdan Minako’nun sesi gelir…
Minako: Aşkım kahvaltı hazır!
Kai bir an büyük bir şaşkınlık yaşar, olanların rüya olmadığını kanıtlamak için kendini tokatlar ama olanlar gerçektir. Ve bizim Kai o heyecanla öyle bir hızla aşağı iner ki hızını alamayıp kafasını kapıya çarpar. Ama o mutlulukla ne yaptığını bilmeyen Kai Minako’ya öyle bir sarılır ve ağlamaya başlar ki görenler sanki annesini çok özleyip de uzun süre sonra gördüğündeki duyguyu yaşıyormuş zanneder.
Kai: Aşkım! Geri dönmüşsün!
Minako: Evet hayatım, senin sayende geri geldim. Sonunda dediğim mucizeyi açığa çıkarabildin.
Kai: Ne yani tapınakta olanlar gerçek miydi?
Minako: Elbette gerçekti. Kızlar ve benim ruhum hep yanında idi. Lilith’i nasıl def ettiğini sanıyorsun?
Kai: Aşkım, inanamıyorum bu olanlara ya, gerçekten bu mucize.
İki saat sonra tüm kızlar ve Kai ve tabi ki Seiyalar, Reilerin tapınağında uzun bir aradan sonra tekrar bir araya gelirler.
Kai: Kızlar. Uzun bir aradan sonra aramıza dönmüş olmanızdan dolayı çok mutluyum. Siz yokken başımıza öyle şeyler geldi ki bir an pes etmeyi bile düşündüm ama Minako’ya verdiğim söz dolayısıyla bundan vazgeçerek sonuna kadar savaştım ve şimdilik kazanan taraf ben oldum.
Derken içeriye Seiyalar girer...
Seiya: Pardon, geciktik galiba.
Kai: Eh azcık geciktiniz ama olsun, bişi kaçırmadınız en azından.
Minako: Eee Seiya. Aşkıma iyi baktınız mı biz yokken?
Seiya: Valla orasını bilemem ama tek bildiğim bir şey var sana verdiği söze sadık kaldığı.
Kai: Ama sözümden az kalsın dönüyordum, Emarides sağ olsun kurtardı da sizi bana geri getirdi.
Usagi: Emarides? O da kim?
Kai: Emarides Mira gezegeninin ordu komutanı, Lilith’i yok etmek istediği için bize yardıma geldi.
Makoto: Peki ne anlamda kurtardı seni Kai?
Kai: Giderken bana üç takımyıldızı tılsımını bıraktı. Bu evrendeki tüm yıldız ve gezegenleri kontrol edebilen bir tılsımmış.
Minako: Bize bişi çıkacak mı bu tılsımdan?
Kai: Ben o kadar bilgi sahibi değilim. Ama Taiki baya iyi bu işte.
Taiki: Eee, şey aslında…
Minako: Anlatsana Taiki bildiklerini.
Taiki: Peki. Bu tılsım evrendeki en güçlü ve en değer biçilen takımyıldızlar olan Orion, Aslan ve Küçükayı takımyıldızlarının tılsımı. Güneş sistemindeki her yıldız ve gezegene hükmedebilen bir tılsım.
Yaten: Bundan 500 yıl önce bizim gezegenimizin kralındaymış bu tılsım.
Kai: Hmm bu değişik bir olaya benziyor.
Rei: Umarım bize de bişi çıkar bu tılsımdan.
Ami: Rei senin bizim güçlerimiz hakkında bir şüphen mi var?
Rei: Aslında var ama bilemiyorum Lilith geri geldiğinde ben tekrardan ölmek istemiyorum sadece.
Makoto: Rei haklı Ami. Biz ölürsek o zaman savaşmanın ne anlamı var?
Ami: O konuda haklı da sürekli öleceğimiz ne malum. Belki yeni bir güç keşfederiz ve daha güçlü olunca da ölmeden savaşabiliriz.
Kai: Şey sizden birkaç dakika izin alabilir miyim? Minako, Taiki benimle gelin.
Taiki: Tamam.
Kai, Taiki ve Minako bahçede sohbet ederler. Kai tılsımla ilgili bir şeyler öğrenmektedir.
Kai: Çocuklar bu tılsımla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey var ki kızlar sizde önemli boyutlarda kendinize güvenmeme sorunu var.
Minako: Aslında o yok aşkım. Asıl olan şey sürekli olarak saf dışı kalmaktan, sizi yalnız bırakmaktan şikâyetçiyiz o kadar.
Taiki: Kai buna bir çözüm bulmalıyız.
Kai: Haklısın. Minako sen içeri git ve bana Seiya ile Yaten’i yolla küçük bir işimiz var.
İçeriden Yaten ve Seiya gelir.
Kai: Çocuklar bu tılsımın gizemini çözmek için güneşe gitmeliyiz. Bunu ancak babam çözer.
Taiki: Olabilir. Ben kızlara haber vereyim.
Kai: Dur! Ben vereyim de panik yapmasınlar.
Taiki: Tamam Kai.
Kai: Kızlar biz birkaç saatliğine güneşe gideceğiz, tılsımın gizemini çözmek için.
Minako: Kai bende geleceğim.
Kai: Olmaz hayatım daha yeni geldiniz. Siz biraz kız kıza takılın. Biz gelinceye kadar bir şeyler yapın.
Minako: Peki hayatım. Seni bekleyeceğim.
Kai ve Seiyalar güneşe doğru yol alırken Lilith’de Kai’yi alt etmek için hain planlarını ortaya koyma hazırlıklarını sürdürmektedir.
Lilith: Bu sefer işin bitti Kai. Dünya ve Güneş’e sahip olunca önümde diz çökeceksin ha ha ha ha haa!
Kızlar da bu arada aralarında laflarlar.
Minako: Kızlar bu aralar hiç de rahat geçmedi ne dersiniz bir şeyler yapalım mı bu olanları unutmak için?
Derken Lilith’in gönderdiği askerlerden birinin sesi duyulur:
—Bu gezegen artık Kraliçe Lilith’in olacak ve siz ona hizmet edeceksiniz.
Ami: Kızlar! Hareket zamanı!
Minako: Tamam. Hazır mıyız?
Usagi: Bitirelim şunun işini!
Ami: Merkür gümüş kristali!
Rei: Mars gümüş kristali!
Makoto: Jüpiter gümüş kristali!
Minako: Venüs gümüş kristali!
Usagi: Ayın gümüş mucizesi!
Hepsi:HAREKETE GEÇ!!!
Kızlar yaratıkla savaşırken gökyüzünde Lilith görünür.
Lilith: Yok et onları! Hepsini yok et!
Makoto: Bu o kadar kolay mı sanki! Jüpiter! Fırtınalı kıyamet rüzgârı!
Rei: Dur sana yardım edeyim! Kıvılcım fırtınası!
Bu yaratığı güçsüz duruma getirdi. Ama garip olan bir şeyler vardı. Kızların hepsinin etrafında birer ışık belirdi. Hem de kendi gezegenlerinin renginde. Etrafında birer ses kulaklarından içlerine işliyordu:
—İçinizdeki yıldız gücünü keşfedin!
Buna ilk ayak uyduran Minako ve Rei oldu.
Rei: Mars! Süper yıldız gücü!
Minako: Venüs! Süper yıldız gücü!
Minako: Hadi Rei!
Rei: Tamam! Mars! Büyük Shin’in ateşi! Yıldız gibi parla!
Minako: Venüs! Büyük güneş yıldızının aydınlatıcı ışığı!
Bu iki teknik sayesinde yaratık iyice zayıflamıştı. Derken…
Makoto: Jüpiter! Yeşil yıldız ışığı fırtınası!
Bu saldırıyla birlikte yaratık yok olmuştu.Lilith ise çılgına dönmüştü.
Lilith: Büyük sona az kaldı ve siz buna asla karşı koyamayacaksınız. Ha ha ha ha haa!
Bu sırada Kai ve Seiyalar gelir.
Kai: Kızlar ne oldu? Neden savaşçı haldesiniz?
Minako: Lanet olası Lilith bizi alt etmeye çalıştı ama…
Kai: Tam zamanında biz yetiştik desenize.
Ami: Sen mi gönderdin bize o güçleri Kai?
Kai: Aslında babam yolladı desek daha doğru olur.
Makoto: Nasıl yani?
Kai: Biz güneşteyken sizden bize doğru bi ışık geldi ve anladık ki başınız dertte…
Seiya: E biz de bu duruma seyirci kalmadık vee…
Kai: Babama bu gizemi çözmesi için acele etmesini söyledim. Derken Minako’nun ışığını gördüm zaten.
Minako: Aşkım süpersin ya zamanlama diye işte ben buna derim bravo.
Ami: Bizi tam zamanında kurtardınız.
Kai: Peki Lilith’den bir haber var mı?
Rei: Biz savaşırken o gökten, gönderdiği yaratığa sürekli bizi yok etmesi için komut verip durdu…
Makoto: Baktı ki biz daha iyiyiz, birden yok oldu.
Kai: Ha ha ha! Hiç de şaşırmadım doğrusu. Başına geleceklerden habersiz zavallı.
Bu konuşmadan sonra tüm kahramanlarımız evlerine dağılırlar. Akşam yemeğinde Kai ve Minako aralarında sohbet ederler.
Minako: Kai, sence bu saatten sonra mutluluğumuzu bozacak bir şey olur mu?
Kai: Ne alakası var aşkım ya! Bu saatten sonra değil ömür boyu kimse bu mutluluğu bozamaz!
Minako: Canım ya iyi ki karşıma çıktın, iyi ki tanıdım seni.
Kai: Ben zaten senin varlığından çocukluğumdan beri haberdardım da bakma bu zamana denk geldi.
Minako: Nasıl aşkım ya? Sen beni çocukluğundan beri biliyor muydun?
Kai: Aynen öyle. Hatta bunun çook uzun bir hikâyesi de var.
Minako: Yaa aşkım anlatsana nolur!
Kai: Peki. Ben daha 7 yaşındayken ilk savaşıma girmiştim…
Minako: Ne?7 mi?
Kai: Evet tam 7 yaşımdaydım. Ve babam her zaman bana ilerde benim hayatımı beraber paylaşacağım, kendisi benim gibi bir savaşçı ve Venüs ülkesinin prensesi olacağını söylemişti. Gerçi zaman içinde sen kraliçe oldun ama neyse.
Minako: Yaa. Ne kadar güzeel. Bana 6 yıl önce de Rei’nin baktığı falda böyle bişi çıkmıştı. Gizemli ve güçlü biriyle birlikte olacağımı söylemişti. Demek o sendin! Ne büyük bi tesadüf bu.
Kai: Bu tesadüf değil tamamen kader.
Minako: Belki de.
Yemek boyunca uzun uzun konuşurlar. Akşam yattıklarında ise Minako çok kötü kâbuslar görür. Kâbusta Kai’nin öldüğünü görür ve bundan çok korkarak ona daha da sıkı sarılır. Sabah uyandıklarında ise Minako’nun kâbuslarından eser yoktur. Aksine güne çok mutlu başlamıştır. Ama bu güzel görüntüyü bozmaya çalışan birileri vardır. Bu Lilith’den başkası değildir.
Lilith: Ha ha ha ha haa! Bugün dünyanın görüp görebileceği son gün olacak! Çünkü bu dünya artık benim ve sizler bana hizmet edeceksiniz!
Kai: Lanet olsun! Aşkım çabuk bizimkilere haber ver! Davetsiz bir misafirimiz var. Ben Seiyaları alırım.
Minako: Tamam aşkım dikkat et!
Kai olağanca hızıyla Seiyaların evine doğru koşar ama onlar çoktan kuleye gitmişlerdir.
Kai: Lanet olsun! Güneş yıldızı gücü harekete geç!
Kai hemen savaşçıya dönüşüp kuleye gider ama olanlar hiç de hoş değildir. Seiyalar savaşta yenik düşmüş Lilith tam onları öldürecekken…
Kai: DUR! Bu sefer baltayı taşa vurdun Lilith! Yanlış adamla dans ediyorsun!
Seiya: Kai!
Kai: Hadi çocuklar canlanın biraz.
Yaten: Hadi!
Seiya: Antares! Kızıl yıldız ışığı!
Yaten: Regulus! Mavi kasırga!
Taiki: Sirius! Doğa canlanması!
Kai: İşte bu! Yükselen güneş patlaması!
Lilith: Lanet olsun! Hıaa!
Kai: Artık senin işinin bitme vakti geldi!
Minako: Kai!
Kai: Iaaaaah! Apollo kılıcı! Gökkuşağı yıldız vuruşu!
Seiya: Antares kızıl tayfun!
Kai: Bravo Seiya! Hıaaaa!
Seiya: Aaaaa!
Lilith: Haayııır! Bişiler yapmalıyım!
Lilith son bir hamle ile saldırıdan kurtulur.
Lilith: Bu artık kabak tadı vermeye başladı! Alın bakalım! Kara ejder ışını!
Kai: Lanet olsun bu da ne?
Tam da Kai ve Seiya’ya isabet edecekken…
Michiru: Neptün derin darbe!
Kai: Hı? Dış gezegenler!
Haruka: Parti olduğunu neden biz söylemedin Kai!
Kai: Hıaaaa!
Minako: Kaaiiii!
Haruka: Lanet olsun, Kai!
Usagi: Haayııır!
Rei: Olamaz!
Kai’yi çok hızlı bir saldırı ile vuran Lilith, onu ağır yaralamıştı.
Minako: Aşkım bana bak, nolur gitme!
Kai: İyiyim ben! Bu basit saldırılarla yenilecek savaşçı mıyım ben!
Lilith: Ama bu nasıl olur?
Kai: Sen daha beni tanımadın Lilith! Ben bu evrendeki 1000 yılın savaşçısıyım! Şu andan sonra senin saldırıların bana vız gelir tırıs gider beni anladın mı seni lanet olası pis cadı!
Lilith: Iaaaah! Al bakalım!
Kai: Hıh! Apollo kalkanı!
Lilith sürekli Kai’ye odaklı saldırıyordu. Ama kızlar ve diğerlerini unutmuştu. Derken…
Minako: Aşkıma zarar vermek ha! Al bakalım! Büyük venüsün aydınlatıcı ışığı!
Lilith: Olamaz! Haayııır!
Minako: Kızlar! Topluca saldıralım şuna da nasıl savaşılırmış görsün!
Kai: Durun kızlar! Bu benim yapacağım iş!
Lilith: Daha değil Kai! Geri geleceğim!
Der ve ortadan kaybolur. Kai bu duruma çok sinirlenir. Yolda giderken bir ağaca yumruk atar ve nasıl olduysa o ağacı devirir. O akşam olanları konuşmak amacıyla tüm savaşçılar Rei’nin tapınağında bir araya gelirler.
Kai: Onu nasıl elimizden kaçırdığımızı anlayamıyorum.
Minako: Boş ver. Elinde sonunda tekrar gelmeyecek mi o aptal. Gelince bu sefer işini bitiririz aşkım merak etme sen.
Ami: Evet Kai. Minako haklı. Sen onu hiç kafana takma. Az kalsın seni kaybediyorduk.
Kai: Aaa! Bana kolay kolay bişi olmaz siz merak etmeyin canım.
Minako:Tabi canım ne demezsin.Hem Lilith elinde sonunda buraya geri dönecek bak görürsün!
Kai:Zaten gelecek ama ne olacağını da iyi bilerek…
Rei:Çocuklar bi ışık yaklaşıyor!
Kai:A bu da ne böyle?
Minako:Kai ne bu sence?
Kai:Bir de ben bilsem sevgilim açıklayacağım da bilmiyorum.
Ami:Aaaaah!
Kai:Amii!
Rei:Aaaaaaa!
Kai:Reeii!
Makoto:Iaaaaaah!
Kai:Makoo!
Minako:Kaaiiii!
Kai:Minakoooooo!Hayır!
Usagi:Kızlar!Olamaz!
Rei:Kai,Usagi…Bu dünya ikinize emanet artık.Siz huzura kavuşturacaksınız.
Minako:Kai!Aşkım sana güveniyorum,başaracaksın!
Kai:Lilith!Sen sınırı çoktan aştın lanet olası!Bu mesele artık burada son bulacak!
Lilith:Sen sefil bi böcek gibisin Kai!Senin şu öfken tıpkı saman alevi gibi çabucak sönüveriyor!
Kai:Iııı!Aaaaaa!Al bunu pislik!Apollo kılıcı!Gökkuşağı yıldız vuruşu!
Lilith bunu inanılmaz bir biçimde engellemişti.Kılıcı tek eliyle tutup saldırıyı savurmuştu.
Kai:Seiya!Siz Usagi’yi alıp buradan gidin!
Seiya:Ama…
Kai:İtiraz istemiyorum!Bu bir emirdir!
Seiya:Peki.
Usagi:Kai!Kendine dikkat et!En azından Minako için!
Kai:Sen beni merak etme Usagi!
Lilith:Bu iş burada bitecek!Kara ışın yağmuru!
Kai:Apollo kalkanı!
Lilith kara ışınlarını yağmur gibi Kai’nin üzerine yağdırıyordu.Kai ise kalkanı ile korunmaya çalışıyordu ama kalkanı da fazla dayanacak durumda değildi.
Kai:Minako!Sanırım yanına gelmek üzereyim aşkım!
Lilith:Ha ha ha ha haa!Ne oldu güçsüz mü düştün Kai!
Kai:Seni aptal!Sen daha beni tanımıyorsun bile.Ben senden daha iyilerini de gördüm.
Lilith:Iıhhh!Aaaa!Al bakalım bunu da görünce ne yapacaksın!
Kai:İşte bu an senin bittiğin an Lilith!Çok büyük bir hata yaptın!
Lilith:Hı?
Kai birden teleport gücünü kullanarak Lilith’in arkasında bitiverdi ve…
Kai:Al bakalım!
Lilith:Aaaaaah!
Kai kılıcıyla Lilith’i arkasından vurmuştu.Sırada onu bu dünyadan def etmek vardı.
Kai:Apollo kılıcı!Altın güneş ışığı!Kötü olan ne varsa hepsini yok et!
Lilith:Galiba yolun sonuna geldim!Aaaaaaa!İyilik ışığıı!
Kai:Başardım galiba!
Dedi ve bayıldı.Kai’nin dayanacak fazla gücü kalmamıştı ve sonunda dayanamayıp bayılmıştı.Uyandığında ise Reilerin tapınağında Rei’nin kutsal ateşinin önünde yatıyordu.Karnında büyükçe bir yara izi vardı ve bel üzeri çıplak ve kolları ile karnı sargı içindeydi.Kendine geldiği zaman o sırada da Seiya içeri girdi.
Seiya: Kai. Sonunda kendine geldin. Tam 9 saat oldu.
Kai: Beni kim buraya getirdi Seiya?
Seiya: Seni ben ve Taiki buraya getirdik.
Kai: Peki kızlar, onlar nerede?
Seiya: Şey… Kai bunları sonra konuşalım, olur mu sen şimdi dinlen.
Kai: Dönmediler dimi. Lanet olsun! Başaramadım.
Kai ağlamaya başlar ve o halde iken içeri Minako dalar.
Minako: Aşkım, iyi misin?
Kai: Minako! Minako aşkım nolur bana bunun bi hayal olmadığını söyle çünkü bi ikincisini kaldıramam artık.
Minako: Yok bu sefer rüya değil. Seiya sana sürpriz yapmak için bişi söylemedi. Biz ona tembih ettik.
Kai gözleri yaşlı Minako’nun boynuna sarıldı ve sarılır sarılmaz yaraları geçiverdi.
Kai: Çıkarın şu aptal sargıları da eve gidelim artık.
Minako: Tamam tamam gideriz.
Kai üzerine siyah gömleğini giyer ve diğer kızları da görmek için yanlarına gider.
Makoto: Kai iyisin dimi dostum?
Kai: İyi ve şaşkınım.
Rei: Neden?
Kai: Bilmem sanki bir dejavu yaşıyor gibiyim.
Ami: Ne anlamda?
Kai: Sanki ben bunu daha önce yaşamış gibiyim.
Minako: Aman sana öyle geliyordur hayatım. Hadi toparlan da eve gidelim.
Kai ve Minako evin yolunu tutarlar. Kai bu aralar huzurlu yaşamayı ummaktadır. Bakalım ne olacak…

8.BÖLÜM:RAHAT VE HUZURLU BİR AY

Lilith’in ölüp ölmediği hakkında bir fikri olmayan Kai, kuşku içindedir. Sanki yeniden gelecek ve sevdiklerinin canına kıyıp sinirlerini alt üst edecekti. Ama şu an ki duruma bakılırsa asayiş berkemal gibi bir hal var. Ama bu huzurlu ve mutlu anlar her an bozulabilirdi. Ama kahramanlarımız her zamanı fırsat bilip bu boş zamanları çok iyi değerlendiriyorlardı. Biliyorsunuz ki Minako tam bir alışveriş delisi. Eee Minako’yu böyle bir zamanda boş bırakmaya gelmez. Hemen kızları topladığı gibi Asabu Juuban’daki alışveriş merkezine doğru seri bir şekilde yol alırlar. Parası çok olanın hali de böyle oluyor tabi. Alışveriş esnasında Minako’nun yanından geçen bir kadın onun çok dikkatini çeker.
Minako:Kızlar şu yanımdan geçen kadını gördünüz mü Lilith’e ne kadar benziyordu.
Makoto:Minako göz yanılmasıdır o,Lilith’i bu aralar o kadar çok gördük ki kimi görsek ona benziyormuş gibi geliyor.
Minako:Heralde ben yanıldım neyse hadi şunları ödeyip tapınağa gidelim.
Kızlar alışveriş yaparken Kai ve Seiyalar ise evde Playstation oynuyorlardı.Pek eğlendikleri söylenemezdi ama Kai’nin akşama büyük bir sürprizi vardı.Akşam Minako eve geldiğinde ışıkların tümü kapalıydı.Minako ilk önce Kai’nin evde olmadığını düşündü ta ki yatak odasına çıkana kadar.Minako’nun yatağının üstünde altın sarısı bir tuvalet ve yakasında da bir not vardı.Not aslında Minako’ya yapacağı sürprizin başlangıcıydı.Bu arada Kai Minako’ya çaktırmadan evden çıkar ve tapınağın yolunu tutar.Kai tapınağa vardığında tüm kızlar ve Seiyalar da oradaydı.
Seiya:Minako ne zaman gelecek Kai?
Kai:Az kaldı birazdan burada olur.
Rei:Kai fenerleri yakayım mı?
Kai:Aaa onları tamamen unuttuk.Dur ben onları hallederim.
Kai parmağını bir kere şıklattı ve bahçedeki tüm fenerler aynı anda yanmaya başladı.
Ami:Kai bunu nasıl yaptın?
Kai:Boşver şimdi merdivenlerden sesler geliyor.
Rei:Herkes yerini alsın!
Kai:Siz saklanın ben burada yerimde oturacağım.
Herkes saklanır saklanmaz Minako içeri girer ve…
—Sürpriiiz!!!
Minako:Aa bu da ne böyle?
Kai:Aşkım bugün bizim tanışmamızın 4.yılı ve bunu hep birlikte kutlamak istedim.Sana da küçük bir sürpriz yapayım dedim.
Minako:Aşkım yaa çok incesin.
Der ve Kai’nin dudağına küçük bir öpücük kondurur.
Rei:E hadi ne duruyoruz yemek yiyelim.
Minako:Rei.Anlamıştım zaten yemek yiyelim dediğimde neden hayır dediğini.Demek bundanmış.
Usagi:Ayy keşke Mamoru da burada olsa.
Mamoru: Usako!
Usagi: Mamoru inanamıyorum aşkım nasıl geldin?
Mamoru:Kai sağ olsun beni birazcık işlerimin başından aldı da geldim.
Kai:Önemli değil ya ben sadece hep birlikte olalım dedim.
Bu arada arka tarafta Haruka ve Michiru derin bir sohbete dalmışlardır.
Haruka:Sence Lilith hala yaşıyor mudur?
Michiru:Minako’nun anlattıkları ya doğruysa?
Haruka:Bunu tüm detaylarıyla öğrenmeliyiz.Minako!
Minako:Efendim?
Haruka:Tatlım bir saniye bakar mısın?
Minako:Tabi geliyorum bi dakika.Kızlar ben şimdi geliyorum.
Michiru: Minako bugün alışveriş merkezinde neler oldu?
Minako: Demek öğrendiniz. Ne olur bu olaydan Kai’nin haberi olmasın sonra panik yapar.
Ama çok geçtir. Kai gizli bir biçimde onları dinliyordur. Tam o sırada Seiya Kai’nin yanına gelir. Kai ve Seiya oraya yürüyormuş gibi yaparlar. Kai Minako’yu yanına çağırır. Kai ve Minako Rei’nin dua ettiği odaya geçerler. Kai Minako’yu karşısına alır.
Kai: Bugün olup da benim bilmemem gereken şey neydi aşkım söyler misin?
Minako: Şey… Aşkım boşver önemli bir şey değil zaten.
Kai: Madem önemli değil neden panik yapacakmışım öyleyse?
Minako: Aşkım…
Kai: Aramızda böle gizli saklı şeyler olmasını istemiyorum ben Minako tamam mı? Sorunumuz neyse aramızda çözüp hallederiz.
Minako: Aşkım bugün alışveriş merkezindeyken yanımdan bi kadın geçti ben de onu Lilith’e benzettim o kadar.
Kai: İyi de onun alışveriş merkezinde ne işi olur ki aşkım gözün yanılmıştır. Amaan bende bişi sandım bu muydu yani?
Minako: Evet buydu.
Kai: Eh be Minako böyle küçük şeylere amma da takarsın ha. Hadi partiye geri dönelim.
O akşam alabildiğine eğlenen kahramanlarımızın bu güzel ve keyifli zamanlarının kısa sürecek olması gerçekten de çok üzücüydü. Çünkü Lilith yaşıyordu ve haince bir plan hazırlamıştı. Planına göre kaosu evrene tekrar yayacak, Galaxia ve Peraklet’i tekrar daha güçlü biçimde dirilterek üçlü bir güç birliği yapacak dünyayı ele geçirmeye çalışacaktı. Ama bu o kadar kolay mıydı? Lilith sadece bir haftada bu kadar işi yapabilecek miydi? Kahramanlarımızın güzelce geçen 3 haftası zehir mi olacaktı? Bu soruların cevabını bize zaman gösterecek…

9.BÖLÜM:LİLİTH’İN DÖNÜŞÜ

Uzun ve güzel geçen üç haftanın ardından ekibimiz artık her şeyin bittiğini ve dünyaya barış, adalet ve huzurun hükmedeceğini düşünüyorlardır. Ama aslında olanlar daha felaketin oluşma süreci gibidir. Çünkü Lilith ölmemiş dahası kahramanlarımızın en azılı iki düşmanı Galaxia ve Peraklet’i tekrar kaosun kötülüğü ile sarıp eski defterleri açtıracaktı. Böylece tek başına değil üç kişi savaşacaktı. Ama onun bilmediği bir şey vardı. Galaxia ve Peraklet kaosun etkisinden kurtulunca bir daha onun güçlerine teslim olmayacaklarına söz vermişlerdi. Ama Lilith bu ne zaman nerede ne yapacağı hiç belli olmaz. Lilith eğer kaosu zamanındaki enerjisinden daha güçlü bir enerji ile açığa çıkarabilirse o zaman vay bizimkilerin haline. Lilith’in kötü planları işe yararsa kızlara bu savaşta çok büyük görev düşecek. Çünkü kızlar artık neo genesis tarzı savaşçılar olmuşlardı ve gezegen formunu aşıp uzaydaki konumlarına göre uydu veya asteroit gücünü de kullanabiliyorlardı. Bir tek Ami ve Minako hariç. Çünkü Merkür ve Venüs’ün uyduları veya yakınlarında dolaşan asteroit de olmadığı için onlar gezegen formunda kalan tek savaşçılardı. Ama Minako’nun bir avantajı vardı o da Kai’yle evli olması ve Güneş gezegeninin güçlerinin yarısına hükmedebilmesi idi. Ami’nin bir avantajı da evrendeki tüm su ve buz formundaki gök cisimlerine hükmedebilmesiydi. Neyse, tatilin ardından altı gün geçmişti ki Lilith büyük planını ortaya koymak için son kez dünyaya gelmişti. Çünkü bu son savaşta ya ölecek ya da dünyanın ve tüm evrenin kontrolünü tekeline alacaktı. Ama savaşçılarımız önceden temkinli oldukları için Lilith’in işi baya zor görünüyordu. Ama ortada fazladan iki sorun vardı. Galaxia ve Peraklet. Evet, Lilith nasıl başardıysa kaosun kötü güçlerini onlara tekrardan yüklemişti. Kai bunu öğrendiğinde çılgına dönmüş ve Usagi’yi Galaxia konusunda uyarmıştır. Peraklet’i Minako ve kızlara dağıtan Kai Seiyaları da yanına alarak Lilith’le savaşmayı planlamıştır. Savaş gruplarını da ayıran Kai’nin tek endişesi kızların savaşta Peraklet’e yenik düşüp Usagi’ye destek olamama durumu idi. Ama her sorunun bir çözümü vardır ve Kai de üstün zekâsını konuşturup bir şeyler yapacaktır bundan eminiz…

10.BÖLÜM:KIYAMET YA DA HUZUR

Kai ters giden bir şeyler olduğunu düşünmektedir. Ama içindeki düşünceler beyninde çakışıyor birbirine girerek onu ikileme sokuyordu. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu da kızlara ve Seiyalara danışmaktı.
Kai: Kızlar Lilith adisinin ne yaptığını gördünüz değil mi? Eski dostlarımızı kaosu kullanarak bize karşı kışkırttı. Peki, ne yapacağız? Bir fikri olan var mı?
Usagi: Sanırım bir zamanlar yaşadıklarımızı tekrar yaşayacağız.
Minako: Usagi haklı. Ama bizim bu savaşta üçe ayrılmamız gerek.
Kai: Benim bir fikrim var. Usagi Galaxia’yı, ben Lilith’i, siz de Peraklet’i halledin. Nasıl ama?
Minako: Asla! Lilith’le seni tek başına savaştırmam Kai. İlk savaşta neler olduğunu sen bizden daha iyi biliyorsun!
Kai: Ama aşkım Peraklet ve Galaxia ne olacak?
Ami: Onun bir çaresi bulunur elbet.
Rei: Peki ya üçü de aynı anda saldırırsa ne yapacağız?
Kai: İşte benim de size anlatmak istediğim şey tamamen buydu.
Minako: Hmm… Bak bu güzel bişi. Aa yeter! Kai senin taktiğinle hareket edeceğiz. Ya kıyamet ya huzur arkadaşlar başka yolu yok!
Kai: Benim aşkım bilir ne yapacağını. Kızlar siz aranızda kombine halde yapabileceğiniz teknikleri bi düşünün.
Bu arada Lilith ve kurmayları dünyayı basarlar.
Lilith: Ha ha ha ha ha! Eski dostlarınız artık düşman!
Kai: Seni lanet olası! Iaaa!
Minako: Kaii! Hayır!
Lilith: Senin süren doldu Kai! Şimdi bedel ödeme vakti, Peraklet!
Peraklet: Büyük zevkle! Haa!
Kai: Kahretsin! Iaa!
Minako: Kaaiii! Olamaaz!
Makoto: Yeter artık! Jüpiter! Ölümcül meteor yağmuru!
Rei-Haruka: Dev süpernova ejderi!
Michiru-Ami: Derin okyanus okları!
Setsuna-Hotaru: Ölümcül zaman bozgunu!
Makoto-Minako: Güneş ışığı yıldırım yağmuru!
Usagi: Ayın mucize gümüş çağlayanı!
Bu yeni kombine teknikler sayesinde Kai ölmekten şimdilik kurtulur, Galaxia ve Peraklet eski hallerine dönerler. Artık savaş kahramanlarımızın lehine döner.
Usagi: Lilith! Artık kaçacak yer yok. Boşuna uğraşma, kaos kontrolümüz altında. Galaxia! Peraklet! Hadi şuna evrenin gerçek gücünü gösterelim!
Galaxia: Altın galaktik ışın!
Peraklet: Kızıl galaktik dalga!
Usagi: Ayın gümüş iyilik ışınları!
Kai: U-sa-gi!
Bu öyle inanılmaz bir teknikti ki yaydığı ışık tüm galaksiden görülebilecek boyuttaydı. Eee galaksinin en güçlü üç savaşçısı bir araya gelirse olacağı da budur. Ama sonuç olarak Lilith diye bir varlık kalmamıştı ve dünya huzura kavuşmuştu. Tek sorun Kai’deydi. Peraklet’le giriştiği savaşta çok ağır yaralanmıştı. Kai yenileme gücünü yitirmiş neredeyse her yanı kesik içindeydi.
Minako: Kai! Nolur gözlerini aç aşkım lütfen!
Kai: Minako… Beni düşünme artık. Işığa yaklaşıyorum.
Minako: Hayır! Kai burada kalıyorsun! Gidemezsin! Yaşayacağımız şeyleri bir…
Kai: Minako! Aşkım. Kendine çok dikkat et! Kızlar sana ve Usagi’ye emanet!
Minako: Kai! Kaai! Kaaiiii! Haayıır!
Minako hıçkırıklara boğulurken Kai’de son nefesini vermişti. Evet, Kai trajik bir biçimde ölmüştü. Üstelik bunun geri dönüşü de yoktu ama şimdilik. Minako olanlardan üç hafta sonra Kai’yi götürmek için güneşe gider. Kral Raion bu ölümün yedi haftalık bir süreçten geçmesi gerektiğini eğer yenileme gücü geri gelmezse Kai’ye sonsuza kadar veda edeceklerini söyler. Raion’un bu sözleri her ne kadar umut beslese de üzücü tarafı daha ağır basıyordu. Minako gözü yaşlı evine döner ve yedi hafta boyunca Rei’nin tapınağında kalır. Her gün en az beş kere Kai için dua ediyordur. Zaman geçmek bilmez, günler günleri ardında bırakır. Sonunda yedi hafta geçer ve Minako sonucu öğrenmek için güneşe gider. Minako sarayın girişinde ağır adımlar atarak ilerler. Şatonun kapısında onun için olabilecek en büyük mucizelerden biri yaşanır. Kapıda Kai Minako’yu beklemektedir. Hem de kral kıyafetiyle.
Minako: Aşkım! Bitanem benim! Tanrım şükürler olsun ki seni bana geri gönderdi.
Kai: Ben biraz gitmeye ısrarcıydım da huysuzluk yapınca kalmam onaylandı.
Minako sevinçten dört köşe olmuştu. Sarayda Kai’nin dönüşü için özel bir gece yapılacaktı. Geceye tüm savaşçılar, ayrıca Galaxia ve Peraklet’te katılacaktı. Gece başladığında önce yemekler yenir. Yemeğin bitimine yakın Kai kadehini havaya kaldırır ve konuşmak için izin ister.
Kai: Dostlarım ve sadık müttefiklerim. Hepimiz burada büyük bir mucizeyi kutlamak için toplanmış bulunuyoruz. Bildiğiniz üzere dünyamız büyük bir savaştan sizin sayenizde zaferle çıkmıştır. Ama bu zaferin en büyük mimarları olan Galaxia, Peraklet ve Usagi’ye büyük bir alkış lütfen.
Salonda bulunan herkes bu üç kahramanı doyasıya alkışlar. Gece mükemmel geçer. Ertesi sabah kahramanlarımız dünyaya geri dönmeye hazırlanırken Kai ve Minako aşağı kattaki aile meclisinde konuşurlar. Raion Kai’ye kendini zamansız tehlikeye atmasından ötürü sitem eder. Minako’da bu görüşe katılmaktadır. Kraliçe Mamori’de oğlunun yaptıklarının aynı babasına çektiğini söyler. Zamanında Kral Raion’da böyle zamansız hareketlere kalkışır, kendini tehlikeye atarmış. Bu konuşmadan sonra kısa bir gülüşme yaşanır, ardından hazırlanma işlemi biter ve kahramanlarımız dünyaya geri döner. Dünya yine eski güzelliğine kavuşmuş hayat tekrar normale dönmüştür…

11.BÖLÜM:BİR BAŞKA ZAFER
Hayat normale dönmüştü artık. Savaştan önce ertelenen Dünya Gençler Şampiyonası’nın yarı finali bu muhteşem koşullar altında tekrar oynanabilirdi. Takımın koçu Mizuno Hattori mucizevî bir biçimde Kai’yi tekrar kadroya almıştı. Kai kadroya tekrar girdiği için çok mutlu olmuştu.
Kai: Koç beni tekrar kadroya almış Minako.
Minako: Bu çok iyi bir haber. Akşama bunu kutlayalım. Ne dersin?
Kai: Benim için bir sorun yok bizimkiler uygunsa neden olmasın?
Minako: Bu harika! O zaman ben kızlara ve Seiyalara hemen haber uçurayım.
Akşama doğru Kai televizyonda spor haberlerine bakarken gençler şampiyonası ile ilgili bir habere rastlar. Haberde Mizuno Hattori’nin Kai’yi kadroya tekrardan dâhil ettiğini gösteren bir haberi anlatır. Bu Kai’yi çok mutlu eder. Ayrıca haberde Japonya’nın yarı finaldeki rakibinin Arjantin olduğunu maçın 14 Haziran Cumartesi saat 20.00 da oynanacağını da söyler. Diğer yarı final maçı ise İspanya ile Türkiye arasındadır. Kai diğer finalistin Türkiye olmasını dilemektedir. Akşam olduğunda Kailerde büyük bir parti olur. Ertesi sabah ise Kai Osaka’ya takım kampına katılmak için Seiya ile yola çıkarlar. Tesislerde ikisini kapıda Yusuke karşılar.
Yusuke: Kaptan, Seiya bu ne kadar güzel bir gün böyle.
Kai: Neden Yusuke?
Yusuke: Kaptan daha ne olsun, sen geldin ve şampiyon olma olasılığımız arttı.
Kai: Aa haksızlık etme benim dışımda bu takımda pek çok iyi futbolcu var.
Yusuke: Ama senin kadar azimlisi yok, sen bu yüzden takım kaptanısın Kai.
Kai: Sağ ol Yusuke.
Hemen gelir gelmez kampa giren Kai ve Seiya ertesi hafta oynanacak maç için hazırlık yaparlar. Kızlar cephesinde ise durum baya iyidir. Onlar da Osaka’ya gitmek için hazırlık yapıyorlardı. Tabi en çok Minako ve Usagi bu duruma heyecanlandılar. Çünkü Minako Kai için Usagi ise hem Mamoru hem de Seiya için Osaka’ya gidecekti.Ertesi sabah kızlar,Taiki ve Yaten Osaka’ya doğru yola çıkarlar.Yolda pek eğlenen kızları küçük bir sürpriz bekliyordu.Osaka şehir girişinde lastikleri patlayan kızlar yarım saat boyunca lastikle uğraşırlar ama sonunda sorunu çözüp yollarına devam ederler.4 saatlik bir yolculuğun ardından Osaka’ya varan kahramanlarımız özellikle Minako ve Usagi hemen kampa gitmek isterler ama kamp takım oyuncu yakınlarına kapalıdır.Hemen bir otele yerleşen kızlar,Taiki ve Yaten geceyi otelde geçirirler.Sabah olduğunda ise kahvaltıdan hemen sonra kampa giden kızlar Kai ve Seiya’yı görmek isterler.Takım sabah koşusundan yeni gelmiş pas alıştırması yapıyordu.Derken…
Yusuke:Kai!Seiya!Bakın sizinkiler geldi.
Kai:Harbiden ya.Kızlaar!
Minako:Aşkım!
Usagi:Seiya!
Seiya:Nasıl geldiniz buraya?Taiki ile Yaten nerede?
Usagi:Kai’nin o muhteşem arabası ile geldik.Taiki ve Yaten otelde spor yapacaklardı ama bilmiyorum.
Kai:E diğer kızlar niye gelmedi?
Minako:Makoto ile Ami dolaşmaya çıkmışlardı.Rei de odada yoga yapıyordu.
Seiya:Neyse maça çok az bir vakit kaldı.
Kai:Evet maç bu akşam kızlar ona göre.
Usagi:Hiç kaçırır mıyız?
Kai:Haa ben size birkaç bilet vereceğim onları alıp dağıtın.Minako al bu siz ve Taiki ile Yaten’in.Usagi bu da Mamoru’nun.Geleceğim demişti.
Usagi:Sahi mi?Çok sağ ol Kai ne iyi düşünmüşsün yaa!
Seiya:Neyse biz gidelim koç bişi demesin şimdi.
Minako:Tabi gidin.Aşkım dikkat et kendine sakatlanma.Bu takımın sana ihtiyacı var.
Kai:Merak etme aşkım bana bişi olmaz.
Kızlar otele doğru yol alırken Kai ve Seiya yorucu bir antrenmandan çıkıp maçın son taktiklerini de alıp dinlenmeye geçerler.Saat 19.00 da Nagai stadına doğru yola çıkan takımı stada geldiğinde büyük bir taraftar grubu tarafından karşılanır.Kız taraftarların çoğunda Kai’nin resmi vardır.Statta son kez maça ısınarak son hazırlıklarını yapan takım artık maça hazırdır.Maç saati geldiğinde ise tribünler tıklım tıklım doluydu.Kızlar,Mamoru,Taiki ve Yaten de tribünde Kai ve Seiya’yı destekliyordu.Ve hakemin ilk düdüğü ile stat çılgınca Japonya’yı destekliyordu.İlk dakikalar durgun geçse de 35. dakikada Yusuke’nin ortası Kai’nin tam da istediği gibi kafasına oturmuştu.Mükemmel bir kafa vuruşu ile topu ağlara gönderen Kai takımını güçlü Arjantin karşısında öne geçirmişti.İlk yarı böyle bittiğinde devre arası Mizuno Hattori Kai’ye özel bir taktik veriyordu:
Hattori:Kai ikinci yarı bizim için çok önemli.Eğer çok zor durumda kalırsan o Fransa maçında yaptığın şey her neyse onu kullan tamam mı?Takım için!
Kai:Peki efendim!
İkinci yarı başladığında ilk yarıdaki durgunluktan eser yoktu.Japonya,Arjantin karşısında o kadar etkili oynuyordu ki Arjantin yarı sahasından çıkmakta epey zorlanıyordu.İşte Arjantin böyle bir atağa kalkmaya hazırlanırken Seiya topu kapar ve kaleye doğru hızla koşmaya başlar.Tam golü o atacak derken beklenmedik bir anda topu Kai’ye paslar ve Kai bomboş pozisyonda golü atar.Tribünler özellikle Minako bu golden sonra iyice coşar.Maç sonunda ise skor tablosu 2–0 Japonya’nın lehinedir.Japonya finale çıkmıştır.Finaldeki diğer rakibi ise Kai’nin istediği gibi olmamıştır.Japonya’nın finaldeki rakibi İspanya’dır.İspanya maçta Türkiye’yi 3–1 ile geçerek finale yükselmişti.

12.BÖLÜM:SON TANGO

Artık final maçı kalmıştı.Japonya’nın olabilecek en büyük zaferine belki de sadece bir adım kalmıştı.Rakip İspanya’ydı.Avrupa’nın en iyi takımlarından biri olan İspanya finalde Japonya’nın rakibi olmuştu.Kai bu konuda pek endişeliydi.Çünkü İspanyolların ne kadar dişli bir rakip olduklarını,oyun sistemlerinin ne kadar iyi olduğunu biliyordu.Maça daha üç gün vardı ama takım çalışmalarına ara vermeden devam ediyordu.Kai’ye ise özel antrenör tarafından özel bir program uygulanıyordu.O akşam otele giden Kai’nin Minako’ya bir sürprizi vardı.Kai ertesi sabah olacak antrenmanda dinlendirilecek,böylece Minako ile vakit geçirebilecekti.Kızlar da bu duruma çok sevinirler ama Seiya antrenmana kaldığı için biraz buruk bir sevinç vardır.
Kai:Kızlar,eğer bu turnuvada şampiyon olursak benim evimde büyük bir parti vereceğim ne dersiniz?
Makoto:Valla güzel bir fikir de Rei ne der bilemiyorum.
Kai:Neden?
Rei:Ya benim bu turnuva biter bitmez Tokyo’ya dönmem gerek de.
Kai:Ters bişiler mi var yoksa Rei?
Rei:Aslında var da yok.
Ami:Kai,Rei’nin büyükbabası hasta.Biliyorsun iyice yaşlandı da,şu son zamanlarını ailesinden tek kalan Rei ile geçirmek istiyor.
Kai:Hmm.Durum ciddi gibi görünüyor.Bizim veya benim yapabileceğim bişi var mı?
Rei:Hayır Kai çok teşekkürler.
Kai:E o zaman biz seni bugünden yolcu edelim istersen Rei ha ne dersin?
Rei:Aslında sizi yüzüstü bırakmak da istemiyorum ama…
Kai:Tamam anlaşılmıştır.Şimdi savaşçıya dönüş ve benim seni oraya göndermemi bekle.
Rei:Tamam.Mars süper yıldız gücü!Harekete geç!
Kai:Güneş yıldızı kristali.Gezegen teleport!Şimdi!
Ve Rei,Kai sayesinde Tokyo’ya gider.Kızlarda buruk bir sevinç vardır ama onların bu üzüntüsü kısa sürecektir.Çünkü otelin bahçesinde büyük bir parti olmaktadır.E bizimkiler de hemen parti olan yere ışınlanırlar tabi.Akşama kadar doyasıya eğlenen kahramanlarımız akşam yemeğinden hemen sonra birer bardak meyve suyu ile bahçedeki oturma yerlerine atarlar kendilerini.Güzel bir günün ardından Kai maç günü sabah 10.30 da takıma katılıp son bir antrenman yapar.Bu final maçı olduğu için Mizuno Hattori antrenmana seyircileri de davet eder.Antrenmana yoğun bir seyirci ilgisi vardır.Seyircilerin çoğunun ilgi odağı Kai’dir.Minako bu durumu çok kıskanır ama Kai’ye güveni sonsuz olduğu için bu kıskançlık krizi kısa sürer.Antrenman bittiğinde takım toplanır ve son kez Nagai’ye doğru yola çıkar.Maça sayılı saatler kala İspanya takımı da stada gelir.Bu sırada Japonya takımı da son kez topla çalışma yapar.Maça son 15 dakika kala şanssız bir biçimde Yusuke sakatlanır.Soyunma odasına götürülen Yusuke saçını başını yolar.Hemen ardından Kai’de soyunma odasına girip doktorların bir iki dakika dışarıda durmalarını rica eder.
Kai:Neren sakatlandı Yusuke?
Yusuke:Sağ baldırım Kai çok ağrıyor kahretsin!Tam maça 15 dakika kalmış şu şanssızlığa bak.
Kai:Endişelenme ben bu maça çıkabileceğine inanıyorum.
Yusuke:İyi de nasıl Kai?Bu halde fazla dayanamam ki!
Kai:Şimdi gözlerini kapa ve içinden bu maça çıkacağım de.
Yusuke gözlerini kapatır,Kai de Yusuke’nin baldırına elini tutar ve sakat olan yeri iyileştirir.
Yusuke:Kai bu nasıl oldu?Hiç ağrım kalmadı!
Kai:Buna mucize desek daha doğru olur.Hadi şimdi şu İspanyolları dağıtalım ve şampiyon olalım!
Yusuke:Peki kaptan!
Bu yüksek moralle sahaya dönen Kai ve Yusuke artık maça hazırdılar.Maç başlamadan hemen önce kendi yarı sahalarında toplanıp maç için kazanma sözü verirler.Daha sonra taraftarı ateşleyecek hareketlerde bulunan takım artık maça hazırdı.Minako,kızlar ve Mamoru çok heyecanlıdırlar…Ve bu büyük heyecan sırasında maç İspanya’

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 25 Eyl 2007 20:54
katara
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)

Avatar

Kayıt: 16 Ağu 2007
Mesajlar: 129
Nerden: uzayın derinliklerinden
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
daha okuyamadım ama güzelle benziyor pazar günü okuyacağım biraz uzun geldi bana Şaşırmış Durumda ama ellerine sağlık

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 27 Eyl 2007 22:16
Monsoon
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)

Avatar

Yaş: 27
Kayıt: 01 Ksm 2007
Mesajlar: 169
Favori Anime & Manga: Blackcat
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Sydney,Australia

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
nice work!!!hoşuma gitti

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 07 Ksm 2007 12:43
AqUa-hime
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 20 May 2007
Mesajlar: 1,147
Tanıtımlar: 2
Cinsiyet: Kız
Nerden: Nerden olacak tabikide tahtımdan :D
Teşekkür: 5

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
süpersin Çok Mutlu ama yine çok uzun yazıp atmışsın.. sana diyorum üşeniyor insanlarrr ne acılarla okudum ben bunu bir ben bide allah bilir yani Çok Mutlu bari bölüm bölüm atsan.. üstüne üstlük (bu terimi çok seviyorum Çok Mutlu) yine yarsıı gelmemiş bölümün bak gördünmü ^^


By me ~
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi 16 Arl 2007 15:51
Vampire Princess
Mangaka
Mangaka

Avatar

Yaş: 25
Kayıt: 17 Ksm 2007
Mesajlar: 506
Teşekkür: 3

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
sadece başını okuyabildm ve güzele benziyo çok uzun olmuş bencede parça parça ( BÖLüm bölüm) atsan daha iyi olur uzun olduğuunu görünce milletin okuma heveside kaçıyo Çok Mutlu ( yani bnm kaçıyo açıkçası Şaşırmış Durumda )

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2007 16:18
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
Güsell yazmışsın ama baş karekter kai ,minako ve yıldız ışığı savaşçıları dışında kimseden o kadar bahsetmemişsin. Bölümlerin uzun olmuş ama tasvirlerin çok az olmuş. Başındaki futbol sahnesi güsell olmuş Hayranlık Besliyor Beğendimm.


Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 19 Oca 2008 16:28
kaitou jeanne 6
Misafir

Avatar





Sailor Moon:The Superstars Konu: Yanıt: Sailor Moon:The Superstars Alıntıyla Cevap Gönder
kızlar ölüyo ve sevgilileri çok soğukkanlı davranıyo Şaşırmış Durumda yani benim sevgilim ölse o kadar da soğuk kanlı olamazdım.sen olur muydun Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
25 Nis 2008 12:56
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 7 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız