Son Madalyon Savaşçısı
Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 5, 6, 7, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 

devam etsin mi?
evet
89%
 89%  [ 17 ]
hayır
10%
 10%  [ 2 ]
Toplam Oylar : 19

Yazar Mesaj
tuuche
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 31
Kayıt: 20 Ağu 2008
Mesajlar: 205
Favori Anime & Manga: itazura na kiss, sailormoon, card captor sakura...
Cinsiyet: Kız

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
BÖLÜM : 1

“ Yeni Eve Yerleşme”


Telâşla kafasını arkaya çevirdi; “ Kim vardı orada? ”

- Huh! Ben neredeyim?

Bir anda gözlerini açıp kalktı ve çevresine bakınmaya başladı. Yatağının yanında yere öylece atılmış kıyafetleri duruyordu. Balkona açılan büyük pencerelerin perdeleri kapalıydı. Ama güneş içeri girmekte ısrarlıydı ve perdelerin arasından sızan parlak ışık huzmeleri etrafı aydınlatıyordu. Bu da odanın dağınıklığını daha bir ortaya çıkarıyordu. Pencerenin birkaç adım gerisindeki çalışma masasının üzerinde de üst üste koyulmuş bir kitap yığını vardı. Kiminin kapağı açılmış içinden eşyalar dökülen, kiminin ise ağzı kapalı birbiri üstüne koyulmuş koliler duvara dayanmış ya da etrafa yayılmıştı. Kolilerin içinde bir şeyler arandığı belliydi.

- NARUKA! Hadi kalk artık, kahvaltıya. Daha bugün ev yerleştirilecek her yer darmadağınık.
- Tamam geliyorum anne....

Naruka çevreye şöyle bir göz gezdirdi. Kapakları açık olan gardırobun içindeki kutulardan kıyafetler sarkıyordu. Kafasını kaşıdı ve kendi kendine gülmeye başladı. “bir pijama aramak için burayı ne hâle getirmişim” diye söylendi şaşkın şaşkın.

Hâlâ yatakta çevresine bakarken eğer aşağıya inmezse annesinin odaya geleceği aklına geldi. Odanın bu hâlini asinin görmesini istemiyordu. Çünkü annesi dağınıklığı hiç sevmezdi. Bir an “niye ona hiç çekememişim?” diye düşündü. Kalkıp perdeleri ve camı açtı. Manzara çok güzeldi. Güneş parlıyordu ve şehir cıvıl cıvıldı. Kuşlar, ağaçlar, işe gitmek için evden ayrılan insan manzaraları...
Naruka balkonun tırabzanlarına dayanmış yeni çevreye bakarken bir anda kapısı açıldı. Siyah saçlı, yeşil gözlü 7 yaşlarında bir çocuk kafasını içeri sokup ukalaca;

- Eğer hemen kahvaltıya gelmezsen annem gelip seni sürükleyerek aşağı indirecekmiş.
- Tamam geliyorum Tati.
- Bana Tati deme. Benim adım Tatouyo!
- Ablalar kardeşlerine her zaman kısa isimle ile hitap ederler.
- Yok ya o ismi kim belirliyor peki???
- Ablan olarak ben tabi ki de...
- Tatouyo kızgınca;
- Bana öyle deme sevmiyorum. Ayrıca aşağı çabuk gel annem ateş püskürüyor. Demin babama “kolileri düzgün koyamamışsın, ya biri takılıp düşseydi biri” diye söyleniyordu. Büyük ihtimalle sıradaki sensin.

- NARUKA SEN HÂLÂ KALKMADIN MI ???
- ...
- ...
- “ Tamam ben aşağı iniyorum. Sen başını çaresine bak ” diye hızla kapıyı çarpıp çıktı Tatouyo.

Naruka dolaptan kıyafetlerin sarktığı kutulardan birini çekti ve içinde kıyafet aramaya başladı. Bol cepli rahat bir pantolonla, mavi hoş bir bluzu üstüne geçirip, kenardaki boy aynasında kendine baktı. Giydiği kıyafetlerin her zaman rahat ve şık olmasını isterdi. Yüzüne baktı. Koyu kahverengi, omuzlarına doğru uzayan saçları vardı. Kardeşi gibi yeşil gözlere sahipti. Boyu çok uzun değildi. Ama kısada denemezdi. Bu babasının işi nedeniyle değiştirdiği 4. şehirdi. “ bu geldiğimiz son şehir, artık taşınmayacağız ” derdi hep babası. Ama bir ya da iki yıl geçince eşyalar tekrardan kolilere girerdi.

Naruka için taşınmak sorun değildi. Çünkü yeni yerler ve insanlar keşfetmeyi seviyordu. Tek sorun sevdiği insanları geride bırakmaktı. 5 yaşındayken yine taşınacakları bir gün babasına gidip; “ mahalledeki arkadaşlarımda bizimle gelemezler mi? ” diye sormuştu. Babası da gülümseyip “ onlarında senin gibi aileleri var Naruka. Sen bizden ayrılmak ister miydin böyle bir durumda ” demişti. Naruka'da gözü yaşlı babasına sarılmıştı. Babası onu kucağına alıp evin kapısını kapamıştı. Kaparken de “ hem o kadar çocuğu hangi hangi odaya sığdırabiliriz ki ? Annen de dağınıklıktan çıldırırdı herhâlde diye seslice gülüp içeri girmişti.

- Hey kahvaltı çok güzel görünüyor. Yine kendini aşmışsın anne.
Annesi gülümseyip;
- Yok canım, beni şımartmayın o kadar
Ama elinde bıçakla mutfağa girerken demin ki sinirli hâlinden eser kalmamıştı. Bayan Hima çok uzun boylu değildi. Ama ona da kısa denemezdi. Güldüğü zaman etrafındakilere de neşe veren bir gülüşü vardı. Uzun, Naruka'nın ki gibi koyu kahverengi olan saçları vardı. Titizliğe önem verirdi. Hatta bazen abartacak kadar!..

- tam zamanında geldin doğrusu dedi Tatouyo.
- Evet kızım tam zamanında babanı kurtardın dedi; yorgunluktan yüzü çökmüş, kahverengi gözlü, siyah saçları hafifçe beyazlamaya başlamış uzunca bir adam.
- Annen bu iltifatla hiç olmazsa kahvaltı sonuna kadar bizi rahat bırakır.
- Neden, ne oldu ki?
- Annem babama kolilerin tozunu aldırıyordu.” dedi Tatouyo, biraz hince gülerek.
- ...

Naruka babasının elindeki toz bezine baktı şaşkın şakın. O sırada annesinin mutfaktan şarkı söyleyen sesi duyuluyordu.

***


Saat öğlen 1'e doğru geliyordu.

- Naruka bu listeyi al ve 2 sokak aşağıdaki markete git. Acele et. Akşama kadar hiç olmazsa; salonu, mutfağı, banyoyu, yatak odasını, senin ve kardeşinin odalarınızı yerleştirmemiz lâzım.
- ...

Bunları duyan bay Mizan ve Tatouyo'da Naruka kadar şaşkındı.

- İyi de başka oda kalmadı ki zaten hayatım.” dedi bay Mizan, çekinerek.

Eh eninde sonunda eşini kızdırmak istemiyordu. Ailesini şehirden şehre sürüklediği için hem kendini suçlu hissediyordu, hemde onların hiç ses çıkarmamasına her zaman minnettardı.

- SİZ BANA NE DEMEK İSTİYORSUNUZ??? SİZCE BEN TEMİZLİK DELİSİ MİYİM !....
- Yok hayatım bütün temizliği bir güne sığdırıp yorulma diye söyledim. Bak daha yarında var.

Bayan Hima biraz rahatlamıştı. Sakince;

- Olmaz. Çünkü daha yarın çocukları okula yazdırmamız lâzım. Okulun açılmasına 1 hafta kaldı. Sonra formalar alınacak, sonra da okul alışverişi. Ben bunları 1 haftada nasıl yetiştireceğim? ” diye kendi kendine konuşurken bayan Hima, Naruka çoktan evden çıkmış, marketin yolunu yarılamıştı. Listeye şöyle bir göz attı. 3- 4 yiyeceğin dışında hepsi temizlik için gerekli olan malzemelerdi.

Kafası önünde listeyi inceleyerek ilerlerken karşıdan gelen kaykaylı bir çocuk Naruka'yı yere serdi. Çocuk Naruka'dan sadece birkaç santim uzundu. Dağınık kahverengi saçları, spor giyim tarzı ve yapısıyla çok hoş duruyordu. Kaykay ise ona ayrı bir hava katıyordu.

- Sen ne yaptığını sanıyorsun! Önüne bak biraz. Madem kullanmayı bilmiyorsun niye yola çıkıyorsun kaykayla. Söylesene sırf hava atmak için mi!...
- Özür dilerim tamam mı. Bir an dengemi kaybettim. Ayrıca ben hava atmıyorum.

İkisi de birbirlerinin gözlerinin içine sinirle bakıyorlardı. Çocuğun bal rengi gözleri vardı. Ama Naruka için şuan en son şey birine bakmaktı.

- Hıh!... Kalktı ve sinirle markete yöneldi.
- Hıh!... çocukta kaykayına binip yoluna devam etti.

***

Yorgundu, bitkindi. Gece saat 2'ye geliyordu. Temizlik bittiğinde “ annem bir orduya bu disiplinle ülkeyi bile temizletir. ” diye düşündü. Sonra da askerlere acıdı. Bırak uyumayı yatağa düşüp sızmıştı bile.

Etraf karanlıktı. Bir mağara içinde gibiydi. Ortasında göl şeklinde büyük bir su birikintisi, yüzeyinde de genişleyerek yayılan halkalar vardı. Tam ortasında ise havada asılı duran Bir şey vardı ve uzaktan ne olduğunu seçemiyordu. O şey sanki Naruka'yı kendine çağırıyordu. Naruka bir adım attı, şaşkındı. Çünkü suyun üstünde yürüyordu. Yaklaştı... Yaklaştı... Çok hoş altın yuvarlak bir madalyon duruyordu. Altın bir zinciri vardı. Yaklaştıkça içine tatlı bir sıcaklık yayılıyordu. Elini uzattı.

Bir anda arkadan bir ses geldi.

Telâşla kafasını arkaya çevirdi; “ Kim vardı orada? ”

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 20 Ağu 2008 0:17
tipitipus
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Yaş: 30
Kayıt: 10 Ksm 2007
Mesajlar: 439
Nerden: izmir-istanbul

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
dewam etsin etsin Çok Mutlu ben sewdim bu fan fictionda ne cewherler warmış

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 20 Ağu 2008 1:16
Kara Kedi
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 03 Nis 2007
Mesajlar: 1,106
Teşekkür: 37

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
bende beğendim. dewam etmelisin.

"Yağmurlu bir günde,
Yola fırlayan yeşil, sarı kertenkele.
Bir otomobilin lastiği o koca kafanı dümdüz ettiğinde,
Yine bu kadar mutlu olabilcek misin sence!"

(Roberto Totaro-Nirvana)

Trafik kurallarına uyalım ^^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 20 Ağu 2008 23:53
gothic girl
Misafir

Avatar





Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
bende beyendimmm.kesinlikle devam etmelisin bence Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
21 Ağu 2008 1:22
tuuche
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 31
Kayıt: 20 Ağu 2008
Mesajlar: 205
Favori Anime & Manga: itazura na kiss, sailormoon, card captor sakura...
Cinsiyet: Kız

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
BÖLÜM: 2

“ Yeni Okul, Yine O Çocuk! ”

Siyahlar giymiş, uzun boylu, hareketleri çok zarif ama bunların aksine bir o kadar çirkin bir kadın; taştan, ortası su dolu bir çeşmenin etrafında dönüyordu. dönerken de parmağını çeşmenin taşında gezdiriyordu. Arkadan gelen adam, kadına;

- EFENDİM...
- Bana madalyonu bulduğunuzu söyle Zarin.

Adamın sesi korkudan titremekteydi.
- Efendim... Şey... Biz ne yazık ki...
- ZARİN 300 YILDIR BİR MADALYONU BULAMADINIZ!.. diye bağırdı kadın.

Adam bir an için öleceğini düşündü. Ama şaşkındı! Çünkü yaşıyordu.
Kadın kızgın ama bağırmadan;

- Gidebilirsin Zarin.

Adam referans yaptı ve hiç ses çıkarmadan dışarı çıktı.
Kadın içinde hem kızgındı hem de hayal kırıklığına uğramıştı. Çeşmedeki suyun yüzeyinde güzel ve tatlı bir kız silueti belirdi. Yanında da bir çocuk vardı. İkisi bir arada çok mutluydu sanki.

- HAYIR!... diye bağırdı kadın ve kızgınca suya vurarak görüntüyü bozdu.

Arkasını döndüğünde içinde sadece hayal kırıklığı vardı. Gözlerini kapadı. O ağlamazdı, ağlayamazdı. Ama hüzünlenirdi. Hatıralar bütün beynini doldurdu.

- Ahhh!.. ayağı takılıp düşmüştü. Bir çocuk koşa koşa yanına gelmişti.
- Telâşlı olduğu her halinden belliydi.
- İyi misin Niraka? Ne oldu?
- İyiyim. Ayağım taşa takıldı sadece. Bu kadar abartmana gerek yok.
- Abartmak mı? Ben abartacak bir şey yapmadım ki. Bağırdığını duydum ve koştum geldim. Bu abartmaksa bir daha yardıma gelmem... dedi somurtarak.
- Tamam özür dilerim. Seni kırmak istemedim. Bana her zaman yardım etmenden memnunum. Ama bazen üstüme çok düştüğünü düşünüyorum. Yani sadece düştüm o kadar.
- TAMAM. Dedim ya artık yardım yok... diye burun kıvırdı çocuk.
- KAMAUYO!!! abartma dedim. Özür diledim ya...

Çocuk tırsmıştı. Ama o an bir anda orayı görmüştü. Kız ona bağırırken o şaşkınca ileriye bakıyordu.

- Heyyy! Niraka şuraya bak. Çok güzel...

Kız şaşırmıştı. “ ne oluyordu?”, “ neye bakacaktı?” kafasını çevirdi ve karşısındaki manzara etkileyiciydi. Üstünde bulundukları toprak patikanın sonunda muhteşem bir göl ve arkasında sıra dağlar vardı.

- İlk varan kazanır... Çocuk çoktan koşmaya başlamıştı.
- Hey! Beni bekle bu haksızlık.

Kız her ne kadar geriden başlasa da çocuğa yetişmişti. Kahkahalar havada uçuşuyordu ve yerden kalkan kelebek sürüsü onların neşelerine eşlik ediyordu. Çocuk bir an için kıza baktı. Onunla tanıştığından beri duyguları farkıydı ona karşı. Ama kız galiba ona karşı aynı duyguları hissetmiyordu. “ Sadece arkadaş.” Gölün kıyısında nefes nefese kendilerini yere attılar.

- Bunu bir daha yapma. Yarışacaksak beraber başlamalıyız... dedi kız ve sonra şakadan bir yumruk attı.
- İyi ama yine de sen kazandın.

Birbirleri ile boğuşurken suyun içinde bir şey parladığını farketti Niraka.

- Şuna bak Kama. Bu ne dersin?
- Ne oldu Niraka? Heyyyy nereye gidiyorsun?

Kız suyun içine girmeye başlamıştı bile. Parlayan şeye gidiyordu.

- Niraka!! Boğulacaksın gel buraya.
- Bir şey olmaz. Sadece bakacağım. Su derin değil. Hem kurtarıcım yanımda. Ben boğulursam sen kurtarırsın... dedi gülerek.

Kamauyo kızarmıştı.

- Elbette kurtarırım ama bu kendini boğdurman anlamına gelmiyor.
- Bu bir kolye! Şuna bak çok güzel. Ama neden bu kadar parlıyor ki ?
- “ Kolye mi ? ” dedi çocuk. “ Şu kızlar ve süs eşyaları. Anlamıyorum ki....... ”

Kız eğildi ve suyu içinden kolyeyi aldı. Bir anda parlak bir ışık madalyondan yayıldı. Göz kamaştırıcıydı.

- Ahhhh!!!!

***


- Vay be! Yeni okulum burası mı?” dedi Naruka.

Tarihi, taştan bir binanın önünde duruyordu. 2 metre kadar kapısı vardı binanın. Bahçesi de çok büyüktü. Heybetli bir saat kulesi ise bahçenin ortasında duruyordu. Saat kulesinin çevresinde üç çeşme vardı.

- Hıh! Zaten kim okul için buraya gelmek ister ki dedi Tatouyo.
- Kıskanma seni buraya almıyorlar diye. Küçüksün işte sen yandaki yeni modern yapılı okula gideceksin... dedi Naruka kardeşini kızdırmak istercesine...
- Ben kıskanmıyorum.
- Çocuklar didişmeyi bırakın. Kayıt işlemleri bitsin daha alışveriş yapacağız.” dedi bayan Hima.

Hep beraber merdivenlerden çıktılar. Kapının biri açıktı. İçeri girdiler. Karşılarına ilk çıkan kişiye nereden kayıt yaptırabileceklerini sordular. Kayıtları bizzat müdür bey yapıyordu. Bu okula girecek öğrencileri seçmek isterdi her zaman. Naruka biraz korkmuştu. İlk günden okulun müdürü ile tanışacaktı. 2. katta koridorun sonunda, önünde “MÜDÜR” yazan kapının önüne geldiler. Tam kapıyı çalacakken kapı açıldı ve bir adam, bir çocuk ile kadını dışarı uğurladı. Çocuk üzgündü. Tabi kadında. Adam onlara; 2 sokak aşağıdaki liseye kayıt yaptırmalarını öneriyordu.

Ve bir anda Naruka'yı, annesini ve Tatouyo'yu gördü.

- “Size nasıl yardımcı olabilirim?” dedi yaşlı ve gülen adam. Çok insancıl duruyordu.
- Şeyyyy .... biz kayıt yaptırmak için geldik... demişti Naruka gülerek. Aynı zamanda demin ki insanlara şaşkındı.
- Ah evet içeri gelin. Size ne ikram edebilirim?

***

Alışveriş bitmiş, paketler ellerinde eve dönüyorlardı. Müdür Naruka'nın babasının araştırmacı profesör olduğunu öğrenince onu bu okula hiç düşünmeden kabul etmişti. Naruka her şeyin bu kadar kolay ve hızlı gelişmesine şaşkındı. Kapıdan onlardan önce çıkanları görünce bu okula kabul edilmeyeceğini düşünüyordu. Ama öyle olmadı babasının profesör olduğunu öğrenen müdür Naruka'nın da çok zeki olduğunu düşünüyor olmalıydı. Naruka tembel değildi belki ama babası kadar zeki olduğu da söylenemezdi. O daha çok paten yapmayı severdi. Bir de denizin karşısına geçip enginleri izlemeyi. Bu Naruka'nın en sıkıntılı anında bile rahatlamasını sağlardı.

- Ahhh!... ayağım! Görmüyor musun kırmızı ışık yanıyor ve sen hâlâ yürüyorsun. Birde gelip ayağımın üstüne basıyorsun.

Naruka bir anda düşüncelerden çıktı. Çok dikkatsiz davranmıştı ve ezile bilirdi. Hemde kaldırımda bekleyen birinin ayağına basmıştı.

- Şey çok özür dilerim. Bilerek olmadı. Benim hatam...
- Tabi ki senin hatan. Birde benim mi hatam olacaktı!...
- Hey bu kadar kaba olmana gerek yok. Özür diledik ya işte!...

Naruka o an fark etmişti. Bu onu dün kaykayı ile düşüren çocuktu. İkisi de önce şaşırdı ve aynı anda kızgınca;

- SEN!
- SEN!
- Ne olmuş bana ...
- Bana kaykay kullanamadığımı söylüyorsun ama sen daha kaldırımda yürümeyi bile bilmiyorsun.
- Ben kaldırımda yürümeyi biliyorum. Sen kendine bak. Kaldırımın ortasında durulmaz.
- Kırmızı ışığı bekleyen herkes kaldırımda durur.

Herkes şaşkınca onları izliyordu. Yeşil ışık yandı ve bunu fark eden insanlar karşıya geçmeye başladılar.

- Naruka hadi! Kırmızı yanmadan karşıya geçelim.” dedi bayan Hima.

Naruka kızgınca söylene söylene karşıya geçti. Onun da karşıya geçip sağa döndüğünü gördü.

- Hey Naruka! Söylesene o kimdi? Konuşan Tatouyo idi.
- Boşver tuhaf, KABA biri işte...

Naruka hâlâ kızgındı. Ama annesi onlara soğuk birşeyler ısmarlayınca herşeyi unutmuştu bile.
- Süper bir gündü, bütün alışveriş bitti. Hava güzel, dondurmamı yiyiyorum, ...
- Trafikte birinin ayağını ezdin, daha mutluluk verici ne olabilir ki dimi... dedi onu kızdırmak isteyen Tatouyo.
- ..... ehehe. Tatouyo. Ablanı kızdırmak istemezsin değil mi dedi bayan Hima. Yaklaşan fırtınayı hissetmişti anlaşılan.
- SEN NE DEMEK İSTİYORSUN!...
- Bir şey demek istemiyorum. Çok dikkatsizsin o kadar.
- NEEE!.. Sen kendine bak TATİ.
- Bana öyle deme!
- Tati, Tati, Tati işte...
- Çocuklar hadi dondurmalarınızı bitirin eve gidelim.

***

Akşam olmuştu. Yorgun bir şekilde çabucak uykuya daldı. Bir anda uyandı. Üç gecedir mağaradaki o rüyayı görüyordu. Biri onu izliyordu. Ama hep aynı yerde uyanıyordu. Bir anda gözlerini açıp, çevresine baktı odasındaydı. Saat 4'e geliyordu. İki sokak aşağısında başka bir evde bir çift göz daha saate bakıyordu. Seiji düşündü “ Üç gündür gördüğü bu tuhaf rüyada neydi?... ”


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 21 Ağu 2008 14:06
tuuche
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 31
Kayıt: 20 Ağu 2008
Mesajlar: 205
Favori Anime & Manga: itazura na kiss, sailormoon, card captor sakura...
Cinsiyet: Kız

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
kimse bişi demiyecek mi hikayeme ya Üzgün ya da Ağlıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 21 Ağu 2008 23:14
Kara Kedi
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 03 Nis 2007
Mesajlar: 1,106
Teşekkür: 37

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
Güzel olmuş tuuche, bu arada şu çocuğu çok sewdim(kaykaycıyı)..Nirakayııda sewdim...devamını bekliyorum Gülücük Dağıtıyor

"Yağmurlu bir günde,
Yola fırlayan yeşil, sarı kertenkele.
Bir otomobilin lastiği o koca kafanı dümdüz ettiğinde,
Yine bu kadar mutlu olabilcek misin sence!"

(Roberto Totaro-Nirvana)

Trafik kurallarına uyalım ^^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 21 Ağu 2008 23:24
tuuche
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 31
Kayıt: 20 Ağu 2008
Mesajlar: 205
Favori Anime & Manga: itazura na kiss, sailormoon, card captor sakura...
Cinsiyet: Kız

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
xunlai yazmış:
Güzel olmuş tuuche, bu arada şu çocuğu çok sewdim(kaykaycıyı)..Nirakayııda sewdim...devamını bekliyorum Gülücük Dağıtıyor


teşekkür ederim.... Gülücük Dağıtıyor
insanın konusuna yorum yapılması ne kadar moral vericiymiş... Şaşırmış Durumda
ayrıca ben de seviyorum o çocuğu Kahkaha Atıyor

biraz daha yorum gelsin devamını da koyarım kısmetse....




En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 21 Ağu 2008 23:38
tipitipus
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Yaş: 30
Kayıt: 10 Ksm 2007
Mesajlar: 439
Nerden: izmir-istanbul

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
koymalısında!!gerçekten çok akıcı yazıosun.sadece konu atlarken biraz daa dikkatli olmalısın.insan nerde olduğunu şaşırabilio.ama gerçekten güzel bi hikaye.dewam!

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Ağu 2008 0:06
tuuche
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 31
Kayıt: 20 Ağu 2008
Mesajlar: 205
Favori Anime & Manga: itazura na kiss, sailormoon, card captor sakura...
Cinsiyet: Kız

Durumu: Çevrimdışı

Son Madalyon Savaşçısı Konu: Yanıt: Son Madalyon Savaşçısı Alıntıyla Cevap Gönder
tipitipus yazmış:
koymalısında!!gerçekten çok akıcı yazıosun.sadece konu atlarken biraz daa dikkatli olmalısın.insan nerde olduğunu şaşırabilio.ama gerçekten güzel bi hikaye.dewam!


teşekkür ederim... Gülücük Dağıtıyor

konu atlama ilk bölümlerde sanki biraz var Şaşırmış Durumda ama sonra ki bölümlerde pek yok. sonraki bölümler daha da akıcı ben bu hikayeyi 7 bölüm kadar yazdım. hemen hemen hergünde yeni bölümü yazmaya çalışıyorum... bu hikayenin en güzel yanı kısmetse sürpriz gibi olacak olan sonu. Kayan Gözler




En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 22 Ağu 2008 0:45
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 5, 6, 7, Sonraki
1. sayfa (Toplam 7 sayfa) [ 70 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız