Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 

Nasıl ?
İdare eder
42%
 42%  [ 3 ]
Yazmasan daha iyi!
42%
 42%  [ 3 ]
Harika yazıyorsun devam et!
14%
 14%  [ 1 ]
Toplam Oylar : 7

Yazar Mesaj
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Bu da neydi simdi böyle , onun burda ne isi vardi! Ona bakti gerçekten o olabilir miydi ? Eger oysa burada ne isi vardi.Cocuklara bakti ve ;

„Toz olun burdan“diye bagirdi.Cocuklar arkalarina bakmadan kostular.
Kennosuke hemen kiza döndü ve;

„Sen iyi misin ? Herhangi bir yerinde yara filan var mi ?“dedi.Kiza bakiyordu.Kiz ona;

„Ah evet iyiyim“dedi ve birden Kennosukenin boynuna atladi ;

„Seni o kadar özledim ki annenlere yerini sordum ve onlar bana burda oldugunu söylediler yani hala“dedi.

Kennosuke oldukça sasirmisti. Ne yani sadece onun icin mi gelmisti buraya ? Ah size söylemeyi unuttum degil mi? Bu kiz Kennosukenin arkadasi hani ondan hoslanan.
Kennosuke onu yavasça kendinden uzaklastirdi.Ona bakti. Cok büyümüstü ve evet boyu uzamisti, hem de cok.Yavasça nefesini üfledi , nefesinin etkisiyle önündeki saçlari hafifçe havalandi.Ona bakti ve ;

„Kalicak bir yerin var mi ? Ya da otele filan yer ayirttin mi ?“diye sordu Kennosuke.Bunu bilmesi gerekiyordu.O bir kizdi bekar bir erkegin evinde genç bir kizin kalmasi söz konusu olmazdi.Zaten öyle birsey olursa kesinlikle ingilizlilerin gözünden kaçmazdi.Bayan Eloisenin gözleri hep Kennosukenin üzerindeydi.Aslinda simdi düsününce siniflarina yeni japon bir kizin gelmesi oldukça ilginçti ve kiz harika ingilizce biliyordu tikpi Kennosuke gibi.Ahh simdi bunlarin sirasimiydi!
Misaya bakti.Ah neden gelmistiki sanki ona onu sevmedigini kibar bir bicimde belirtmisti zaten.Gözlerini kapatti ve icinden küfretmeye basladi.Tabi ki simdi bunun da sirasi degildi.Az önceki sorusunun cevabini alamamisti demekki kalicak yeri yoktu.

„Misa – chan eger kalicak bir yerin yoksa burada kalman imkansiz yani benimle.Bu mümkün degil .Seni istemedigimi düsünmeni istemem ancak bir otelde ya da eger burda yakinin varsa onun evinde kalman kesinlikle sart.Ben bekar bir erkegim benimle kalman dogru olmaz.Benim icin sorun degil ancak seni incite bilirler“dedi.

Sözü biter bitmez söylediklerine pisman oldu çünkü , kizin gözleri dolmustu.Ah lanet olsun onu kirmayi kesinlikle istememisti.Omuzlarindan tutup onu sarsmamak için kendini zorladi.Ozaman kesinlikle aglardi.Tekrar derin bir nefes aldi ve Misanin ona bakmasini sagladi.

„Bak olay gelip gelmemenle ilgili degil , sen genç bir kizssin ve ben de bekar bir erkegim sadece ben bunu uygun görmüyorum.Ah bak ne diyecegim sen otelde kal ve ben her okuldan sonra seninle bulusmaya geliyim ne dersin?“dedi.Fikrine kesinlikle bayilmisti ne kadar da akilliydi. Ama yüzündeki mutluluk ifadesi kisa süre içinde söndü çünkü Misanin yüz ifadesi hiç de mutlu gözükmüyordu.Sorun neydi ?

„Ahh hadi ama sorun ne ?“dedi bu ses tonu sabrinin tükendigini gösteriyordu.Misa ona bakti ve oda derin bir nefes verdi.

„Sey aslinda sorun seninle kalip kalmamam degil aslinda hiçbir sorun yok ben buraya sadece bir günlük geldim yarin aksam yine dönecegim ve ben bir günden bir sey olmaz diye düsündüm.Ama senin için sorun olacaksa sorun degil.Ben hemen otelden-“Kennosuke onun sözünü kesti.Demek bir günlüktü sanirim sorun olmazdi.Ah artik eve gitmek istiyordu.

„Pekala öyleyse ben de kal ve yarinda yola çikarsin anlastik mi?“ dedi.Yarin gerçekten de büyük bir gün olacakti ...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ağu 2011 1:59
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Yillar Sonra Bölüm 2 : Gizemli Biri

Ertesi gün her ikisi içinde zor geçecekti.Buna süphe yoktu.Misa - chan`in gelmesiyle hersey basindan sonuna tümüyle degismisti.Belki hersey yolunda gözüküyor olabilirdi , ama kesinlikle öyle degildi.
Aslinda bunun pekte Misa - chanla alakasi yoktu.Daha çok Kennosukenin duygulariyla ilgiliydi.Öyleki Misa - chan`in hala kendisinden hoslandigini biliyordu.Bunu Gözlerinden anliyordu.Ona baktigi zaman gözleri yumusuyor ve nefes alisi hizlaniyordu.Mutlaka heycanlaniyordu.Bu belki de normaldi , hoslandigin biri yaninda olunca isler degisiyordu.Belki özgüvenini kaybediyordun ve elin ayagina dolaniyordu.Belki kalbin normalden daha da hizli atiyordu ve saçma sapan seyler söylüyordun.Bunlarin hiçbiri Kennosukeye olmamisti.Belki küçükken hoslandigi kiza karsi olmustu ama bunu ona asla söylememisti.O gün aklina geldi yavasça gözlerini kapatti...

Günlerden saliydi; yine onu görmüstü.Kesinlikle çok güzeldi.Sari saçlari ve yesil gözleri vardi.Uzun zamandir ondan hoslaniyordu ancak asla itiraf etme cesaretini kendinde bulamamisti. Bahçede yürürken onunla karsilasmisti.Herkes etrafina toplanmisti ve o da kalabaligin yanina gitmisti.Genellikle kizlar vardi ve bazilari agliyordu.Kizin adi Sakuraydi.Oldukça üzgün görünüyordu.Kennosukenin içi acimisti.Sevdigin bir insani böylesine üzgün görmek çok kalp kiriciydi.Kennosuke kizin yanina yaklasti ve :

„Sakura sorun ne ? Neden hepiniz böylesine üzgünsünüz ? „dedi.Sakura ona bakti gözlerinde üzüntü kivilcimlari oynasiyordu.Uzun bir süre Kennosukeye bakti.Bu bakista neydi böyle ? Kennosuke onu sarsip sorunun ne oldugunu sormayi istiyordu , ama bunu yapamazdi.Tek yapabildigi biraz daha yaklasmak oldu.Kiz ona bakti o da yavasça yaklasti gözünden bir damla yas süzüldü , basini yavasça yana çevirdi basi egikti ancak agladigi gözüküyordu.Iste o anda Kennosuke kendini tutamadi ve onu sarsmayi basladi.
„Söylesene sorun ne!? Lütfen...“dedi.Bu rica etmekten daha çok yalvarmak gibiydi.Kiz ona bakti ve;
„Ben gidiyorum... Ailem tasiniyor ve bana nedenini söylemiyor! Bende onlarla gitmek zorundayim Ingiltereye tasiniyoruz! Ne yapacagimi bilmiyorum , tek bildigim sizleri birakmak istemedigim.Ve seni de...“
Bu öyle bir cümleydi ki için de öyle çok duygu ve anlam yüklüydü ki Kennosuke agarligini tasiyamayip yere çöktü.Evet bu saçmaydi ama baskalarina göre öyleydi.Sevdigin bir insandan vazgeçmek olanaksizdi...

Bir hafta sonra gitmisti... Kennosuke onu ugurlamaya gitmis ancak bunu hiç istememisti... Kendini kesinlikle zor tutmustu , hatta o kadar kirilmisti ki Sakura ona bu haberi verir vermez direk oradan uzaklasmisti.Sakura onun onu sevdigini asla bilemezdi.Birbirlerini tam dört senedir taniyorlardi ve bu umutsuz ask onu ilk gördügünden beri devam ediyordu...

Kennosuke yataginda uzanmis bunlari düsünüyordu o zamanlar 16 yasindaydi.Dört senedir onu hiç görmemisti.Ama artik önemli de degildi.Artik ona karsi ayni duygulari hissetmiyordu.Nedenini bilmiyordu sadece öyleydi iste...

Umarim bu bölümü de begenirsiniz nyah nyah ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 30 Ağu 2011 20:00
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Yıllar sonra 2. Bölüm : Gizemli Biri

''Eee nasıl ? Beğendin mi bakalım Londrayı ? '' diye sordu Kennosuke.Günlerden cumartesiydi ve Kennosuke Misa - chan'a verdiği sözü yerine getiriyordu.Okuldan gelirken birkaç gezi dergisi satın almıştı.Aslında pek gezen bir insan da değildi hani.Ama misafirler gezmeyi hak ederlerdi.Şimdi ikisi Londranın en ünlü Restorantında oturmuş kahve içiyor ve pasta yiyorlardı.Bu Restorant Kennosukenin teyzesinin arkadaşına aitti.İsmi kendisi kadar hoştu.Restorant'ın adı;Secrets of Fairys'ti bu Perilerin Sırrı anlamına geliyordu.İlk başlarda Kennosuke bu adı garipsemişti ancak sonraları ona oldukça doğru gelmeye başladı.Çünkü bayan Passion'un tatlıları o kadar güzeldi ki! Ancak birisi bunun tarifini sorduğunda bunun sır olduğunu söyler ve gülerek uzaklaşırdı.Bayan Passionun Kızıl saçları ve çimen yeşili gözleri vardı .Kocasıda onunkisi kadar iyi kalpli bir insandı.Bayan Passionun hiç çocuğu olmadığından çocuk evlat edinmişti.İki tane kızdı bunlar , adları ise tıpkı kendileri gibi hoştu ,ayrıca ikizlerdi.Birinin adı Jennefer'di Güneş turuncusu sarıyla karışık saçları ve deniz kadar mavi parlak canlı gözleri vardı.Bir diğerinin adı ise Daphne'ydi Onun ise saçları siyah gözleri bal rengiydi her ikisi de 12 yaşındaydı. Anlaşılan büyüyünce çok can yakıcaklardı.Kennosuke Misa -chan'a baktı.Bahçedeki kuşları seyrediyordu.Ah nasıl da güzeldi ama Kennosuke ona karşı hiçbirşey hissetmiyordu.Bu akşam gidicekti ama ondan önce Kennosukeyle biraz vakit geçirmek istemişti.Kennosuke bugünün güzel geçmesini istiyordu ama belki de mümkün değildi...

Restorant çok fazla büyük değildi , ancak yeterince pahalıydı.Aslında Londra'nın pahalı olmayan bir yeri var mıydı? Ama bu onun için pek sorun değildi.Kaldığı ev satılık bir evdi , kira ödemesine gerek yoktu.Ayrıca okul masrafları da sorun değildi , ailesi zaten bunları karşılıyordu ; hatta bu yüzden aralarında ufak bir konuşma bile geçmişti ...
Menüyü eline aldı ve ne seçebileceğine karar vermeye çalıştı. O kadar çok tatlı çeşidi vardı ki insan her birinin tadına bakmak - ki bu mümkün değildi - istiyordu. Sadece bir çay 5 sterlinden başlıyordu. Her neyse pekte önemli değildi. Kendisine göre ; Milkshake ve '' The Secret of Chocolate '' adında bir pasta sipariş etti sonrada Misa - chan'a baktı. Belli ki kız menüdeki fiyatları görünce büyük bir şok yaşamıştı ve henüz atlatamamıştı. Zavallı kız gözüne ucuz birşeyler kestirmeye çalışıyordu ama mümküm değildi , burası küçük olmasına rağmen Londranın en meşhur tatlı restorantıydı.Kız Kennouke'ye çekingen bir bakış attı ve:
''Şey b - ben bir su istiyorum '' dedi.Şoka uğrama sırası Kennosukedeydi.Garson kıza beklemesini işaret edip Misa - chan'a döndü.
''Hey , buraya seni bir su iç diye getirmedim. Tabiki de canın ne isterse onu yiyeceksin , beni dert etme durumum müsade etmeseydi zaten gelmezdim , izin verde sana birşeyler ısmarlıyayım. Tamam mı ?'' dedi. Kz önce şaşırdı sonra da hiçbirşey söylemeden Kennosuke'ye baktı. Ah! Hadi ama ne düşünüyordu sanki. Onun sadece bir suyla yetinmesine izin vereceğini mi ? Çıldırmış olmalıydı...
Ona saatler kadar uzun gelen saniyeler sonra :
'' Eeee ben o zaman Cappichino (umarım doğru yazmışımdır) ve '' The Strawberrys of Goddes '' adlı pastadan istiyorum'' dedi.Kennosuke istediği pastaya şöyle bir göz attı ve görüntüsünün mükemmel olduğunu düşündü.
'' Harika bir seçim Misa - chan '' dedi.Az sonra yanlarına Bayan Passion geldi. Kesinlikle harika bir zarafeti vardı ve kızlarıda yanındaydı.
''Kennosuke , beni arkadaşınla tanıştırmıyacak mısın ? ''dedi kurnaz bakışlarının arasında . Kennosuke yavaşça ayağa kalktı ve Misa - chan'ın yanına gitti.
''Ah çok üzgünüm , ne kadar kabayım .Pekala Bayan Passion bu benim yakından arkadaşım Misa - Misa Haru ve Misa - chan bu Bayan Passion ve kızları Jennefer ve Daphne , kendileri onun öz kızları değil ama Bayan Passion onları kendi kızları gibi seviyor '' diyerek sözlerini bitirdi ve Bayan Passionla Misa - chan el sıkıştılar sonra her ikisi de yerlerine oturdular. Bayan Passion :
''Umarım Restorantımı beğenmişsinizdir , küçük ancak gelirimizi sağlayacak kadar iyi'' dedi . Bunu söylerken adeta gözleri parlıyordu.Misa - chan Bayan Passion'un kızlarına sevecenlikle bakıyordu ve onlarla çoktan konuşmaya dalmıştı bile .İkisine de çok güzel olduklarıyla ilgili birşeyler söylüyordu.Bu konuşma Bayan Passion'un oldukça hoşuna gitmişti . Birkaç dakika sonrada pastalar ve içicekler geldi. Pastalar mükemmelinde ötesinde bir lezzete sahiptiler...

Kennosuke oldukça yorucu bir gün geçirmişti.Neyse ki henüz cumartesiydi.Aslında yarın için bir planı yoktu , belki bu yüzden Hanabi'yle gezebilirlerdi.Ama bu günkü gibi olsun istemezdi. Neden mi?
Kız bütün gün elleri önünde bakışları yerde - Misa - chandan söz ediyordu - bir şekilde taaki havaalanına kadar konuşmamıştı , sonra da birden pat diye onun için ne ifade ettiğini sormuştu. Tanrım! Kennosuke çok hazırlıksız yakalanmıştı , bu yüzden onu çok sevdiği bir dost olarak gördüğünü söylemekle yetinmiş ve konuyu kapatmıştı. Ne aptaldı! Ancak aptallığının yanı sıra Misa - chan'ın istediği şeyi ona vermesi imkansızdı!
Ondan hoşlanmıyordu ki! Bunu aslında onun yüzüne söylemek isterdi ama eğer söylerse kızın yıkılışınıda izlemeli ve - ve işte öyle birşeydi...
Lanet olsun! Kimin umrundaydı , bunu ona daha öncede belirtmişti ve bugünde konuşmasıyla zaten gine ve gine belirtmişti. Anlamaması imkansızdı. Evet onu tanımaya çalışmıştı , çünkü tanımadan soğuk davranmak aptalca olurdu. Ama olmamıştı işte o çok fazla duygusaldı ve Kennosuke bunu kaldıramazdı ... yoksa kaldırmaz mıydı ?
Derin bir nefes aldı , yarın Hanabiyle - oda isterse - dışarı çıkacak ve bu saçmalığı aklından çıkaracaktı.
Tüm sınıfın telefon numralarının olduğu kağıdı aldı ve Hanabinin numarasını tuşladı.
Dıııt .... dııııt .... dııııt ...
''Ah! Alo . Merhaba benim Kennosuke . Rahatsız etmiyorum ya?! Ah , buna sevindim . Ben şey için aramıştım ... Acaba yarın için bir planın yoksa birlikte dışarı çıkabilir miyiz ? Yani senin içinde uygunsa ... Pekala mükemmel yarın saat 13:30 ' da Lunapark'ın önünde olur mu? Harika! Hoşçakal...
Evet ! Evet! Bunu da halletmişti . Artık rahatça uyuyabilirdi. Yarın harika bir gün olacaktı ama nedense içindeki ses bunu düşünmek için henüz erken olduğunu söylüyordu...

Umarım beğenirsiniz bir dahaki bölümde gizemli biri ortaya çıkıcak ...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 31 Ağu 2011 19:51
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Iste yeni bölüm geldi ^^

Ertesi sabah kennosuke son hizla yataktan kalkti ve direk dusa girdi.Ardindan üzerine beyaz bir kisa kollu gömlek ve en sevdigi mavi pantalonunu giyip kalvaltisini etti ve evden çikti.Niye, bilmiyordu ama çok heyecanliydi.Sanki daha önce baskasiyla çikmamisti. Ah Tanrim! Tabiki de daha önce baskalariyla da çikmisti.Ama bu kiz da garip birseyler vardi. Mesela ; iki gündür okula gelmiyordu ve ögretmen de ne ailesine ne de kendisine ulasabilmisti.Ancak dün Kennosuke onu aradiginda telefonu hiçbirsey yokmus gibi açmisti.Kennosuke gelen otobüse binip bir koltuga ve basini cama dayayip düsünmeye basladi...

******

"Ah! Tanrim, geç kalacagim! Daha ilk bulusmamiz bu geç kalmamaliyim!". Ellie ( aslinda diger adiyla Hanabi) annesinden nasil izin aldi merak ediyor musunuz?
Hadi iki gün öncesine dönelim ^^

" Ne , ne yaptim dedin?! Of onu nasil korkutursun ? Onun rüyasina girmemeliydin! Madem onu öldürmeyecektin öyleyse neden beynini bulandirip gül bahçesine davet ettin?! Bir ölümlüyü kendi dünyamiza çagiramayiz , unuttun mu? Fisiltici Güllerin büyüsüne kapilip uykusundan hiç uyanamayabilirdi.Ya da babam onu görüp öldürte bilirdi! Bana bak, seni Kennosukeyi koruman için tuttum.Madem sana güvenebilecegimi söyledin, öyleyse sözünün arkasinda dur!."
Fisiltici güllerin o kadar büyülü sesleri vardi ki onlari bir kere dinleyen insan bir daha daldigi uykudan uyanamazdi, ya da uyandirilirsa hayati boyunca krala hizmet etmesi gerekirdi.
"Ah, efendim lütfen bagislayin beni.Ben sadece onu güllerden uzak tutmak istemistim , hepsi bu.Izin verin hatami telafi edeyim , ne isterseniz yaparim"dedi.Ellie'nin onu azarlamasi kendisini üzmüstü ancak Prenses Ellie'nin hakli oldugunu pekala biliyordu.Bir kaç saniye sonra Ellie gülümseyerek :
"Pekala , demek hatani telafi etmek istiyorsun.Öyleyse bu pazar günü benim yerime geçip evde kal, benim biriyle bulusmam gerekiyor.Eger bu iyiligi benim için yaparsan , beni çok mutlu edersin"dedi.Gül perisinin (diger ismiyle Rosie'nin) kafasi karasmisti ancak hiçbirsey sormamaya karar verdi...

Hadi bu günümüze dönelim ^^

"Pekala , ben çikiyorum sakin kimseye birsey belli etme , hatta evde durmamaya çalis ben gelirken sana haber verecegim.Ayrica çok gecikmemeye çalisacagim"dedi.Eger annesiyle babasini kendisi ikna edemiyorsa o da bu sekilde evden gizlice gidecekti! Rossie sadece basini sallamakla yetindi...

15 dakika sonra Lunapark'in önünde ...

Kennosuke Lunapark'in duvarina yaslanmis , kolundaki saate bakiyordu.O da henüz yeni gelmisti gelmisti.Basini kaldirip mavi gökyüzüne bakti.Bugün hava sanslarina oldukça güzeldi. Aslinda Londra da böyle birseyin olmasi inanilmazdi.Az sonra Kennosuke basini yana çevirdi , ve Hanabinin gelmekte oldugunu gördü.Hemen ona dogru ilerledi ve :
"Ah , demek geldin mükemmel görünüyorsun"dedi.Hanabi'nin üzerinde kirmizi askili bir bluz ve buz mavisi renginde bir pantalon vardi.Ayakkabi olarak bilekis kirmizi babetlerini giymisti ve birde boynunda , gül perisi ile iltibata geçebilmesi için bir kolyesi vardi.
"Tesekkürler,sen de mükemmel görünüyorsunbeyaz sana yakismis "dedi.Kennosuke tek kasini kaldirip , Hanabiye bakti ve :
"Ben ilk basta , Lunaparktan baslariz diye düsündüm , sen ne dersin ?."Hanabi'nin cevabi ise gülümsemek oldu...

Birkaç saat sonra Hanabi ve Kennosuke bir lokanta da sohbet ediyorlardi.Hanabi artik gitmesi gerektigini çok iyi biliyordu ancak , o biraz daha kalmak istiyordu.
Pekala Kennosukeden gerçekten de hoslaniyordu.
Sesinin garip çikmasindan nefret ederek:
"Sanirim artik gitsem iyi olacak, anneme erken gelecegime dair söz verdim"dedi.Yalan söylemekten nefret ediyordu özellikle de Kennosukeye karsi!
Kennosuke bir kaç kez gözlerini kirpistirdi ve :
"Ah bu kadar çabuk mu ? Neyse umarim baska zaman da görüsürüz, seni eve birakmami ister misin ?"
"Ah , hayir buna hiç gerek yok gerçekten , kendim giderim.Öyleyse yarin okulda görüsürüz."dedi.Kendisi de biraz fazla acele ettiginin farkindaydi , ancak içinde garip bir his vardi ve bu yüzden hemen eve gitmek istiyordu.
Kennosukeden yeterince uzaklastigindan emin olunca , hizla evini hayal edip gitti...

Eve geldiginde Rossie , bir saga bir sola gidip geliyordu.Ellie sevimli bir sesle:
"Eh , iste geldim! Birsey oldu mu ben yokken ?" Gül perisi tam agzini açmis birsey söyleyecekti ki Ellie annesinin onu çagirdigini duydu ve :
"Ah , annem! Hemen git burdan çabuk çabuk !"Gül Perisi aninda ortadan kayboldu ve Ellie son hizla asagi indi.
Asagi indiginde annesi ve yaninda genç bir adam onu bekliyorlardi.Annesi gülümseyerek:
"Ellie , hayatim bak bu bay Peter.Kendisi bir bir arkadasimin oglu ve seni çok merak ettigi için gelmis.Neyse ben sizi yalniz birakayimda tanisin."dedi annesi ve hizla uzaklasti.
Annesinin gözleri donuk mu bakiyordu sanki ?
Adam oldukça gizemli gözüküyordu.Bay Peter yavasça Ellie'ye yaklasti ve elini öperek;
Sizinle tanistigima memnun oldum bayan Ellie...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 27 Eyl 2011 18:26
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Pekala her ne kadar kimsenin okumadigini düsünsem de yeni bölüm geldi ^^
Hey , hey pekala Ellie annesi'nin heycanlaninca tipki bir ölü balik gibi baktigini biliyordu.Ama görünüse göre bu saçmaliklari engellemeye yetmiyordu.
Bu adam ne saçmaliyordu böyle ? Aslinda annesi ne saçmaliyordu.
Ellie tabiki de, bu yeni tanistigi ve kibirli oldugunu düsündügü hatta ve hatta ondan oldukça büyük olan bu adamla evlenmeyecekti.Pekala bir sürü eksisi vardi.Ellie hiçbir sekilde bu adamla evlenmezdi.
Burnu biraz fazla mi büyüktü ? Ah , sanki gözleri kan çanagi gibiydi! Ah! Aman Tanrim , Ellei bu adamla hayatta evlenmezdi! Ancak bugüne dönüp baktigimizda...

Ellie bu adamla evlenmeme lüksüne sahip biri degildi.Ailesi ne derse herzaman oydu.
Pekala iste yemek masasinda gergin bir ortam u.u
"Ahahaha,demek kralliginiz oldukça genis. Sizin adiniza çok sevindim ancak ben-"
Adam Ellie'nin sadece ilk cümlesini dikkate almisti.Ve birden o kadar çok heycanlanmisti ki , agzindan tükürükler saçarak konusmaya basladi.
"Oh,Prenses Ellie.Demek Kralligimi mükemmel buluyorsunuz.Bu beni ne kadar mutlu etti bilemezssiniz.
"Ah hayir ne yazikki beni yanlis anladiniz bay Peter.Benim demek istedigim-".
"Benimle evlenmek istemeniz beni çok mutlu ediyor dogrusu.Sizce dügün hazirliklarina ne zaman baslamaliyiz?"

Ellie bu durum karsisinda çok sasirmisti.Onunla evlenebilecegini nasil düsünürdü?!Onunla daha yeni tanismisti. Sadece bir kaç saat; birini tanimak ve ona evlenme teklifi etmek için yeterli bir zaman degildi.
Ama bu ailesinin umrunda bile degildi.Tek istedikleri; Kralliklar arasi bir anlasmayla kizini 'Gea Kraliyla' evlendirebilmekti.Ellie bu evliligi kesinlikle istemiyor , hayati boyunca sevmedigi bir adamla nasil yasayacagini bilmiyordu.Ama her ne kadar itiraz etse de ailesi onun fikirlerine saygi duymayacak ve zorla da olsa evlendirilecekti.Bir prenses olmasina ragmen sözleri asla geçmezdi.Babasi oldukça katiydi ve eger birseyi istiyorsa onu alir , kizina söz hakki vermezdi.Ellie'nin nadiren söz hakki olurdu ancak pek te dikkate alinmazdi.
Dislerini birbirine kenetledi ve sesinin titremesinden korktugu için bakislarini sadece tabagina çavirmekle yetindi.Abisi konusmaya basladigi zaman bile basini kaldirmadi.
"Bu evlilik olmayacak.Kiz kardesim henüz birkaç saat önce tanistigi birine karsi birsey hissedemez.Öncelikle sizi tanimasi gerektigini düsünüyorum.Onun abisi olarak tanimadigim biriyle evlenmesine izin vermem.Ve ben onun tüm hayati boyunca sirf kral ve kraliçe istiyor diye , sevmedigi bir kral'in kraliçesi olmasina göz yumamam.Onu bazen sinir ediyor olabilirim ama onun kalbinin kirilmasina asla izin vermem!"
Ellie abisi bu konusmayi yaptiktan sonra gözleri dolarak ona bakti.Abisi ona gülümsüyordu.Ellie o anda abisinin boynuna sikica sarilmak ve binlerce kez tesekkür etmek istiyordu.Ancak öte yandan annesinin ve babasinin da ne düsündügünü merak ediyordu.
Basini onlardan tarafa çevirdi ve onlarinda yüzünde bir saskinlik ifadesi oldugunu gördü.Abisi onlara ciddiyetle bakiyordu.Ellie'nin ise gözleri abisi ve babasi arasinda gidip geliyordu.
Babasi basini çevirip Ellie'ye baktiginda , Ellie bir an o gözlerde sefkat gördügünü sandi.Acaba o da abisiyle ayni fikirde olabilir miydi ?
Babasinin onu anlamasi için nelerini vermezdi...
Ellie'nin gerginlikle dudaklari aralandi, kimseden çit çikmiyordu.Babasi birkaç saniye sonra kendini topladi ve bay Peter'a döndü.
"Oglumun kabaligini lütfen bagislayin.Sanirim hastaligindan dolayi atesi çikmis ve bu yüzden az önce size saygisizlik yapmis olabilir.Sanirim hizmetlilerin onu odaya götürmesi daha iyi olacaktir.
Bu evlilik olmali ve olacakta.Bundan emin olabilirsiniz.Kizimin sizi zamanla taniyacagina ve sizinle evlenmek isteyecegine eminim.Kendisi biarz çekingen ve bu yüzden de sizinle pek konusmadi sanirsam.Iste bu yüzden birbirinizi ne kadar çabuk tanirsaniz o kadar iyi olur. Sizce yarin tekrar gelmeniz mümkün mü ?"
Kral'in yüzünde bir gülümseme belirdi.
"Elbette efendim.Yarin benim için gayet uygun.Simdi izin verirseniz Prensesimizle küçük bir konusma yapmak istiyorum"dedi ve Ellie'yi elinden yumusakça tutup salondan çikartti ve kütüphaneye götürüp kapiyi arkasindan sikica kapatti.
Ellie kralin ne yaptigini merak ediyordu.Birden aklina Kennosuke geldi.Acaba ne yapiyordu ? Kennosuke çok iyi kalpli biriydi.Ellie ondan bir dost gibi hoslandigini biliyordu.En azindan Ellie kennosukeye karsi böyle hissediyordu. Ne zaman Kennosukeden hoslaniyor olabilecegini düsünse; kalbinde garip bir his oluyordu ve bu onu rahatsiz ediyordu.Aslin bunu uzun zamandir düsünüyordu ve bugün de onun yanindayken hiç heyecanlanmamis , sadece onun iyi vakit geçirdigini ve iyi arkadas olduklarini düsünmüstü.Nedendir bilmiyordu ancak onun yanindayken kendini huzurlu hissetmekten baska birsey hissetmiyordu...
Kral'in yaninda oldugunu hatirlayip Kennosuke ile ilgili düsüncelerinden siyrildi.

Kral'a döndügünde kral'in ona bakmakta oldugunu gördü ve sasirdi.Ancak hiçte kendisini yiyecek gibi bakmiyordu.Acaba Ellie biraz önce ön yargili davranmis olabilir miydi ?
Gizemli biri oldugu kesinlikle dogruydu.Ancak simdi dikkatli bakinca pek te yasli gözükmüyordu.Bay Peter'in hafif esmer teni; yesil gözleri ve kahverengiye çalan saçlariyla çok uyumluydu.
Ellie bir an bay Peter hakkindaki düsüncelerini hatirlayinca utandigini fark etti.Ancak ciddiyetini korumasi gerektigini biliyordu.Sesine ciddi bir ton katarak:
"Evet , benimle konusmak istediginiz konu neydi bay Peter?"Ellie sesinin soguk çiktigini biliyordu, ancak tavrini korumasi gerektigini düsünüyordu.
Adam hafif bir reverans ve gülücükle kizi cevapladi.
"Öncelikle lütfen bana Peter diyin ve eminim ki yasimi merak ediyorsunuzdur leydim ,23 yasindayim.Ayrica neden simdi birden degistigimi de merak ediyorsunuzdur ancak az önceki davranislarim sadece küçük bir testten ibaretti.Sizin tavrinizi görmek istedim ancak oldukça sakindiniz. Öyleyse asil konuya geçmem de bir sakinca yok sanirsam.
Ben Gea ülkesinin tek varisi ve kraliyim.Kralligim sizler kadar büyük degil , ancak taninmis bir krallik.
Sizinle tanismakta önceleri tereddüt ettigimi kabul ediyorum , ancak halkimi da düsünmek zorundaydim. Iste bu yüzden tereddütleri bir kenera biraktim ve sizi görmeye geldim.Halkimin bir kraliçeye ihtiyaci var ama ben sundan eminim ki sevmedigim birine "karim" diyemem.Bu yüzden öncelikle sizi tanimak istedim , böylecelikle sizin nasil biri oldugunuzu ögrenmis olacak ve kararimi sizinle tanistiktan sonra verecektim.Iste bu yüzden sizinle tanismaya geldim.Annem ve sizin anneniz uzun zamandir dostlar ve ben de annemin ricasini kirmayip , sizi görmeyi kabul ettim.Pisman degilim.Size asil söylemek istedigim sey ise; eger beni tanidiktan sonra bile kocaniz olarak göremeyeceginize karar verirseniz size gine de saygi duyarim.Iste söylemek istedigim sey buydu.Simdi izninizle leydim.Yarin tekrar görüsmek üzere".
Adan Ellie'nin eline hafif bir öpücük kondurdu ve yavasça odadan çikti.Ellie ise yanaklari kizarmis bir sekilde öylece duruyordu...

Umarim begenirsiniz^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 03 Ekm 2011 15:13
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Ah! Tanrim , Tanrim.... Krali kesinlikle küçümsemisti.Hayir, aslinda küçümsememisti. Sadece yemek masasinda gerçekten delinin teki oldugunu düsünmüstü.Taaki kiral ona kendini açana kadar... Ne de nazik konusmustu... Ancak , Ellie hiçbir zaman böyle bir kralin hayalini kurmamisti.Biraz erken konustugunu biliyordu , ama onu sevebilecegini sanmiyordu.Tipki Kennosukeyi sevemeyecegi gibi... Kennosuke'den hoslandigini düsünmüstü, ancak yanilmisti.Kalbi onun için bir duygu beslemiyordu , arkadasliktan baska...
Ellie yavasça yatagina oturdu.Kendini krala karsi suçlu hissediyordu...
Bir ay sonra...
Ellie cam önündeki koltuga oturmus , bos bakislarla disariyi seyrediyordu.Gözleri yari kapaliydi.Uzun zamandir hissetmedigi birsey hissediyordu.Umut. Belki aptalcaydi , ama kralin ona asik olmamasini umut ediyordu.Peki ya annesi ve babasi ? Krala asik olacagindan o kadar eminlerdi ki ! Onlari hayal kirikligina ugratmayi hiç istemiyordu.Öte yandan kendisi de mulu bir yasam sürmek istiyordu.
Bunu hak etmiyor muydu ?
Kitaplarda okudugunda her prenses mutluydu...
Peki o neden mutlu degildi ? Oysaki gerçek askini bulmayi ne kadar çok isterdi.Tabi eger gerçek ask diye birsey varsa...
Odasindan disari çikip koridorda ilerlemeye basladi.Kütüphanenin kapisi neden açikti ? Belki de babasi yine birkaç hesap yapiyordu. Kütüphanenin kapisina biraz daha yaklasti. Basini yavasça içeri uzatti . Aman Tanrim! Kral peter annesi ve babasina birseyler söylüyordu. Onlarda tekrar ediyorlardi.Bu bir saka miydi ?
Ellie daha iyi duyabilmek için biraz daha yaklasti.
"Tekrar edin! Ellie Kral Peter çok iyi bir es olacak bu yüzden onunla evlenmen gerektigini düsünüyoruz.Onunla haftaya evlenmelisin!
Annesi ve babasi ayni sekilde tekrar ettiler. Ellie gerçekten sasirmisti.Kral Peterîn gücü babasina nasil yetebiliyordu?! Oysaki Ellie babasinin çok güçlü bir kral oldugunu düsünürdü hep...
Tam krala sihir yapacakti ki güçlerini hala çok iyi kullanamadigini fark etti ve durdu.
Belki burdan hemen gitmeli ve kendine bir egitmen bulmaliydi. Ama nasil ? Hayir! Bunu kesinlikle yapmasi gerekiyordu.Yavasça odasina çikti ve birkaç esyasini toplayip hizla disari çikti. Nöbetçiler be oldugunu anlamamislardi ancak Ellie'nin geçmesine izin verdiler.
Demek herkesi büyülemisti.Ah onu kirdigi için neden üzülmüstü ki?! Zaten su son bir aydir ailesinde yeterince gariplik vardi.Abisi ona çok iyi davraniyordu , öyleyse bunun imkansiz oldugunu düsündügünde hiç te yanilmamisti.Ailesini kurtaracakti ... Dünyanin öbür ucuna gitmesi gerekse bile! ...

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 17 Ekm 2011 14:54
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yillar Sonra 4. Bölüm : Yeni bir baslangiç Alıntıyla Cevap Gönder
Kararliydi.... Öylede olmaliydi.... Herseyini geride birakmisti.... Kral ailesini kendi kontrolü altina almisti.... Saraydan kaçali ne kadar olmustu ? Bir hafta mi ?.... Bunu basarmasi gerekiyordu.... Baska sansi var miydi zaten ? Ama bunu nasil basaracakti ? Nasil olacakti bu ? Egitimini yarida kesmesi gerekmisti.... Simdi kimden ögrenecekti ?
Yürümeye devam etti. Garip bir ormandaydi , o kadar yoldan sonra... Eger kendisini egitebilecek birini bulsaydi o kadar güzel olurd-
"Hey sen!"
Duydugu ses karsisinda irkildi ve yavasça arkasini döndü.Kendini sanki görünmez bir duvara çarpmis gibi hissetti.Acaba karsisinda bir melek mi duruyordu ? Dur bi dakika neler söylüyordu. Ama ah karsisindaki bir melek olabilecek kadar mükemmel biriydi. Boyu 1.80 lerdeydi. Gözleri simsiyahti ve saçlarida beline kadar geliyordu ama degisik bir biçimde toplanmisti. Üzerinde açik renkli bir blüz ve koyu renkli bir pantalon vardi. Sirtinda uzunca bir yay ve bir sürü ok vardi. Ellie kulaklarina bakti ve o anda onun bir Elf oldugunu anladi. Genellikle hiç bir Elf sevimli olmazdi ve ziyaretçileri pek sevmezlerdi. Mükemmel okçulardi , kesinlikle üstlerine yoktu.Ayni zamanda alninin tam ortasinda ve gözlerinin bitisinde garip isaretler vardi. Daha çok sarmasiklarin içine geçmis oklari andiriyorlardi , ve mükemmel durduklarini söylememek haksizlik olurdu. Pekala bu kadar yeterdi , bir kasini kaldirdi ve konusmaya basladi....
"Evet ? Bir sorun mu var ?"
"Evet , bir sorun var , benim ormanimdasin ve senin bir Elf oldugunu sanmiyorum. Umarim ormanimda bulunman için iyi bir sebebin vardir." kaslarini çatmis ve oldukça sert görünüyordu.
"Ah suna bak, birileri bugün solundan kalkmis olmali.Evet burda bulunmak için iyi bir sebebim var , buradan geçmem gerekiyor. Simdi hosçakal."
Hesap vermesi gerektigini hatirlamiyordu, ayrica hesap vermesi gerekmiyordu hatirlamasina gerek yoktu. Tekrar yürürmeye basladi ayni anda Elf'in sinirli bir iç çekis sesini duydu.Görünüse bakilirsa ormani korumaya çalisiyordu. Ama bu kadar kaba olmasina gerek yoktu.
"Bu ormanim da bulunmaniz için yeterli bir sebeb degil bayan. Bana iyi bir sebeb sunmaniz gerekiyor su anda Elflerin kutsal ormaninda bulunuyorsunuz!"
"Elflein kutsal ormaninda bulundugumu bende biliyorum ancak aradigim seyi bulabilmek için buraya bakmam sart."
Elf bir kasini kaldirdi oldukça inatçi gözüküyordu sanki tatmin oluncaya kadar konusacakmis gibi bir hali vardi.
"Aradiginiz sey her neyse yardimci olabilirim , bu ormani çok iyi biliyorum." Elf kendinden bir hayli emin görünüyordu Ellie ona güvenmek istemiyordu ancak söylemekten bir zarar gelmezdi Elfin homurdanmasina aldirmadan konusmaya basladi.
" Kendime bir egitmen ariyorum ve bu egitmenin burada olabilcegini düsünüyorum. Aradigim kisinin kim yada ne oldugu hakkinda hiçbir fikrim yok ancak her ne olursa olsun onu bulmam gerekiyor. Aradigim kisi beni güçlerimde ustalastirabilecek biri olmali ... "
Elf dikkatlice Ellie'nin yüzüne bakti. Sanki onu taniyor olabilir miydi ? Belkide sadece öyle geliyordu.
"Acaba gücünüzün ne oldugunu sorsam bayan ?"
Ellie biraz kararsiz görünüyordu sinirli bir nefes aldi ve söyleyiverdi.
"Ben Kutsal Ates'in Tanriçasi Ellie'yim. Zeus'un kizi Tanriça Ellie".
Elf'in yüzünde belirgin bir saskinlik olustu.Sanki duyduklarina inanamiyormus gibi bir hali vardi.Ellie onun önünde egilecegini düsünmüstü ancak yanildigini geçte olsa farketti çünkü Elf sinirli bir sekilde ona dogru geliyordu.... Hemde çok sinirli bir sekilde. Ellie yavasça geriledi ancak birkaç saniye sonra bir agaca dayandigini fark etti. Neden bu kadar sinirlenmisti ki ? Kendi halki ve Elflerin irki arasinda bir savas oldugunu duymustu ama bu çok uzun zaman önceydi ve savasi baslatanlar Elflerdi. En azindan Ellie öyle biliyordu...
Elf sinirli bir sekilde Ellie'nin bogazini kavradi , sanirim ne kadar saktiginin farkinda olmaliydi. Ellie'nin elleri refleks olarak Elf'in ellerini kavradi.Bir tanriça olabilirdi ama henüz tanriçaligi bahsedilmeden ölümsüz degildi ta ki güçlerinde ustalasip babasi tarafindan kutsanana kadar....
Elf o kadar sinirliydi ki bu Ellie'yi korkutuyordu. Korkudan daha fazla panik yapmis ve çirpinmaya baslamisti ama bosunaydi onun güçleri Elfin gücünün yarisi kadar bile degildi.
"Senin ailen yüzünden benim ailemin yarisi yok oldu! Bunlarin sebebi siz ve sizin kibirinizden baska birsey degil! Eger siz bize savas açmasaydiniz bunlarin hiçbiri olmazdi ! Simdi ben seni öldürmeden ormanimda defol ! DEFOL!!!"
Ellie o kadar korkmustu ki bir çiglik atti ve geriledi ardindan tökezledi ve buna aldirmadan kaçti... kaçti .....
Umarim begenirsiniz ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 04 Arl 2011 0:51
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yanıt: Yıllar Sonra : Cennetten bir ışık Alıntıyla Cevap Gönder
Iste yeni bölüm Çok Mutlu
Iste yeni bölüm geldi ... Kimse okumuyor ama olsun ben yinede yaziyorum Çok Mutlu

Ne kadar kaçtigi kimin umrundaydi ki ?! Sadece kaçmasi gerektigini biliyordu. Arkasinda degildi... Onun pesinde degildi ... Ama yagmur onu takip ediyordu... Üsmüstü... Saçlari islanmisti... Daha fazla kosucak gücü kalmamisti... Yavasladi , nefes nefese kalmisti. Önüne düsen birkaç saç tutamini geriye atti. Elini yavasça kalbinin üzerine götürdü. O kadar hizli atiyordu ki!
Etrafina bakinirken magraya benzer bir yer gördü. Hizla oraya yürümeye basladi. Magra'nin girisi bayagi bir ufakti bu yüzden egilip , emeklemek zorunda kaldi.Taslar bacaklarina batiyordu.
Su anda Tanriçaliginin ne önemi vardi ki! Hiçbirsey yolunda gitmiyordu. Bilmedigi bir ormanda kaybolmus ne yapacagini sasirmisti. Elinin tersiyle göz yasini sildi.
Lanet olsun yüzüne çamur bulasmisti!
Emekliyerek ilerlemeye devam etti. Sanki ileride bir isik vardi. Emeklemeye devam etti.Yol artik genisliyordu. Içinde garip bir his vardi. Yavasça kalkti , elini duvara koyarak yürümeye basladi. Isik gittikçe büyüyor ve parlaklasiyordu.
Magranin sonuna gelmisti... Duraksadi... Acaba yolun sonunda ne vardi ? Bu isigin ilerisindeki sey ona yardimci olacak miydi ? Baska bir sansi yoktu , denemeliydi. Eger simdi birakirsa kendi korkakliginin esiri olacakti... Eger o da pes ederse ailesini kim kurtaracakti ?
Elini duvardan çekti ve yürümeye basladi.Isigin parlakligindan dolayi ince kaslari çatildi.
Aman Tanrim ! Burasida neresiydi böyle ?! Belkide farketmeden Tanriça Artemis'in ormanina gelmisti... Cevresine saskinlikla bakmaya basladi..
Doga burda o kadar farkliydi ki ! Ve yagmurda yoktu.Agaçlarin rengi daha önce hiç görmedigi kadar canli ve bir o kadar parlakti... Etraftaki koku bir Tanriçayi bile büyüleyebilecek kadar yogun ve mükemmeldi... Ciçekler sanki tatli bir melodiyi mirildaniyor gibiydiler...
Ellie yavasça büyüleyici agaçlardan birinin gövdesine dokundu. Agaç o anda tepki verdi ve daha da parlamaya basladi. Yapraklari genisledi ve ayni sekilde tüm bitkiler tepki verdiler. Ciçekler büyüleyici sesleriyle Tanriçaya sesleniyorlardi.

"Tanriça , gel ve bize katil... Gel ve bizimle bir ol.Bahar Tanriçasinin baharini bizlere tasi ... Gel ve bizimle dans et... Doga seni kucaklamak için bekliyor..."

Ellie kendisini çiçeklerin sesleriyle büyülenmis hissediyordu.O kadar huzurluydu ki hep burada kalabilirdi.Yavasça suya dogru yürüdü... Parlak kahverengi saçlarini yanina aldi , narin ellerinden birini soguk suyun içine birakti. Su da ayni sekilde karsilik verdi. Hafifçe parladi ve dalgalandi. Tanriça hafifçe gülümsedi ve ayaga kalkti. Kirlenmis elbisesinin eteklerini hafifçe yukari kaldirdi ve suyun üstünde durmaya dileyerek suyun üstüne çikti. Ayaklarinin altindaki su soguktu. Bu iyi hissettiriyordu. Gözlerini kapatti dudaklarinda masum bir gülücükle dönüp dans etmeye basladi. Sanki tüm doga ona eslik ediyordu. Saçlari etrafinda minik su damlaciklariyla dönüyor ve onu bütünlüyordu. Kahkasina engel olamadi. Az önceki korkusundan sonra simdi bu çok iyi gelmisti...

Acaba nereye kaçmisti ? Evet o anda gerçekten çok sinirlenmisti ancak aklinda onu korkutup kaçirmak yoktu. Tamam belki korkmasini istemisti ancak kaçiracak kadar degil...
Ellerinden birini hafif dagilmis saçlari arasinda gezdirdi.Daha önce hiç o kadar güzel bir Tanriça görmemisti. Kutsal Ates Tanriçasinin güzel oldugunu duymustu ancak bu kadarini tahmin etmemisti. Onu korkutup kaçirmak yerine evi olan dogayi göstermek isterdi. Ama onun o bencil babasi Zeus ve biricik oglu Hades irkindan bir sürü insan kat etmisti. Gerçi o bunu biliyor gibi gözükmüyordu. Ama gine de Zeusun kiziydi.Ve bir Tanriçaydi... Hemde inanilmaz bir Tanriça...
Dur biraz , sanki bir kahka duymustu... Durup biraz bekledi ... Ses gelmedi ve tam yoluna devam edecekti ki ayni büyüleyici kahkayi bir daha duydu. Kutsal Su ormanindan geliyordu. Yönünü degistirip Kutsal Su ormanina yürümeye basladi. Acaba kimdi ? Burdan geçen birini görmemisti.. Belkide magradan gelmisti ... Tabi her kimse ....
Birden olusan yogun isik karsisinda gözlerini kisti.Gözleri yavasça isiga alisiyordu. Hala tam net göremiyordu ancak sanki suyun üzerinde dönen birsey vardi. Agaçlar ne zamandan beri suyun üzerinde dönüyordu ? Dur biraz bu bir agaç degil , az önce gördügü Tanriçanin ta kendisiydi. Ve sanki suyla bir bütünmüs gibi dans ediyordu. Önce aklina bir yere saklanip onu dansi bitinceye kadar izlemek geldi ama ondan özür dilemeliydi....

Suyun onunla bütünlestigini hissediyordu. Yoruldugunu hissetti ve iki kere yavasça etrafinda dönerek dansini bitirdi.
Sak. Sak. Sak.
"Mükemmeldin Tanriça , beni büyüledin". Tanriça hizla arkasini döndü ve kaslarini çatti , yine mi o gicik Elf'ti.Tek kasini kaldirdi ve alayci bir tavirla;
"Madem seni o kadar büyüledim öyleyse beni kovmamaliydin"dedi.
Ah o yüz ifadesiyle ne de büyüleyici gözüküyordu.
"Beni affedin Tanriça , ancak ailemin ölmesine sebeb olan birinin kizina baska nasil davranmam gerektigini bilmiyorum. Siz ne yapmami isterdiniz ?"
Tanriçanin ince kaslari hafifçe yukari kalkti;
"Oh! Babamin öyle birsey yaptigina inanmak çok zor bayim".
Ah , Aman Tanrim , simdi oldugu yerde alev alacak ve patlayacakti. Cok az kalmisti... Cok , çok az...
"Emin olun Tanriçam yapti... Sizi Temin ederim".
"Hmmm ... Henüz yeni tanidigim biri tarafindan temin edilmek oldukça garip...".
"Bakin bayan size ne diyecegim... Siz burdan gidin hem ben rahat edeyim , hem de siz. Nasil fikir ? Böylecelikle etrafta alevler ve zehirli oklar uçusmamis olur."
Tanriça kahkasina engel olamadi , ancak bu çok kisa sürdü ve yerini ciddiyet aldi.
"Üzgünüm ancak aradigimi bulana kadar hiçbir yere gitmiyorum".
" Pekala eger aradigin seyde sana yardimci olursam ve sende hedefine ulasirsan gidecek misin ?"...
Tanriçanin gözleri sinsilikle parladi ve ;
"Evet isimi bitirir bitirmez buradan gidecegim..."
"Anlastik öyleyse , ben sana aradigin seyi bulmana yardimci olacagim ve sende isin biterbitmez buradan gideceksin."
"Anlastik".....
Umarim begenirsiniz ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Arl 2011 19:37
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yillar Sonra 4. Bölüm : Yeni bir baslangiç Alıntıyla Cevap Gönder
"Iste yeni bir gün daha " diye düsündü Ellie.Pek iyi uyuyamamisti. Sabaha kadar garip kabuslar görmüs ve tekrar uyumaya korkmustu.
Rüyasinda kralla yada gerçekte her ne ise onunla karsi karsiya geliyordu. Onu yenmeye çalisiyordu ancak tek basina yeterince güçlü degildi ama sonra biri yardimina geliyordu. Kim oldugu hakkinda hiçbir fikri yoktu , ancak bir sekilde ruhu ve kalbi onu taniyordu...
Garip bir titremeyle irkildi rüyasinda kalbi onu öylesine çok istemisti ki .... yaninda olmasindan o kadar mutluydu ki , kral onu yaraladiginda bir güç patlamasi gibi her yeri her seyi yok etmisti... Rüyasinda yok ettigi masum canlilari düsününce korkuyla titredi.

Dünkü anlasmalarindan sonra Elfle - ee sey pardon Shinchi - birlikte Ellie'ye göre yepyeni olan bir yere yani Shinchi'nin köyüne gitmislerdi. Her yerde Elfler vardi.Kimse onun kim oldugunu bilmediginden kendisine nazik ve yardimsever bir sekilde yaklasiyorlardi ... peki ya bilselerdi ?
Aslinda halklarindan çogu kisinin sirf kendi babasinin bencilliginden öldugunu bilselerdi... gine kendisine böyle nazik ve yardimsever davranirlar miydi ?
Kesinlikle davranmazlardi.
Kendisine bu kadar iyi davrandiklarini görünce insanlardan gözlerini kaçirmadan edememisti. Kim oldugunu bilmiyorlardi bile.
Içini bir korku kaplamisti... onca insani kandirmak .... onlarla birlikte gülmek o kadar zordu ki. Ama onlar onu çoktan aralarina kabul etmisler onunla gülmüs çadirlarini ve yiyeceklerini paylasmislardi.
Ellie bir kayanin üstüne oturdu ve ellerini dizleri'nin üstüne koydu. Acaba Shinchi'den yardim istemekten vazgeçmeli miydi ? Sirf kendi çikari yüzünden zarar görmesi anlamsiz olurdu. Ellerini sertçe saçlarinin arasindan geçirdi. Kendisini kötü hissediyordu.
Içini geçirerek yanindaki berrak suya bakti.Kendi yansimasi ona dogru olani yaptigini ve vazgeçmemesini söylüyordu. Uzun bir süre Kendi yansimasina bakti. O bir Tanriçaydi ama kararsiz bir Tanriça...
Sonra onu gördü. Arkasindaydi. Yavasça dogruldu. Eteklerini temizledi ve ona döndü.
"Ne düsünüyorsun ? Kararsiz görünüyorsun."
Bu bir soru degildi , ancak Ellie cevap vermesi gerektigini hissetti. Dudaklarini konusmak için araladi ama sonra durdu. Ne söyleyecekti ki ? Insanlarini öldürdügüm için üzgünüm ve acaba beni egitecek birini bulmaktan vazmigeçsem diye düsünüyordum mu diyecekti ? Ah hadi ama , bunu ona kesinlikle söylemezdi. Istemediginden degildi ama gururu buna bir sekilde karsi çikiyordu. Ah su lanet olasi gururu....
Shinchi bir kasini kaldirip ona bakmaya basladi.
"Konusmayacak misin ?".
"Ben - ... Ben - ah lanet olasi! Ben sadece diyecektim ki , acaba bana köyünü gezdirir misin ? Yani uzun bir süre burada kalicagima göre etrafi tanimam gerektigini düsündüm ve pfff sana bunu soracaktim."
Aslinda niyeti tam olarak bunu sormak degildi ama bundan da bir zarar gelmezdi en azindan biraz düsünecek vakti olurdu...

"Seni gezdirmemi mi istiyorsun ? Pekala nerden baslamak istersin ?"

Ellie hafifçe gülümsedi ve dudagini isirdi.

"Rehber sensin öyle degil mi ?

"Rehber benim. Bak bu hosuma gitti iste. Öyleyse sana ilk önce Sarki Söyleyen
Agaçlari göstermeme ne dersin ? "

"Sarki Söyleyen Agaçlar mi ? Pekala hadi gidelim.

Yol boyunca ikiside pek konusmamislardi ve bu da Ellie'ye biraz düsünme firsati vermisti. Egitimin zorlu geçecegi kesindi , kesinlikle iyi odaklanmali ve güçlenebildigi kadar güçlenmeliydi. Bos vakit geçirmeye zamani olacaga benzemiyordu ancak etrafi gezmekten bir zarar gelmezdi.
Güçlenmesi için biraz zamana ihtiyaci olacakti ve o da geri dönecege zamani kadar tek ustasi oldugu konu olan 'Zamani Durdurma' sihrini kullanmis ve Kral'i ailesini ve tüm sarayi büyülemisti. Taki kendisi geri dönünceye kadar bu sihir devam edecekti.
"Iste geldik".
Ellie Shinchi'nin sesiyle düsüncelerinden siyrildi ve anlamini bilmedigi bir heyecan ve saskinlikla donup kaldi.
"A- ama b-bu çok güzel-" sözlerine daha fazla devam edemedi. Her yer o kadar güzeldi ki .
Ormana menekse'nin açik bir rengi hakimdi. Agaçlar parildiyordu. Cimenler yesil degil gümüsi bir renkteydi. Oldukça uzunlardi ve bir o kadar da parlak . Agaçlar renk degistiriyorlardi. Sanki duygularini belli eden renkleri vardi. Mor ve yesil arasinda degisiyorlardi. Etrafta daha önce hiç görmedigi çiçek türleri vardi. En çok altin rengindeki Orkideler hosuna gitmisti. Ama dikkatini çeken ilk seylerden bir tanesi gökyüzündeki renkti. Gökyüzü burda disaridaki gibi mavi degil mor ve seftali renginin birlesiminden olusmus olan bir renge sahipti. Gökyüzünden yerlere parildayan tanecikler düsüyordu. Her biri yere dokunur dokunmaz yer isildiyor ve tanecikler kayboluyordu. Ellie gülümsemeden edemedi.
Dikkatini çeken diger bir sey ise seslerdi. Etrafta büyüleyici bir ses vardi. Ses Shinchi'nin de dedigi gibi agaçlardan geliyordu. Ellie yavasça parildayan agaca yaklasti ve elini gövdesine koyup agaca kulagini dayadi. Yavasça gözlerini kapatti ve dinlemeye basladi. En basta ne dediklerini anlayamadi ancak daha iyi odaklaninca onunla konustuklarini anladi.

"Tanriça... gel ... ve dans et bizimle .... tipki bir zamanlar diger Tanriçalarin dans ettigi gibi .... tipki diger Tanriçalarin sevgilerini sunduklari gibi, sende bizlerle dans et ..... Istedigine ulasacaksin Tanriça yeter ki iste...

Ellie saskinlikla gözlerini açti ve geri çekildi.
"Onlarla dans etmemi istiyorlar."
"Öyleyse dans et, seni çagiriyolar ". Shinchi yavasça gülümsedi.
"Ama agaçlar dans edemezler ki."
"Belki onlar degil ama içindeki ruhlar dans edebilirler."
"Ruhlar mi ?"
"Bak."
Ellie yavasça etrafina bakti ve gözleri saskinlikla büyüdü. Agaçlarin etrafindan ve içinden yüzlercesinin çiktigini gördü. Coktan dans etmeye baslamislardi bile , ve simdi agaçlar konusmak yerine bir sarki mirildaniyorlardi.

Ellie elinde olmadan yürümeye basladi.Müzik onu etkilemisti ve küçük ruhlarla dans etmek için inanilmaz bir istek duyuyordu.
Ortaya dogru yürüdü ve yavasça etrafinda döndü.Ruhlar ona onaylarcasina baktilar ve Ellie kendisini Müzigin ritmine birakti. Bazen yavasça dönüyor bazen uzun bacaklarindan birini öne dogru atip ileriye dogru siçriyor ruhlarin ona yol göstermesine izin veriyordu.

.................................

Etkilenmisti .... kabul etmeliydi. Onu dans ederken görmüstü ancak bu kadar yakindan ve coskuyla dans ettigini görmemisti. Vücudu dans ederken arada bir hafifçe kasiliyor ve gevsiyordu. Oldukça mutlu gözüküyordu. Onu mutlu görmek inatçi halinden çok daha hosuna gitmisti.
Inatçiyken oldukça çekici göründügünü kabul etmeliydi. Onunla tartistiginda ince kaslari çatiliyor ve gözleri parlamaya basliyordu. Olmasi gerektigi gibi bir tanriçanin güzelligine sahipti. Mavi gözleri , upuzun kahverengiye çalan saçlari ve zarif vücuduyla kendisine bakanlari büyülüyordu. Tipki olmasi gerektigi gibiydi....

Ilk tanistiklari gün onu istemeden korkutmustu. Büyük olaslikla sarayindan çikmasini hiç izin verilmemisti ve o da saraydakiler ve ailesi disinda pek kimseyle tanismamisti. Ailesi ona gözü gibi bakiyor olmaliydi. Ve elbetteki uymasi gereken kurallar vardi... Burada ki gibi özgür oldugunu hiç sanmiyordu.
Belki de ailesi onun kiminle evlenecegine bile karisirdi ... Daha önce birkaç kisiden buna benzer seyler duymus ve kendisine garip gelmisti , ama bu Ellie için geçerli olmayabilirdi; çünkü kendisi kesinlikle istemedigi birseye boyun eyecek birine benzemiyordu. Ama bunu ona sormadan bilemezdi. Bir gün bunu ona sormayi aklinda bir yere not aldi. Onu tanimak istiyordu .... garipti birkaç gün önce onun kendini begenmisin teki oldugunu düsünürken simdi onu tanimak istiyordu...
Kendi kendine güldü ... Bu kiz kesinlikle kendisine asik olacak birine benzemiyordu , büyük olasilikla sayisiz hayrani vardi ve o elbetteki birini saçecekti ama o kisinin kendisi olmadigini biliyordu. O tanriçaya göre biri degildi , Tanriça daha iyilerine layikti. Ama simdi bunlari düsünmeyecekti onun yerine tanriçanin güzel dansini seyredecekti .... Böylesi onu kalbinin acimasindan kurtarirdi.... Bir süreligine ....

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 17 Oca 2012 0:47
sailor V
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 24
Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 188
Nerden: Konoha Gakure
Teşekkür: 36

Durumu: Çevrimdışı

Yıllar Sonra 5. Bölüm: Eğitim Konu: Yıllar Sonra 5.Bölüm: Eğitim Alıntıyla Cevap Gönder
Arkadaşlar gecikme için kusura bakmayın sınavlarım vardı yazamandım :S
Gülümsedi .... Bu onun ilk günüydü. Önceki gün onu öylesine çok gezdirmişti ki , ikisi de yorgun düşüp erkenden yatmışlardı. Orion Köyü'nün yerli halkı Ellie'yi çok sevmişti. Sanki kendisi farklı mıydı ki ? Bir ölümsüze aşık olmuştu .... Ve bunu o ölümsüzün bilmemesi gerekiyordu.

'' Shinchi ? Seninle konuşmalıyım... şu yeni kız hakkında.''
Shinchi yavaşça arkasını döndü. Köyün bilgesi onunla yeni kız hakkın da konuşmak mı istiyordu ?
Shinchi bir kaşını kaldırdı ve Köyün Bilgesine bakmaya başladı. Adı Medusaydı. Oldukça yaşlıydı ve insanlar ona güveniyordu. Dedikleri hiçbir zaman yanlış çıkmamıştı. Bir şekilde her zaman gerçekleşmişti. Ve kendisi de ona güvenenler arasındaydı.
Shinchi ailesini küçük bir çocukken Olmpuslular ve Elfler arasında geçen savaşta kaybetmişti ve kendisine bu yaşlı bilge kadın bakmıştı. Ona tüm hayatını borçluydu.

'' Olur konuşalım'' dedı.
Medusa ona oturmasını işaret etti ve Shinchi itaat ederek oturdu. Medusa ne zaman bir konuda endişeli olsa asasını elinde çevirirdi. Ve şu anda endişeli gözüküyordu.
''Sorun nedir endişeli gözüküyorsun ? Ruhlar bir şey mi söylediler ? '' Shinchi garip bir şekilde meraklanmıştı. Acaba ne olmuştu ?
Medusa boğazını temizledi ve Shinchi'nin gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı.
'' Burada bulunmasının nedeni ailesi. Biri tarafından eğitilmeye ihtiyacı var . Kutsal Mavi Ateş'in Tanrıçası.Bu asırlar önce tek bir Tanrıçaya aitti. O da tanrıça Aria'ydı. Ancak şimdi çok uzaklarda ve ondan başka Mavi Ateşin Gücüne sahip olan biri yok. Ailesi bir büyücü tarafından tehlike altında bunun nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok , ancak Büyücü oldukça kurnaz ve kızın ailesini etkisi altına alabilecek kadar da kendisine güvendirmiş gibi gözüküyor. Kızın Tanrıçaya ulaşması mümkün . Tanrıça soyundan geldiğine göre Tanrı ve Tanrıçalarla bağlantı da kurabiliyor olmalı. Bağlantı kurabilirse , onu bulursunuz ve böylecelikle güçlerinde ustalaşabilir ancak , seninde bildiğin üzere Tanrıça Aria bunu karşılıksız yapmayacaktır , sizden mutlaka bir karşılık bekleyecek ve istediğini alacaktır. Buna hazırlıklı olun. Ne isteyeceğini bilemezssiniz. Şimdi git ve kızı dediklerimden haberdar et , eminim buna sevinecektir.Ve senden istediğim ona yardımcı olman ,bir Tanrıçaya yardımcı olmak herkesin başına gelebilecek bişey değildir değerini bil!''
Yaşlı kadın yavaşça çadırdan çıktı ve Shinchi'yi arkasında şaşkın bir şekilde bıraktı. Shinchi yaşlı kadının getirdiği habere oldukça sevinmişti ancak üzülmüştü de. Ellie amacına ulaşınca evine geri dönecek ve Shinchi büyük olasılıkla onu bir daha asla göremeyecekti. Ama şimdi bunları düşünmeyecekti , önünde daha uzun bir zaman vardı ve o bu zamanı Ellie ile geçirecekti. Şimdi gidip onu haberdar etmeli ve bağlantı kurmasına yardımcı olmaya çalışmalıydı.
Shinchi çadırdan çıktı ve aynı anda biriyle çarpıştı. Tam bağıracaktı ki karşısındakinin Ellie'den başkası olmadığını gördü. Bir anda tüm siniri uçup gitmişti. Gülümsedi ve çarpışmanın etkisiyle yere düşen Ellie'ye elini uzattı. Ellie Shinchi'nin elini tuttu ve ayağa kalktı sonra da birbirlerine bakıp gülmeye başladılar. Kahkalarını kesen ilk şey Shinchi'nin meraklı sesiydi.
''Birin mi arıyorsun ?''
''Ah, evet seni arıyordum. Yaşlı bayan seni bulmam gerektiğini söyledi. Dediğine göre önemliymiş.''
Ellie'nin yüzünde meraklı bir ifade oluşmuştu ve ince kaşları havaya kalkmıştı.Yüz ifadesi Shinchi'yi tekrar gülümsetmişti.
''Evet sana güzel haberlerim var.'' Gülümseyerek , '' Yaşlı bayan '' bunu dalga geçerek söylemişti. ''bana seni kimin eğitebileceği hakkında bilgi verdi. Ancak kendisi ne yazıkki oldukça uzakta yaşıyor ve senin onunla bir şekilde iletişime geçmen gerekiyor. Bunu nasıl yapman gerektiğini eminim en iyi sen biliyorsundur. Her neyse gel de seni konsantre olabileceğin bir yere götüreyim.''
''Bekle biraz , beni eğitecek olan kim ?''
Shinchi bunu bilerek söylememişti. Ellie'nin yüzünde ki meraklı ifade hoşuna gidiyordu.
''Gerçekten bilmek istiyor musun ? ''
'' Evet , elbette bilmek istiyorum .''
'' Tanrıça Aria diye biri ''
Shinchi o kadar çok eğleniyordu ki Ellie'nin yüzünde ki dehşet ifadesini fark edememişti. Ancak daha da dikkatli bakınca birşeylerin ters gittiğini anlamamak mümkün değildi.
'' Hey , sorun nedir ?''
'' Ah! O-o kadın oldukça korkunç biri .... Daha önce bizi ziyarete gelmişti , ve öyle disiplinci ki ! Ah , neden ? Başka birş olamaz mıydı ki sanki ?! O kadın çatlağın teki !
'' Ben senin yerinde olsam eğitim alacağın kişi hakkında böyle konuşmazdım , küçük hanım. Tehliklei olabilir.
Ellie bir kaşını kaldırdı ve Shinchi ye 'görünce anlarsın' ifadesiyle bakmaya başladı.Shinchi Ellie'nin ifadesini o kadar gerçekçi bulmuştu ki kahka atmaya başladı.Ellie ise gülerek Shinchi'nin koluna hafifçe vurdu.
''Pekala hadi gel , seni konsantre olabileceğin bir yere görüreyim ve sen de Bayan Disiplinle iletişim kurmayı dene...''
Az sonra bir Irmağın kenarına gelmişlerdi. Bulundukları ortam oldukça huzurlu ve kuş sesleriyle doluydu. Ellie bulunduğu yerin konsantre olmak için mükkemmel bir yer olduğunu düşündü ve yavaşça yere oturdu. Shinchi ne yapması gerektiğine karar veremiyerek ayakta kalmayı tercih etmişti. Ellie çimenleri üstünde topuklarının üstüne oturdu ve ellerini ileriye doğru uzatıp alnını çimenlerin üstüne koydu. Bir süre öyle bekledi ve ardından derin bir nefes aldı ve çimenlere üfleyerek başını yavaşça kaldırdı. Hava da birkaç damla su oluştu ve çimenlerin renkleri değişmeye , Ellie'nin etrafında mavi bir ışık oluşmaya başladı. Çok geçmeden ırmaktan su damlacıkları yukarı çıktı ve bir kadın yüzünü ortaya çıkardılar. Ellie yavaşça gözlerini açtı ve karşısındaki kadına baktı.
Kadın büyüleyici gözüküyordu. Sarı saçları ve çikolata kahvesi gözleri vardı. Kadının yüz hatları sert olmasına rağmen gözleri yumuşak bakıyordu. Yüz hatları onu oldukça otoriter gösteriyordu. Kadının ince kaşları yavaşça havaya kalktı ve konuşmaya başladı.
''Seni bir daha görebileceğimi ummuyordum , Zeus'un kızı Kutsal Ateş'in Tanrıçası. Görüşmeyeli uzun zaman oldu ve son görüşmemizde benden bıkmış gibi bir halin vardı. Seni bana getiren sebeb nedir ?''
Kadın son iki cümlesini kıkırdayarak söylemişti. Sanki kendisi de bazen bezdirici olduğunu kabul ediyormuş gibiydi.
''Ellie başını yavaşça eğdi ve konuşmaya başladı.
'' Tanrıça , ailem tehlike altında ve ben de artık kendi gücüme erişebilme yaşıma geldiğimi düşünüyorum ve senden bana gücümü kontrol edebilmem için yardımcı olmanı ve beni eğitmeni istiyorum. Benden ne istersen vermeye hazırım. İsteğin nedir Tanrıça ?''
Tanrıça hafifçe kaşlarını çattı.
''Öncelikle ailenin tehlike altında olmasının beni şaşırttığını söylemeliyim. Zeus oldukça güçlü biri ve bu kadar çabuk yenilmesi ya da herne olduysa beni şaşırttı. Sanırım güvendiği biri tarafından tuzağa düşürülmüş olmalı ve görünüşe göre ona o kadar çok güvenmiş ki gardını düşürmüş.''
Ellie duydukları karşısında dişlerini birbirlerine sıkıca kenetlemişti.Babasının oyuna gelmesi onu hem utandırmış hem de sinirlendirmişti.
''Sinirine hakim olmayı öğrenmek , ilk işin olsun çocuğum.Kin seni yoldan saptırır ve zaferine engel olur. Anladığım kadarıyla aileni kurtarmak için güçlerinde ustalaşmak , ardından evine dönmek istiyorsun. Pekala istediğini yapıp seni eğiteceğim ancak bu çok uzun sürebilir ya da çok kısa da sürebilir bu sana bağlı. Ve istediğim şeye gelince ; senden istediğim şey benim adıma bir Tapınak yaptırman ve bunu seni eğittiğim için yaptırdığını söylemen. Bu hoşuma gider doğrusu. Senin için zor olacağını sanmıyorum , isteğim budur.''
Ellie Tanrıçanın bu kolay isteğini duyunca şaşırmıştı. Tanrıça Aria kurnazlığı ve çıkarcılığı ile tanınırdı ama kendisine oldukça kolay bir şart sunmuş ve Ellie'yi rahatlatmıştı. Ancak Ellie Tanrıça'nın kendisinden istediği Tapınağı bir şekilde kullanacağını ve adını herkese duyuracağından emindi ama öyleyse neden dağlık bir alana yerleşmişti ki ? Kendisi de bir Tanrıça olduğu gibi Kutsal Mavi Ateşten başka güçleri de vardı. Bir Tapınak yaptırmak ne kadar zor olabilirdi ki ? Ellie Tanrıça'nın isteğini sorgulamamaya karar verdi ve cevap bekleyen Tanrıçaya döndü.
''İsteğiniz bneim için bir emirdir , Tanrıça . Eğitimim biter bitmez sizin için en yetenekli mimarlarımı göndereceğim ve size duyduğum minnettarlığın bir göstergesi olarak bir Tapınak yaptıracağım.''
Tanrıça memnun gözüküyordu.
''Pekala , Zeus'un Yüce Kızı , seni bekliyor olacağım. Gecikmeden gel. Yol uzun sürecektir bu yüzden yanına yol arkadaşı ve ihtiyaçlarını karşılayacak şeyler al. Yolu kaybetmemen için bir büyü yapacağım böylecelikle nereye gitmen gerektiğini bileceksin.Şimdilik hoşçakal.''
Tanrıçanın yansıması kaybolur kaybolmaz Ellie tuttuğunu fark etmediği nefesini dışarı üfledi. Yavaşça ayağa kalktı ve Shinchi'ye döndü.Shinchi gülümsedi.
''Eee ? Ne zaman yola çıkmak istersiniz , Tanrıça Hazretleri ?''
Ellie kararlılıkla cevap verdi.
'' Bu akşam yola çıkmalıyız ... Önümüzde uzun bir yol var...
Umarım beğenirsiniz ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 09 Şub 2012 23:32
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, Sonraki
2. sayfa (Toplam 3 sayfa) [ 21 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız