Zaman
Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
Bu kurguyu yaklaşık 5 sene önce yazmaya başlamıştım fakat çeşitli nedenlerden dolayı aksamaya uğradı, şimdi burada paylaşmaya karar verdim. Sanırım Zamanla kafayı bozmuşum Kahkaha Atıyor

“Zaman..Sence nedir?”

“Hmm..”

Ruyet ani bir haraketle kendini Nisyan’ın önüne attı. Aralarındaki masanın üstüne abanırcasına elleriyle bastırırken gözleri tutkuyla açılmıştı. Nisyan’ın gözlerinin içine bakıyor, nefes nefese kalmış bir şekilde konuşuyordu.

“Nisyan! Sana nasıl anlatsam, bilmiyorum. Benim bir fikrim var.. Bu harika bir fikir! Birileriyle paylaşmalıyım, senle.. Senle, evet. Bana yardımcı olacak mısın?”

“Ruyet, neler oluyor? Biraz sakinleşir misin?..”

“Biz zamanın köleleriyiz, Nisyan! Aslında zaman diye bir şey yok..Yani..Anlıyor musun, Nisyan?”

“Hayır, Ruyet. Hiç bir şey anlamıyorum. Biraz sakinleş ve bana daha düzgün bir şekilde anlat..”

Ruyet ellerini masanın üstünden çekti. Odanın içinde, gözlerini Nisyan’dan ayırmadan, heyecanlı bir şekilde dolanıyordu.

“Saatler.. Teryanlılar her yere saat yerleştirdi. Saatler bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Bizim kendi üzerimizde egemenliğimiz kalmadı Nisyan!”

“Hmm.. Biraz daha açsana fikrini..”

“Bu yeterince açık değil mi!?”

Ruyet bu sefer Nisyan’a daha çok yaklaştı, kollarına abanıyordu.

“Günler uçup gidiyor, biz yaşlanıyoruz. Kendimize yaş veriyoruz. Oysa biz hep aynı yaştayız. Değişen ruhumuzun olgunluğu olmalı. Bu Dünya’da geçirdiğimiz zamanın tek önemli noktası.. Ruhumuzun ondan çıkardığı pay olmalı..Ne dersin?”

“Ruyet.. Farkında mısın, biz bilim çağında yaşıyoruz. Ruhmuş, saatmiş bunları aştık artık, canım. Zaman değişti..”

“Zaman..Sence nedir?”

.......

Yaz aylarının başlarıydı. İlikleri ısıtıcı güzelliğiyle Güneş insanların tepesinde parıldıyordu. Çok güzel bir ülkede, kumsala vuran dalgaların sesiyle ahenk içerisinde bir yengeç yuvarlanıyordu.

Kumsalda Ruyet belirdi birden. Kaşları çatıktı:

“Bu güzel bölgeyi de maffedecekler. Neden anlamak istemiyorlar?”

Arkasından da Nisyan belirmişti:

“Ruyet, değiştirebileceğimiz pek bir şey olduğunu sanmıyorum..”

Ruyet hiç bir zaman tek başına dolaşmazdı. Yanına her zaman birilerini alırdı. Kendi dolaştığı zamanki haliyle, ikili ya da çoklu dolaştığı halleri çok başkaydı.

Ruyeti tek başına dolaşırken yakalamış kişiler onu çaresiz ve beş para etmez bir sokak kızı sanabilirdi.

Ruyet, yanına topladığı insanlara ideallerini anlatmayı çok severdi, şimdi ise kendine gerçekleştirebileceği bir ideal bulmuştu. Saat kavramını Dünya’dan silip atmak. Ona göre zamanın efendisi olmalıydı insanlar, zamanın köleleri değil.

“Nisyan.. Önce ailelerimizden başlamalıyız. Evdeki tüm saatleri yok etmelisin. Daha sonra komşuların ve derken tüm apartman. Anlıyor musun?”

“Bu çok saçma Ruyet, babam beni keser. Onu bırak, kimse ikna olmaz zaten.”

“Hmm..” Ruyet çenesini ovuşturdu.

“O zaman saatleri kaçıracağız. Bu çok basit, kimse şüphelenmez hem.”

“Ruyet, işi hırsızlık boyutlarına taşımamalısın.”

“Ah, kahretsin. Neden hiç bir şeyi kabul etmiyorsun Nisyan!”

Ruyet arkasını döndü ve uzaklaşmaya başladı, bağırarak:

“Elbet, bana katılan birileri olacaktır, Nisyan. O zaman sakın yanıma gelip de seni aramıza almamızı bekleme!”

Ruyet yine yalnız kalmıştı, içi ürperdi. Ama cesur olmaya çalışarak şehrin merkezine indi. O civarın en sistematik işleyen grubunun üyelerine bisikletleriyle şehir merkezinden geçerlerken rastgeldi, onları daha önce de görmüştü. Bu grup Amud tarafından yaklaşık 3 sene kadar önce kurulmuştu. Sadece erkek üyeleri vardı. Amaçları geri kalmış şehirlerine daha bilimsel öğeleri katmaktı. Ruyet onlardan nefret ederdi. Onun gözünde onlar da zamanın köleleriydi ve Teryanlılardan bir farkları yoktu.
Fakat bugün onlarla dialog kurmanın yolunu kesinkez bulmaya kararlıydı.

Ruyet bu grubu uzun zamandır izlerdi. Amud’un en büyük keyiflerinden birinin balık avlamak olduğunu keşfetmişti. Balık avlarken hep yalnız olurdu.

Ruyet akşam saatlerine kadar merkezde oyalandı. Daha sonra Amud’un sürekli olarak balık avlamak için gittiği gölün civarlarında bir ağacın arkasına saklandı.

Çalı seslerini duyduğunda kalbi küt küt atmaya başladı. Yanlış bir şey yapmakta olduğu fikri beynini sarmıştı. Korkuyordu, ama bir kez karar vermişti. Vazgeçemezdi. Nisyan’ın da dediği gibi idealini gerçekleştirmesi çok zordu. Ama Amud’u ikna ederse tüm halk onu dinleyebilirdi.

Amud gölün kenarına oturdu. Balık avına başladı.

Ruyet ses çıkarmadan ayağa kalkmaya çalıştı ve sonra aniden koşmaya karar verdi. Koşa koşa gelen bir insan rolü işe yarayabilirdi.

Amud o esnada balık avlamaya odaklandığından ilk hışırtıları duymadı bile fakat koşma sesiyle beraber dikkatini sesin geldiği yere yöneltti.

Ruyet koşa koşa Amud’a doğru geldi. Artık rolüne tamamen girmişti, geri dönüş yoktu.

“Ah.. Siz de kimsiziniz?” dedi Ruyet.

“Ben, Amud. Beni daha önce görmediniz mi? Bu şehirden misiniz?”

“Evet.. Sizi sanırım.. hmm görmüştüm. Bilsan grubuyla bir ilişkiniz var mı?”

Amud büyük bir gurur ifadesiyle:

“Ben o grubun başıyım.” dedi.

“Ah anlıyorum.. Ben de..buraya ilk defa geldim aslında.. Kendime ait sessiz bir alan arıyordum da.”

“Hmm, neden? Sessiz alanlar genç kızlar için pek uygun değildir.”

“Ah, böyle düşünmenize çok şaşırdım. Sizin kız erkek ayrımı yaptığınızı düşünmek..hiç aklıma gelmemişti.”

“Ah, hehe. Hayır, yanlış anladınız. Ben sadece işte bu şehirdeki önyargıyı belirtmek için demiştim de..”

“O önyargıyı neden hala söndüremediniz sizce? Belki de grubunuz yeteri kadar iyi işlemiyordur, hem neden hiç kız üyeniz yok?”

“Hayır, hayır. Kız üyemiz yok çünkü hiç birinin ailesi buna yanaşmıyor. Aslında bizim ailemiz de böyle bir grup kurmamıza karşı çıkmıştı. Şehrin değişime gitmesini istemiyorlardı, yobazlık işte. Biz Teryan’da okuduk, çoğumuz. Daha bilgiliyiz, şehrimize de yardım etmek istedik sonuçta.”

“Teryan’da okumanın bilgiyle eş değer olduğunu nereden biliyorsunuz?”

“Sizce de bu çok aşikar değil mi?”

Ruyet, onların temel fikirlerine karşı gelmeye başladığını farketti ve hemen konuya girdi:

“Evet, sanırım aşikar. Şey, benim ailem sizin grubunuza üye olsam hiç bir şey demez. Ben de katılabilir miyim?”

“Hmm, bunu diğer üyelerle de konuşmalıyım.. Ama şey neden olmasın ki, tabii katıl. Konuşacak bir şey yok aslında. Yarın istersen şehir merkezinde buluş bizimle 11 gibi olur mu?”

“Tamam, olur..”

“Neyse, şimdi ben şu balıkları yakalasam çok iyi olacak.” diye gülümsedi Amud.

“Evet, ben de kimsenin olmadığı bir yerde kafamı dinlesem..”

“Peki o zaman hoşçakal, hmm bu arada ismin neydi?”

“Ruyet”

“Memnun oldum, Ruyet”

“Bende.., hoşçakal.”

Amud balıklarının başına döndü. Kaşları çatılmıştı. Bu kız da nereden çıkmıştı? Takip edildiğinden emindi. Amud aslında bir ajandı. Teryan’ın gizli kuvvetleri Dünya’nın en güzel ülkelerine ajanlarını salıp, o ülkelerin temel inançlarını yok etmeye çalışırdı ki gelecekte karşılarına azılı rakip olarak çıkamasınlar. Amud da bu şehre ajan olarak gelmişti. Parlak zekası onu bu mertebeye getirmişti. Fakat diğer grup üyeleri ajan değildi.

Ruyet sinirlenmişti. “Heh, ailelerimiz yanaşmıyormuş. Saçmalık, ailelerimiz bize her şeyden çok değer verir. Sadece iyiliğimizi istiyorlar. Hem biz gayet bilgili bir toplumduk, siz gelip her şeyi paraya çevirene kadar.” Ruyet kendi kendine söyleniyordu. Fikirlerini tam toparlayamıyordu fakat ne yapacağına da daha karar verememişti. Önce Nisyan’dan özürdilemeye karar verdi. En samimi dostuydu, ona çok kaba davranmıştı.

...

Terson! Terson! Haydi saat 6, iş başı zamanı. Güneş bizi selamlıyor, yatakta ne işin var!

Neşeyle gülümseyen ve aile halkını uyandırmaya çalışan bu bayan Ferdaj’dı. Her sabah erkenden çalışmaya başlarlardı ailecek. Ferdaj’ın görevi şehrin su hattını en güzel şekilde işletmekti. Tüm evlere 24 saat kesintisiz su sağlamak için durmadan projeler üretir ve çevreye en az zarar verecek şekilde bunu sağlamaya çalışırdı. Başarılı olduğu için Su İşleri Müdürlüğünün Başkanlığına kadar çıkmayı başarmıştı. Terson ise Ferdaj’ın eşiydi. O ise şehrin en bilgili fertlerinden biri olarak bilinirdi. Görevi her gün en az 5 eve gidip, ailelere bildiklerini sistematik bir şekilde anlatmaktı. Bunun yanısıra sürekli seyehat ederdi, diğer ülkelerin bilgeleriyle de temasta olabilmek için.

Terson ve Ferdaj’ın en büyük kızları ise Ruyet’ti, 17 yaşındaydı ve tembelliğiyle ün salmak üzereydi. Ferdaj nasıl böyle bir kız yetiştirdiğine bir türlü akıl erdiremediği için sürekli bu konuda Ruyet ile kavga ederdi. Ruyet’in cevabı her zaman hazırdı:

“Anneciğim anlamıyorsun! Teryanlılar halkımızı maffetti, bizi egemenlikleri altına aldılar, artık yapabileceğimiz hiç bir şey yok. Hiç bir şey eskisi gibi değil, artık doğa ile iç içe yaşayamıyoruz. Modern hayat bizi sömürdü!”

Ferdaj ise Ruyet’e katılmazdı, onun için değişen bir şey yoktu, kimse de kimseyi etkisi altına alamazdı, hem insanlar yaşadıkça değişim olmak da zorundaydı, ufak tefek şeylerin değişmesinin Ruyet’i bu kadar rahatsız etmesini anlayamıyordu.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 14:18
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Crazy Cat Lady

butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
zamanda yolculuk adlı yazınıda okudum ve anlatımın gerçekten çok güzel fakat yazımından anladığım kadarıyla yazmaya yeni başlamışsın (yanlışsam düzelt lütfen) ve aklında da okuyucuya vermek istediğin bir sürü fikir var galiba (özellikle de biraz isyan var sanki Gülücük Dağıtıyor ) fakat bunların hepsini tek seferde anlatmaya çalışıyorsun sürekli aynı şeyin üstüne basıyorsun insanların gözüne sokmak ister gibi yapıyorsun sana tavsiyem (ki bende bir çok kişiden tavsiyeler alıp kendimi geliştirmeye çalıştığım için sana da yardımcı olmak istedim) anlatımına ve hikayede geçen eylemlere daha çok yer vermen ve düşüncelerini karakterlerin ağzından vermen ve bunları da her iki konuşmada bir yapma ki hikayen daha estetik ve anlaşılır olsun Gülücük Dağıtıyor ama kesinlikle anlatım tarzın çok hoş devam etmelisin Göz Kırpıyor

bu arada aklıma takıldı da bu hikaye tam olarak nerede geçiyor çünkü isimler çok farklı ve dikkatimi çekti Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 14:52
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
butterflyauthor, çok teşekkür ederim. Yorumunun çok yardımı dokundu. Anlatım tarzımı beğenmene sevindim, fakat dediğin gibi fikir yazısı gibi yazıyorum kurgudan ziyade.

Hikayenin geçtiği yerin de haritasını çizmeyi düşünüyorum. Alternatif evren değil bizim dünyamızda geçen bir yer. Fakat Afrika kıtası mı, Avrupa kıtası mı, Uzak Doğu mu neresi olsun tam karar veremedim şu an.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 15:17
Crazy Cat Lady
Karakalemist



Yaş: 21
Kayıt: 10 Eyl 2012
Mesajlar: 729
Teşekkür: 535

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
Çok güzel bir konu ve yine çok güzel bir mesaj seçmişsin.

<font color="#01DFA5">2015 Manga Tr Renkli Nick Savaşları</font>

Şekilde görüldüğü üzere renkli yazmaya çalıştım ama olmadı. Çok üzücü. Nasıl renkli yazı yazacağımıza dair de yardım konusu açmalıyız bence. HTML kapalı diyor ama nasıl açabiliriz ki onu? İşte öyle her neyse.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 17:41
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

bhdr_kzdrm
Yasaklı Üye

Avatar

Yaş: 5
Kayıt: 05 Ağu 2012
Mesajlar: 310
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Konoha ramenci yanındaki bina kat 3 daire 8
Teşekkür: 294

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
Yazarken nefes al, işe yarıyor bak! Hüzünlü

Üşüyoruz Burakhan Reiz!11!!111
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 19:38
RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
bahadure yazmış:
Yazarken nefes al, işe yarıyor bak! Hüzünlü


ne demek istedin, açar mısın lütfen Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 19:41
bhdr_kzdrm
Yasaklı Üye

Avatar

Yaş: 5
Kayıt: 05 Ağu 2012
Mesajlar: 310
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Konoha ramenci yanındaki bina kat 3 daire 8
Teşekkür: 294

Durumu: Çevrimdışı

Zaman Konu: Yanıt: Zaman Alıntıyla Cevap Gönder
Soluklan, ve okuyanlarda arada tempo düşürdüğünü idrak etsin. Genç bir kızın (fic deki) etrafına soluk soluğa bir şeyler anlatması yada yazarın birden çıkıp kafamıza "heeeeyy! Uyan! Uyaaaan!" diye bağırması arasında bir fark yok.

Daha önce de söylenmiş, sindire sindire git.

Üşüyoruz Burakhan Reiz!11!!111
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 19:46
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 7 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız