... İnOuE OriHiMe ...Fc
Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 116, 117, 118, Sonraki

Anime Manga Forum -> Anime -> Fan Kulüpleri

 
Yazar Mesaj
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
Şık İNOUE ORİHİME FAN CLUBUMUZE HOŞGELDİNİZ ARKADAŞLAR Şık









Arkadaşlar Yepyeni bir konsetple inoue orihime fan sayfasını Tekrar açıyorum. Bu Kez daha güzel, daha esnek ve daha eğlenceli bir fan sayfası olmasını umut ediyor ve desteklerinizi eksik etmeyin diyorum. Yeni açılan İnoue fan sayfamıza tüm üyeler istediği gibi (orihime konulu tabiki Gülücük Dağıtıyor) hikayeler, şiirler, kurgular, yazılar, kompozisyonlar koyabilirler.
Ayrıca kendi çizimlerinizi de ekleyebilir ve bir konu hakkında -nasıl olmasını isterdiniz- gibi düşünceler ortaya atabilirsiniz. Mangada çıkan her inoue resimlerini de - tabi fan bakışıyla ve gayet olgunlukla- bu sayfamızda değerlendirebiliriz. Böylelikle hiç sıkılmadan ve eğlenerek hem fan sayımızı arttırabilir hem de güçlü ve saygılı bir fan clup olabiliriz. Bu davranışlarımızın herkese örnek olacağını düşünüyorum.








YENİ KURUCU :

_gamze_



ESKİ KURUCU :

Otaku-Sama



VİP ÜYELER :

Hatice Tok







ÜYELER :

Spoiler:
Monkey D. Luffy

sasukie

Hatice Tok

fuatgs

vivi

Luchia Nanami

camper

harunorukia

Chado

-Nyx-

Hellworld

herakliona

Hyouma

Zukofire

ShanKs_

Vaizard

Kyo Kusanagi

kkakashi08

Flash

Selyn

Hanabi

Biohazard

Hardest Storm

obuzi

sintacca

akşam yıldızı

Misa Amane

Hirako ~

Kılıçaslan

Zabimaru!!

Black Cat

Sensou

Akira-chan

fawn

Dewibo

ami

DeaTh_AnqeL

mali

Benn Beckman

Monkey D. Dragon

Rangiku-sama

Zaraki_NanoLy

MaViKaRaNlIk

O'clock

animexus

RollerCoaster

Aodaki

sususi240

moonlightknight01

LeiraaHime

Aodaki

sukosh1

m_neko_chan

bwsifttcmhly






Yeni Katılmak İsteyen Arkadaşlarımıza da Kapımız Her Daim Açık olacaktır.






Biraz da Kurallarımız Olsun İstiyorum Arkadaşlar Şık

-Fan sayfamıza Kesinlikle Anti-İnoueciler Giremez. Olur da girerse Lütfen Huzurumuzu Bozacak Davranışlardan Çekinelim.
-Resimleri Eklerken Ecchi Olmamasına Dikkat Edelim Arkadaşlar.
-Birbirimize Karşı Tahammüllü Ve Saygılı Olalım. Böylelikle Aramızdaki Bağların Daha da Güçleneceğini Düşünüyorum.
-Küfürlü ve Argolu Konuşmak Yasaktır. (Samimiyet Her Şeyden Önce Gelir Bunu Unutmayalım Diyorum. Gülücük Dağıtıyor )
-Daha Güzel Bir Ortam Oluşturmak İçin Bana Kural Veya Tavsiye Önerebilirsiniz. Uygun Olduğunu Düşündüğüm Her Öneri Kabul Edilecektir. Göz Kırpıyor







Sloganımız İse,

"Şu Dünyada Seven Her Canlı Kıskanır. -Ben Hayatımda Hiç Kıskanmadım- Diyen Kişilerin Çoğu Ya Kıskanmanın Ne Demek Olduğunu Bilmiyorlardır Yada Hiç Sevmemiştir. "


https://www.youtube.com/watch?v=fzE3e3qlMgw




Seninle Olmanın En Güzel Yanı


Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…
Can Yücel












ORİHİME'NİN PERİLERİNİN ANLAMI

Bildiğiniz üzere Orihime’nin gücünün ismi “Shun shun rikka”. Ve anlamı “6 dans eden çiçeğin koruyucusu” demektir. Bu çiçekler de sırasıyla ,

-Shun’o (Kiraz çiçeği)
-Ayame (süsen)
-Lily (kasımpatı)
-Baigon (Prunus mume yani erik)
-Hinagiku (papatya)
-Tsubaki (kamelya)’dir.

Orihime, lily-baigon ve hinagiku perileriyle “göksel üçlünün koruyucu kalkanı” olan “santen kesshunu yaratıyor. Peki bu çiçeklerin anlamları ne idi?

İlk önce yazıma Lily yani “ateşsiz kasımpatı” ile başlamak istiyorum arkadaşlar. Kasımpatı, yani diğer adı ile Krizantem sonbaharda açan otsu bir bitkidir. Çiçeğin isminin nerden geldiğine dair çok da güzel bir Fransız aşk hikayeside mevcuttur. Ancak onu yazmak çok önemli değil. Size daha çok japonya’da ve Çin’de ne anlamlara geldiğinden bahsetmek istiyorum. Kasımpatı çiçeği, Japonya’da mutluluğun simgesi olarak görülmektedir. Ve her yıl “mutluluk festivali” olarak anılan festivalle çiçeğin varlığı kutlanmaktadır. Bu festival 9. Ayın 9. Gününde kutlanır. Çin’de ise bu festivale “çifte dokuzlar” denir. Aynı zamanda krizantemler ölümü de simgelemektedir. Bu yüzden japon mezarlarında krizantemleri görmek de pek olasıdır.

Japonya’da kasımpatı çiçeğinin ulusal bir önemi de vardır. Çünkü bir japon efsanesine göre, japon impatorluğunun kurulması kasımpatılar sayesinde olmuştur. Efsaneye ise şu şekildedir:

“Yaşlanmaktan korkan ondört kız ve erkek, gençlik iksirini taşıyan bitkiyi bulmak için Çin’de denize açılırlar. Bu bitkiye karşılık olarakda yanlarına o zamanlar Çin’de adına şehirler kurulmuş olan kasımpatı çiçekleri alırlar. Ancak gemileri batınca, ellerindeki kasımpatı çiçeklerini çıktıkları kara parçasına dikerler. Burası Japonyayı oluşturan 3 bin adadan biridir. Bu gençler, gençlik iksirini bulamamışlar ama çıktıkları adada yeni bir toplumun, Japonya’nın kurulmasını sağlamıştır.”

Ayrıca, japon imparatorluğunun arması 16 taç yapraktan oluşan altın bir kasımpatı çiçeğidir.
Efsanedeki gençler gençlik iksirini aramak için Çin’de denize açılıyorlar. Bunun sebebi de arkadaşlar, kasımpatı çiçeğinin Çin’de “ölümsüzlük” sembolü olmasıdır. Çin kültüründe kasımpatı, uzun ömür ve bilgilik sembolüdür. Bu yüzden Çin’de bir şehrin adı ise “kasımpatı” anlamına gelir. Ayrıca, erik, bambu ve orkide gibi Çin’de önemli bir yere sahip olan çiçeklerle birlikte yer alarak “soylu dörtlüyü” oluşturur. Çünkü bu çiçeklerin her biri bir mevsimi simgeler. Yunanca ’da ise kasımpatı “altın çiçek” anlamına gelmektedir.

Orihimenin kasımpatı çiçeğinin koruyucu olan lily ise sürekli gülen , etrafına neşe saçan ama aynı zamanda mayosu ve dövmesi ile biraz asi bir mizaç çizen bir dişi peri görüntüsündedir. Şu ana kadar koruma görevinde olan lilynin belki de bilmediğimiz bir ölüm gücü de vardır. Çünkü kasımpatı çiçeği hem ölümsüzlüğü hem de ölümü simgeler.

Şimdi ise gelelim Hinagiku’ya yani Papatya çiçeğine. Papatyalar, hepimizin bildiği gibi zerafeti, masumiyeti , saflığı ve inceliği temsil eder. Yunan mitolojisine göre papatyalar, “gökyüzü tanrıçası” olan “Asterea’nın” gözyaşlarından oluşmuştur. Efsaneye göre Asterea, tanrılar diyarından gökyüzüne baktığı zaman hiç yıldız olmadığını görmüş ve üzüntüsünden ağlamaya başlamıştır. Düşen her bir gözyaşı tanesi ise, yeryüzünde birer papatyaya dönüşmüştür.

Bleach’te ise Hinagiku, diğer periler içinde orihimeye en kibar davranan kişidir. (dikkat ederseniz orihimeye, orihime-san diye hitap eder.) Çünkü hinagiku papatyadır. Nazik ve kibardır.

Şimdi ise bir diğer santen kesshun üçlü perisinden biri olan Baigona geçelim yani “Heybetli eriğe”. Çok Mutlu
Prunus mume olarak geçen baigon, aslında bir “çin eriğidir.” Ama hem eriğe hem de kayısıya benzer. Bu yüzden japonyada ise “japon kayısısı” diye geçer. Hatta “yeşil erik” anlamıda mevcuttur. (baigon ilk animede gözüktüğü sırada üzerinde yeşil bir kostüm vardır.)

Ancak Prunus mume, genellikle “erik çiçeği” olarak kabul görünür. Erik çiçeği hem japon hem de çin mitinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle de çin efsanelerinde.

“Efsaneye göre Liu Song İmparatoru Wu’nun kızı Prenses Shouyang, birinci ayın yedinci gününde Hanzhang Sarayının erik ağaçları ile süslenmiş bahçesinde istirahat ederken bir erik çiçeği aşağıya doğru süzülmüş ve prensesin alnına düşmüştür. Çiçek, prensesin alnında bir iz bırakmıştır. O günden itibaren Prenses Shouyang’a “erik çiçeği tanrıçası” denmiştir.”

Ve çinli kadınlar tarafından dekoratif amaçlı taklit edilmiştir. Hani bazı çinli kadınların alınların ortasında şekiller olur ya. Bunun sebebi ise, işte bu efsanedir arkadaşlar.
Ayrıca Çin’de Kışı simgeler. Ve soylu dörtlüden birini oluşturur. (ötekilerde daha önce anlattığım kasımpatı-orkide ve bambudur.) Baharın habercisidir.

Japon mitinde ise erik çiçeği, “kötülüğe karşı duran koruyucudur.”
Buradan hemen Bleach animesini hatırdık değil mi?
Çünkü orihimenin sahip olduğu baigon ,santen kesshun üçlü koruma kalkanın bir parçasıdır. Yani japon mitindeki gibi “kötülüğe karşı duran” bir koruyucudur. Ayrıca Erik çiçeği tanrıçası olan prenses shouyang ile orihimenin isminde geçen “prenses” kelimesi arasındaki benzerlikte epey düşündürücü. Kim bilir belki ilerleyen zamanlarda orihimenin alnında da bir erik çiçeği sembolü görebiliriz. (ki sembolün şekli pek de bir hoştur. )

Şimdi ise sırada benim için çok şaşırtıcı ve heyecanlandırıcı olan iki periye geçiyorum. Bunlardan biri Ayame, öteki ise Shun’o.

Yazıma Ayame yani Süsen çiçeği ile devam etmek istiyorum arkadaşlar. Bu çiçeğimiz, ismini yunan mitolojisindeki “gökkuşağı tanrıçası” “İris” den almıştır. Tanrıların tanrısı Zeus ile sadakat tanrıçası Hera’nın habercisi olarak bilinen İris, cennetten aldığı haberleri gökkuşağı üzerinden dünyaya getirirmiş. Latince de İris sözcüğü, “cennetin gözü” anlamına gelir. Ayrıca insan gözünün iris tabakası da burdan gelir. Bunun anlamı ise “ hepimiz tanrıdan bir parça taşırız.” Dır.

İris’in sembolü gökkuşağıdır. Gök ile yeri birbirine bağladığından tanrılar tanrısı Zeus ona, gökyüzünden yeryüzüne haber taşıma görevi vermiştir. Ve İris her daim mutlu haberler taşımıştır.

Arkadaşlar, Ayame orihimenin Aizenin bile hayran kaldığı o müthiş iyileştirme gücünün kaynaklarından biridir. Ve Ayame yukarıda anlattığım gibi İrisin kendisidir. Yani “cennetin gözü” yani tanrıdan aldığı bilgileri gökyüzüne ulaştırır. Aizen orihimenin gücü için ne demişti?

“Onun gücü tanrıların alanına müdahale ediyor. Tanrıların verdiği kararı reddediyor.” Demişti.

Bu söz kısmen doğru ama kısmen değil. Çünkü Ayame tanrılardan aldığı bilgiye göre hareket ediyor. Arkadaşlar Ayame dediğimiz peri yani iris orihimenin kendisi. Ne diyordu shon’o?

“biz senin gücünüz. Hayır aslında biz seniz.”

Yani Orihime iristir. Yani “cennetin gözü” dür. Aslında iyileştiriken Tanrıya karşı gelmiyor. Aksine tanrının dediklerini yapıyor. Kim bilir belkide bu yüzden ichigoyu iyileştirememişti. (gerçi içinde bulunduğu psikolojik durumu da vardı ya neyse.)

Ayrıca dikkat !

Zeus, İrisi neden haberci olarak seçiyordu? (isterseniz bir daha okuyun Çok Mutlu)
Çünkü, İris “Gök ile yeri” bağlayabiliyordu. Hatırlayın, Bleach mangası chapter 17 “Yağmurdaki anılar” … Orihimenin giriş sözleri:

“Eğer yağmur olsaydım,yağmurun ebediyen ayrılmış yeryüzü ve gökyüzünü bir araya getirdiği gibi başkasının kalbiyle birleşebilir miydim?” :O (hadi şaşıralım mı?)

Hepimiz çok iyi biliriz ki her yağmur yağmasından sonra gökkuşağı açığa çıkar. Çok Mutlu Ve gökkuşağı İrisin sembolü. Yani gök ile yeryüzünü birleştiren cennetin gözünün. Aslında Kubo te serinin en başından beri İchigo ile Orihime demişte biz farkedememişiz değil mi? Çok Mutlu

Şimdi beni şaşırtan ikiliden diğeri olan shun’o ye geçelim:

Arkadaşlar, shun’o Kiraz çiçeğini temsil eder. Yani diğer bir adı ile “sakuranın”. Japon kültüründe Sakura çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü japonyadaki tüm başlangıçlar sakura ağacının çiçeklerinin açılmasıyla başlar. Yani sakura ağacı, “yeniden doğuşun” simgesidir.

Orihime, bu ikiliyi beraber kullandığında, kalkan içerisinde kalan kişiyi yeniden onarabiliyor. Şimdi shuno ile ayame arasındaki mekanizmayı anlayabildiniz mi?
Ayame, kalkan arasındaki kişi için tanrıdan haber ya da izin alırken; shun’o ise kalkan arasında kalan kişiyi yeniden doğuruyor. Süper değil mi? Çok Mutlu Ve biz bu duruma kaç kere tanık olduk.

Ben bunu çözdüğümde çok şaşırmıştım. Kesinlikle Kuboda bu şekilde düşündü. Ve dikkat ederseniz her çiçeğin kendilerine ait bir tanrıçaları var arkadaşlar. Bizde sürekli demiyor muyduk Orihime bir tanrıça. Hakikaten de öyle çıkacak gibi. Yani sadece bizim hayalgücümüz ile ilgili olmayabilir durum.
Sonuçta Kubo rukianın ismini Latinceden almıştır. Yani adam yunan mitolojisi ile de ilgileniyor diyebiliriz.

Ve son olarak da Tsubakiden bahsedip yazımı sonlandıracağım:

Tsubaki, “japon gülü” olarakda geçen bir çiçektir. Ve biz onu “kamelya” olarak biliriz. Kamelya güle benzer ama bir gül değildir ve kokusu da yoktur. Kamelyanın ünü dayaklı ve güçlü olmasında gelir. Şöyle ki: Kamelya çiçeğinin açması için baharın gelmesi gerekmez, öyle bol suyun olması da gerekmez. Çünkü kamelya çiçeği, tüm çiçeklerin donduğu kış ayının en soğuk zamanı olan zemheri gününde açarmış. Sıcak günlerin değil, zor zamanların çiçeği olan kamelya yani japon gülü sabırlı,güçlü ve dayanıklı bir çiçektir. Aslında bu orihimenin tek saldırı tekniği olan tsubakiye aşırı derecede benzer. Çünkü mangada gördüğümüz tsubakinin de tavırlarından, hal ve harekerlerinden ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu anlayabiliyoruz. Hoş biraz da deli doludur. Çok Mutlu

Umarım yazımı beğenirsiniz arkadaşlar. Şimdiden gözlerinize sağlık diyorum. Çok Mutlu


Birde zamanında yazdığım bir fan fictionu paylaşmak istiyorum:
Spoiler:
http://www.youtube.com/watch?v=L6ViM8tKG1Q

Kurosaki kunn o günü hatırlıyor musun?

Seninle ilk karşılaştığımız günü…

Sana aşık olduğum o günü….

Asla unutmayacağım o günü.

Çünkü o gün kalbim, artık başka yerde atmaya başlamıştı.

Senin yanında….

O gün güneş her zamankinden daha güzel parlıyordu. Gökyüzünde en sevdiğim hava vardı.

Beyaz bulutların arasında insanın yüreğini coşturan mavi boya ile boyanmış tertemiz gökyüzü.

O gün hava çok sıcaktı. Ve ben çok sıcak havayı sevmiyordum. Havayı tamamlayacak olan rüzgar bugün hiç kendini göstermemişti. O da olsaydı bugün benim en sevdiğin gün olacaktı ama yoktu işte.
Abim de bunu bildiği için bana,

“Orihime, istersen bugün dışarı çıkmayalım. Başka gün yeriz dondurmalarımızı he olmaz mı?”

Ama ben yine de ısrar etmiş ve abime doğru dönüp onun en sevdiği şekilde saçlarımı her iki yana savurarak,

“olmaz onii-chan! Zaten sen her gün işte oluyorsun. Beraber az zaman geçiriyoruz. Havayı sevmemiş olabilirim ama seni çok seviyorum. Hadi dışarı çıkalım ve dolu dolu geçirelim günümüzü.”

Abim saçlarımı çok severdi.
Bu yüzden her fırsat buldukça saçlarımı hep o tarardı.
Her sabah işe gitmeden önce de saçlarımı okşar, öper ve her seferinde bana “çok güzel saçların var Orihime, her baktıkça içimi bir sıcaklık kaplıyor, sanki huzur buluyorum. Sen benim huzurumsun kardeşim.” Derdi.

Bu sözlerimden sonra bana baktı ve gülümseyerek,

“Biliyor musun bazen senin 4,5 yaşında olduğunu unutuyorum. Yaşına göre çok olgun konuşuyorsun. Sahi nerden buluyorsun bu kelimeleri anlamıyorum. –dolu dolu geçirelim günümüzü- ha bakıyorum hala unutmamışsın Orihime.”

Tabi ki unutmamıştım.

Abimle ben bundan bir sene önce birbirimize bir söz vermiştik. O zamanlar abim işinden dolayı çok yoğun oluyordu ve eve çok geç saatte geliyordu. Tabi geldiği zaman da ben hep uyumuş oluyordum Enraku’ya sarılarak. Ha size bahsetmedim dimi Enraku benim en sevdiğim oyuncak ayının adıydı. Onun ismini de abimle ikimiz koyduk. O yüzden abim olmadığı zamanlarda ona sarılarak uyurdum.

Sarıldığım zaman yanımda olduğunu hissederdim çünkü.

İşte o zamanların birinde abim yine geç saatte eve gelmişti. Canının sıkkın olduğunu anlamıştım. Çünkü uyumamıştım sadece uyuyor gibi yapıyordum.
O halde abim yanıma gelmiş, sımsıkı sarıldığım Enrakuyu kucağımdan almıştı.

“Gene uyuyakaldın dimi kardeşim. Ahh ben gerçekten kötü bir abiyim. Yeterince yanında olamıyorum ve bu da üzülmene sebep oluyor değil mi?”
Deyip saçlarımı okşamıştı.

Ben ise şaşkınlık ile inanılmazlıkla dinlemiştim abimi. Hayır! Abim kötü biri değil ki nasıl böyle düşünebilirdi? Onu çok seviyordum. Neden bu şekilde düşündü? Hayır hayır bunu kabul edemem.

Onu ne kadar çok sevdiğimi bilmeliydi. Hemen gözlerimi açtım. Şaşıran abime doğru,

“hayır onii-chan! Neden bu şekilde düşünüyorsun. Sen hayatımda gördüğüm en mükemmel abisin. Her zaman benim yanımda oluyorsun, beni koruyorsun. Seni göremesem bile baktığım her yerde sen varsın zaten onii-chan . her şey için lütfen kendini suçlama. Seni çok seviyorum. Bu kadar çabalamak zorunda kaldığın için asıl ben çok kötü bir kardeşim.” Deyip abimin boynuna sarıldım.
Ağlamamı durduramamıştım.

Hemen abimde bana sarıldı. Kendini tutuyordu ama onun da ağladığını hissediyordum.

“Demek bu saatte hala ayaktasın öyle mi seni bücür.”

Ben salya sümük bir halde sadece “hı hı” deyip kafa sallamakla yetinmiştim.
Bunu yapmam abimin hoşuna gitmiş olacak ki hafiften gülmeye başlamıştı. Beni omuzlarımdan tutup karşısına çekti ve gayet ciddi bir şekilde,

“ O zaman bugün bur da birbirimize söz verelim Orihime, olurda bir gün görüşemezsek yanyana geldiğimiz tüm vakitleri dolu dolu yaşayalım oldu mu? Bu aralar işlerim dolayısıyla çok yoğun olduğumu ve sana zaman ayıramadığımın farkındayım…” tam buna itiraz edecekken abim beni susturdu ve “ biliyorum Orihime sen bu durumdan rahatsızlık duymuyorsun ve biliyorum sen güçlü bir kızsın. Ancak bu benim kendi düşüncelerim kardeşim. Seni evde tek başına bırakmak benim için çok üzücü bir durum. Bu yüzden beraber geçirdiğimiz her zamanı çok iyi değerlendirelim oldu mu? Bana bu konuda söz ver: bu saatten sonra tüm vakitlerimizi dolu dolu yaşayacağız.”

Buna çok sevinmiştim. Bende hemen elimi kaldırıp izci sözü yaptım. “söz veriyorum onii-chan “
Bana tekrar sarıldı. Sımsıkı tuttu beni…

“söz veriyorum Orihime seni asla yalnız bırakmayacağım.”

Bunu biliyordum zaten. Abim beni asla yalnız bırakmazdı.

O günden beri sözümüzü tutuyorduk. Abimin işleri eskiye oranla daha azdı. Bu yüzden daha çok görüşüyorduk. Her zaman dışarı çıkar bütün dükkanları tek tek dolaşır hatta çok sevdiğim donutlardan bile alırdık. Bugün de onlardan biri olacaktı ama bu sefer ben abimin çok sevdiği o çikolatalı dondurmalardan alacaktım. Ve günün sonunda abime sarılarak mutlu bir şekilde uyuyacaktım.
Abimin de o günü hatırlamasına çok sevindim. Bana yine gülümsedi.

“hadi Orihime dışarı çıkalım.”

Hava tahmin ettiğimden daha sıcaktı. Çok sevdiğim pembe sandaletlerim terden sırılsıklam olmuştu.
Ama ben yine de hiçbir şey demeden abimin elini sımsıkı tutmaya devam ediyordum. Abim bana doğru dönüp,

“orihime istersen dönebiliriz gerçekten. Başka gü..”

“onii-chan lütfen bir daha böyle söyleme. Eğer böyle söylemeye devam edersen beni sevmediğini ve benimle zaman geçirmek istemeyeceğini düşüneceğim.” Deyip elini biraz daha sıktım.

Abim de bana bakıp o anlayışlı bakışları eşliğinde,

“ahh sen nasıl istersen. Hımmm bu arada evden çıkarken söyleyecektim ama unuttum. Şimdi söyleyeyim o zaman. Bugün ne kadar güzel olmuşsunuz küçük hanım. Yoksa benim bilmediğim biri mi var hayatında ?”

“biri derken onii-chan ne demek istedin?” şaşırmıştım. Abim ise ,

“anlamadıysan eğer boş ver sen benim ne söylediğimi. Arada saçmalıyorum işte.”

Aslında abimin ne demek istediğini anlamıştım. Ama anlamazlığa vurmuştum. Çünkü abim kıskanç biriydi. Bazı zamanlar da beni bir başkasıyla paylaşamayacağını dile getirir ben “nasıl” diye sorduğumda ise hemen konuyu değiştirirdi. Onu çok iyi tanıyordum. Ancak endişelenmesine de hiç yoktu zaten. Ben hiçbir zaman evlenmeyecektim çünkü.

Her zaman abimin yanında olup ona bakacaktım. Bu şekilde hep mutlu olacaktık.

“ben her zaman abimin yanında olacağım” deyip ona gülümsedim. O da bana gülümsedi.

“ahh biliyorum Orihime. Bende her zaman senin yanında olacağım.” Dedi ve sonra gözünün ucuyla bana bakıp hemen ekledi:
“gerçekten çok güzel oldun bugün. Birilerinin kalbini çalarsan eğer söyle onlara ayaklarını denk alsınlar.”

Hemen utandım. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Konuşursam sesimin yüksek çıkacağını ve kekelemeye başlayacağımı bilmeme rağmen yine de,

“amaaaa oooonniii-cchann!!!!” dedim. Abim tekrar güldü bu sefer gerçekten gözlerinde yaş gelmişti.

“tamam tamam Orihime kızma. Özür dilerim.” Deyip saçlarımı okşamıştı. Ama ben yanaklarım kızarık bir halde dudağımı büktüm. Abim ise,

“tamam orihime. Hadi senin gönlünü almama izin ver küçük hanım. Hımm bir düşünelim bakalım. Hah buldum. Sana en sevdiğin donutlardan alsam. Hem de bir kutu. Barışır mıyız?”

Bir kutu mu! Vaov! Tam da kabul edicektim ancak bugün abimi mutlu etme sırası bendeydi. Bu yüzden,

“hayır” dedim. Ama abim yanlış anlamıştı. Bu yüzden güzel gözleri bana üzüntü ile bakmaya başlamıştı. Bende hemen toparladım. Abimin üzülmesine dayanamıyordum.

“hayır onii-chan sen yanlış anladın. Hayır dedim çünkü bugün ben seni mutlu edeceğim. Hadi çikolatalı dondurma yiyelim.” Elinden tutup çekiştirmeye başladım. Abim ise hafif şaşırmış bir halde mutlu olmuştu. Çekiştirdiğim elini kendine doğru çekti ve bana sarıldı.

“teşekkür ederim Orihime. Bu kadar düşünceli ve anlayışlı olduğun için. Teşekkür ederim. Beni çok mutlu ettin bile.”
“hadi o zaman dondurma yemeye gidelim” sonra da gülerek ekledim:

“ama donutları hala unutmadım. Onları da dönüşte alırız….. dimi? “
Abim de gülümseyerek,

“sen gerçekten çok zeki bir kızsın. Eminim okulda çok başarılı bir öğrenci olacaksın. Alırız tabi.”
Tekrar güldüm. Abim de mutlu olmuştu artık.

Bugün abim için özellikle giyinmiştim. Doğum günüm için aldığı etek tarafı fırfırlı üst tarafı düz ve kolsuz olan kırmızı elbiseyi giymiştim. Doğum günüm eylül ayında olduğu için elbiseyi giymeye henüz fırsat bulamamıştım. Bu yüzden yaza kadar beklemiş ve bugün fırsatını bulunca da hemen giymiştim. Saçlarımı da arkadan yarım toplayıp bembeyaz bir kurdele takmıştım. Saçlarımın hepsini toplamayı sevmiyordum. Çünkü abim saçlarımın güneşte çok güzel parladığını ve dalgalandığını söylerdi. Bu yüzden bende sürekli açık bırakırdım belime kadar uzanan saçlarımı.

Dondurmacıya gelen kadar yol üstündeki tüm dükkânları teker teker gezdik. Günümüz her zaman ki gibiydi ama bu sefer biraz daha farklılık yapıp lunaparka da gidecektik. Sevinçten dört köşe olmuştum.
Yalnız hava çok sıcaktı ve ben her ne kadar belli etmesem de bunalmıştım. Birazcık rüzgâr esse tüm günüm dört dörtlük olacaktı ama olsun böyle de yapabilirdim.

Yol da yürürken çok susamıştım. Bu yüzden abim yol üzerinde duran dükkânların birinden bana bir şişe su alıp içmem için bana kapağını açıp bana vermişti. Sadece bir yudum içmiştim. Çünkü dondurma yiyecektik ve ben hem karnımın şişmesini istemiyordum hem de dondurmadan sonraya da kalsın istiyordum. Ilık olsa daha iyi olurdu çünkü. Hasta olmayı sevmiyordum.
Dondurma dükkânına az bir yer kala kafamı hemen yan dükkâna doğru çevirdim. Vitrinde yeni gelen bir oyunun reklamı vardı. Okumayı henüz bilmiyordum. O yüzden ne yazdığını bilmiyordum ama renkleri hemen dikkatimi çekmişti. Abim de şaşırmış,

“noldu Orihime? Yoksa okumayı da mı biliyor musun?” dedi hafif gülerek,

“hayır onii-chan. Tabi ki bilmiyorum. Ama ne kadar parlak ve renkli değil mi? Bur da biraz daha kalabilir miyim? Sen dondurmaları alırsın. Seninki ile aynısı olsun.” Biraz kızmıştım.

“ahh tamam tamam hemen kızma küçük hanım. Gerçekten çok meraklısın biliyorsun. Hem benim sevdiğim şekilde sevmediğini de biliyorum. Neyse onun sebebini de tahmin edebiliyorum sanırım. Ama dikkat et kapıya çok yakın duruyorsun. Düşüp bir yerinin yaralanmasını istemem biliyorsun.” Deyip elimi bıraktı ve hemen yanındaki dükkâna girdi.

Abimin en çok bir yerimin yaralanmasından korktuğunu biliyordum. Bu yüzden bende bir şey yaparken çok dikkat ederdim. Ancak bu sefer pek dikkat edememiştim. Kapı aniden açılınca hazırlıksız yakalandım ve kendimi birden yerde buldum.

“ahhh”

“şeyy gerçekten çok özür dilerim ben orda olduğunuzu bilmiyordum. İnanın ki…”

Offf elimde tuttuğum şişe de üzerime düşmüştü. Üstüm başım su içinde kalmıştı. Her şey çok güzel giderken nerden çıktı bu şimdi offf. Ağlamak üzereydin resmen. Saçlarımı düzeltirken bir elin bana doğru uzandığını gördüm.

“gerçekten çok özür dilerim. Buyurun kalkmanıza yardım edeyim lütfen.”

Gerçekten çok sinirlenmiştim.

“hayır kendim kalkabilirim.” Deyip uzattığı elini geri çevirdim. Sinirim daha geçmemişti. En güzel günüm mahvolmuştu bile.

“neden biraz daha dikkaaatllii olmu…” tam cümlemi tamamlayacakken beni düşüren kişiye doğru bakmıştım. O an zamanın nasıl işlediğini bilmiyorum. Yanaklarım mı kızarıyor du ? neden?

İlk dikkatimi çeken gülüşüydü. Ne kadar güzel gülüyor öyle? İçimde bir şeyler uçuşuyor sanki. Kelebekler mi yoksa?
Hayatımda o kadar güzel gülen birisini daha görmemiştim. Sürekli özür diliyordu sonra mahcup mahcup gülümsüyordu. Ama ben duymuyordum ya da duyamıyordum galiba.

Daha da dikkatli bakmaya başlamıştım. Benim ki gibi kahverengi gözleri vardı. Ama onunkiler daha mı güzeldi ne karar veremedim. Saçları ise benimkiler gibi farklı renkteydi. Sanırım bu rengi biliyorum. Neydi? heh buldum.

Evet turuncu… o da farklıydı…. Tıpkı benim gibi. Hemen kafamı çevirdim. Daha fazla bakabileceğimi sanmıyordum. Ama o ısrarla,
“şey gerçekten özür dilerim. Biraz daha dikkatli olmalıydım biliyorum ama orda olabileceğinizi tahmin etmek biraz zor.”

Ne cevap versem ki acaba…

“ööönemmmllii deeğill. Dikkaatssssiz olan bbendim zaten. Hazırlıksızz yakkalandımm saaadece oo kadar.”

Neden kekelemeye başladım ki offf. Ne saçmalıyordum. Hadi biraz cesur ol! Her zaman ki gibi geveze olsana. İçine kapanma Orihime!

Gülümsemeye çalıştım. Ama pek beceremediğimi biliyordum. Ne o öyle acı çeker gibi…
Ama çocuk birden ciddileşti.

“ha yoksa bir yeriniz mi acıyor. Çok mu hızlı çarptı kapı. İsterseniz sizi kliniğimize götürelim. Babam doktordur.... lütfen.”

Bravo inoue bravo. Bak gülmeyi beceremediğini söylemiştim. Al işte. Ayıkla bakalım pirincin taşını.

“ahh yok yok teşekkür ederim. Bir şeyim yok benim. Öyle görünmüyor olabilirim ama gerçekten güçlüyümdür. Bbben iyi….” Diyecekken çocuk bacağıma doğru eğilmiş yara var mı diye bakmaya başlamıştı.

Ahh tanrım! Daha önce hiç bu kadar utanmamıştım. Hemen geri adım attım.

“şeyy gerçekten bir şeyim yok teşekkür ederim.” Derken içerden bir ses geldi:

“ichigo! Nerdesin oğlum.” Çocuk birden daha neşeli gülmeye başladı.

“dışardayım anne!”

Dışarıya çok güzel bir kadın çıktı.

Anne mi?

Bir anneye sahip olmanın ne demek olduğunu bilmeyen ben ilk defa o gün bir annem olsun istemiştim. Ne kadar sevgi dolu biriydi. Bir melek gibi….
Bakakalmıştım. Kadın bana bakıp güzel kahve gözleriyle hafiften gülümsemişti.

“ichigo bu güzel kız kim? Arkadaşın mı?” yanaklarım daha da fazla kızarmıştı.

“şey anne aceleyle dışarı çıkmaya çalışınca çarptım kendisine. Bende özür diliyordum.”

“ah öyle mi?” tekrar bana doğru baktı. Elleriyle ilk önce ıslanmış elbiseme dokundu ve endişeli bir şekilde,

“çok ıslanmışsın evladım. Hasta olursun yoksa. Hadi gel sana şuradan bir elbise alalım. Ailen nerde? Annen..? “ çocukta annesinin tepkisinden benim hasta olabileceğimi düşünmüş olmalı ki o da endişeli bakıyordu bana. Daha da utandım. Bir şey söyleyemedim ilk önce.

“annen nerde evladım? “ annem mi ?

“şeyy efendim benim annem yok. Abimle yaşıyorum. O da birazdan gelir. Teşekkür ederim yine de gerek yok gerçekten. Hava çok sıcak zaten. Birazdan kururlar. Çok teşekkür ediyorum.”

Annemin olmamasına üzüldüğü belliydi.

“ahh güzel kızım demek annen yok. Çok üzgünüm.” Deyip saçlarımı okşadı. Sonra bana daha dikkatli bakıp,

“ne kadar güzel saçların var senin. Yumuşacık ve huzur verici. Rengi de insanın içini ısıtıyor.” Deyip gülümsedi. Nedense buna çok sevinmiştim. Bende gülümsedim.

“teşekkür ederim efendim.”

“ichigo. Neden elindekilerden bir tanesi bu güzel kıza vermiyorsun. Hem bu şekilde daha içten bir özür dileyebilirsin.”

Elindekiler mi ?

Ne vardı ki elinde? Daha önce dikkat etmemiştim. Önümde bana bakan bu güzel bayan söyleyince fark ettim. Elinde iki tane bembeyaz çiçek vardı. Hayır hayır bana verme! Çocuk ise bir tanesini uzatıp bana doğru gülümseyerek,

“daha önce düşünemediğim için tekrar özür dilerim. Lütfen bu çiçeği kabul et.”

Kabul etmemek imkânsızdı sanki. Elimi uzattım ve elinde tuttuğu çiçeği aldım. Bende güldüm. Ohh sonunda bir şeyi doğru yaptım.
“teşekkür ederim.”

“önemli değil.” Dedi gülümseyerek.

Kadın tekrar bana doğru döndü:

“adın ne senin bakayım küçük hanım?”

Daha da sevinmiştim buna. Çünkü abim gibi seslenmişti bana. İçimi ısıtıyordu sanki. Ancak tam cevap verecekken, abimin sesini duydum.

“Orihime!”

Dönüp bakınca abimin elinde iki tane çikolatalı dondurma tutarak bana ve yanımda duran iki kişiye doğru baktığını fak ettim. Kadın gülümseyerek bana baktı ve,

“Demek adın Orihime öyle mi? İsminde tıpkı sana benziyor. Prenses gibisin. Umarım benimde bir gün senin gibi bir kızım olur.”

Bende ona gülümsedim. Sonra abime doğru koştum. Elindeki dondurmalardan bir tanesi çabucak kaptım. Çiçeği de elbisemin kenarına koymuştum. abim,

“kimdi onlar Orihime? Sana kaç defa yabancılarla konuşmamalısın demiştim. Şu üstünün haline bak ne oldu? Neden bu kadar ıslaksın?”

“şeyy çok özür dilerim onii-chan. Tembihlemene rağmen dikkatsiz davrandım ve elimdeki suyu üzerime döktüm. O insanlarda bana yardım ettiler. Çok özür dilerim onii-chan.”

“ahh tamam küçük hanım. Bir daha ki sefere daha dikkatli olursun. Hadi o zaman hasta olmadan hemen eve dönelim. Üzerine su döktüğün içinde bugün sana donut almak yok anlaştık mı?”

Küçük hanım mı ? İstemsiz bir şekilde gülümsedim.

“tamam olur.”
Abim bu tepkime şaşırmıştı.

“işte yine garipleştik. Çok hızlı büyümeye başladın çok.” Sonra gülümsedi.

Merakla arkama dönüp baktım. Biraz uzaklaşmışlardı ama onları hala görebiliyordum. Onu da görebiliyordum. Annesinin elini tutmuştu. Gülümsediğini hissedebiliyordum. Bende gülümsedim.
Ve o an havanın o kadar sıcaklığına rağmen birden hafif bir rüzgâr çıktı gökyüzünde. Önce benim saçlarımı taradı daha sonra ise onun saçlarını.
Bugün benim en mükemmel günüm.
Sahi ismi neydi? annesi ona nasıl seslenmişti. Heyecandan unutmuştum...
neyse,
O kişinin adını unutsam bile şu an için,
Bana rüzgârı getiren o gülümsemeyi hayatım boyunca unutacağımı sanmıyorum….


" eğer bir gün anne olursam bende o güzel kadın gibi olmak isterdim. Her zaman sıcak ve her zaman sevgi dolu. Çocuğunun elini hiç bırakmayacakmış gibi sımsıkı tutan, güçlü ve tıpkı bir melek gibi narin. Evet öyle bir anne olmak istiyorum.”

O günü şimdi hatırladın mı kurosaki kun....
O mükemmel güneşli günü... seni ilk defa gördüğüm günü....





Spoiler:




















]

























(Ne güzel Şeydir Ona Bakabilmek.....)

































GİFLER:









Spoiler:































































Spoiler:


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:05, Değiştirme: 04 Ekm 2016 9:44 (Toplamda 46 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (5 kişi): herakliona, harunorukia, PeraSura, Luchia Nanami, AngelM

serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: [color=green]... İnOuE OriHiMe ...Fc[/color] Alıntıyla Cevap Gönder
Şimdi efenim burası bir inoue fc si ama ben ichigo ile orihime arasında olabilecek olası bir sevgiden bahsetmek istiyorum.
Bu yazımı tekrar paylaşırken ki amacım başka arkadaşlarımıza örnek olsun. Gülücük Dağıtıyor

Rukiayı bu olayların içine çekip herhangi kıyaslama olayına girmek istemiyorum. Çünkü rukiayı da çok severim ben
İlk önce kubodan bahsedeyim. Kubo bana göre bir şeyi boşuna çizmeyen, okuyucuları çok da takmayan, kendi bildiğini okuyan ve ters köşe yapmaya bayılan biri.
Yani kubo bir bu tarafa bir de öbür tarafa bal çalan biri değil ki twitter mesajıda bunu gösterir
Benim anladığım kadarıyla seri sonunda ichigo ile orihime evlenecek.

Neden bu şekilde düşünüyorum?

Mangayı okuyanlar bilir ichigo inoue için şu sözleri kullanmıştı:
"bu kız beni sürekli endişendiriyor. Ona bakmak beni yoruyor." demişti.
Yani ichigo inoue yi sürekli korumak istiyor diyebiliriz.

Ve inouenin şu tavrına hayranım. Bir yeri incindiğinde ichigo ona iyimisin diye soruduğunda "ahh yok ben çok iyiyim." diye kendi durumunu saklamaya çalışmasını çok seviyorum.
Sırf o üzülmesin diye.

Bazı arkadaşlarımız inoue i sevmiyor ve sebep olarak da genelde çok fazla kurosaki-kun demesi diyorlar ama şöyle bir şey de var o kadar demesinin sebebi anime yapımcılarından kaynaklanıyor. Çünkü mangada öyle nefret edilecek düzeyde değil. Yani çok da fazla kurosaki-kun demiyor.
Kaldı ki animede inoueyi çok farklı tanıtmışlar halbu ki mangada öyle değil. Ben mangayı okumaya başladığında daha bir sevdim inoueyi. Çünkü Kubonun nasıl bir karakter yaratmaya çalıştığını artık anlayabiliyorum.

İshidanın orihimeden etkilenmesinin sebebi ne idi sizce?
Çünkü ishida ile orihime yalnız kaldılar ve bir takım komik olaylar geçirdiler değil mi?
Aslında ishida orda bir şeyi farketti...
Orihimenin hiç de göründüğü gibi biri olmadığını.
Evet inoue dışardan naif,kırılgan,kibar,saf biri gibi ki ishidada bu şekilde düşünüyordu neyse saf biri gibi görünüyor ama aslında inouenin çok espirili,çok güçlü (erkeksi tarafı diyelim.),çok akıllı ve düşünceli biri olduğunu da anladı. Yani o kadarda kırılgan biri değil.

Ben inouenin arkadaşlarını kaybetmemek için bu kadar yumuşak davrandığını düşünüyorum. Tbai birazda yapısı gereği çok kavgacı biri değil. Ama son arcta inouedeki değişimi herkes görmüştür.
Ama aslında inoue baştan beri öyle bir insandı bakınız tatsukinin yanındaki hallerine.

İnouenin o kadar tutuk davranması ichigodan kaynaklanıyor. Yani onu kırmamak için yanında saçmalıyor açıkcası ama son arcta yaşanan hadiselerden dolayı daha rahat olmayı kafasına koymuş ve gerek ginjouya olsun gerek ichigoya olsun gereken cevap ne ise onu verebiliyor bu inoue için çok büyük bir olay.

Benim kafamı kurcalayan bir diğer olay ise Kubonun neden inouenin doğuştan bir dövüş yeteneğine sahip olduğunu göstermesi.
Bakınız soul society arcta inoue iki sihingamiyide tek vuruşta yere seriyor. Hatta ishida bayağı bir şaşırıyor "senin böyle biri olduğunu bilmiyordum." Bana kalırsa inoue son arca girmeden önce bu yeteneğini geliştirdi. Belki hem tatsuki den hemde yoruichi den eğitim bile almıştır.
Ben kubonun inouenin hueco mundoya giderken ki giydiği şortu boşuna çizmediğini düşünüyorum. pantalon bile değil şort yani. Hemde süper mini. Özgüvene bakar mısınız?

Bunun tek bir açıklaması var. Yakında inoueden çok güzel bir vs izleyebiliriz. (tsunade sama tekmeleri geliyor.... )

İchigo inoueyi bir arkadaşı olarak görüyor olabilir. Ancak bana göre tam arkadaşı değil biraz da hoşlanma ve etkilenme var.
Eğer ishida ile olan maceraları inoue ichigo ile yaşarsa ichigonun bakışı bile değişebilir. Çünkü çok uyumlular bana göre... )

Mangada çok yer var bana göre ama benim çok dikkatimi çeken başka bir olay var oda son arc ile ilgili.
Fullbiring arcta inoue tsukishima tarafından saldıra uğradığında chad ve ichigo hemen koşmuşlardı ve inoue onlara yalan söylemişti. Bunun nedenini zaten chad söyledi "inoue ichigonun güçlerini geri kazanmaya çalıştığını bilmiyor. Bu yüzden içinde bulunduğu durumu anlatmak istemiyor. Kendisi yüzünden tekrar bir savaşa girmesini istemiyor."
yani inoue ichigoyu endişelendirmek istemiyor. Neden?
Sevdiği için olmasın. Buraya kadar her şey tamam zaten

Sonra ginjou ichigoyu eğitmek için yukiodan fullbirngerını kullanmasını istiyor ve orda dövüşmeye başlıyorlar.
Tabi ichigo bayağı bir yara alıyor. Sonra kim geliyor oraya inoue değil mi?
İchigonun haberi yok inoueden. Sonra diyorki "evet anladım chad seni getirdi buraya değil mi?"
sonra kadraja chad giriyor.
İchigo ona sorgulayan bir bakış atıyor.O da diyor ki,

"biliyorum ichigo sen inoue yi bu işe bulaştırmak istemiyordun ama bundan sonra inoueninde güçlerine ihtiyacımız var."

nasıl yani ?

İchigo inoueyi içinde bulunduğu durumdan uzak mı tutmak istemiş? neden ki.
İçinde bulunduğu durum ona göre (ichiye göre.) tehlikeliydi de inoueyi uzak mı tutmak istedi.
Demekki çalışmaya başlamadan önce chad ile ichigo konuşmuş ve ichigo inouenin gelmesini istememiş ama daha daha sonra olaya ginjoue dahil olmuş ve inouenin gelmesini istemiş. Ancak ginjounun niyeti daha farklı bunu sonradan anlıyorz.

Demem o ki ikiside birbirlerini endişelendirmek istemiyorlar bu bir gerçek. Kubo o replikleri boşuna yazmıyor. Yoksa çizme zorunluluğu yok. Ama çizerken bunuda aleni bir şekilde yapmıyor. Her şeyi satır aralarına gizliyor. Ve en sonunda da okuyucuları ters köşeye getirecektir.
Herkes tek bir şey düşünüyor ichigo için ama Kubo sağ gösterip sol vurmayı çok seviyor ve bunu yaptığında ise kimsenin lafına bakmayacak.
Çünkü yaptığı seri kendine ait. O ne çizerse.

Sırası geldikçe daha süper yazılar yazacağım Çok Mutlu



Ne güzel şeydir sevgiyi Göstermek Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:18, Değiştirme: 11 Tem 2014 14:19 (Toplamda 4 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: [color=green]... İnOuE OriHiMe ...Fc[/color] Alıntıyla Cevap Gönder
İnoue çok süprizlere gebe bir karakter ve zamanı gelince acayip ayarlar yapacak kimsenin haberi yok. Gülücük Dağıtıyor

Ben inouenin fullbirngeri ile birleşeceğini savunuyorum hatta bunuda bir teoriye dökmüştüm buraya yazacağım

Şimdi ichiigonun fullbirngeri nasıldı hatırlarsak üzerine zırh gibi giyilebilen cinsten değil mi?
Sonra noldu ?
Ginjou ichigonun gücünü aldı ve hem kendisine hem de diğer grup üyelerine paylaştırdı değil mi?
Onlardaki değişim nasıl oldu.

Normalde fullbringerlarını kullanmak için bir alete ihtiyaç duyarlarken ichigonun gücünün de gelmesi ile birilite üzerilerine zırh gibi oturdu değil mi
Mesela çizmeleri olan kız kirletmek için kendisi bir çaba gösterirken gelen güç ile birlikte çizmeleri kendi kendine kirleniyordu. Yani öz fullbringerları bir nevi kendileri ile bütünleştiler.

Şimdi asıl bomba olayına
Bleach animesinin ilk başlarında ichigonun reautsusundan etkilenen iki kişi daha vardı kimdi bunlar
Biri chad diğeri ise inoue ...
Hatta urahara u konu hakkında ne dedi
"sizin doğal olan güçleriniz kurosaki san ile bilirkte açığa çıktı."
Demekki kendilerinde saklı olan güçler vardı ichigonun shinigami olması ile birlikte açığa çıkan muazzam güçten etkilendiler.

İchigonun gücü zırh gibi üzerine giyilebiliyorsa bal gibide bu durum chad ve inoue içinde geçerli çünkü onlar ne başından beri ichigodan etkileniyorlar.
Chad fullbringeri zaten üzeirne giyilebiliyor evet ama ya inouede giyerse offfff

Başka bir konu ise hueco mundo ile ilgli
Şimdi full gücünü hollow temelli olduğunu biliyoruz değil mi ?
Chad hueco mundoya giderken kendisinde bir şeylerin değiştiğini söylemişti ve bu durum da bir hollow ile dövüşünce açığa çıktı "şeytanın sol kolu."
Chadın ilerleyen zamanlarda full gücünün daha da artacağını ve tamamen zırhlı bir hollowa dönüşeciğini düşünüyorum ben. Çünkü chad şu an hala hueco mundoda ...

Diğer taraftan ise inoue ichigo ve tayfası inoue yi kurtarmaya gittiklerinde inoue orda bayağı bir kalmıştı değil mi?
Hatta grimin ve ulqinin söylentilerine bakılırsa Aizen inoue üzerinde bir şeyler yapmış
"o artık bzden biri."
Neden dediler öyle bir şey?
Hadi diyelim salladılar kışkırtmak için ama her iki karakter de aynı cümleleri kuruyorlar. Ne tesadüf.

Hemde bunu serinin en ciddi adamı diyor : Ulqiora
Zaten Kubo sensei burdan bir şey çıkartacak hatta benim tahminime göre de inoue Aizenin tarafında yer bile alabilir daha ileri gidersek bir ichigo orihime vs si bile görebliriz.

Burayıda geçelim başa dönelim şimdi.
İnoue Hueco Mundoda ichigolardan daha uzun bir süre kaldı.
Peki chadda çok güzel bir güç değişimi oluyorda inouede neden buna benzer bir şey olmadı onun gücüde hollow tabanlı değil mi ?
Burası çok kafa karıştırıcı.
Yoksa inouede bilmediğimiz başka sırlarda mı var?
İnoue kim aslında ?

Aizenin tabir ettiği " güneş" ne anlama geliyor.


İşte Birde Süper Bir şarkı Çok Mutlu

http://www.youtube.com/watch?v=bhzJO34SCoc

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:21, Değiştirme: 15 Nis 2013 13:47 (Toplamda 1 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
...
Spoiler:
kkkkk


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:33, Değiştirme: 11 Tem 2014 14:25 (Toplamda 4 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
Bunlar da Benim Kendi El Emeğim Göz Nurlarım Çok Mutlu (Sizlerden de Bekliyorum Arkadaşlar.)


Spoiler:






En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:37
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
Bu Resime Bayılıyorum Gerçekten (Yapan Arkadaşın da Ellerine Sağlık Çok Mutlu)




En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:49
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
.....

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 10:57, Değiştirme: 11 Tem 2014 14:16 (Toplamda 1 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
Başkalaşan Aşk

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
Adını anmak...
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
Biraz gülünç, biraz sitemkar...
güzeldi...
Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...
Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
Kanlıca'daki yoğurdu...

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık...


Yılmaz Erdoğan








Harika Bir Şiir Sanki Orihimemizin Aşkını Anlatıyor. (Şiirin Orijinalini Bozmak İstemedim. Aslı Olsun İstedim Çok Mutlu )



Seninle Olmanın En Güzel Yanı


Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…



Can Yücel .

(Bu Benim En Sevdiğim Şiirdir Aşkı Anlatan. Bu Kadar Yüce Bir Duyguyu İnoue Gibi Süper Bir Karakter Yaşadığı İçin De Kubo Senseiye Ayrıca Teşekkür Etmek İstiyorum.)






Birgün Aklının Ve Yüreğinin Aynı Yerde Olması Ümidiyle
(Seni Sevende Asla Vazgeçme! )

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 11:05, Değiştirme: 15 Nis 2013 13:52 (Toplamda 2 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
....

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 11:18, Değiştirme: 11 Tem 2014 14:17 (Toplamda 2 kere)
serçeparmak
Mangaka
Mangaka



Yaş: 29
Kayıt: 04 Ksm 2012
Mesajlar: 884
Teşekkür: 305

Durumu: Çevrimdışı

... İnOuE OriHiMe ...Fc Konu: Yanıt: ... İnOuE OriHiMe ...Fc Alıntıyla Cevap Gönder
......

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 15 Nis 2013 17:16, Değiştirme: 11 Tem 2014 14:19 (Toplamda 2 kere)
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 116, 117, 118, Sonraki
1. sayfa (Toplam 118 sayfa) [ 1177 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız