Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki

Anime Manga Forum -> Maziden Kalanlar

 
Yazar Mesaj
Gama_Sennin
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 22 Eyl 2009
Mesajlar: 4,616
Tanıtımlar: 46
Teşekkür: 2666

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
Ouw yeah wikileaks belgelerinden daha eğlenceli *-*

Spoiler:
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi 20 Nis 2011 16:20
Bu mesaja teşekkür edenler (4 kişi): lunarpisces, Birisi, sad eyes, prenses serenity

Ryuusuke
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Yaş: 28
Kayıt: 17 Mar 2008
Mesajlar: 273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Almanya/Köln (Memleket: Denizli)
Teşekkür: 56

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
Reikonsan yazmış:
Ryuusuke yazmış:
arkadaslar konulara tek tek cok detayli deginmisler...
bende birsey daha eklemek isterim.

tabu olarak algiladigimiz ve toplum tarafindan uygulanan cogu sey
aslinda bir koruma mekanizmidir...
mesela bu forumda niye din, spor ve siyaset üzerinde yazismak ve tartismak yasaktir??



Tabu koruma değil, korku ve cehalet mekanizmasıdır. Forumda din, spor ve siyasetin konuşulamamasının nedeni cehalettir. Çünkü biz öyle bir toplumuz ki aynı düşüncede olsak bile işin içine din ve siyaset girdimi önce ağız dalaşına, küfürleşmeye sonra kavgaya gireriz. Tanrının varlığının tartışılamaması ise korkunun ürünüdür. Kişi hem karşıt görüşe ait mantıklı cümleler duymaktan hem de tanrı hakkında konuşurken tanrının ona tepki duyacağı (!) gerekçelerinden korkar. Cinselliğin tartışılamamasının nedeni de cehalettir. Kişi bilmediği, uzak kaldığı şeylere karşı önyargı oluşturur. Kimseyi leylekler getirmediğine göre, ve ortalama yaşımız 16 dan da fazla olduğuna göre, kimse atıp tutmasın bu konuya da uzak falan değiliz.

Hentai'den de bahsetmiyorum (hiç sevmem, sanatsal olmayan gereksiz bir dal), anime ve daha geniş olarak bakarsak sanat başlı başına cinselliği barındırır. Her animede az ya da çok cinsellik teması bulunur çünkü anime (veya sanat) genel olarak çocuklara değil gençlere ve yetişkinlere hitap etmektedir, ve gençliğin de hayatının önemli bir parçasını cinsellik oluşturur. Eğer bunu kaldıramıyorsanız; inatla bariz temaları masumane olarak görmeye çalışıyorsanız; üzgünüm hayal kırıklığına uğracaksanız.


simdi yazdiklarimi neden dogru anlayamadigini sormak istemiyorum...
belki gurbette dogdugum icin kendimi dogru ifade edemiyorum...
neyse...

benim bahsettigim tabular, baslikta yazdigi gibi toplumsal uygulanan tabular...
fakat sizin yaptiginiz azinlikta ugulanan tabulari örnek gösterip beni cehaletle suclamaktir.
tabu yazdigim gibi cogu zaman bir koruma mekanizmidir.
daha da ileri giderek, tabu barisi ve hosgörüyü korumak icin vardir...
mesela ben bir kac örnek vereyim:

- bir tanidiginizin sevdigi bir yakini vefat edince, gidipte...
"zaten hic sevmezdim" gibi ugunsuz laf etmek.

- bir insanin özeli üzerinde konusmak

- yedigi, ictigi ve parasi ile hava atmak

- toplum icinde bel alti, argo konusmak

- toplum icinde ayakkabiyi cikarmak

- öksürürken vs. agzini burnunu kapatmamak

- yemek yerken konusmak

- toplum icinde "gaz" birakmak

ve bu liste böyle uzar gider. bunlarin hepsi tabu... iyikide tabu.
cogu sey tabudur ve siz farkinizda bile degilsinizdir.
öyle benimsemissinizdir, tartismazsiniz.
cünkü kücük seylerdir, topluma faydali tabulardir.
benim kastim böyle örneklerdi, cünkü bu tabular cogunlukta.
öyle asiri göze batan ve büyük kesimleri rahatsiz eden bir tabu varsa, o aslinda toplumsal bir tabu degildir. belirli kisiler uygular.

[b]
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 20 Nis 2011 17:50
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): ^^cleric^^

Miss.StoRy
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 24
Kayıt: 07 Şub 2011
Mesajlar: 39
Favori Anime & Manga: Bleach,Death Note,Samurai Champloo,Gantz,Darker Than Black,Devil May Cry
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 4

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
Tabu..kime tabu??..

Günlük hayatta kullandığımız birçok kavram kişiden kişiye değişkendir..Bahsettiğin şeylerin tabu olması senin kendi çevrende gördüklerinden ve yaşadıklarından kaynaklanır..Ve senin orda yazdığın tabuların birçoğuyla ben hiç karşılaşmadım..

Örneğin ben ve sınıfım hem din ve felsefe derslerinde Allah'ın varlığını tartışmışızdır..Biz cinsellik dersini sağlık dersinde büyük bir ciddiyetle sorarak ve öğrenerek işledik..Babam hiçbir zaman benimle kıyafetlerim konusunda tartışmadı..Ve sıkıyorsa sınıftaki erkekler beni kendilerinden güçsüz görsünler..hepsinin canını okurum Çok Mutlu

Ama çocukların azıcık anormal davranmasında insanların hemen çocuğa garip damgası vurması..işte bununla hem kendimde hem kardeşimde karşılaştım..ben hiç sosyal olmadığımdan,sürekli kitap okuduğumdan,fazla konuşmadığımdan..kardeşim ise fazla sosyal oluşundan,aşırı hareketliliğinden ve biraz geveze oluşundan dolayı sürekli yargılandık (gerçi annem bunlara hiç izin vermediğinden bunların çoğundan yıllar sonra haberimiz oldu..). Benim asosyal olduğumu düşünenler..kardeşime hiperaktif diye tanı koyanlar..Peki bu tabu mudur?..Bu bana tabudur..

Bu görüşüme dayanarak şunu belirtmeliyim ki..bence tabu konusunun bu kadar tartışılmasının bir sebebi de herkes için farklı şeyler ifade etmesidir..

Ve tartışalım..buna karşı değilim..konuşalım..düşüncelerimizi paylaşalım.. soralım sorgulayım..ancak bu şekilde birbirimize faydalı olabilir..birbirimize bir şeyler kazandırabiliriz..

Okuma zahmetine katlanan herkese teşekkürler.. (biraz tribünlere oynar gibi oldu bu cümle ama Çok Mutlu )

Lying beside you..
Listening to you breathe..
The life that flows inside of you..
Burns inside of me..
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Anime Listesi 20 Nis 2011 20:12
Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 20
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
Ryuusuke yazmış:


- bir tanidiginizin sevdigi bir yakini vefat edince, gidipte...
"zaten hic sevmezdim" gibi ugunsuz laf etmek.

- bir insanin özeli üzerinde konusmak

- yedigi, ictigi ve parasi ile hava atmak

- toplum icinde bel alti, argo konusmak

- toplum icinde ayakkabiyi cikarmak

- öksürürken vs. agzini burnunu kapatmamak

- yemek yerken konusmak

- toplum icinde "gaz" birakmak



Bu dediklerin tabu değil görgü kurallarıdır ki ben görgü kurallarının tabu olduklarını düşünmüyorum.
Konuşursan ayıp etmiş olursun, ama bizim bahsettiğimiz tabular itiraz etmeye hakkımız olan tabular.
Diğerleri, başkalarını ciddi derecede rahatsız edebilecek davranışlar dolayısıyla görgü kuralları gereği.
Ama bizim bahsettiğimiz fikir alışverişimizi engelleyecek, düşünce özgürlüğümüzü kısıtlayacak tabular.
Örnekler iyi olmamış olabilir, ama eklemek isterim ben o örnekleri gece 2'ye yakın bir zamanda yazdım.





Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger 20 Nis 2011 21:18
__byakuya__
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 13 May 2009
Mesajlar: 977
Nerden: İzmir - veya Nexus, Son Kapı, Haplo'nun yanı <3
Teşekkür: 51

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular &amp; Dogmalar &amp; Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
durun buraya ufak bir katkı yapayım:
tabu, hakkındaki düşüncelerini rahatça ifade ettiğinizde toplumda uygunsuz görüldüğünüz, hatta bazen de yok sayıldığınız konulardır. bazı meşhur insanları eleştirmek mesela, eğer siz eleştiri yaptığnızda susturuluyorsanız bu bir tabudur. din vs. konularsa bazı çevrelerde tabudur, bazılarında da gayet rahat konuşulur, bunu tüm topluma atfedemezsin. öhm neyse, yani öyle ''tabu koymak'', ''tabu uygulamak'' gibi şeyler yoktur. tabu zaten toplumda kendiliğinden oluşur. insanlar ''dur biz bu konuya tabu koyalım da kimse konuşamasın hohahoah'' tarzı şeyler yapmaz, ama bir konuda konuşmaya başladığınızda ortam gerim gerim geriliyorsa, biri neyse diyip konuyu değiştiriyorsa veya tehditler alıyorsanız o konuya tabu diyebilirsiniz. ki senin dediklerinin çoğu da bazı saçmasapan insanların saçmasapan görüşleri, tabuyla zerre alakası yok. tüm arkadaşlar için konuşuyorum, konunun devamı için, lütfen önce sözlükten tabu ve dogma kelimelerinin anlamına ve toplumun geneline bakınız, sonra devam ediniz. sevgiler.
bu arada;
Spoiler:

okuldan/işten sonra gelip ''olm narto napçak sizce yeni jutsu öğrencek gibi siz ne diyosunuz bu konuda'' tartışmaları yaptığımız, lölölö takıldığımız bir forumda böyle tartışmalar yapmak da ne derece akıl karıdır? büyük ihtimalle bu başlıkta önümüzdeki birkaç gün içinde siyasi/dini tartışmalar çıkacak ve modların çok başı ağrıyacaktır. bu tartışmanın seviyeli olacağına ve amacına ulaşacağına ben pek inanmadım mesela. ha tartışmamalıyız demiyorum, ama madem tartışıyoruz yazmadan önce bi' düşünüp, aklımıza ne geliyorsa ''evet dogma var tabu var şu var bu var'' diye yazınca ne oluyor? hiçbir şey olmuyor. çözüm üretebiliyor muyuz üretemiyoruz, zaten toplumda yerleşmiş bi düşünceyi ancak zamanla yenebilirsin, ne yapıcaz üzerlerine mi yürüyücez, zaten biz bile fikir birliğine varmış değiliz. ayrıca yazan bazı arkadaşların yaşlarını başlarını almış, ergenliklerini üzerlerinden atmış olmalarına rağmen oldukça alakasız şeylerden bahsetmeleri ve tabu/dogma sözcüklerinin anlamından bihaber olmaları beni bayağı üzdü. ama oldukça da eğlendim, ha katıldığım kimse olmadı mı tabii ki oldu. neyse bayağı eğlendim ama. başlığı takip ediyorum yani ehe ehe. sevgiler tekrardan. küfür etmezseniz memnun olurum, ederseniz bile içinizden edin bari.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 21 Nis 2011 17:48
Bu mesaja teşekkür edenler (3 kişi): lunarpisces, ayhi, Stravagante

C-Raito
Mangaka
Mangaka



Yaş: 21
Kayıt: 11 Oca 2011
Mesajlar: 630
Favori Anime & Manga: Death Note,Naruto,Bleach,Blood+,Hellsing,Avatar the last airbender,Fullmetal Alchemist,Togainu no Chi,Hellgirl
Cinsiyet: Kız
Nerden: Republic Cityden
Teşekkür: 285

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular &amp; Dogmalar &amp; Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
bu biraz doğuştan aşılanıyor insanın ruhuna .ben böyle insanları suçlamıyorum. insanın yaşadığı ortam,ailesi ve çevresi çok etki ediyor böyle konularda. şey... biraz zihinlerini açsalar belki bunlardan kurtulurlar ama bence böyle insanlarda lazım topluma. Şaşırmış Durumda

İmza için Viliaine teşekkürler.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 21 Nis 2011 18:17
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): lunarpisces

ColdOne*
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 09 Nis 2011
Mesajlar: 994
Favori Anime & Manga: one piece.
Nerden: Ocean Land
Teşekkür: 528

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular &amp; Dogmalar &amp; Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
nedense forumlarda böyle konular hiçbir zaman 'seviyeli' bir şekilde tartışılamaz, illa birşeyler çıkar.

In sooth, I know not why I am so sad:
It wearies me; you say it wearies you;
But how I caught it, found it, or came by it,
What stuff ’tis made of, whereof it is born,
I am to learn;
And such a want-wit sadness makes of me,
That I have much ado to know myself.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Nis 2011 0:33
Atabetü'l-Hakayık
Yasaklı Üye



Yaş: 24
Kayıt: 28 Oca 2011
Mesajlar: 1,159
Cinsiyet: Erkek
Teşekkür: 701

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular &amp; Dogmalar &amp; Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
Sadece forumlarda olsa ne güzel... İnsanlar karşılıklı bir şey hakkında tartışmaktan aciz iş bir yerden sonra kim kime diş geçirecek meselesine dönüyor.

Bügün yaşadığım bir olayı örnek vereyim.Bir derste hocadan felsefe sınavına çalışmak için izin istedik.Sonra hoca ne yapıyorsunuz falan diye sordu felsefe dersinde.Hoca felsefeye hiç sıcak bakmıyormuş hatta yerden yere vur tabi sınıfta arkasından aynı nidalarla eşlik etti hocaya.

Hocanın sıcak bakmamasının sebebi insanın inaçlarından etmesiymiş.Kaç kişi dinden çıkmış v.b.Olabilir ancak benim burada yadırgadığım durum hocanın düşünceleri değil.Ben de felsefe hakkında kendi düşüncelerimi söyledim insana kattığı artılardan bahsettim.Tabi sınıfın müsade gösterdiği kadar.Eh ergenlik işte birbirine bağırarak monolog yapmaktan başka türlü tartışamazlar Madde .

İnsanlar bir düşüncesini dile getirdikten sonra bir de karşısındakini anlamaya kalksa,hadi onu geçtim dinleme nezaketini gösterseler bari.Madem benim düşüncemi merak etmiyorsun bana ne demeye anlatıyorsun.Böyle insanlarla her yerde karşılaşmak mümkün.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Nis 2011 0:46
Bu mesaja teşekkür edenler (2 kişi): lunarpisces, ayhi

ayhi
Forum Moderator



Yaş: 35
Kayıt: 23 Arl 2009
Mesajlar: 1,177
Favori Anime & Manga: Bleach & Bleach
Cinsiyet: Erkek
Nerden: İstanbul (Belkide Soul Society)
Teşekkür: 686

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Alıntıyla Cevap Gönder
Ortalık sakinken yorumumuzu yapalım. Geç oldu biraz. Şaşırmış Durumda İlk olarak verilen örnekleri değerlendirip yorumladım.

@Zerinda
Spoiler:
Zerinda yazmış:


Dersteyken, arkadaşlarımızdan biri Allah'ın birliğini ve varlığı sorgulamak istedi, konuşup tartışalım, daha güzel anlayalım diye.
İnanmayanlar varsa görüşlerini almak istedi. Görüşlere açık olalım dedi.
Eksi 10 puan yedi ve oturtuldu. TABU!


Bu arkadaşımızın yaptığı bir yanlış yok. Aksine güzel bir şey yapıyor. Sorguluyor ve düşünerek cevap arıyor. Çünkü o arkadaşınız bir insan. İnsan düşünen ve sorgulayan bir varlıktır. Varlığının gereğini yerine getiriyor. Bu çocuğun kafasında Allah'ın varlığı yada birliği ile ilgili oluşan sorular varsa eğer, bu sorular hocası tarafından giderilmeliydi. Eksi 10 puanı niye veriyorsunki! Suç işleyen birine ceza vermek gibi. Bu durum çocuğun sorgulayıcı yaklaşımınada zarar verebilir(hatta diğer öğrencilerede). Hocanız eğer bu yasaklama ve cezayı, Allah'ın birliğini ve varlığını sorgulamak tartışmak yasaktır zihniyetiyle yaptıysa, bu bir tabu değil, aksine dogmatik bir yaklaşımdır. Yada bu tip sorulara ne cevap vereceğini bilmeyen bir hocada olabilir. Yani bilgisizliğide bu hareketi yapmasını sağlamış olabilir. Diğer bir nedende... Çocuğun hocaya karşı uslubu nasıldı merak ediyorum. Yani ciddi ciddi bir şeyi anlamak içinmi soruyu hocaya sordu yoksa maksat muhabbet olsun, ders kaynasın diyemi sordu? Bilirsiniz biz öğrencilerde az değilizdir hani. Bu gibi durumlarda hocanın farklı tepki vermesine neden olabiliyor. Çok Mutlu(umarım objektif olabilmişimdir)

Zerinda yazmış:
6. sınıfta Fen dersinde, (konu canlılarda üreme) "Hocam bunları niye bu kadar geç öğreniyoruz? Bunlarda ÇOK ayıp bir yan yok ki!" dedi.
Az kalsın dsipline gidecekti, ona bol bol sapık muammelesi yaptılar. TABU!


Bilgisiz ve öğrencileriyle nasıl baş edeceğini henüz öğrenememiş bir öğretmenmiş. Bende ortaokulda okuduğum dönemlerde üreme dersini işlediğimizde, ortamda belli bir rahatsızlığın oluştuğunu gözlemlemiştim. Yani evde anne babayla bile konuşulmayan şeyler, üreme dersinde anlatılınca öğrenciler garip bir ruh hüvviyetine bürünürlerdi. Hatta Özlem isimli bir kız vardı. Bu konuları konuşmak ayıp değilmi hocam demişti. Bu konuları atlasak daha iyi olmazmı demişti. (hocada gayet usturuplu olarak cevap vermişti)Kahkaha Atıyor Yani tabuluk bir durum var. Bu üreme durumu cinsellike ilgili. Arkadaşınız Fen bilgisi dersinde belki dersi kaynatmak içinde böyle bir cümle kurmuş olabilir. Onu bilemiyorum. Toplumda konuşulması yasak olan bu tip konuları konuşanların ayıplanıp susturulduğu durumlar sıklıkla yaşanıyor. Bu bir tabudur. Bu belkide Türkiye'deki en yaygın tabulardan biridir. Cinselliğin konuşulmamasının ve yasaklatılmasının nedeni dini inançlardan gelmektedir. Tabi dinin kişilerce iyi bilinmemesindende kaynaklıdır. Cinsellikle ilgili konuşmakta yanlış birşey yok. Aksine konuşulmadığı için, gençlerimizi olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok problemi doğurmaktadır. Arkadaşınıza sapık muamelesi ciddi anlamda mı yapıldı yoksa gır gır olsun diyemi yapıldı bilmiyorum. Ciddi anlamda yapılıyorsa ve bu sebeplede disiplene gidebilme yolu açılıyorsa bu yanlıştır.

Artık bildiğim kadarıyla cinsellik eğitimide okularda verilmeye başlandı. O zaman bu eğitimin verilmesi kararını verenler ve bunu uygulayanlarda mı sapık olacak? Hayır tabiki. Bu eğitimi verilmesindeki amaç nedir? Niçin bu eğitim veriliyor? Cevabı şudur:

Cinsel eğitim, bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması, olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine karşı, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi, olumlu davranış biçimleri ve değer yargıları geliştirmesi eğitimidir. (iyi düşünülmesi gereken bir tanımlamadır) Bu eğitim iyi verilirse ve dinimiz de insanlarımıza doğru dürüst şekilde anlatılırsa(sorgulayacı yaklaşım merkezli), bu tabu zayıflar ve gençlerimiz cinsellik konusundaki adımlarını daha doğru atmış olurlar. Bu da aile yapılarına ve dolayısıyla toplumalara iyi yönde etki eder.

Zerinda yazmış:
Kadın zayıf olarak görülüyor.
Derste konuşurken, arkadaş "Kadınlardan boksör mü olur?" dedi mesela. Herkes ona katıldı. Konu çok sert tartışıldı. En sonunda kadınların yapısı bu biraz zayıf oluyorlar denildi, herkes sinirlendi.
Hoca bile kadınlar yapısı gereği maddi olarak erkekler kadar güçlü değildir dedi.
Tamam bu doğru, ama hocaya "Bu onları güçsüz yapmaz ki!" dediğimde aldığım cevap "Herkes çenesini kapasın!" oldu. DOGMA!


"Kadınlardan boksör mü olur?" Kahkaha Atıyor Bunlar hiç kadın boks maçı izlememişlermi yada Amerikan güreşi yapan kadınları hiç izlemedilermi yahu! Ben onları görünce tırsıyorum valla! Kahkaha Atıyor Kadın zayıf olurmu hiç. İsterse fiziksel olarak bir erkekle eşit yada ondan üst bir seviyeye bile çıkabilir. Artık kadınlarda erkeğin yaptığı her sporu yapabiliyor. Ama şuda bir gerçek. Yaradılış bakımından bayanlar, fiziksel yapı ve kuvvet olarak erkeklere nazaran daha narin olarak yaratılmışlarıdır. Ama başka güçlü özellikleri vardır. Mesela duygusal yönleri biz erkeklere göre daha gelişmiştir. "Bu onları güçsüz yapmaz ki!" lafından sonra hoca eğer "herkes çenesini kapasın" dediyse, "herkes" kelimesinden anladığım kadarıyla, sınıfta oluşan disiplinsizlik nedeniyle yapmış olabilir. Eğer hocanız erkekler bayanlardan güçlüdür düşüncesini tartışılamaz ve sorgulanamaz bulduğu için seni susturduysa, o zaman bu bir dogmadır Zerinda. Hiçbir düşünce, inanç, teorem yada kanun, yanlış yada doğru bile olsa sorgulanamaz yada tartışılamaz değildir.

Zerinda yazmış:
Farklı çocuklar "yaramaz" ya da "problemli" olarak algılanıyor.
Annem bu konuda çok sorun çekti. Çok geveze bir çocuk olduğum için herkes bana problemli demiş, öyle ki kendime güven problemimi son iki senede aştım. DOGMA!

Yaramazlık aslında kötü bir durum değil. Problemli denmeside garip. Hani çocuklar çok konuşabilir. Benim yeğenimde çok konuşkan hareketli ve yaramaz birşeydi. Şimdi okula gidiyor ve öğretmenleri kendisinden çok memnun ve arkadaşlarıyla olan ilişkileride iyi. Bu bir dogma değil Zerinda. Bilgisizliğin getirdiği bir önyargı bence. Dogma daha güçlü birşey.

Zerinda yazmış:
Çok basit bir örnek, bir çok kişi "erkekler ağlamaz" görüşünde.
Niye ağlamasınlar -yoksa gözyaşı torbaları mı sorunlu? DOGMA!


Ağlar ağlar. Üzgün ya da Ağlıyor Ama biz erkekler göz yaşlarımızı daha çok içimize akıtırız. Bu ağlamaz lafı aslında mecazi anlamda içeriyor. Yani erkekler bayanlara nazaran daha az duygusallar ve duygularınıda pek belli etmezler. Göz yaşlarımızı içimize akıtırız.(Aç ordan bir Orhan baba Kahkaha Atıyor) Bu dogma değildir. Bir bakıma gerçeği yansıtan mecazi bir tanımlamadır bence.

Zerinda yazmış:
Eğer X kişisi bir toplumda tek başına farklı bir görüşü savunuyorsa, geri kalanının savunduğu görüş aynıysa X dinlenmeden haksız kabul edilebiliyor. Buna çok sık rastlıyoruz. Alın bir tane daha DOGMA.


Ortamda bulunan ve egemen olan bir görüş varsa, bu görüşün karşısına başka düşünce yada fikirlerin çıkması engelleniyorsa, bu dogmatik bir yaklaşımdır. Faşitlik kokan bir yaklaşımdır. Ha eğer farklı düşünce yada görüş dinlendikten sonra eğer kitleler tarafından benimsenmezse, buna haksızlık gözüylede bakılamaz.

Zerinda yazmış:

"-Anne, dışarı çıkabilir miyim?
-Öff bu vakitte kız başına ne işin var dışarıda?"

Kız A ve Erkek B kardeş üzere sevgilileri var.
B'da durum;
Babası/Annesi: Vay aslanım helal olsun.
A'da durum:
Babası/Annesi: Ne biçim kızsın sen yazıklar olsun vs. vs.

"-Bu mini etek ne böyle?
-Okul eteğin niye kısa?
-Sen kız aklınla karışma.
-Ne biçim erkeksin sen, erkek adam kendi derdini kendi taşır.
Vs. vs."

Ve bu da TABU + DOGMA.


Geç vakitte dışarda olmanı istemeyen annenin tepkisi tabu yada dogma değil. Yaşadığımız çevrede bazı azmış vahşi türler yaşar. Kahkaha Atıyor(maalesef çoğunluğu erkektir) Bu, bunlar sana saldırmasın yada kapıp götürmesin diye bir önlemdir. O saatte dışarı çıkacaksanda abinle falan çıkabilirsin. Yada yaşadığın mahalleyede bağlı olarak o saatte dışarıya çıkman çok sorun olmaz. Mahelledekiler seni yada aileni tanır, bilir ve severlerse o zaman dışarıya çıkmanda bence pek bir sakınca olmaz. Bu bayanları kısıtlayan bir durum maalesef.

Sevgili meselesine gelelim. Evet burada tabuluk bir durum var. Sanki kızlar sevgili edindiklerinde namussuz mu oluyorlar kirleniyorlar mı da, bu denli yazıklar olsun, senin gibi kızım olmaz olsun modalarına giriliyor. Erkekler içinse çok daha az yada hiç bir tepki verilmiyor! Bu konuda ben kendi ailemden örnek vericem. Benim babam biraz taş fırın erkektir. Dediğim dedik bir babadır. Bir gün lise sona giden ablamı sevgilisi ile sokakta el ele tutuşurlarken yakalamış. Çocuğa bir iki yumruk ve birde kafayla yere sermiş. Küfürler falan arkasından ve o günü iyi hatırlıyorum, ablamı eve getirmişti. Sonra bir başladı azarlamaya ama öyle laflarki dayak atsa daha iyi yani. Hoş bir durum değil. Aşırı bir tepki verildi. Benim ablam çok akıllı biriydi ve nerde nasıl hareket edeceğini iyi bilirdi. Aşırıya kaçmazdı bu sevgili durumlarında. Sınırları vardı. Buna rağmen sanki rezilce bir şey yapmışçasına aşırı bir tepki ile karşılaştı. Biz erkeklere ise böyle bir tepki asla verilmez.

Etek konusunada değinelim. Mini etek dediğin diz üstünde olur. Diz altında mini etek olmaz. Çok Mutlu Bu etek mevzusunda, aklıma lisedeki albay lakabını taktığımız bayan kimya öğretmenimiz geliyor. Bu etek konusunda nasıl rezil ediyordu kızları bir bilseniz. Kadının o cırtlak sesiyle herkesin önünde, "ulan gerizekalılar siz burayı mankenlik ajansımı zannediyorsunuz" deyişini, hiç unutmam. Kahkaha Atıyor Kızların korkulu rüyasıydı bu kadın. Eteği kısa olanlarada erkeklerin hangi gözle baktığını ve ne muhabbetlerin döndüğünü iyi bilirim. Giyilmesini doğru bulmuyorum. Ama bende bu konularda esnek birisiyim. Yurt dışında mesela kardeşlerime giyim konusunda pek karışmadım. Çünkü orada kimsenin birbirinin mini etiği ile yada şortuyla dekoltesiyle ilgilendiği yok. Bulgaristan, Yunanistan ve Hollanda'ya gitmiş birisiyim. Yani oralarda toplumun genelinde oluşan böyle bir rahatsızlık gözlemlemedim. Mini etek konusu bir tabumudur yoksa koruma içgüdüsümüdür buna cevap vermem biraz zor. Aslında iç içe geçmiş bir durum var. Yani mini etek giyilmesini yasaklatan şey bir koruma iç güdüsüdür ama bu koruma iç güdüsü, cinsellik yada namus tabusuylada çakışıyor. Birde bu mini etek giymeyi çağdaşlık ve modernliklede bağdaştıranlar var. Çok Mutlu Yani mini etek giyitmem diyenlere belli bir kesimin verdiği bazı cevaplar var. Sen yobazmısın, geri kafalımısın, yada çağdaşlıktan ve modernlikten haberin yokmu diyorlar? Bende karşılaştım bu durumla. Çok şükür benim hepsinden haberim var. Çok farklı ortamlar insanlar gördüm tanıdım. Sorgulayan ve düşünen bir yapım var. Koyunlara benzemem. Kahkaha Atıyor İşte bu gibi yanıtlarda o belli kesimin yarattığı bir dogmadır. Yada tabulara karşı yarattıkları bir anti tabudur.

Kız aklınla karışma. Kahkaha Atıyor Hala varmı ya bunu söyleyen. Pes vallahi! Bunca kadının günlük hayatımızda hangi mevkilere geldiğini gördükten sonrada kadın aklı diye küçümsemek, çok büyük yanılgı olsa gerek. Dogmatik bir yaklaşım. Bak dünyanın en yüksek IQ lu insanı bir bayanmış. Bak sen şu kadın aklına Kahkaha Atıyor

"Ne biçim erkeksin sen, Erkek adam kendi derdini kendi taşır". Erkek adam şöledir erkek adam böyledir. Onu yapar şunu yapar. Şunları bunları yapmaz. Cinsiyet tanımı ile bizi belli bir kalıba sokmaları yokmudur? Biz erkek olmaktan önce insanız insan. Derdini taşıyamıyorsa, taşıyabilmesi için destek ol! Bu da cinsiyet tabusumu oluyor yada önyargımı oluyor. Öyle bişey işte... Çok Mutlu


@Reikonsan
Spoiler:
Reikonsan yazmış:


Ben Allah'a da inanırım, evrime de


Evrimden kastın biyolojik evrim mi yoksa darwin modeli midir? Kastettiğin darwin modeliyse bir çelişki oluşur. Çünkü yaradılış modeli ve darwin modeli birbiriyle çakışır.

Reikonsan yazmış:
Toplumsal tabular uzun uzun konuşulmuş, ekleyebileceğim tek şey; tabunun cehaletin ve korkunun ürünü olduğu. İnsan için bir şeye, dine, kurallara uymak, sorgulamaktan daha kolaydır. Bunu sık sık özellikle bazı haber sitelerinin okuyucu yorumlarında görüyorum. İngiltere gibi daha özgür ve Protestan (dini kurallara aşırı bağla değil) ülkelerde örneğin BBC'nin altındaki haber yorumlarına baktığımızda direkt haber ile ilgili tartışmalar görürüz. Örneğin Türkiye'de Hürriyet; evrimle ilgili bir haber verse, Türklerin %80'i daha haberi bile okumadan yorum kısmına "dinsiz bunlar, allahtan başka yaratıcı yoktur" falan yazar. Ancak o haberde evrim tanrısal olarak savunulmuştur ama bizim cahil yorumcuların haberi yoktur Çok Mutlu


Bu haber sitelerindeki yorumları bende okuyorum. Çok eğlenceli cidden. Kahkaha Atıyor Sorgulamayı bilmeyen ve hatta hatta yorum yapmak için, öncelikle yazılanı okuması gerektiğini bile bilmeyen kişilerle karşılaşmak çok enteresan. Okumayı pekte sevmeyen bir milletiz. Acaba sadece başlığı okuyunca işi çözdüğümüz için mi okumuyoruz! Kahkaha Atıyor

Reikonsan yazmış:
Japonlar cinselliği tabu olarak görmek ve bu nedenle animelere de yansıtmaktan çekinmezler. Cinselliği erken yaşarlar. bknz:



Tabloya bakınca garipsedim. Japonlar tabu olarak gördükleri cinselliği erken yaşlarda yaşıyorlar. Yani cinselliğin tabu olarak görülmediği avrupa amerika kanada ülkeleri ile aynı yaşta cinselliği tecrübe ediniyorlar. Tabu ortadan kalksa ne olur acaba? Bildiğim kadarıyla Japonlar da evlenme yaşıda yüksek. Ayrıca Japonlar'ın yerel dini şintoizm miş. Pek araştıramadım ama şintozim dininin cinselliğe bakışının diğer dinler kadar katı yada yasaklayıcı bir tutumu yok gibi geldi. Japonların cinsellik tabusunda dinsel etkinin pekte olmadığını düşünüyorum.(Yanılıyorda olabilirim) Yani bizdekiyle farklı bir durum varmış gibi görünüyor. Ki İtalya katolik bir ülke ve cinselliği tecrübe etme yaşı daha yüksek olduğu görülüyor(doğal olarak). Protestan olan ülkelerde de haliyle daha düşük. Japonların durumu bana enteresan geldi.

Reikonsan yazmış:
son not: allah bize cinselliği tabu yap, ondan kork, konuşma, konuşanı sustur dememiştir, cinselliği yaşa ancak zina yapma, eşinle yaşa demiştir. nitekim Kuran-ı Kerim de cinsellikten bahseder ve yol gösterir. Kimlerin haram olduğu, ne zaman cinsel ilişkiden kaçınılacağı vs. anlatılır.


Katılıyorum. Ayrıca bu kuralların neden konulduğunu da sorgulayan bilinçli bir insan, her daim cevaplandırabilir.


@ShinraTensei
Spoiler:
ShinraTensei yazmış:

@Ayhi demiş ki, "Ama bu tabu yada dogma denilen şeylerin etkisi giderek zayıflıyor bence. Bunun nedenide globalleşen dünya ve teknolojinin evlerimize oluk oluk akması diye düşünüyorum." ben ise küreselleşen dünyada tabuların daha fazla oluştuğunu düşünüyorum,daha fazla yer ettiği görüşündeyim.


Eskiden dogmaların ve tabuların bolca bulunduğu, çoğunlukla Katolik inancının yaygın olduğu bir hristiyan Avrupası vardı ShinraTensei. Hatta Galileo neden idam edilmek istendi hatırlarsın. Peki Bu hristiyan avrupa hangi olayla birlikte, baskıcı dogmalarını ve tabularını yıkmaya başladı. Rönesans ile birlikte değilmi? Rönesansla birlikte dün dogma ve tabu cenneti olan avrupa, bugün nasıl olurda Türkiye için, tabular cenneti kavramını kullanabiliyor. Tabiki Rönesansın sayesindedir. Globalleşen dünya ve teknolojinin oluk oluk akmasıda bana biraz rönesansı andırıyor. Günümüzde gençler olaylara daha sorgulayıcı yaklaşıyor. Çünkü teknoloji sayesinde beyinleri bir çok etkileşime açık hale geliyor. Sen mesela izmirde yaşıyorsun ben istanbulda. İnternet olmasaydı şu anda bu düşüncelerimizi paylaşıp kendimize farklı bakış açıları kazandırabilirmiydik. Bu etkileşimler, sorgulayıcı yaklaşımlarımızı ve bilinç düzeyimizi artırıyor(herkeste değil tabi). Fakat globalleşen ve küreselleşen Dünya iyi şeyleri getirdiği gibi, bir takım kötü şeyleride beraberinde getiriyor. En nihayetinde insan faktörü var. Aslında daha fazla tabu oluştuğunu söylerken, değerlendirebilmek adına bir kaç örnek vermeni isterdim ShinraTensei.(kişisel değilse tabi)


@Deicide
Spoiler:
Deicide yazmış:

ben de örnek vereyim;

-atatürk faşistlik yapmıştır. istiklal mahkemeleri, kendisinin karşıtı görüşleri susturması gibi örnekleri vardır bunun.

bunu biraz daha açarak söylediğim bir tartışmada, ülkücünün biri bana ölüm tehditi göndermiştir. o kişinin yaptığını tüm topluma... geçin bunu. atatürk tabulaştırılmış bir insandır. oysa kutsal biri değildir. insandır. her hareketi, kişiliğinin her bir detayı tartışmaya açıktır. oysa türkiyede eleştirildiğinde -hakaret etmek, onu yerlere vurmak, her yaptığı iyi şeyleri göz ardı edip sadece kötülerden bahsetmek demiyorum-, eleştiren kişi çok ağır tepkiler alıyor.


Tabu anlamında güzel bir örnek olmuş. Dediğin ülkücü ile aranızda tam olarak hangi kelimeleri ve cümleleri kullanarak tartıştınız bilmiyorum. "Atatürk faşistlik yapmıştır ve istiklal mahkemeleri bunun örneiğidir" cümlesinden ölüm tehdidi noktasına gelmek çok vahimdir. Atatürk'te eleştirilebilmeli ve bize okullarda anlatıldığı gibi sadece iyi yönleri değil yaptığı hatalarda dile getirilmelidir ki, herşeyden önce onun bir insan olduğu anlaşılabilsin. Kötü taraflarını dile getirmek onu kötü insan yapmaz yapmamalıdır. Ama sank, günümüzde Atatürk daha fazla tartışılmaya ve konuşulur hale gelmeye başladı. Ufak tefekte olsa birşeyler değişmeye başlıyor mu acaba?

Deicide yazmış:
-istiklal marşı savaştan yeni çıkmış dindar bir ülkenin din ve duygularını sömüren bir şiir.

istiklal marşına saygısızlıktan hapis cezası var bunun. oysa bu şiir sanatın bir parçasıdır. eleştiriye açıktır. bu bi saygısızlık olamaz. oysa bu da kutsal bir değer olarak addedilmiştir.


Bu düşünceye katılmasamda, bu düşüncenin hapis cezasını getirmesi, istiklal marşınında ne yazıkki kutsallaştırıldığını gösterir. Burada adam öldürme yokki! Neden hapis cezası veriyorsun! İstiklal marşı kurtuluş mücadelesini yapan insanların kararlılığını, inancını, zalimliğe karşı duruşunu belirterek, nasıl bağımsızlığımızı kazandığımızı anlatır. Bu mücadele müthiş bir mücadeledir. Yani bu karşı duruşun temelinde iman ve dolayısıyla din vardır. Kutsallaştırılan aslında bu şiir değilde, bu mücadeledir diye düşünüyorum(çokta haksız sayılmaz aslında). Yoksa Atatürk gibi saltanat ve hilafet makamlarını kaldırmış ve istiklal mahkemelerini kurdurup bir çok kişinin idam edilmesinin yolunu açmış biri, denildiği gibi din duygularını sömüren bir şiiri bağımsızlık(istiklal) şiiri olarak kabul etmezdi, diye düşünüyorum.

Deicide yazmış:
cinsellik konusunda örneğin, bu kadar dindar bir ülkede doğal olarak tabulaştırılmış, kirli birşey olarak düşünülüp, konuşulmaması gerektiği düşünülmeye başlanmış. da bi dakika. sana dinin huri vaadediyor. haram diye addettiği şeyi, cennette, kendi bahçesinde hemen niye halka açık, çok olağan ve helal bir aktivite haline getiriyor? yoksa bi dakika, bi mü'min e verilecek "o güzel eşler" le, mü'min in yapması gereken okey mi oynamak?


Bu ilginç bir yaklaşım olmuş. Eksik bilgiye dayanan eksik bir düşünce olmuş. Bir kere dünya hayatı ile ölümden sonraki ahiret hayatı arasında farkların olduğunu islam dini zaten anlatır. Sorgulayıcı yaklaşımını gören biri olarak, eminim daha detaylı araştırma yaparsan ve iyi şekilde değerlendirirsen,(yazılarından bunu yapabileceğini görüyorum) eminim bu Huri meselesinde bir dengesizlik görmeyeceksin. @Reikonsan arkadaşımız yorumlarının birinde şu cümlelerle cinsellik konusunda dinin bakışını kısaca ifade etmiş.

"Allah bize cinselliği tabu yap, ondan kork, konuşma, konuşanı sustur dememiştir, cinselliği yaşa ancak zina yapma, eşinle yaşa demiştir. nitekim Kuran-ı Kerim de cinsellikten bahseder ve yol gösterir. Kimlerin haram olduğu, ne zaman cinsel ilişkiden kaçınılacağı vs. anlatılır."

Yani din cinselliğe kötü gözle bakmıyor. Evlilikte normal karşılıyor ama evlilik öncesinde bunu yapanlara da iyi bakmadığı bir gerçektir. Bence bu aradaki farkta iyi düşünülmesi gereken bir farktır. İslam dini özellikle aile ve toplum olgularına çok önem veriyor. Toplumu yada aileyi oluşturan bireylerdir. Birey yanlış yaptığında bu sadece kendisini etkilemez, aile yada toplumum bir parçası olduğu için, onlarda bundan etkilenebilir.

Yalnız son cümlende okey in reklamını yapmışsın. Şimdi okey satışlarında patlama yaşanmasın Deicide. Kahkaha Atıyor

Deicide yazmış:
hz. muhammed in karikatürü çizildiğinde en çok tepkiyi veren toplumlardan değil miyiz? neyin celallenmesini yaşadınız? muhammed de bir insandı ve üstelik kitleleri peşinden sürüklemiş bir insandı. bu kişiler eleştiriye her daim açık olmalıdırlar. madem onun yaydığı bir din, uyuşturucu olarak kullanılıp, insanların beyinlerinin yıkanmasına sebep oluyor, canlı bomba olmalarına bile izin veriliyor, o halde şu şekilde de çizebilirim ben;

-barlar sokağının köşe başında modern bir serseri gibi giyinmiş hz. muhammed, üzerinde arapça allah yazan minik haplar veriyor.

kaçınız şuna tepkisiz kalabilirsiniz şimdi bu sitede?


Öncelikle Hz. Muhammed'in karikatürlerini gördüm. Bana göre cahil ve önyargılı bir yaklaşımla yapılmış çizimler. O adam kesinlikle islam dinini araştırıp sorgulayıcı bir yaklaşım sergileme ihtiyacı hissetmemiş. Yani onun yaptığı bir eleştiri bile değil. Eleştiriyi yapmak için öncellikle eleştirdiğiniz obje, din yada kişi herneyse, onu iyi tanımalısınız. Bunu yapmadan eleştiri ismi verdiğiniz şey, eleştiri olmaz, saçmalık olur. Öyle tv lerde kendini İslam adına havaya uçuranları görüpte, "aha işte islam dini budur. Ben bu işi çözdüm" gibi basit yaklaşımlarla, yaptıkları karikatürlerin eleştiri yada sanat olduğunu savunmalarıda ayrı bir ahmaklık. Tabi bu karikatürlere gösterilen bir takım aşırı tepkilerde oldu. Hatta bu karikatürleri çizen adam en son Somalili bir kişi tarafından baltalı ve bıçaklı saldırıya uğradı! Öncesinde ölüm tehtidleri aldı ve polis tarafından koruma altına alındı. Hatta bir ara sanırım bu kişiyi korumak için, öldüğü şeklinde yalan bir haberde yayıldı. Bu çok daha feci bir durum. Şimdi doğruya doğru konuşalım. İslam dini peygamberine hakaret edildiğini düşünenler ve tepkisini gösterenler acaba bu karikatürleri çizene, öldürme niyetiyle saldıran kişi yada kişilere tepkilerini gösterebildiler mi? Aslında gösterdiler ama nasıl bir tepkinin gösterildiğini eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu çelişki ne akılla nede dinle açıklanabilecek bir durumdur!

Son benzetmenle ilgili birşeyler yazayım. Böyle bir benzetme, danimarkalı karikatüristtin çizimleriyle eşdeğerdedir. Yani daha önce söylediğim gibi cahil ve önyargılı bir yaklaşımın eseri olan, eleştiriyle alakası olmayan bir benzetmedir. Neden böyle diyorum. Çünkü sen yazında; "madem onun yaydığı bir din, uyuşturucu olarak kullanılıp, insanların beyinlerinin yıkanmasına sebep oluyor, canlı bomba olmalarına bile izin veriliyor," diyorsun ve çizdiğin resimde yukarıdaki cümle oluyor.

Birincisi Peygamberimizin yaydığı din asla uyuşturucu olamaz ve uyuşturucu olarakta kullanılamaz. İslam dinini araştırıp okuduğunuzda bunun olamayacağını göreceksiniz. Onun aktardığı dini başkalaştırıp, uyuşturucuya dönüştürenler, işte onlar diğer müslümanların beyinlerini yıkayıp canlı bomba olabilme yollarını açıyorlar. Eğer illaki, barlar sokağının köşe başında modern bir serseri gibi giyinmiş biri olacaksa, bu Hz. Muhammed olmamalıdır. Yerine, onun dinini başkalaştıranlar çizilmelidir. O, "Allah" yazılı hapların altınada çok küçük harflerle(insanların okuyamayacağı) "Made in şeytan" yazısıda yazılırsa, daha eleştirel bir yaklaşım taşıyacaktır. Gülücük Dağıtıyor

Hani sonunda sormuşsun ya! Kaçınız buna tepkisiz kalabilirsiniz diye? İşte ben kalamadım ve tepkimide bu yazıyla koydum. Etki varsa her zaman tepkide olacaktır. Ama bu tepki asla insanlığımızı zedeleyecek bir tepki olmamalıdır.

Deicide yazmış:
bir erkek, ergenliğini ilk elden yaşadığı için ergen hemcinslerine güvenmez. kızının mutluluğunu düşünür. onun, hayatının en güzel baharında üzülmemesini ister. bu yüzden kızının sevgilisi olmasına karışır. ya da ben böyle düşünmekteyim. buraya kadar bir koruma, bi savunma söz konusu. fakat bir noktada bu namus a dönüşmüş. bekaret, namus bir noktada türkiyenin en büyük tabularından biri haline gelmiş. adına cinayetler işlenir olmuş. yani örneğin kızı seks yapmış, dangalak ergenler de bunu kameraya kaydetmiş. bu da ortaya çıkınca kızını vuruyor. ya da kadına kocasının kardeşi tecavüz ediyor. biliyor o kadın, kocası namus adı altında ikisini de vuracak. ağzını açamıyor. tek isteği yaşamak. bu kadını korumayan kocanın, bi de üstüne ona ölüm tehlikesi teşkil etmesi namus adı altında savunma mekanizması mıdır?

Burada yazdıkların tamamına katılıyorum. Bekaret ve namus kavramları nedeniyle bir kişinin öldürülmesi bir tabudur. Aynı zamanda da bir cinayettir. Ama işin ilginç yanı, din bile namus ve bekaret nedeniyle bir kişiyi öldürülmeyi yasaklıyor. Burası önemli. Bu öldürülme olayı insan icadı olan sapkın örf ve adetlerle çakışıyor. Bunun tartışılamaz ve sorgulanamaz yapılıp kutsallaştırılması, insan eliyle yapılıyor. Tabu'nun diğer anlamı. Yasaklanarak korunandır. Burada korunan bekaret ve namus. Nasıl korunuyor. Yasaklanarak. Çünkü cezai bir uygulama var. Bu bekareti bozdurmak namusun kirlenmesine neden olacağı için, o kişi ve onun kocası toplum içinde aşağılanmaya itilecektir. Bunu engellemek için ölüm tehdidi yada uygulaması ile yasak konulup, bu durum korunmaya çalışıyor. Korku cehalet ve akabinde gelen koruma durumu bu sapkınlığı yaratıp, tabuyu oluşturuyor. Tecavüze uğrayan suçsuz bile olsa namusu kirlenmiş olarak görülüp, cezası veriliyor. Bu, insanlık değerleriyle bağdaşmayan müthiş bir sapkınlık örneğidir. Tecavüze uğrayan bir bayanın, suçsuz olmasına rağmen bunu ölüm korusu nedeniyle kocasına yada başkalarına anlatamasının verdiği ızdırabı tahmin etmek çok çok zor. Böyle bir baskıyı yada kıstırılmışlık duygusunu bir kadına yüklemek hangi insanlık değeri ile bağdaşabilir. Böyle bir tabu varsa, bunu değil yıkmak, atomlarına ayırmak gerekir.

Deicide yazmış:
tabular, dogmalar falan filan savunma mekanizmasıysa, basit insanların savunma mekanizmasıdır. düşünmeden, sorgulamadan, cehalet mutluluktur felsefesiyle yaşayan basit organizmaların, basit mutluluklarını korkakça ve adice koruma çabasıdır.


Çok doğru söylemişsin. Böyle insanlar geçmiştede vardı günümüzde de var ve gelecektede olmaya devam edecek. Ama mücadelede devam edecek.

Deicide yazmış:
ha, dogmalarınız, tabularınız pek umrumda değil de, her verdiği örneği tek tek ele alıp, karşı çıkmanıza anlam veremedim. belki 14 yaşında kız güzel örnekler bulamamış olabilir. ama türkiyenin en büyük problemlerinden birine değinmiş; tabu. siz de tabu cennetlerinden birisinde yaşıyorsunuz. tartışılması gereken bu.

-yazımın genelinden rahatsız olanlar adına...

tın.-


Zerinda arkadaşımızın verdiği örnekleri tek tek ele alınıp yorumlanmasında bir sakınca bence yok. Eğer bu örneklerin tabu ve dogma olmadığını düşünüyorlarsa neden olmadığınıda yorumlarında yazabilirler. Tabu ve dogma olduğunu düşünenlerde keza nedenleriyle birlikte yorumlarını yazabilirler. Başka örnekler verenlerde çıkabilir. Onlarda tek tek ele alınıp değerlendirilebilir. Burada tartışmanın özüne ait bir aykırılık yada tartışmanın yönünü saptıran bir durum yok. Gerçi bazı arkadaşlarımız ilginç usluplar kullanmışlar. Bu biraz rahatsızlık uyandırıcı olmuş olabilir. Zerinda arkadaşımızın yaptığı zaten cesurca birşey. Verdiği örnekler yanlış doğru yada eksik bile olsa, tebrik edilmesi gereken bir adım atmıştır.

Son cümlenle ilgilide birşeyler söylemek istiyorum. Ben senin yazının genelinden rahatsız olmadığım için "tın" kelimesine alınmadım. Güzel örnekler vermişsin. Yinede rahatsız olduğum yada daha doğrusu yanlış olduğunu düşündüğüm bazı yorum ve ifadelerine tepkimi belirtim. Şunuda belirtmek iserim. Kişisel görüşüme göre, yaptığın yorumu "Tın" kelimesi ile noktalaman yakışıksız durmuş.


Son olarak tabu ve dogmalara ne yapmalıyızla ilgili bir kaç şey yazacağım. Tabu dogma ve baskılar sorgulanmalımıdır ve yıkılmalımıdır? Esas önemli sorular bunlar. Tabuların dogmaların ve baskıların, kaynağı korku ve cehaletin olduğu bir savunma mekanızması olduğu aşikar. Atatürk neden tabulaştırılıyor. Onun değerlerini, fikirlerini korumak ve ona duyduğumuz sevginin yok olacağı ve bu sayede bir ülkenin parçalanacağı düşünüldüğü için yapılıyor. Bunun olmaması için ne yapmalısınız? Onu kutsallaştırıp, bir takım yasaklar koyarak koruma altına almalısınız. Mekanizma böyle işliyor. Cehalet kokan ama tamamiylede haksız diyemeyeceğimiz bir yaklaşım var. Bunu yapan kim peki? İnsan. Bir insanın varlığının özü olan, düşünme ve sorgulama yetenekleri köreltilir ve etkisizleştirilirse, o insan cehalet bataklığına sürüklenmeye başlar. Bir şeyi merak edip araştırmaz. Başkalarının söyledikleriyle hareket etmeye başlar. Bu daha sonra bir takım, yersiz korkularıda doğurur ve korkuları tarafından kontrol edilen insan tipinide çoğaltır. Buda kısır ve içinden çıkılması zor bir döngüye girilmesine neden olur. Düşünme ve sorgulama adına bir örnek vereyim. Okuyun lütfen.

Vernon adında Amerikalı bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerinden biri ödülden sonraki ilk derste, hocaya şu soruyu sormuş: "Fizyoloji alanında bu ülkede üç binin üzerinde bilim adamı var. Bu kadar bilim adamının arasında bu ödüle niçin siz layık görüldünüz? Sizi diğer bilim adamlarından ayıran özellik ne?" Profesör yüzünde gülümsemeyle şu cevabı vermiş: "Hepsini anneme borçluyum. Diğer çocukların anneleri, onlar okuldan dönünce, "Söyle bakalım, öğretmeninin sorularına iyi cevap verebildin mi?" derken, annem "Vernon, bugün öğretmene iyi bir soru sordun mu?" diye araştırırdı. Ben niçin Nobel ödülü aldım? Beni diğerlerinden ayıran özellik ne? Bunu soruyorsunuz, değil mi? Beni diğerlerinden ayıran özellik, benim diğerlerinin sormadığı soruları sormam ve sormaya devam etmemdir!".

Görüyorsunuz değil mi? Nasılda daha küçüklüğünde annesi tarafından kendisine düşünen ve sorgulayan bir yaklaşım enjekte edilmiş. Düşünmek ve sorgulamak tekrar tekrar yazıyorum, varlığımızın gereğidir. Toplumları oluşturan bireyler gelişirse, bu toplumada yansıyarak toplumunda gelişmesine neden olacaktır. Bu gelişime engel olan tabu, dogma, baskı, önyargı her ne varsa etkisizleştirilmeli, yıkılmalı yada yok edilebilmelidir. Ama kaş yapıyım derkende göz çıkarmamak gerekir. Yada bilirsiniz. Büyük binaları yıkmak için patlayıcı kullanılır. Binanın kolonlarına patlayıcı yerleştirilip kontrollü bir şekilde kimseye zarar vermeden yıkım yapılır. Dikkatli ve işinizi iyi bilen biri değilseniz, yani patlayıcıları doğru şekilde yerleştirmediyseniz, bu bina diğer başka binaların da üstüne yıkılabilir. Bunuda unutmayalım Gülücük Dağıtıyor Yani sorumlu birer birey olarak davranmalıyız. Sorumlu olan bireyde öncelikle içinde yaşadığı gerçekleri algılamaktan sorumludur. Ben istediğimi yaparım bu başkalarını ilgilendirmez yada ben onlardan etkilenmeden kendi yaşamımı sorumluluk bilincinde yönlendiririm demek, sorumluluk bilinci değil aksine gerçeklikten kopmadır. Bir şeyleri değiştirmek için gerçekleri göz ardı edenler, sorumluluk bilincine sahip olamayan henüz olgunlaşmamış kişilerdir.

Din konusunda birşeyler söylemek istiyorum. Dini bir dogma olarak görme konusunda pek emin değilim. Özelikle islam dini açısından bunu düşününce dogma olması zor geliyor. Dogmanın tanımına bakıyorum: a. 1. Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. 2. fel. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak.

Yani din bir inançtır. Daha doğrusu Din sizi belli bir hedefe götüren bir araçtır. Sorgulamadan doğruluğunu sınamadan inanmak pek tabi mümkün. Ki bu yüzden adına inanç deniyor. Ama islam dinine inanmak demek, seni hedefe(dünya ve ahirette mutluluk) götürecek olan kuralları hiç sorgulama demek değildir. İslam dini düşünme demiyor. Tartışma demiyor. Böyle bir yasak yok. Böyle bir yasak olamazda zaten. Çünkü insanın özüne ters gelen birşeyin yasaklanması kadar saçma birşey olamaz. Dini dogmalaştıranlar maalesef insanlardır. Dini başkalaştırarak, tartışılamaz sorgulanamaz konuşulamaz yapıp, bunu yapanlarıda ölüm yada cehennem azabı korkusuyla tehdit ederek, din denilen olguyu dogmalaştıranlar var. İşte asıl dogma budur. İşte asıl yıkılması yok edilmesi gereken budur. Bu ayırımı yapmakta çok çok önemlidir. Elma ile armutu birbirine karıştırırsak, yıktığımız şey dogma değilde başka birşeyde olabilir.

Son cümlelerim şunlar olsun. Maalesef Türkiye'de tabular dogmalar ve baskılar mevcut. Ben gerçi azaldığını düşünüyorum ama yinede hissedilir yoğunluktalar. Bu tabular dogmalar baskılar yada önyargılar maalesef insanın, insan olma bilincini oluşturmasını engelleyen ve bu sebeplede gelişmesini, ilerlemesini, yani özünü dışına yansıtmasına izin vermeyen olgulardır. Bunlara karşı koymalıyız. Ki e.e cummings derki;

seni diğerlerinden farksız yapmaya
bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,
kendin olarak kalabilmek,
dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
bu savaş başladı mı,
artık hiç bitmez!...


Bu savaşı hepimiz verebilmeliyiz. Bunun içinde sorgulayıcı olmak, düşünebilmek, içinde bulunduğu gerçekliğin farkında olan, sorumluluk bilincine sahip bireyler olmamız gerekir diye düşünüyorum. Böyle bir kişi yanlışla doğruyu kolay bir şekilde ayırt ederek, doğru adımları atmasını bilecektir. Hadi bakalım o zamanda, tabular, dogmalar, önyargılar ve baskılar bu kadar yaygınlaşsında görelim! Göz Kırpıyor Çok uzun olan yazımı okuyan herkese saygılar. Gülücük Dağıtıyor



Spoiler:


Bu güzel imza için Merue'ye çok teşekkür ederim.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 23 Nis 2011 11:36
Bu mesaja teşekkür edenler (15 kişi): asmin, Anka, hp^star, lunarpisces, Desdemona, nigma, Enel, Nami, Zerinda, vgrkaya, Silvers Rayleigh, Atabetü'l-Hakayık, mangaka_sym, Miyuki, Birisi

SanJi
Yönetici



Yaş: 19
Kayıt: 16 May 2008
Mesajlar: 4,461
Tanıtımlar: 7
Favori Anime & Manga: One Piece, Slam Dunk, Great Teacher Onizuka, Kyou Kara Ore Wa!!
Nerden: All Blue
Teşekkür: 3861

Durumu: Çevrimdışı

Toplumda Tabular & Dogmalar & Baskılar Konu: Yanıt: Toplumda Tabular &amp; Dogmalar &amp; Baskıla Alıntıyla Cevap Gönder
günü yanlış tahmin etmişim Hüzünlü

SanJi yazmış:
okumadım. akşama dogru ayhi gelir hepinizin toplamından daha fazla yazı yazar noktayı koyar. hadi görüşürüz.


ayhi yazmış:
Ortalık sakinken yorumumuzu yapalım. Geç oldu biraz. Şaşırmış Durumda İlk olarak verilen örnekleri değerlendirip yorumladım.

@Zerinda
Spoiler:
Zerinda yazmış:


Dersteyken, arkadaşlarımızdan biri Allah'ın birliğini ve varlığı sorgulamak istedi, konuşup tartışalım, daha güzel anlayalım diye.
İnanmayanlar varsa görüşlerini almak istedi. Görüşlere açık olalım dedi.
Eksi 10 puan yedi ve oturtuldu. TABU!


Bu arkadaşımızın yaptığı bir yanlış yok. Aksine güzel bir şey yapıyor. Sorguluyor ve düşünerek cevap arıyor. Çünkü o arkadaşınız bir insan. İnsan düşünen ve sorgulayan bir varlıktır. Varlığının gereğini yerine getiriyor. Bu çocuğun kafasında Allah'ın varlığı yada birliği ile ilgili oluşan sorular varsa eğer, bu sorular hocası tarafından giderilmeliydi. Eksi 10 puanı niye veriyorsunki! Suç işleyen birine ceza vermek gibi. Bu durum çocuğun sorgulayıcı yaklaşımınada zarar verebilir(hatta diğer öğrencilerede). Hocanız eğer bu yasaklama ve cezayı, Allah'ın birliğini ve varlığını sorgulamak tartışmak yasaktır zihniyetiyle yaptıysa, bu bir tabu değil, aksine dogmatik bir yaklaşımdır. Yada bu tip sorulara ne cevap vereceğini bilmeyen bir hocada olabilir. Yani bilgisizliğide bu hareketi yapmasını sağlamış olabilir. Diğer bir nedende... Çocuğun hocaya karşı uslubu nasıldı merak ediyorum. Yani ciddi ciddi bir şeyi anlamak içinmi soruyu hocaya sordu yoksa maksat muhabbet olsun, ders kaynasın diyemi sordu? Bilirsiniz biz öğrencilerde az değilizdir hani. Bu gibi durumlarda hocanın farklı tepki vermesine neden olabiliyor. Çok Mutlu(umarım objektif olabilmişimdir)

Zerinda yazmış:
6. sınıfta Fen dersinde, (konu canlılarda üreme) "Hocam bunları niye bu kadar geç öğreniyoruz? Bunlarda ÇOK ayıp bir yan yok ki!" dedi.
Az kalsın dsipline gidecekti, ona bol bol sapık muammelesi yaptılar. TABU!


Bilgisiz ve öğrencileriyle nasıl baş edeceğini henüz öğrenememiş bir öğretmenmiş. Bende ortaokulda okuduğum dönemlerde üreme dersini işlediğimizde, ortamda belli bir rahatsızlığın oluştuğunu gözlemlemiştim. Yani evde anne babayla bile konuşulmayan şeyler, üreme dersinde anlatılınca öğrenciler garip bir ruh hüvviyetine bürünürlerdi. Hatta Özlem isimli bir kız vardı. Bu konuları konuşmak ayıp değilmi hocam demişti. Bu konuları atlasak daha iyi olmazmı demişti. (hocada gayet usturuplu olarak cevap vermişti)Kahkaha Atıyor Yani tabuluk bir durum var. Bu üreme durumu cinsellike ilgili. Arkadaşınız Fen bilgisi dersinde belki dersi kaynatmak içinde böyle bir cümle kurmuş olabilir. Onu bilemiyorum. Toplumda konuşulması yasak olan bu tip konuları konuşanların ayıplanıp susturulduğu durumlar sıklıkla yaşanıyor. Bu bir tabudur. Bu belkide Türkiye'deki en yaygın tabulardan biridir. Cinselliğin konuşulmamasının ve yasaklatılmasının nedeni dini inançlardan gelmektedir. Tabi dinin kişilerce iyi bilinmemesindende kaynaklıdır. Cinsellikle ilgili konuşmakta yanlış birşey yok. Aksine konuşulmadığı için, gençlerimizi olumsuz yönde etkileyebilecek bir çok problemi doğurmaktadır. Arkadaşınıza sapık muamelesi ciddi anlamda mı yapıldı yoksa gır gır olsun diyemi yapıldı bilmiyorum. Ciddi anlamda yapılıyorsa ve bu sebeplede disiplene gidebilme yolu açılıyorsa bu yanlıştır.

Artık bildiğim kadarıyla cinsellik eğitimide okularda verilmeye başlandı. O zaman bu eğitimin verilmesi kararını verenler ve bunu uygulayanlarda mı sapık olacak? Hayır tabiki. Bu eğitimi verilmesindeki amaç nedir? Niçin bu eğitim veriliyor? Cevabı şudur:

Cinsel eğitim, bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması, olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine karşı, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi, olumlu davranış biçimleri ve değer yargıları geliştirmesi eğitimidir. (iyi düşünülmesi gereken bir tanımlamadır) Bu eğitim iyi verilirse ve dinimiz de insanlarımıza doğru dürüst şekilde anlatılırsa(sorgulayacı yaklaşım merkezli), bu tabu zayıflar ve gençlerimiz cinsellik konusundaki adımlarını daha doğru atmış olurlar. Bu da aile yapılarına ve dolayısıyla toplumalara iyi yönde etki eder.

Zerinda yazmış:
Kadın zayıf olarak görülüyor.
Derste konuşurken, arkadaş "Kadınlardan boksör mü olur?" dedi mesela. Herkes ona katıldı. Konu çok sert tartışıldı. En sonunda kadınların yapısı bu biraz zayıf oluyorlar denildi, herkes sinirlendi.
Hoca bile kadınlar yapısı gereği maddi olarak erkekler kadar güçlü değildir dedi.
Tamam bu doğru, ama hocaya "Bu onları güçsüz yapmaz ki!" dediğimde aldığım cevap "Herkes çenesini kapasın!" oldu. DOGMA!


"Kadınlardan boksör mü olur?" Kahkaha Atıyor Bunlar hiç kadın boks maçı izlememişlermi yada Amerikan güreşi yapan kadınları hiç izlemedilermi yahu! Ben onları görünce tırsıyorum valla! Kahkaha Atıyor Kadın zayıf olurmu hiç. İsterse fiziksel olarak bir erkekle eşit yada ondan üst bir seviyeye bile çıkabilir. Artık kadınlarda erkeğin yaptığı her sporu yapabiliyor. Ama şuda bir gerçek. Yaradılış bakımından bayanlar, fiziksel yapı ve kuvvet olarak erkeklere nazaran daha narin olarak yaratılmışlarıdır. Ama başka güçlü özellikleri vardır. Mesela duygusal yönleri biz erkeklere göre daha gelişmiştir. "Bu onları güçsüz yapmaz ki!" lafından sonra hoca eğer "herkes çenesini kapasın" dediyse, "herkes" kelimesinden anladığım kadarıyla, sınıfta oluşan disiplinsizlik nedeniyle yapmış olabilir. Eğer hocanız erkekler bayanlardan güçlüdür düşüncesini tartışılamaz ve sorgulanamaz bulduğu için seni susturduysa, o zaman bu bir dogmadır Zerinda. Hiçbir düşünce, inanç, teorem yada kanun, yanlış yada doğru bile olsa sorgulanamaz yada tartışılamaz değildir.

Zerinda yazmış:
Farklı çocuklar "yaramaz" ya da "problemli" olarak algılanıyor.
Annem bu konuda çok sorun çekti. Çok geveze bir çocuk olduğum için herkes bana problemli demiş, öyle ki kendime güven problemimi son iki senede aştım. DOGMA!

Yaramazlık aslında kötü bir durum değil. Problemli denmeside garip. Hani çocuklar çok konuşabilir. Benim yeğenimde çok konuşkan hareketli ve yaramaz birşeydi. Şimdi okula gidiyor ve öğretmenleri kendisinden çok memnun ve arkadaşlarıyla olan ilişkileride iyi. Bu bir dogma değil Zerinda. Bilgisizliğin getirdiği bir önyargı bence. Dogma daha güçlü birşey.

Zerinda yazmış:
Çok basit bir örnek, bir çok kişi "erkekler ağlamaz" görüşünde.
Niye ağlamasınlar -yoksa gözyaşı torbaları mı sorunlu? DOGMA!


Ağlar ağlar. Üzgün ya da Ağlıyor Ama biz erkekler göz yaşlarımızı daha çok içimize akıtırız. Bu ağlamaz lafı aslında mecazi anlamda içeriyor. Yani erkekler bayanlara nazaran daha az duygusallar ve duygularınıda pek belli etmezler. Göz yaşlarımızı içimize akıtırız.(Aç ordan bir Orhan baba Kahkaha Atıyor) Bu dogma değildir. Bir bakıma gerçeği yansıtan mecazi bir tanımlamadır bence.

Zerinda yazmış:
Eğer X kişisi bir toplumda tek başına farklı bir görüşü savunuyorsa, geri kalanının savunduğu görüş aynıysa X dinlenmeden haksız kabul edilebiliyor. Buna çok sık rastlıyoruz. Alın bir tane daha DOGMA.


Ortamda bulunan ve egemen olan bir görüş varsa, bu görüşün karşısına başka düşünce yada fikirlerin çıkması engelleniyorsa, bu dogmatik bir yaklaşımdır. Faşitlik kokan bir yaklaşımdır. Ha eğer farklı düşünce yada görüş dinlendikten sonra eğer kitleler tarafından benimsenmezse, buna haksızlık gözüylede bakılamaz.

Zerinda yazmış:

"-Anne, dışarı çıkabilir miyim?
-Öff bu vakitte kız başına ne işin var dışarıda?"

Kız A ve Erkek B kardeş üzere sevgilileri var.
B'da durum;
Babası/Annesi: Vay aslanım helal olsun.
A'da durum:
Babası/Annesi: Ne biçim kızsın sen yazıklar olsun vs. vs.

"-Bu mini etek ne böyle?
-Okul eteğin niye kısa?
-Sen kız aklınla karışma.
-Ne biçim erkeksin sen, erkek adam kendi derdini kendi taşır.
Vs. vs."

Ve bu da TABU + DOGMA.


Geç vakitte dışarda olmanı istemeyen annenin tepkisi tabu yada dogma değil. Yaşadığımız çevrede bazı azmış vahşi türler yaşar. Kahkaha Atıyor(maalesef çoğunluğu erkektir) Bu, bunlar sana saldırmasın yada kapıp götürmesin diye bir önlemdir. O saatte dışarı çıkacaksanda abinle falan çıkabilirsin. Yada yaşadığın mahalleyede bağlı olarak o saatte dışarıya çıkman çok sorun olmaz. Mahelledekiler seni yada aileni tanır, bilir ve severlerse o zaman dışarıya çıkmanda bence pek bir sakınca olmaz. Bu bayanları kısıtlayan bir durum maalesef.

Sevgili meselesine gelelim. Evet burada tabuluk bir durum var. Sanki kızlar sevgili edindiklerinde namussuz mu oluyorlar kirleniyorlar mı da, bu denli yazıklar olsun, senin gibi kızım olmaz olsun modalarına giriliyor. Erkekler içinse çok daha az yada hiç bir tepki verilmiyor! Bu konuda ben kendi ailemden örnek vericem. Benim babam biraz taş fırın erkektir. Dediğim dedik bir babadır. Bir gün lise sona giden ablamı sevgilisi ile sokakta el ele tutuşurlarken yakalamış. Çocuğa bir iki yumruk ve birde kafayla yere sermiş. Küfürler falan arkasından ve o günü iyi hatırlıyorum, ablamı eve getirmişti. Sonra bir başladı azarlamaya ama öyle laflarki dayak atsa daha iyi yani. Hoş bir durum değil. Aşırı bir tepki verildi. Benim ablam çok akıllı biriydi ve nerde nasıl hareket edeceğini iyi bilirdi. Aşırıya kaçmazdı bu sevgili durumlarında. Sınırları vardı. Buna rağmen sanki rezilce bir şey yapmışçasına aşırı bir tepki ile karşılaştı. Biz erkeklere ise böyle bir tepki asla verilmez.

Etek konusunada değinelim. Mini etek dediğin diz üstünde olur. Diz altında mini etek olmaz. Çok Mutlu Bu etek mevzusunda, aklıma lisedeki albay lakabını taktığımız bayan kimya öğretmenimiz geliyor. Bu etek konusunda nasıl rezil ediyordu kızları bir bilseniz. Kadının o cırtlak sesiyle herkesin önünde, "ulan gerizekalılar siz burayı mankenlik ajansımı zannediyorsunuz" deyişini, hiç unutmam. Kahkaha Atıyor Kızların korkulu rüyasıydı bu kadın. Eteği kısa olanlarada erkeklerin hangi gözle baktığını ve ne muhabbetlerin döndüğünü iyi bilirim. Giyilmesini doğru bulmuyorum. Ama bende bu konularda esnek birisiyim. Yurt dışında mesela kardeşlerime giyim konusunda pek karışmadım. Çünkü orada kimsenin birbirinin mini etiği ile yada şortuyla dekoltesiyle ilgilendiği yok. Bulgaristan, Yunanistan ve Hollanda'ya gitmiş birisiyim. Yani oralarda toplumun genelinde oluşan böyle bir rahatsızlık gözlemlemedim. Mini etek konusu bir tabumudur yoksa koruma içgüdüsümüdür buna cevap vermem biraz zor. Aslında iç içe geçmiş bir durum var. Yani mini etek giyilmesini yasaklatan şey bir koruma iç güdüsüdür ama bu koruma iç güdüsü, cinsellik yada namus tabusuylada çakışıyor. Birde bu mini etek giymeyi çağdaşlık ve modernliklede bağdaştıranlar var. Çok Mutlu Yani mini etek giyitmem diyenlere belli bir kesimin verdiği bazı cevaplar var. Sen yobazmısın, geri kafalımısın, yada çağdaşlıktan ve modernlikten haberin yokmu diyorlar? Bende karşılaştım bu durumla. Çok şükür benim hepsinden haberim var. Çok farklı ortamlar insanlar gördüm tanıdım. Sorgulayan ve düşünen bir yapım var. Koyunlara benzemem. Kahkaha Atıyor İşte bu gibi yanıtlarda o belli kesimin yarattığı bir dogmadır. Yada tabulara karşı yarattıkları bir anti tabudur.

Kız aklınla karışma. Kahkaha Atıyor Hala varmı ya bunu söyleyen. Pes vallahi! Bunca kadının günlük hayatımızda hangi mevkilere geldiğini gördükten sonrada kadın aklı diye küçümsemek, çok büyük yanılgı olsa gerek. Dogmatik bir yaklaşım. Bak dünyanın en yüksek IQ lu insanı bir bayanmış. Bak sen şu kadın aklına Kahkaha Atıyor

"Ne biçim erkeksin sen, Erkek adam kendi derdini kendi taşır". Erkek adam şöledir erkek adam böyledir. Onu yapar şunu yapar. Şunları bunları yapmaz. Cinsiyet tanımı ile bizi belli bir kalıba sokmaları yokmudur? Biz erkek olmaktan önce insanız insan. Derdini taşıyamıyorsa, taşıyabilmesi için destek ol! Bu da cinsiyet tabusumu oluyor yada önyargımı oluyor. Öyle bişey işte... Çok Mutlu


@Reikonsan
Spoiler:
Reikonsan yazmış:


Ben Allah'a da inanırım, evrime de


Evrimden kastın biyolojik evrim mi yoksa darwin modeli midir? Kastettiğin darwin modeliyse bir çelişki oluşur. Çünkü yaradılış modeli ve darwin modeli birbiriyle çakışır.

Reikonsan yazmış:
Toplumsal tabular uzun uzun konuşulmuş, ekleyebileceğim tek şey; tabunun cehaletin ve korkunun ürünü olduğu. İnsan için bir şeye, dine, kurallara uymak, sorgulamaktan daha kolaydır. Bunu sık sık özellikle bazı haber sitelerinin okuyucu yorumlarında görüyorum. İngiltere gibi daha özgür ve Protestan (dini kurallara aşırı bağla değil) ülkelerde örneğin BBC'nin altındaki haber yorumlarına baktığımızda direkt haber ile ilgili tartışmalar görürüz. Örneğin Türkiye'de Hürriyet; evrimle ilgili bir haber verse, Türklerin %80'i daha haberi bile okumadan yorum kısmına "dinsiz bunlar, allahtan başka yaratıcı yoktur" falan yazar. Ancak o haberde evrim tanrısal olarak savunulmuştur ama bizim cahil yorumcuların haberi yoktur Çok Mutlu


Bu haber sitelerindeki yorumları bende okuyorum. Çok eğlenceli cidden. Kahkaha Atıyor Sorgulamayı bilmeyen ve hatta hatta yorum yapmak için, öncelikle yazılanı okuması gerektiğini bile bilmeyen kişilerle karşılaşmak çok enteresan. Okumayı pekte sevmeyen bir milletiz. Acaba sadece başlığı okuyunca işi çözdüğümüz için mi okumuyoruz! Kahkaha Atıyor

Reikonsan yazmış:
Japonlar cinselliği tabu olarak görmek ve bu nedenle animelere de yansıtmaktan çekinmezler. Cinselliği erken yaşarlar. bknz:



Tabloya bakınca garipsedim. Japonlar tabu olarak gördükleri cinselliği erken yaşlarda yaşıyorlar. Yani cinselliğin tabu olarak görülmediği avrupa amerika kanada ülkeleri ile aynı yaşta cinselliği tecrübe ediniyorlar. Tabu ortadan kalksa ne olur acaba? Bildiğim kadarıyla Japonlar da evlenme yaşıda yüksek. Ayrıca Japonlar'ın yerel dini şintoizm miş. Pek araştıramadım ama şintozim dininin cinselliğe bakışının diğer dinler kadar katı yada yasaklayıcı bir tutumu yok gibi geldi. Japonların cinsellik tabusunda dinsel etkinin pekte olmadığını düşünüyorum.(Yanılıyorda olabilirim) Yani bizdekiyle farklı bir durum varmış gibi görünüyor. Ki İtalya katolik bir ülke ve cinselliği tecrübe etme yaşı daha yüksek olduğu görülüyor(doğal olarak). Protestan olan ülkelerde de haliyle daha düşük. Japonların durumu bana enteresan geldi.

Reikonsan yazmış:
son not: allah bize cinselliği tabu yap, ondan kork, konuşma, konuşanı sustur dememiştir, cinselliği yaşa ancak zina yapma, eşinle yaşa demiştir. nitekim Kuran-ı Kerim de cinsellikten bahseder ve yol gösterir. Kimlerin haram olduğu, ne zaman cinsel ilişkiden kaçınılacağı vs. anlatılır.


Katılıyorum. Ayrıca bu kuralların neden konulduğunu da sorgulayan bilinçli bir insan, her daim cevaplandırabilir.


@ShinraTensei
Spoiler:
ShinraTensei yazmış:

@Ayhi demiş ki, "Ama bu tabu yada dogma denilen şeylerin etkisi giderek zayıflıyor bence. Bunun nedenide globalleşen dünya ve teknolojinin evlerimize oluk oluk akması diye düşünüyorum." ben ise küreselleşen dünyada tabuların daha fazla oluştuğunu düşünüyorum,daha fazla yer ettiği görüşündeyim.


Eskiden dogmaların ve tabuların bolca bulunduğu, çoğunlukla Katolik inancının yaygın olduğu bir hristiyan Avrupası vardı ShinraTensei. Hatta Galileo neden idam edilmek istendi hatırlarsın. Peki Bu hristiyan avrupa hangi olayla birlikte, baskıcı dogmalarını ve tabularını yıkmaya başladı. Rönesans ile birlikte değilmi? Rönesansla birlikte dün dogma ve tabu cenneti olan avrupa, bugün nasıl olurda Türkiye için, tabular cenneti kavramını kullanabiliyor. Tabiki Rönesansın sayesindedir. Globalleşen dünya ve teknolojinin oluk oluk akmasıda bana biraz rönesansı andırıyor. Günümüzde gençler olaylara daha sorgulayıcı yaklaşıyor. Çünkü teknoloji sayesinde beyinleri bir çok etkileşime açık hale geliyor. Sen mesela izmirde yaşıyorsun ben istanbulda. İnternet olmasaydı şu anda bu düşüncelerimizi paylaşıp kendimize farklı bakış açıları kazandırabilirmiydik. Bu etkileşimler, sorgulayıcı yaklaşımlarımızı ve bilinç düzeyimizi artırıyor(herkeste değil tabi). Fakat globalleşen ve küreselleşen Dünya iyi şeyleri getirdiği gibi, bir takım kötü şeyleride beraberinde getiriyor. En nihayetinde insan faktörü var. Aslında daha fazla tabu oluştuğunu söylerken, değerlendirebilmek adına bir kaç örnek vermeni isterdim ShinraTensei.(kişisel değilse tabi)


@Deicide
Spoiler:
Deicide yazmış:

ben de örnek vereyim;

-atatürk faşistlik yapmıştır. istiklal mahkemeleri, kendisinin karşıtı görüşleri susturması gibi örnekleri vardır bunun.

bunu biraz daha açarak söylediğim bir tartışmada, ülkücünün biri bana ölüm tehditi göndermiştir. o kişinin yaptığını tüm topluma... geçin bunu. atatürk tabulaştırılmış bir insandır. oysa kutsal biri değildir. insandır. her hareketi, kişiliğinin her bir detayı tartışmaya açıktır. oysa türkiyede eleştirildiğinde -hakaret etmek, onu yerlere vurmak, her yaptığı iyi şeyleri göz ardı edip sadece kötülerden bahsetmek demiyorum-, eleştiren kişi çok ağır tepkiler alıyor.


Tabu anlamında güzel bir örnek olmuş. Dediğin ülkücü ile aranızda tam olarak hangi kelimeleri ve cümleleri kullanarak tartıştınız bilmiyorum. "Atatürk faşistlik yapmıştır ve istiklal mahkemeleri bunun örneiğidir" cümlesinden ölüm tehdidi noktasına gelmek çok vahimdir. Atatürk'te eleştirilebilmeli ve bize okullarda anlatıldığı gibi sadece iyi yönleri değil yaptığı hatalarda dile getirilmelidir ki, herşeyden önce onun bir insan olduğu anlaşılabilsin. Kötü taraflarını dile getirmek onu kötü insan yapmaz yapmamalıdır. Ama sank, günümüzde Atatürk daha fazla tartışılmaya ve konuşulur hale gelmeye başladı. Ufak tefekte olsa birşeyler değişmeye başlıyor mu acaba?

Deicide yazmış:
-istiklal marşı savaştan yeni çıkmış dindar bir ülkenin din ve duygularını sömüren bir şiir.

istiklal marşına saygısızlıktan hapis cezası var bunun. oysa bu şiir sanatın bir parçasıdır. eleştiriye açıktır. bu bi saygısızlık olamaz. oysa bu da kutsal bir değer olarak addedilmiştir.


Bu düşünceye katılmasamda, bu düşüncenin hapis cezasını getirmesi, istiklal marşınında ne yazıkki kutsallaştırıldığını gösterir. Burada adam öldürme yokki! Neden hapis cezası veriyorsun! İstiklal marşı kurtuluş mücadelesini yapan insanların kararlılığını, inancını, zalimliğe karşı duruşunu belirterek, nasıl bağımsızlığımızı kazandığımızı anlatır. Bu mücadele müthiş bir mücadeledir. Yani bu karşı duruşun temelinde iman ve dolayısıyla din vardır. Kutsallaştırılan aslında bu şiir değilde, bu mücadeledir diye düşünüyorum(çokta haksız sayılmaz aslında). Yoksa Atatürk gibi saltanat ve hilafet makamlarını kaldırmış ve istiklal mahkemelerini kurdurup bir çok kişinin idam edilmesinin yolunu açmış biri, denildiği gibi din duygularını sömüren bir şiiri bağımsızlık(istiklal) şiiri olarak kabul etmezdi, diye düşünüyorum.

Deicide yazmış:
cinsellik konusunda örneğin, bu kadar dindar bir ülkede doğal olarak tabulaştırılmış, kirli birşey olarak düşünülüp, konuşulmaması gerektiği düşünülmeye başlanmış. da bi dakika. sana dinin huri vaadediyor. haram diye addettiği şeyi, cennette, kendi bahçesinde hemen niye halka açık, çok olağan ve helal bir aktivite haline getiriyor? yoksa bi dakika, bi mü'min e verilecek "o güzel eşler" le, mü'min in yapması gereken okey mi oynamak?


Bu ilginç bir yaklaşım olmuş. Eksik bilgiye dayanan eksik bir düşünce olmuş. Bir kere dünya hayatı ile ölümden sonraki ahiret hayatı arasında farkların olduğunu islam dini zaten anlatır. Sorgulayıcı yaklaşımını gören biri olarak, eminim daha detaylı araştırma yaparsan ve iyi şekilde değerlendirirsen,(yazılarından bunu yapabileceğini görüyorum) eminim bu Huri meselesinde bir dengesizlik görmeyeceksin. @Reikonsan arkadaşımız yorumlarının birinde şu cümlelerle cinsellik konusunda dinin bakışını kısaca ifade etmiş.

"Allah bize cinselliği tabu yap, ondan kork, konuşma, konuşanı sustur dememiştir, cinselliği yaşa ancak zina yapma, eşinle yaşa demiştir. nitekim Kuran-ı Kerim de cinsellikten bahseder ve yol gösterir. Kimlerin haram olduğu, ne zaman cinsel ilişkiden kaçınılacağı vs. anlatılır."

Yani din cinselliğe kötü gözle bakmıyor. Evlilikte normal karşılıyor ama evlilik öncesinde bunu yapanlara da iyi bakmadığı bir gerçektir. Bence bu aradaki farkta iyi düşünülmesi gereken bir farktır. İslam dini özellikle aile ve toplum olgularına çok önem veriyor. Toplumu yada aileyi oluşturan bireylerdir. Birey yanlış yaptığında bu sadece kendisini etkilemez, aile yada toplumum bir parçası olduğu için, onlarda bundan etkilenebilir.

Yalnız son cümlende okey in reklamını yapmışsın. Şimdi okey satışlarında patlama yaşanmasın Deicide. Kahkaha Atıyor

Deicide yazmış:
hz. muhammed in karikatürü çizildiğinde en çok tepkiyi veren toplumlardan değil miyiz? neyin celallenmesini yaşadınız? muhammed de bir insandı ve üstelik kitleleri peşinden sürüklemiş bir insandı. bu kişiler eleştiriye her daim açık olmalıdırlar. madem onun yaydığı bir din, uyuşturucu olarak kullanılıp, insanların beyinlerinin yıkanmasına sebep oluyor, canlı bomba olmalarına bile izin veriliyor, o halde şu şekilde de çizebilirim ben;

-barlar sokağının köşe başında modern bir serseri gibi giyinmiş hz. muhammed, üzerinde arapça allah yazan minik haplar veriyor.

kaçınız şuna tepkisiz kalabilirsiniz şimdi bu sitede?


Öncelikle Hz. Muhammed'in karikatürlerini gördüm. Bana göre cahil ve önyargılı bir yaklaşımla yapılmış çizimler. O adam kesinlikle islam dinini araştırıp sorgulayıcı bir yaklaşım sergileme ihtiyacı hissetmemiş. Yani onun yaptığı bir eleştiri bile değil. Eleştiriyi yapmak için öncellikle eleştirdiğiniz obje, din yada kişi herneyse, onu iyi tanımalısınız. Bunu yapmadan eleştiri ismi verdiğiniz şey, eleştiri olmaz, saçmalık olur. Öyle tv lerde kendini İslam adına havaya uçuranları görüpte, "aha işte islam dini budur. Ben bu işi çözdüm" gibi basit yaklaşımlarla, yaptıkları karikatürlerin eleştiri yada sanat olduğunu savunmalarıda ayrı bir ahmaklık. Tabi bu karikatürlere gösterilen bir takım aşırı tepkilerde oldu. Hatta bu karikatürleri çizen adam en son Somalili bir kişi tarafından baltalı ve bıçaklı saldırıya uğradı! Öncesinde ölüm tehtidleri aldı ve polis tarafından koruma altına alındı. Hatta bir ara sanırım bu kişiyi korumak için, öldüğü şeklinde yalan bir haberde yayıldı. Bu çok daha feci bir durum. Şimdi doğruya doğru konuşalım. İslam dini peygamberine hakaret edildiğini düşünenler ve tepkisini gösterenler acaba bu karikatürleri çizene, öldürme niyetiyle saldıran kişi yada kişilere tepkilerini gösterebildiler mi? Aslında gösterdiler ama nasıl bir tepkinin gösterildiğini eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu çelişki ne akılla nede dinle açıklanabilecek bir durumdur!

Son benzetmenle ilgili birşeyler yazayım. Böyle bir benzetme, danimarkalı karikatüristtin çizimleriyle eşdeğerdedir. Yani daha önce söylediğim gibi cahil ve önyargılı bir yaklaşımın eseri olan, eleştiriyle alakası olmayan bir benzetmedir. Neden böyle diyorum. Çünkü sen yazında; "madem onun yaydığı bir din, uyuşturucu olarak kullanılıp, insanların beyinlerinin yıkanmasına sebep oluyor, canlı bomba olmalarına bile izin veriliyor," diyorsun ve çizdiğin resimde yukarıdaki cümle oluyor.

Birincisi Peygamberimizin yaydığı din asla uyuşturucu olamaz ve uyuşturucu olarakta kullanılamaz. İslam dinini araştırıp okuduğunuzda bunun olamayacağını göreceksiniz. Onun aktardığı dini başkalaştırıp, uyuşturucuya dönüştürenler, işte onlar diğer müslümanların beyinlerini yıkayıp canlı bomba olabilme yollarını açıyorlar. Eğer illaki, barlar sokağının köşe başında modern bir serseri gibi giyinmiş biri olacaksa, bu Hz. Muhammed olmamalıdır. Yerine, onun dinini başkalaştıranlar çizilmelidir. O, "Allah" yazılı hapların altınada çok küçük harflerle(insanların okuyamayacağı) "Made in şeytan" yazısıda yazılırsa, daha eleştirel bir yaklaşım taşıyacaktır. Gülücük Dağıtıyor

Hani sonunda sormuşsun ya! Kaçınız buna tepkisiz kalabilirsiniz diye? İşte ben kalamadım ve tepkimide bu yazıyla koydum. Etki varsa her zaman tepkide olacaktır. Ama bu tepki asla insanlığımızı zedeleyecek bir tepki olmamalıdır.

Deicide yazmış:
bir erkek, ergenliğini ilk elden yaşadığı için ergen hemcinslerine güvenmez. kızının mutluluğunu düşünür. onun, hayatının en güzel baharında üzülmemesini ister. bu yüzden kızının sevgilisi olmasına karışır. ya da ben böyle düşünmekteyim. buraya kadar bir koruma, bi savunma söz konusu. fakat bir noktada bu namus a dönüşmüş. bekaret, namus bir noktada türkiyenin en büyük tabularından biri haline gelmiş. adına cinayetler işlenir olmuş. yani örneğin kızı seks yapmış, dangalak ergenler de bunu kameraya kaydetmiş. bu da ortaya çıkınca kızını vuruyor. ya da kadına kocasının kardeşi tecavüz ediyor. biliyor o kadın, kocası namus adı altında ikisini de vuracak. ağzını açamıyor. tek isteği yaşamak. bu kadını korumayan kocanın, bi de üstüne ona ölüm tehlikesi teşkil etmesi namus adı altında savunma mekanizması mıdır?

Burada yazdıkların tamamına katılıyorum. Bekaret ve namus kavramları nedeniyle bir kişinin öldürülmesi bir tabudur. Aynı zamanda da bir cinayettir. Ama işin ilginç yanı, din bile namus ve bekaret nedeniyle bir kişiyi öldürülmeyi yasaklıyor. Burası önemli. Bu öldürülme olayı insan icadı olan sapkın örf ve adetlerle çakışıyor. Bunun tartışılamaz ve sorgulanamaz yapılıp kutsallaştırılması, insan eliyle yapılıyor. Tabu'nun diğer anlamı. Yasaklanarak korunandır. Burada korunan bekaret ve namus. Nasıl korunuyor. Yasaklanarak. Çünkü cezai bir uygulama var. Bu bekareti bozdurmak namusun kirlenmesine neden olacağı için, o kişi ve onun kocası toplum içinde aşağılanmaya itilecektir. Bunu engellemek için ölüm tehdidi yada uygulaması ile yasak konulup, bu durum korunmaya çalışıyor. Korku cehalet ve akabinde gelen koruma durumu bu sapkınlığı yaratıp, tabuyu oluşturuyor. Tecavüze uğrayan suçsuz bile olsa namusu kirlenmiş olarak görülüp, cezası veriliyor. Bu, insanlık değerleriyle bağdaşmayan müthiş bir sapkınlık örneğidir. Tecavüze uğrayan bir bayanın, suçsuz olmasına rağmen bunu ölüm korusu nedeniyle kocasına yada başkalarına anlatamasının verdiği ızdırabı tahmin etmek çok çok zor. Böyle bir baskıyı yada kıstırılmışlık duygusunu bir kadına yüklemek hangi insanlık değeri ile bağdaşabilir. Böyle bir tabu varsa, bunu değil yıkmak, atomlarına ayırmak gerekir.

Deicide yazmış:
tabular, dogmalar falan filan savunma mekanizmasıysa, basit insanların savunma mekanizmasıdır. düşünmeden, sorgulamadan, cehalet mutluluktur felsefesiyle yaşayan basit organizmaların, basit mutluluklarını korkakça ve adice koruma çabasıdır.


Çok doğru söylemişsin. Böyle insanlar geçmiştede vardı günümüzde de var ve gelecektede olmaya devam edecek. Ama mücadelede devam edecek.

Deicide yazmış:
ha, dogmalarınız, tabularınız pek umrumda değil de, her verdiği örneği tek tek ele alıp, karşı çıkmanıza anlam veremedim. belki 14 yaşında kız güzel örnekler bulamamış olabilir. ama türkiyenin en büyük problemlerinden birine değinmiş; tabu. siz de tabu cennetlerinden birisinde yaşıyorsunuz. tartışılması gereken bu.

-yazımın genelinden rahatsız olanlar adına...

tın.-


Zerinda arkadaşımızın verdiği örnekleri tek tek ele alınıp yorumlanmasında bir sakınca bence yok. Eğer bu örneklerin tabu ve dogma olmadığını düşünüyorlarsa neden olmadığınıda yorumlarında yazabilirler. Tabu ve dogma olduğunu düşünenlerde keza nedenleriyle birlikte yorumlarını yazabilirler. Başka örnekler verenlerde çıkabilir. Onlarda tek tek ele alınıp değerlendirilebilir. Burada tartışmanın özüne ait bir aykırılık yada tartışmanın yönünü saptıran bir durum yok. Gerçi bazı arkadaşlarımız ilginç usluplar kullanmışlar. Bu biraz rahatsızlık uyandırıcı olmuş olabilir. Zerinda arkadaşımızın yaptığı zaten cesurca birşey. Verdiği örnekler yanlış doğru yada eksik bile olsa, tebrik edilmesi gereken bir adım atmıştır.

Son cümlenle ilgilide birşeyler söylemek istiyorum. Ben senin yazının genelinden rahatsız olmadığım için "tın" kelimesine alınmadım. Güzel örnekler vermişsin. Yinede rahatsız olduğum yada daha doğrusu yanlış olduğunu düşündüğüm bazı yorum ve ifadelerine tepkimi belirtim. Şunuda belirtmek iserim. Kişisel görüşüme göre, yaptığın yorumu "Tın" kelimesi ile noktalaman yakışıksız durmuş.


Son olarak tabu ve dogmalara ne yapmalıyızla ilgili bir kaç şey yazacağım. Tabu dogma ve baskılar sorgulanmalımıdır ve yıkılmalımıdır? Esas önemli sorular bunlar. Tabuların dogmaların ve baskıların, kaynağı korku ve cehaletin olduğu bir savunma mekanızması olduğu aşikar. Atatürk neden tabulaştırılıyor. Onun değerlerini, fikirlerini korumak ve ona duyduğumuz sevginin yok olacağı ve bu sayede bir ülkenin parçalanacağı düşünüldüğü için yapılıyor. Bunun olmaması için ne yapmalısınız? Onu kutsallaştırıp, bir takım yasaklar koyarak koruma altına almalısınız. Mekanizma böyle işliyor. Cehalet kokan ama tamamiylede haksız diyemeyeceğimiz bir yaklaşım var. Bunu yapan kim peki? İnsan. Bir insanın varlığının özü olan, düşünme ve sorgulama yetenekleri köreltilir ve etkisizleştirilirse, o insan cehalet bataklığına sürüklenmeye başlar. Bir şeyi merak edip araştırmaz. Başkalarının söyledikleriyle hareket etmeye başlar. Bu daha sonra bir takım, yersiz korkularıda doğurur ve korkuları tarafından kontrol edilen insan tipinide çoğaltır. Buda kısır ve içinden çıkılması zor bir döngüye girilmesine neden olur. Düşünme ve sorgulama adına bir örnek vereyim. Okuyun lütfen.

Vernon adında Amerikalı bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerinden biri ödülden sonraki ilk derste, hocaya şu soruyu sormuş: "Fizyoloji alanında bu ülkede üç binin üzerinde bilim adamı var. Bu kadar bilim adamının arasında bu ödüle niçin siz layık görüldünüz? Sizi diğer bilim adamlarından ayıran özellik ne?" Profesör yüzünde gülümsemeyle şu cevabı vermiş: "Hepsini anneme borçluyum. Diğer çocukların anneleri, onlar okuldan dönünce, "Söyle bakalım, öğretmeninin sorularına iyi cevap verebildin mi?" derken, annem "Vernon, bugün öğretmene iyi bir soru sordun mu?" diye araştırırdı. Ben niçin Nobel ödülü aldım? Beni diğerlerinden ayıran özellik ne? Bunu soruyorsunuz, değil mi? Beni diğerlerinden ayıran özellik, benim diğerlerinin sormadığı soruları sormam ve sormaya devam etmemdir!".

Görüyorsunuz değil mi? Nasılda daha küçüklüğünde annesi tarafından kendisine düşünen ve sorgulayan bir yaklaşım enjekte edilmiş. Düşünmek ve sorgulamak tekrar tekrar yazıyorum, varlığımızın gereğidir. Toplumları oluşturan bireyler gelişirse, bu toplumada yansıyarak toplumunda gelişmesine neden olacaktır. Bu gelişime engel olan tabu, dogma, baskı, önyargı her ne varsa etkisizleştirilmeli, yıkılmalı yada yok edilebilmelidir. Ama kaş yapıyım derkende göz çıkarmamak gerekir. Yada bilirsiniz. Büyük binaları yıkmak için patlayıcı kullanılır. Binanın kolonlarına patlayıcı yerleştirilip kontrollü bir şekilde kimseye zarar vermeden yıkım yapılır. Dikkatli ve işinizi iyi bilen biri değilseniz, yani patlayıcıları doğru şekilde yerleştirmediyseniz, bu bina diğer başka binaların da üstüne yıkılabilir. Bunuda unutmayalım Gülücük Dağıtıyor Yani sorumlu birer birey olarak davranmalıyız. Sorumlu olan bireyde öncelikle içinde yaşadığı gerçekleri algılamaktan sorumludur. Ben istediğimi yaparım bu başkalarını ilgilendirmez yada ben onlardan etkilenmeden kendi yaşamımı sorumluluk bilincinde yönlendiririm demek, sorumluluk bilinci değil aksine gerçeklikten kopmadır. Bir şeyleri değiştirmek için gerçekleri göz ardı edenler, sorumluluk bilincine sahip olamayan henüz olgunlaşmamış kişilerdir.

Din konusunda birşeyler söylemek istiyorum. Dini bir dogma olarak görme konusunda pek emin değilim. Özelikle islam dini açısından bunu düşününce dogma olması zor geliyor. Dogmanın tanımına bakıyorum: a. 1. Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. 2. fel. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak.

Yani din bir inançtır. Daha doğrusu Din sizi belli bir hedefe götüren bir araçtır. Sorgulamadan doğruluğunu sınamadan inanmak pek tabi mümkün. Ki bu yüzden adına inanç deniyor. Ama islam dinine inanmak demek, seni hedefe(dünya ve ahirette mutluluk) götürecek olan kuralları hiç sorgulama demek değildir. İslam dini düşünme demiyor. Tartışma demiyor. Böyle bir yasak yok. Böyle bir yasak olamazda zaten. Çünkü insanın özüne ters gelen birşeyin yasaklanması kadar saçma birşey olamaz. Dini dogmalaştıranlar maalesef insanlardır. Dini başkalaştırarak, tartışılamaz sorgulanamaz konuşulamaz yapıp, bunu yapanlarıda ölüm yada cehennem azabı korkusuyla tehdit ederek, din denilen olguyu dogmalaştıranlar var. İşte asıl dogma budur. İşte asıl yıkılması yok edilmesi gereken budur. Bu ayırımı yapmakta çok çok önemlidir. Elma ile armutu birbirine karıştırırsak, yıktığımız şey dogma değilde başka birşeyde olabilir.

Son cümlelerim şunlar olsun. Maalesef Türkiye'de tabular dogmalar ve baskılar mevcut. Ben gerçi azaldığını düşünüyorum ama yinede hissedilir yoğunluktalar. Bu tabular dogmalar baskılar yada önyargılar maalesef insanın, insan olma bilincini oluşturmasını engelleyen ve bu sebeplede gelişmesini, ilerlemesini, yani özünü dışına yansıtmasına izin vermeyen olgulardır. Bunlara karşı koymalıyız. Ki e.e cummings derki;

seni diğerlerinden farksız yapmaya
bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada,
kendin olarak kalabilmek,
dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
bu savaş başladı mı,
artık hiç bitmez!...


Bu savaşı hepimiz verebilmeliyiz. Bunun içinde sorgulayıcı olmak, düşünebilmek, içinde bulunduğu gerçekliğin farkında olan, sorumluluk bilincine sahip bireyler olmamız gerekir diye düşünüyorum. Böyle bir kişi yanlışla doğruyu kolay bir şekilde ayırt ederek, doğru adımları atmasını bilecektir. Hadi bakalım o zamanda, tabular, dogmalar, önyargılar ve baskılar bu kadar yaygınlaşsında görelim! Göz Kırpıyor Çok uzun olan yazımı okuyan herkese saygılar. Gülücük Dağıtıyor


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi 23 Nis 2011 11:38
 
Bu forum kilitlendi: mesaj gönderemez, cevap yazamaz ya da başlıkları değiştiremezsiniz   Bu başlık kilitlendi: mesajları değiştiremez ya da cevap yazamazsınız Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki
4. sayfa (Toplam 5 sayfa) [ 45 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız