Messiah - 2. Bölüm
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction
 
Yazar
Mesaj
smlyhee
Otaku (Level 2)
Otaku (Level 2)



Yaş: 28
Kayıt: 10 Tem 2011
Mesajlar: 71
Favori Anime & Manga: FMA, Death Note, Gintama, One Piece, Lovely Complex, Itazura Na Kiss, Gungrave, Jigoku Shoujo, ve daha bir sürü işte...
Teşekkür: 76

Durumu: Çevrimdışı

smlyhee
Otaku (Level 2)
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
normalde fic okumam sıkılırım ama bunun daha 1. bölümü yayınlandığı için okuyayım dedim. uzunluğunu görünce okuyamayacağımı düşündüm ama... okudum O.o önceki ficlerini bilmediğimden herhangi bir kıyaslama yapamayacağım ama bence harika bir giriş yapmışsın, harika da yazmışsın. betimlemelerinde herhangi bir sorun fark etmedim çünkü bölümün başından sonuna kadar olayları hiç kopuş yaşamadan izleyebildim kafamda Gülücük Dağıtıyor karakter konusuna gelince (genelde bu konuda problem yaşanmış) ben herhangi bir problem göremedim (sanırım isim problemi yaşamadığımdan olsa gerek. karakterlerin isimlerini unutmam da Çok Keyifli ) ve sonuçta her şey birden 1. bölümde açıklanacak diye bir şey yok. karakterler sırası geldiğinde, hikayenin içinde ortaya çıkar, pat diye tanıyamazsın onları zaten. özümsemen lazım Gülücük Dağıtıyor messiah'ı takip edeceğimi düşünüyorum, beni gerçekten sardı Çok Keyifli

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder  
27 Oca 2012 17:17
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Zerinda

Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Zerinda
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Ah çok mutluyum ilk defa bu kadar çok yorumlayanım oldu Gülücük Dağıtıyor Çok teşekkür ederim Gülücük Dağıtıyor Umarım önümüzdeki birkaç bölümde herkesin akıl karışıklığı da gidecek Gülücük Dağıtıyor Karakterlerin ismi benzediğinden karıştırıldı sanırım Gülücük Dağıtıyor Lotus, Levon, Lewis felan... Neyse şu anda tehlikeli sulara basıyorum isimlerle ilgili. Dil Çıkartıyor Onun da bir anlamı var çünkü. Dil Çıkartıyor




Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
27 Oca 2012 17:23
Beyond Birthday
Yasaklı Üye



Yaş: 23
Kayıt: 13 Arl 2011
Mesajlar: 98
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Wammy'nin Evinden
Teşekkür: 46
Uyarı: 3

Durumu: Çevrimdışı

Beyond Birthday
Yasaklı Üye
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
benide ekleeeeeeeeee Kahkaha Atıyor






Beyond Birthday Theme (Death Note)
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
28 Oca 2012 23:06
Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Zerinda
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Neye ekliyim Beyond? :/ Anime web losta yazcaktın sanırım buraya değil.




Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
28 Oca 2012 23:09
ayhi
Forum Moderator



Yaş: 38
Kayıt: 23 Arl 2009
Mesajlar: 1,177
Favori Anime & Manga: Bleach & Bleach
Cinsiyet: Erkek
Nerden: İstanbul (Belkide Soul Society)
Teşekkür: 686

Durumu: Çevrimdışı

ayhi
Forum Moderator
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Eh!! Sonunda okumayı başardım. Şaşırmış Durumda

Valla hikayeyi yazışına konuyu ilerletişine, karakterlerine ve betimlemelerine diyecek lafım yok Zerinda. Ne diyim, çok hakimsin yazdıklarına... Bu tarz roman havasında olan hikayeleri okumak pek bana göre değil ama okuyuncada bu yazılan şeyin iyi bir şey olduğunu fark ediyorum. Bariz belli olan bir bütünlük var. Son bölüme kadar yazmaya devam edersin umarım.

Karakterlerden Lotus'u sevdim. Akıllı, kılık değiştirmede iyi, hareketli, biraz alaycı, ve aynı zamanda ortamı karıştıran bir karater. Böyle karakterler hikayeyi canlı tutar. Kahkaha Atıyor Zamanla diğer karakterleride daha çok açacağına eminim.

Şu küçük origami kurbağa olayınıda merak ettim. Nasıl hareket ediyordu! Karışık Ondan bir tanede ben istiyorum ya. Kayan Gözler ...ve Lotus kağıda ne yazdı? Çıldırmış Durumda



Spoiler:
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger  
29 Oca 2012 19:17
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Zerinda

Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Zerinda
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 1. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Kılavuz

Yazar Notu: Hikayenin bazı noktaları uzun ve açıklaması vakit alacak şeyler, hikaye boyunca bunlara defalarca değinmek istemiyorum, bu yüzden kılavuz gibi bir şey yazayım dedim ki akıl karışıklığı olursa ben hikayede bahsedip bahsetmeme tereddütüne düşmeyeyim, okuyucu gelsin buradan baksın. Ne o uğraşsın ne ben. (Bkz.: Tembellik.)
Uzun zamandır yeni bölüm eklemememin sebebi buydu, hem bir-iki aksilik oldu hem de önce kılavuzu yazmak istedim. Bu kılavuz 3-4 gün hatta 1 hafta öyle durur sonra 2. bölümü de eklerim. Kılavuzu yazmak sıkıntılı oldu çünkü ayrıntıya girsem mi özet mi geçsem bilemedim, nitekim böyle bir şey çıktı ortaya. Okurken basit gelen bazı noktalar olabilir ama zaten bu hikayesi değil, sadece kılavuz, kronolojik sıralama veya rehber gibi.


Düzen Hakkında Kısa Bilgi

Dünyada bir ülke anlayışı yok, yani ülkelere bölünmüş durumda değil. Toplumlar uzun zaman (1400lü yıllara kadar) göçebe yaşadılar ve ufak kavgaların ya da anlaşmazlıkların dışında savaş namına pek bir şey olmadı.
Bu dünyayı açıklayabilmek için önce “büyü” dediğimiz şeyin mantığına değineceğim. Dan Brown kitaplarından birinde (yanılmıyorsam Kayıp Sembol’de) çok güzel açıklamıştı. Düşüncenin kütlesi olduğu henüz kanıtlanmadı, ancak ben kanıtlandığını baz alarak kurdum bu olayı. Kütlesi olan her şeyin çekim gücü vardır. Örneğin kum tanesi. Çok küçük olduğu için çekim gücü hissedilemez, ancak çok fazla kum tanesi (gerçekten çok fazla kum tanesi) bir araya geldiği zaman çekim gücü hissedilebilir olur, kendi manyetik kutuplarını oluşturur. Düşüncenin de kütlesi az da olsa var, ( yani var olduğunu baz alıyoruz) dolayısıyla onun da çekim gücü var. Ancak bir insanın düşünce gücünde ancak kelebek etkisi söz konusu olabilirken, bu büyü yapabilen insanlarımız kuvvetli bir düşünce gücüyle doğan sıra dışı bir ırk. Ve dünya üzerindeki hemen hemen tüm insanlar böyle. Ancak insanlar farklı olduğu için düşünce ve beyin yapıları dolayısıyla yetenekleri de farklı. Örneğin birisi düşünce gücü sayesinde olaylar, birisi ise insanlar üzerinde etkili olabiliyor. (İş fantastikten bilimkurguya dönmeye başladı iyice)
Geri kalanını 2. bölümde geçecek cümlelerden alıntılar yaparak açıklayacağım.
“Yaşadıkları dünya üzerinde ülke ayrımları yoktu –çünkü tam olarak ülkeler yoktu- ama ırk ayrımları vardı.”
Irklar: Şu cümleme dikkat ediyorum. “Ancak insanlar farklı olduğu için düşünce ve beyin yapıları dolayısıyla yetenekleri de farklı.” Ancak yine de insanların çevresinde toplaştığı genel bir yetenek oluyor. Dünya üzerinde çok farklı ten renkleri vardır ancak yine de esmerlerle beyazları gruplandırabiliriz. Bu düşünce ile sıra dışı insanlar ırklara bölünüyor;
Dahiler, büyücüler, koşucular, gözükenler, görenler ve iyileştirme yeteneği olanlar.
Yani sırasıyla wise'ler, speculum'lar, celeritate'ler, motus'lar, quis'ler ve sanationem'ler.
Dahiler (wise), kelime anlamıyla aynı. Dahiler. Durumları çok hızlı analiz edip kavrayabilir, bir şeyleri çok iyi yönetip kontrol edebilir ve bütünsel bakabildikleri gibi parça parça da inceleyebilirler, dolayısıyla hiçbir büyüyü çok etkin yapamamakla beraber hemen her türlü büyüyü kullanabilirler. Çok kuvvetli hafızaları vardır, yıllar önce olmuş olayları en küçük ayrıntısına dek hatırlarlar.
Büyücüler (speculum), büyücü. Onlar “büyü” yapıyorlar. Ancak büyüler “hokus pokus” mantığı ile işlemiyor. Sessiz ortamlar, uzun süren odaklamalar, yıllar süren çabalar istiyorlar. Bir büyüyü yapmak 20 yıllarını alabiliyor, dikkat edin, öğrenmek değil, yapmak. Birini yapmaya bir gün başlıyorsunuz ve 20 yıl boyunca her gün devam ederek ancak onu tamamlayabiliyorsunuz. Bu sebeple neyin büyü olduğunu neyin olmadığını ayırt etmek çok zor oluyorlar. Büyücüler genel olarak içine kapanık güçsüz insanlar, çünkü büyü yapmak fiziksel gücün büyük bir kısmını da tüketiyor.
Ayrıca büyücüler büyü konusunda çok genişler. Karşısındaki kişinin yeteneklerinden doğrudan etkileniyorlar, örneğin bir motus'un yanında bir motus büyüsünü daha rahat yaparlar.
Koşucular (celeritate), hızları ile biliniyor. Onların koşucu diye adlandırılmaları koşmaları değil. Bu toplumlar uzun yıllar boyunca göçebe olarak yaşadıklarından, haberleşmeleri bu koşucular sayesinde mümkün oluyordu. Dolayısıyla adları oradan yerleşip kaldı. Koşucular, hızlılar. Ama tam anlamıyla hızlılar. Hızlı düşünür, hızlı yer, hızlı hareket eder ve hızlı yaşarlar. Hiperaktivite gibi, hayatları ileri sar tuşuna basılmış gibidir. Hızlı öğrenir, hızlı unuturlar. “Hızlı” olmaları sebebiyle beden olarak da hızlıdırlar, dolayısıyla genelde ufak tefek ve zayıf olurlar. (Metabolizmanızın aldıklarınızdan tam anlamıyla yararlanamayacak kadar hızlı çalışıp attığını düşünün.)
Gözükenleri (motus) açıklayabilmek için önce görenleri açıklamak gerek. Görenler (quis), öldürülmüş bir soy. Çünkü “görme” yetenekleri çok tehlikeli ve anlaşılmaz. Gördükleri şey kendi yaşamadıkları bir geçmiş veya kendi yaşayacakları bir gelecek olabiliyor, kehanetlerde bulunabiliyorlar ve bunun yanı sıra o anı da görebiliyorlar. “Görmek” başlı başına bir yetenek ve görenler ileri görsel zekaları ile ufak ayrıntıları dahilerden çok daha iyi yakalayabiliyorlar. “Gören”ler ayrı bir grup olmamakla beraber aynı anda hem gören hem dahi, hem gören hem hızlı olmak mümkündür. “Görmek” sadece bir yetenektir ancak onlar ayrı bir gruba alınmış ve zaman içinde öldürülmüşlerdir.
Gözükenler (motus) ise, açıklanması daha kolay bir ırktır. Çözülmesi zor yapıları yoktur. Onlar daha fiziksel şeyler üzerine etkililerdir. Kıpırdamadan kapı kilitleyebildikleri veya dosya taşıyabildikleri gibi büyücülerin yardımıyla müthiş seller ve yangınlar yönetebilirler. “Gören”ler geleceği görürken davranışlarını açıklamakta en az zorlandıkları ırk “gözükenler”dir, onlar bu sebeple “gözüken” olmuşlardır zaten.
Olmayan bir şeyi başlatmazlar, zaten var olan bir şeyi arttırıp azaltabilirler. (Fiziksel etki.) Örneğin sadık birinin ihanet etmesine sebep olamazlar ancak içinde kuşkular taşıyan birini çok kolaylıkla hain yapabilirler.
İyileştirme yeteneği olanların (sanationem) esas yeteneği iyileştirmek değil “düzen”dir aslında. Olayları ve kişileri aynı anda etkileyerek düzenleyebilirler. Ancak düzenin en önemli etkisi iyileşmedir. Çünkü iyileşmenin zıttı olan hastalık durumu bir düzen bozulmasıdır. Ayrıca iyileştirdikleri gibi hızlı iyileşirler.

Yazar Notu: Bizim burada bahsettiğimiz büyülerin tamamı yapılması zor ve çok zaman isteyen ya da birbirinden kopuk halde neredeyse etkisiz olan büyülerdir, Naruto’daki Rasenganlar veya Bleach’teki zart diye iyileştirmeler ruh patlamaları canlanmasın gözünüzün önünde.


KISA DÜNYA TARİHİ

Geldik en önemli kısma. Burada kısaca ve kronolojik olarak bu dünyanın tarihinden bahsedeceğim.
Yaklaşık 1400lü yıllara kadar göçebe yaşadılar ve bu yıllar boyunca topluluklar genelde birbirinden ayrı oldular. Dahiler genelde görenler ile, iyileştirme yeteneği olanlar koşucularla ve büyücülerle de gözükenler beraber göç ettiler / yaşadılar. Dünya üzerinde bir düzenin kurulması çok zor oldu. İlk Savaş’tan daha önce bir savaş olmuştu aslında, ancak kayıtlara geçmemişti –bu ve birazdan anlatacağım diğer sebeplerden dolayı pek bahsedilmez. Zaman içinde topluluklar arasında anlaşmazlıklar olduğunda herkes kendi “büyü”sünü tam anlamıyla nasıl kullanacağını öğrendi ve dünyada korkunç bir olaya sebep oldular: büyücülerle gözükenler kendi güçlerini öyle kontrolsüzce kullandı ki fırtınalar, seller, depremler bir asıra yakın bir zaman durmadı.
Büyücüler, kendi büyülerini kullanmayı en çabuk öğrenen topluluktu ve asırlar boyunca bu konuda yazılmış şeyleri deşifre edebilmek için kendi göç yollarını geriye doğru takip ettiler, ancak koşucular ve iyileştirici olanlar elbirliğiyle bunu engellemeye çalıştılar, çünkü sonuçlar onlara "gören"ler tarafından çoktan bildirilmişti.
Ancak büyücülerle seyahat eden gözükenler yardımıyla engellendiler ve büyücüler o zamana kadar güçleri hakkında yazılan şeyleri bulup kullanmayı öğrendiler, bundan hemen sonra da "gören"leri teker teker öldürmeye başladılar çünkü hem güçlerini tehdit ediyorlardı hem de geleceği görmek çok riskli bir şeydi.
İşte o yıllardan sonra büyücüler uzak durulan bir topluluk oldu.
Ve yazmalarda anlatılanlara (ayrıca bulunanlara) göre insanları öldürme / işkence etme yöntemleri ve bu felaket öyle korkunçtu ki, "ırkçılığa" sebep olabilirdi, (bkz.: büyücüler ve gözükenlerin dışlanması, koşucular ve iyileştirenler kafalarına göre hareket ettiği için buna sebep oldular) bu sebeple dahiler bunu örtbas etmeye karar verdi ancak başaramadılar.
(Not: Çok uzun zaman önce olmuş bir şey neden böyle şeylere sebep olsun derseniz, bu felaket unutulmuş bir şey değil zaten bunları analarından babalarından sağdan soldan dinliyorlar anlatılagelmiş sonuçta /kim unutabilir ki/ ancak işin gerçek boyutu tam bilinmiyor, öte yandan o zamana çok da uzak bir tarihte olmamıştı.)
İleriki asırlarda liderler grubundaki bir gözüken, bunun açıklanması gerektiğine karar veriyor. Ancak dahiler bunu istemiyorlar ve o gözükeni öldürerek bu olayın ortaya çıkmasını engellemek için yönetimi ele geçirmeye çalışıyorlar -işte o zaman kıyamet kopuyor-. Bir grup onları desteklerken bir grup onları desteklemiyor, ayrıca toplumdaki aşırı ırkçılıktan (büyücülerin gözükenleri ezmesi, koşucuları ve iyileştirenleri HEPSİNİN ezmesi, dahilerin adeta toplumdan soyutlanmış şekilde yaşaması) herkes bunalmış durumda olduğu için isyanlar ve protestolar çıkıyor, derken köyler yakılmaya insanlar öldürülmeye başlıyor ve "İlk Savaş" bu korkunçluğuyla tamı tamına yirmi üç yıl sürdü. Ancak bittikten sonra da salgın hastalıkların, toplu ölümlerin ve yönetim grubunda gerginliklerin olduğu bir dönem oldu, ki kendisi de "Büyük Kaos" adını aldı. Tam olarak ne kadar sürdüğü söylenemez olmakla birlikte, capcanaların yönetimi ele geçirerek baskı uygulamasıyla (darbe gibi) sona erdi.
Ancak bu yönetimi şu gibi sakıncaları var;
1. Yönetici grubunda kesinlikle "dahi" olmamasına çaba gösteriliyor.
2. Belli topluluklar baştayken belli topluluklar tamamen eziliyor.
3. Buna rağmen ırkçılık yasak olarak görülüyor.
Yani capcanaları ırkçılıkla suçladığınız an siz de bitersiniz.

İyileştiricilerin ortalama yaşam süresi: 60 yaşındaki bir iyileştirici çok yaşlıdır. Erken ölüyorlar.
Koşucuların ortalama yaşam süresi: 50 yaşındaki bir koşucu çok yaşlıdır. Çok erken ölürler.
Dahiler: İnsanlarla aynı süre.
Büyücüler: 150 yaşındaki bir büyücü çok yaşlıdır. 180 felan ise çok yaşlıdır.
Gözükenler: İnsanlardan biraz daha az yaşarlar. İyileştiricilerden ise biraz daha uzun.
Görenler: Görenler çok az yaşarlar. 30 yaşına kadar yaşayan bir gören ya çok dayanıklıdır ya da çok yeteneksizdir. Veya ölmek üzeredir. Her kehanet onları ölüme biraz daha yaklaştırır.

Capcanalar ise; polis gibiler, ancak bunları daha geniş düşün. Bunların polislikten başka işleri var. Eskiden sadece polistiler, ancak yönetimi ele geçirdiklerinden bahsetmiştim. Çok karışık, bir capcana olamazsınız -üsttekiler sizi yapar, capcana olmak için başvurulmaz yani- ve yazdıkça anlayacaksınız capcanaları.

Bu kadar ayrıntı yeter, gerisini hikayede görürsünüz. Gülücük Dağıtıyor




Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
05 Mar 2012 9:51, Değiştirme: 14 Mar 2012 20:41 (Toplamda 2 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Kawa No Uta

Tifa
Mangaka
Mangaka



Yaş: 24
Kayıt: 26 May 2009
Mesajlar: 2,192
Tanıtımlar: 52
Favori Anime & Manga: Tengen Toppa Summer Wars M.S Gundam 00
Cinsiyet: Kız
Nerden: Cybertron
Teşekkür: 1415

Durumu: Çevrimdışı

Tifa
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - Kılavuz Eklendi
Alıntıyla Cevap Gönder
Kılavuzunu beğendim *-* ~~ Karışık olmuş biraz okurken zorlandım Hüzünlü

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger Anime Listesi  
14 Mar 2012 18:11
Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Zerinda
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - Kılavuz Eklendi
Alıntıyla Cevap Gönder
@Tifa: Haklısın karışık oldu, bazı yerlerde cümle düşük oldu ancak tek tek uğraşamadım gerçekten. Meşguliyetten geberiyorum. Neyse o zaman ne geliyor? 2. bölüm geliyor!


Başlamadan önce: 3 bölüm yazdım. Ama uzun uzun ve güzel güzel. Ayrıca bazı taslaklar hazırladım. Sonra onları benden beklenecek bir başarıyla köyde unuttum. Ama bu defa pes etmedim, savaştım ve bir hikayeyi daha ölmekten kurtardım. Nasıl? Tam savaşçı ruh değil mi? Sonuç olarak bölümle buradayım. Çok Mutlu


2. Bölüm

Regulus basamakların bazılarını atlayarak merdivenlerden aşağı koşuyordu. Normalde zor durumlarda bile soğukkanlı kalabilen biriydi, şimdi dikkat çekmek pahasına acele ediyordu. Kısa zamanda binanın alt katına ulaştı ve girişteki askılıklara yöneldi, paltosu bunlardan birindeydi. Dışarı çıktığında, korkunç bir rüzgar vardı, öyle ki henüz önünü iliklemediği koyu kahve paltosu kollarından fırlayıp gitmesin diye yakalarına yapışarak kollarını bitiştirmek zorunda kaldı. Amacı, bir an önce Melian’ın evine gitmekti. İlk başta kendisine yazılan “kurbağa” anlamsız gibi görünmüş, fakat bir saniyenin binde biri gibi bir sürede durumu anlamıştı. Mektup, çok çabuk çözülebilecek bir şifreye sahipti, ancak ilk bakışta anlaması zor olduğundan Regulus’a zaman kazandırıyordu.
Kurbağada diyordu ki;

Su’L.
Memedin neb niçi kememkeç takkid ev keceleg, irezü maşka ayamla ıralno Su’A kacna. Mıdalkas, ınıralkalsat Un’novel (nusrayilib ınıralkıdlad zisnizi erelve) niçi isememrag nıral’ănacpac.
Tig A’sutcailag, 002580, Iravlub Aitroma.
Su’R.


(Okumakla uğraşamayanlar için çeviri:
R’us.
Amortia Bulvarı, 085200, Galiactus’a git.
Capcanăların görmemesi için (evlere izinsiz daldıklarını biliyorsun) Levon’un taslaklarını sakladım.
Ancak Amelus onları almaya akşamüzeri gelecek ve dikkat çekmemek için ben gidemem.
L’us.)

Regulus’un kast edileni anlaması güç olmamıştı. Lotus mektuplarına veya kurbağalarına hiçbir zaman anlaşılması güç şifreler koymazdı, sadece Regulus’un omzunun üzerinden şöyle bir bakan kimselerin anlayamayacağı şekilde yazardı. Eh, Regulus da Lotus’un yazdıklarını tersten okumaya alışmıştı. Bazen Latince, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca hatta Galce, Keltçe yazıyordu ancak bu dilleri kimsenin bilmediğinin hiçbir garantisi yoktu.

* * *

Amelus, tüm gücüyle koşuyordu. Peşinde kimse yoktu, zaman hariç. Yetişmesi gereken ve yetiştirmesi gereken şeyler, yerler vardı. Çamurlu köy yollarından özenle döşenmiş taş yollara zıplarken, bir gıdım dahi yavaşlamadı.

* * *

Siyah saçlı, ince ve çok da uzun boylu olmayan genç bir adam bir saksı mor menekşe eşliğinde dışarıyı izliyordu. Arkasındaki ayak seslerini çoktan duymuştu. Arkasına döndüğünde ne göreceğini gerçekten merak ediyordu. Soğuktan kızarmış parmaklarını oturduğu ahşap sandalyenin kolunda tıkırdattı. Şöyle bir geriye baktığında da –şaşırdı. Bir çocuk!
-“Amelus?” dedi şaşkınca. Mesaj taşıyan, capcanăların başına Lotus’tan bile beter bela olan, defalarca –Lewis’in de yardımıyla- isyancıları zor durumlardan kurtaran, inanılmaz hızlı koşan kişi. Onca zaman mektupla veya başka yollarla haberleştiği ama hiç görmediği kişi. Bir şekilde, şaşırmasına rağmen görür görmez onun Amelus olduğunu sezmişti. Delikanlı, esmer genç adama baktı ve derin bir sesle yanıtladı.
-“Regulus’sun.” Regulus da başını sallayarak onu onayladı. Çocuk diye nitelendirmesine rağmen, oğlan 14’ünden küçük değildi, ancak taş çatlasa 16’sından da büyük değildi. Üzerinde koyu yeşil bir hırka, altında kahverengi pantolon ve deri çizmeleriyle hırpani bir görünüşü vardı. Ela gözleri, beyaz bir teni ve kızılımsı kahve saçlarının yanı sıra teni epey solgundu. Bu solgun yüzünde geniş bir alın ve birkaç çil görmek de mümkündü.
-“Pek…” Tereddüt etti ve cümlesini değiştirdi Regulus. “Sen… Sıradan görünüyorsun.” Amelus sırıttı.
-“Ne düşünüyordun? Kuyruk, tüylü kulaklar, tırmık –veya belki kanat? Yoksa sarışın olmam tercihin midir? Lewis gibi.”
-“Biliyor musun?” dedi Regulus. Sesinde kendine inanamazmış gibi bir ton vardı. “Hiçbir şey düşünmemiştim.” Amelus’un dudakları bir tebessüm için gerildi, ama Regulus’a bir şeyi beklermiş gibi bakıyordu. Regulus sonunda anladı, odanın içinde dönerek merdivenlere yöneldi. Amelus, rahatsız olmuş bir sesle;
-“Ne kadar mor bir yer.” Dedi. Merdivenler mor, duvarlar eflatun ve eşyalar pembenin tonlarındayken Amelus’a katılmamak imkansızdı. Regulus onu başıyla onayladı. Tercih edilen çiçek bile –ki o çiçek de pencerenin kenarındaki menekşeydi- mordu.
-“Ne uyuyabilir, ne kitap okuyabilir, ne de huzur içinde oturabilirsin burada.” Moru sevmezdi Regulus. Bunları söylerken, bir yandan 8. basamağın çivisini gevşetiyordu. Sonra çiviyi çıkardı ve basamağın tahtasını çekerek elini alttaki boşluğa soktu.
-“Orada olduğunu nasıl anladın?” diye sordu Amelus. “Orada olduğunu sadece Lotus biliyor sanıyordum.” Regulus gülerek basamağın altından bir tomar zarf çıkardı.

* * *
Catriene, şiddetle hapşırdı ve burnunu mendillere gömerken inledi. Günlerdir bu şekilde hastaydı ve eli-kolu bağlı şekilde eve hapsolmuştu. Sadece Marcus’un varlığı bile kendisini bir nebze olsun iyi hissetmesini sağlamıştı ama bu iyileştiği anlamına gelmiyordu.
-“Burada, tüberkülozdan öleceğim ve size de bulaşacağı için siz de öleceksiniz. İki muhteşem insan dandirik bir mikropla harcanacak.”
-“Tüberkülozla gribi karıştıramayacak kadar deneyimli ve yaşlıyım, sevgili Catriene.”
Catriene ona inanamaz bir ifadeyle baktı.
-“Tam tersine gribe bile tüberküloz kadar şiddetli yakalanacak kadar yaşlısınız, sevgili Marcus."
Marcus, kanunen Catriene’in babasıydı. Catriene’in çocukluğu “İlk Savaş” yıllarına denk geliyordu, annesi sekiz yıl önce tamamen savaşla alakalı sağlık problemleri yüzünden ölmüştü, ama Catriene’in Marcus ile tanışması bundan önceydi. Yaşadıkları dünya üzerinde ülke ayrımları yoktu –çünkü tam olarak ülkeler yoktu- ama ırk ayrımları vardı.
Bu güce ya da kana göre yapılıyordu, kana göre ırk ayrımı yapıyorsanız bu çok masumcaydı ancak büyüleri hayatlarının bir parçası olmuş bu insanları güç çeşitleriyle ayırmak ağır bir suçtu. Buna rağmen ülkenin(!) yönetimi buna dayalıydı ve ırkların birbirini dışlayarak ezmesi de alışılmadık bir şey değildi.
Mantıklıydı –ayrım vardı, ancak bunu dile getirmek suçtu.
Bu dünyada önyargı veya derin felsefeler yoktu. Hayatını sanata, bilime adayanlar yoktu. Yüzeye çıkmaya çabalayanlar ve bunu yaparken başkalarını batıranlar vardı. Çünkü bu dünya, kendi yapabildiklerini fark ettiğinden beri bir korku ve inkar denizinin dibine batmıştı. İşte yıllardır yaşanan tüm bu gergin durum sonucu bir ırk yönetimi ele almaya kalktı, amaçları kötüydü veya değildi, bu büyük tepkiye yol açtı ve İlk Savaş bu sebeplerle yirmi üç yıl boyunca dünyayı kasıp kavurdu. Elbette bu ön dört yıl önceydi, savaş on dokuz yıl önce sona ermişti, etkileri "Büyük Kaos" boyunca devam etmiş ve yerini dinginliğe bırakmıştı. Ancak çok geçmeden, tekrar huzursuzluk çıkmıştı. Bu kez huzursuzluk topluma daha farklı yansımıştı. Capcanălar ikinci bir savaş çıkmaması için yönetimi ele alarak çok baskıcı bir tutum sergilemeye başlamışlardı.
İzinsiz evlere dalmalarından başlar, insanları yaka paça götürmelerine, ciddi kanıtlar olmadan işkence ederek bilgi almaya çalışmalarına veya kendi keyifleriyle kadınlara zorbalık edip çocukları korkutarak erkekleri öldürmelerine kadar uzardı. Öte yandan kafeste yaşar gibi yaşayan otlar için çok büyük bir problem yoktu. Onlar işlerine gidip gelirler, bildiklerini bilmezden gelir ve görmemek için gözlerini kapatıp kulaklarını tıkarlardı. Evlerine dalındığında asla direnmez veya hesap sormaz, zorbalıkla karşı karşıya kalmamak için doğru dürüst sokağa bile çıkmazlardı. Güvende olabilmenin en iyi yoluydu bu.
Öte yandan Catriene'e döndüğümüzde, Catriene'in gerçek babası cesur bir adam ve vatansever(vatansever lafın gelişi elbet, ülke kavramının olmadığı bir dünya ne de olsa)di, ancak sonradan kendi soyuna ve kanunlara ihanetle suçlanarak öldürülmüştü. Bu olduğunda 23 yaşındaki güzel Catriene henüz altı yaşındaydı ve savaş çok şiddetlenmemişti. Catriene dokuz yaşına geldiğinde annesi acı çekiyordu, hayatta kalabilmek için sürekli göç ediyorlardı ve ellerindeki tüm kitapları, mektupları, dergileri hatta babasına ait eşyaları yakıyorlardı. Bunlar tehlike içeren unsurlardı, ve Catriene'in annesi Marcus ile tanıştı. Marcus o zamanlar otuzlu yaşlarının sonunda yakışıklı bir adamdı, annesi pislik ve leş yüzünden ortalığı kasıp kavuran salgın hastalıklardan birine yakalanmıştı. Buna rağmen altı yıl daha yaşamayı başarmıştı, hem de Marcus'un ona çektirdiği acılara rağmen. Marcus iyi bir insan olmasına rağmen Catriene'in annesine tam anlamıyla aşık değildi, çok sadık biri olduğu da söylenemezdi. Bencil ve kendi keyfine düşkün biri olmasına rağmen, Catriene 15 yaşında annesini kaybettiği zaman ona verebileceği en iyi aileyi ve hizmeti vermişti: kendisini. Ölüm döşeğinde bir kadın çok umurunda olmazken genç ve hayatının başında bir başkasının acı çekmesi fikrine katlanamamıştı, Marcus.
-"Sen anneme pek sadık biri değildin..." dedi Catriene dalgın dalgın.
-"Annen bana aşıktı." dedi Marcus sesinde kesin bir tonla. "Ben değildim."

* * *




Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
14 Mar 2012 18:12, Değiştirme: 14 Mar 2012 20:45 (Toplamda 2 kere)
Desdemona
Reis-i Cumhur



Yaş: 27
Kayıt: 20 Tem 2011
Mesajlar: 1,319
Tanıtımlar: 13
Favori Anime & Manga: FMA & 20th Century Boys, Nijigahara Holograph, Watashitachi no Shiawase na Jikan.
Nerden: SAMCRO
Teşekkür: 2352

Durumu: Çevrimdışı

Desdemona
Reis-i Cumhur
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 2. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Hikayeyi daha iyi anlamak için baştan okudum. Giriş kısmı, kılavuz ve daha sonra bölümleri okuyunca, her şey iyice yerine oturdu. Yalnız Capcana denen şeylerin tam olarak ne olduğunu anlamadım -gözden kaçırdığım bir yer yoktur umarım-. Nasıl görünüyorlar veya hangi yönleriyle diğer insanlardan ayrılıyorlar gibi sorular oluştu kafamda ister istemez. Yine de eğer bunları ileride açıklayacaksan şimdi cevaplama istersen.

Büyücülerin bir büyüyü yapmaları 20 yıl gibi uzun zaman da alabiliyor demişsin... Bu da beni ırkların ortalama ömürleri ne kadar, onu sorgulamaya itti açıkçası. Zira yapması 20 yılsa, öğrenmesi çok daha uzun sürer. Normal koşullarda bir insanın en fazla 70-80 yıl yaşayabildiğini göz önünde bulundurursak büyücüler 2,3 büyü öğrendikten sonra ölüyor olmalı. Demek istediğim, sanırım çok uzun zaman yaşıyorlar, ha?

"Olmayan bir şeyi başlatmazlar, zaten var olan bir şeyi arttırıp azaltabilirler."
Hahah bu kısmı okuyunca aklıma katalizörler geldi. (bkz: Tepkimeyi başlatmazlar, sadece aktivasyon enerjisini düşürerek tepkime hızını arttırırlar.)

Spoiler:

Hikayeye gelirsek...
İki bölüm de çok güzel olmuş, eline sağlık. Anlatış tarzın harika, hikaye için epey kafa yorduğun da ortada. Yalnız anlatmak istediğin dünya epey büyük. Bunu, bu denli güzel aktarabilmek de cidden yetenek ister. Bunun için de ayrıca tebrik etmek istiyorum.

Ve...
YENİ BÖLÜM İSTİYORUMMMM! İlkel Adam


müzik, her daim.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi  
14 Mar 2012 19:42
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Zerinda

Zerinda
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 07 Tem 2010
Mesajlar: 1,904
Favori Anime & Manga: Psycho-Pass, Ergo Proxy, Darker Than Black.
Nerden: Mariana Trench
Teşekkür: 586

Durumu: Çevrimdışı

Zerinda
Mangaka
Messiah - 2. Bölüm Konu: Yanıt: Messiah - 2. Bölüm
Alıntıyla Cevap Gönder
Ahahaha teşekkürler uyarılar için. Çok dikkatlisin.
Bu arada büyücülerin öğrenmek gibi bir meseleleri tam olarak yok. Yani Harry Potter'daki gibi düşünme, belli başlı büyüler dışında hepsi kendi büyü üretip kullanıyorlar ve başkalarına öğretemiyorlar ancak bazı kadim büyüler var.

Ömürleri için... Onlardaki 150 bizdeki 90-100 gibi. Bizden biraz daha uzun yaşıyorlar, ancak sadece büyücüler böyle. Kılavıza bu cümlemi ekleyeceğim;

İyileştiricilerin ortalama yaşam süresi: 60 yaşındaki bir iyileştirici çok yaşlıdır. Erken ölüyorlar.
Koşucuların ortalama yaşam süresi: 50 yaşındaki bir koşucu çok yaşlıdır. Çok erken ölürler.
Dahiler: İnsanlarla aynı süre.
Büyücüler: 150 yaşındaki bir büyücü yaşlıdır. 180 felan ise çok yaşlıdır.
Gözükenler: İnsanlardan biraz daha az yaşarlar. İyileştiricilerden ise biraz daha uzun.
Görenler: Görenler çok az yaşarlar. 30 yaşına kadar yaşayan bir gören ya çok dayanıklıdır ya da çok yeteneksizdir. Veya ölmek üzeredir. Her kehanet onları ölüme biraz daha yaklaştırır.

Capcanalar ise; polis gibiler, ancak bunları daha geniş düşün. Bunların polislikten başka işleri var. Eskiden sadece polistiler, ancak yönetimi ele geçirdiklerinden bahsetmiştim. Çok karışık, bir capcana olamazsınız -üsttekiler sizi yapar, capcana olmak için başvurulmaz yani- ve yazdıkça anlayacaksınız capcanaları.

Bunları kılavuza da ekleyeyim. Gülücük Dağıtıyor

Yorumun için sağ ol Des! Çok Keyifli
(Yanımda olsan sana sarılıp cırlamıştım. Çok Mutlu
[19:41] Zerinda: DES SENİ SEVİYORUM MUHTEŞEM BİR OKUYUCUSUN
[19:41] Zerinda: Allah'ım övgülerden göğsüm kabardı dev boyutlara ulaştı

Ahaha Çok Mutlu )




Everyone is alone. Everyone is empty. People have no longer any need of others. You can always find a substitute for any talent. Any relationship can be replaced. I've grown sick of a world like that… - Shougo Makishima
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger  
14 Mar 2012 20:39
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Desdemona

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, Sonraki
4. sayfa (Toplam 5 sayfa) [ 44 mesaj ]  

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız