Kızıl Güneş
Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Shakespeare vari değilsin mesela Shakespeare daha alaycı ve semboliktir. Fakat Haldun Taner daha hayatın içinden, sıcak bir tablo sunar. Tabii senin konunda gizem var ama yine de, sen de benim gibi gerçekçi yazarlardansın.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 21:14
saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
RPGer yazmış:
Shakespeare vari değilsin mesela Shakespeare daha alaycı ve semboliktir. Fakat Haldun Taner daha hayatın içinden, sıcak bir tablo sunar. Tabii senin konunda gizem var ama yine de, sen de benim gibi gerçekçi yazarlardansın.

realizm forever. şu an a kadar shakespeare gereksiz bulup rus yazarlara yönelmiş biri olarak bu yorum beni sevindirdi.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 05 Arl 2012 21:19
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 8 –Yeni Bir Başlangıç 2-
Spoiler:

(İstanbul-Merkez)

(Çoktan sabah olmuştur. Kushiro uyanmış, antrenman yapmaya başlamıştı. Takımlar tek tek anons yapılarak çağırılıyordu.)

--(mekanik kadın sesi) 18. takım Türkiye den Seyfi, Güney Afrika dan Lea, Japonya dan Kushiro. Takım kaptanını belirlemek için yöneticinin odasına çağırılıyorsunuz.
(Birden Kushiro nun odasının kapısı çalınır. İçeriye bir hizmetli girer.)

-- Yöneticinin odasına kadar size eşlik edeceğim. Lütfen ben takip edin.
(Kushiro kılıçlarını kınına soktu ve hizmetliyi takip etmeye başladı. Bir koridordan diğerine geçiyorlardı. Kushiro merkezin ne kadar büyük olduğunu gördükçe şaşırıyordu. Yerin altındaki bir şehir gibiydi. Sonunda hizmetli bir kapının önünde durdu. Büyük ve siyah bir kapıydı.)

-- Buyurun.
(Ve hizmetli kapıyı açtı. İçeride Leonard ile iki kişi daha vardı. Biri dün tanıştığı havariydi. Diğeri ise esmer tenli ve çok güzel bir kızdı. Hırçın bir duruşu vardı. Kushiro bu kızın diğer takım arkadaşı olması gerektiğini düşünüp onların yanına geçti.)

Leonard- Evet, Kushiro da geldiğine göre başlayabiliriz. Ben kendimi tanıtmıştım. Sizde daha sonra kendi aranızda kaynaşırsınız ne de olsa bir takımsınız artık.
(Kaynaşma kelimesini duyan Seyfi Lea ya bakıp sırıttı. Ama Lea hiç de oralı değildi. Lea gözlerini Kushiro ya dikmişti. Sanki Kushiro yu gözden kaçırmak istemiyor gibiydi.)

Leonard- Sözlerimi uzatmayacağım. Dün geç saatlere kadar yaptığımız toplantılarla takım kaptanlarına karar verdik. Ve sizin takımınızın kaptanı da Japon temsilcimiz Kushiro. Her hangi bir itirazı olan var mı?

Seyfi-(umursamaz bir ifadeyle) Benim için bir sorun yok. Siz karar v-

Lea-(sinirli bir şekilde Seyfi nin sözünü kesti ) Ben bunu kabul etmem. Nasıl onun gibi biri burada olabilir. Birde benim takım kaptanın olacak ha. O bir lanetli bu nasıl olabilir.
(Lanetli kelimesi oda da bir ürperti yaratır. Seyfi şaşırmıştır. Leonard hafifçe gülümser.)

Leonard- Dediğinizde haklısınız ama onun durumu biraz farklı.

Lea-(Sesini yükselterek) Nasıl farklı? O bir lanetli. O iblislere yardım etmiş biri. Nasıl bir havari olur? Onunla aynı takımda olmak istemiyorum. Hem diğer Japon havariyi onun öldürmediğini nerden bileceğiz. O iblisleri oraya getirende o olabilir. Bir lanetliden ne bekliyorsunuz ki.
(Kushiro nun gözleri fal taşı gibi açılır. Ani bir hareketle Lea nın boğazına yapışır. Oda da ki herkes şaşırır. Kushiro nun gözlerinden öfke fışkırıyordur.)

Kushiro-(öfkeli bir şekilde) Sen nereden bilebilirsin. Sen kimsin ki beni böyle yargılayabiliyorsun!
(Kushiro nun gözlerinden yaşlar süzülür ve Kushiro, Lea nın boğazını daha da sıkar. Lea boğulmamak için çırpınır. Bu sırada Seyfi çevik bir hareketle Lea yı Kushiro nun elinden alır. Leonard da hemen Kushiro yu tutarak sakinleştirmeye çalışır. Lea acı acı öksürür. )

Leonard- Lütfen sakinleşin. Bu nasıl bir saçmalık.. Kendinize gelin. Sizler tanrının havarilerisiniz. Bu nasıl bir tavır. Bayan Lea, Kushiro bizim değerli bir havarimizdir. Bize melekler tarafından verilmiş bir hediye. Ona güvenim tamdır. Ve söylediğiniz olay sırasında birçok duacımız o gemideydi. Kushiro nun sadakati o olay sırasında kanıtlanmıştır. Kızıl Güneş in emirleri kesindir. Siz artık bir takımsınız ve Kushiro da kaptanınız. Takım için çekişmelerin işinizi doğru düzgün yapmanızı engellemesine izin vermeyin. Şimdi herkes bu odayı boşaltsın. Seyfi sana güveniyorum. Onlara hakim ol.
(Herkes odayı boşaltır ama Seyfi geride kalır.)

Seyfi- Böyle bir olayın yaşanacağını bildiğiniz halde neden Kushiro yu kaptan seçtiniz. O kızın ona karşı kin beslediğini ben bile ilk görüşte anlamıştım.

Leonard- Bizde biliyorduk ama Kushiro nun üstün yeteneklerini göz ardı edemezdik. Kaptanlık hak edene verilir. Bu örgütte herkes eşittir.

Seyfi- O adam bu kadar güçlü mü?

Leonard- O bizim en büyük umudumuz.
(Seyfi hafif bir gülümsemeyle odayı terk eder. Leonard da dağılan masasını toplamaya girişir. Gün boyu takım kaptanlarının belirlenmesi olaysız bir şekilde sona erer. )

Bahadure ye yardımları için teşekkür ederim.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 09 Arl 2012 23:02
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
çok süper devam ediyor, bu tamamlanınca biraz editlenip kesin kitap ya da tiyatro oyunu haline getirilir. Hatta film bile olur bundan

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 09 Arl 2012 23:12
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): saim

saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 9 – Nefretin Geçmişi –
Spoiler:

(İstanbul)
(Çoktan gece olmuştu. Karnını doyuran Seyfi amaçsızca koridorlarda dolaşıyor, bir yandan da sabah olanları düşünüyordu. Birden bir kızın ağladığını gördü. Bu Lea dı. Diz çökmüş ağlıyor, sinirinden yere yumruklar atıyordu. Seyfi arkadan yavaşça yaklaştı.)

Seyfi- Gerçekten ondan bu kadar nefret mi ediyorsun?
(Lea ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleriyle Seyfi ye doğru baktı. Omuzları titriyordu.)

Lea-(acı dolu bir sesle) Evet, çok nefret ediyorum. Onun gibiler yüzünden ailem öldürüldü. Lanetliler iblislerden bile daha kötüdür. Özellikle onun gibi bir lanetli. Hiçbir şey yapmamış gibi sapasağlam gezmesi. Melekler onu nasıl lanetledi anlamıyorum. Onu öyle eksiksiz görünce kendimi tutamıyorum.
(Lea tekrar ağlamaya başladı. Seyfi yavaşça elini Lea nın omzuna koydu.)

(9 yıl önce)(Lea nın evi – Cape Town/Güney Akfika)

-- Akşama arkadaşlarım gelecek. Lea annene yardım ette güzel bir akşam yemeği hazırlayın.

Lea- Tamam baba. Bobotie yapmamı ister misin?

-- Oh, tabi ki. Annene söyle kıymasını bol koysun.
(Lea neşeli bir şekilde babasının yanından ayrılır ve annesine yardım için mutfağa gider. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır, rengarenk bir sofra kurulur. Dışarıdan konuşma sesleri gelmeye başlar. Bekledikleri misafirler gelmiştir. Kapı çalar. Lea önden koşar, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kapıyı açar. Babası hemen arkasındadır. Açılan kapıdan içeriye hafif bir rüzgar girer, kapıda üç kişi vardır. Babasının arkadaşları gelmiştir. Aralarında hiç tanımadığı biri daha vardır. Babasının en yakın arkadaşı onu bir akrabası olarak tanıştırır ve evde bırakamadığını söyler. Lea nın babası hiç önemli olmadığını belirtir. Sofraya geçerler. Koyu bir sohbetin ortasında babası Lea yı çağırır.)

-- Lea hiç amarulamız kalmamış. Hemen gidip bir şişe alır mısın?
(Parayı alan Lea evden ayrılır. Koşarak içki dükkanına gider. Amarula yı alan Lea eve geldiğinde şok olur. Ev yanıyordur, etrafta kimse yoktur. Ailesinin içeride olduğunu düşünen Lea içeri girmeye çalışsa da alevler çoktan evi sarmıştır. İçeriyi kontrol etmek için pencereye yaklaşır. Annesi duvarın köşesinde ağlarken, babası da annesini korumaya çalışıyordur. Ama kimden? Lea içeriye daha dikkatli bakar. Babasını en yakın arkadaşı elinde bir bıçakla babasının üzerine yürüyordur. Babasının diğer arkadaşları yerde cansız bir şekilde yatarken, babasının arkadaşının akrabam diye tanıttığı adam olayı yüzünde pis bir sırıtışla izliyordur. Babasının arkadaşı geri dönerek akrabası olarak tanıttığı adamla konuşur.)

-- Hey, iblis. Bu kadar yetmez mi? Onları da mı öldürmek zorundayım?

İblis-(sırıtarak) Tabi ki de. Eğer bana borcunu ödemek istiyorsan bu evdeki herkesi öldürmelisin. Yoksa sen mi ölmek istersin?
( Lea nın babasının arkadaşı hemen geri döner ve Lea nın babasının üzerine doğru yürür. Lea nın babası kendini savunmaya çalışsa da bıçak artık karnına saplanmıştır. Kanlar içinde yere diz çöker. Lea gözleri yaşlar içinde bağırır.)

Lea- Babaaaaaaa!!!

--(acı çekerek) Kaç! Lea kaç!
(Lea yerinde kıpırdayamaz. Sanki ayakları felç olmuştur. Bıçak babasının karnından çıkar. Lea nın babası yere düşer. Bu seferde katil Lea nın annesine doğru ilerler. Zavallı kadın karşı bile koyamaz. Katil bıçakla Lea nın annesinin boğazı keser. Lea nın annesini de öldüren katil bıçağı yere atar. Ve arkasında ki iblise dönerek)

-- Oldu, hepsini öldürdüm. Artık borcum kalmadı. Şimdi bırak gideyim.

İblis- Hepsi mi?(Lea yı göstererek) Daha kız yaşıyor.
( Katil Lea nın olduğu pencereye bakar, yerden bıçağı alır ve Lea nın üzerine doğru ilerler. Lea, kıpırdayamaz hatta sesi bile çıkmıyordur. Kilitlenmiştir. Tam bu sırada bir adam yanından zıplayarak içeri atlar. Adamın elinde bir İskoç kılıcı vardır. Kılıcın ilk savuruşunda katilin elindeki bıçağı parçalar. Sonra ani bir hareketle geri döner ve elindeki kılıcı iblise fırlatır. Kılıç iblisin kafasına saplanır. İblis yere yığılır. Katil ise korkudan yere düşer. Gizemli adam iblise saplanan kılıcı alır ve katilin yanına gelir. Katilin ensesinden tutar ve pencereden dışarı fırlatır. Peşinden de o atlar. Adam hemen döner ve Lea yı omzuna alır, yanan evin yanından uzaklaştırır. Hemen arkadan birkaç cüppeli ve elinde tespih olan insanlar gelir. Katilin etrafını sararlar. Gökten bir ışık belirir. Lea şaşırmıştır. Bu bir melektir. Melek yere iner ve katilin alnına dokunur. Katil acı içinde bağırmaya ve titremeye başlamıştır. Melek tekrar gökyüzüne döner. Lea olaylara hiçbir anlam veremez. Sadece ağlar. İskoç kılıçlı adam Lea nın yanına gelir.)

-- İyi misin? Ben bir havariyim benim görevim iblisleri yok etmek. Aileni ise iblisler ve onların yardakçıları tarafından öldürüldü. Eğer istersen sana da iblisleri yok etme gücünü verebiliriz. Böylece başkalarının başına bu gibi olayların gelmesini engelleyebilirsin.
(Lea gözleri yaşlar içinde bu sözleri kafasıyla onaylar. Havari yere diz çöker ve Lea ya sarılır.)

-- Ben Simon. Aramıza hoş geldin. Umarım çok çalışır ve bir havari olup dünyayı kurtarırsın.
(Lea sonradan öğrenir ki katil bir lanetli olmuştur. Melek ise katile ceza olarak konuşma ve görme yeteneğini almıştır. Belli bir süre sonrada katilin intihar haberini alır. Ama Lea tatmin olmaz. Simon gibi güçlü bir havari olmaya yemin etmiştir.)

(Günümüz) (İstanbul- Merkez)

Seyfi-(kararlı bir sesle) Yöneticiden, Kushiro nun neyi farklı öğrenme zamanı.
(Seyfi, Lea nın omzunu bırakır ve yöneticinin odasına doğru harekete geçer.)

Katkıları için Bahadure ye teşekkür ederim.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 11 Arl 2012 18:55
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
çok heyecanlı ya, bildiğin shounen bu, hatta anime olur bundan

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 11 Arl 2012 22:26
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): saim

saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 10 –Beklenmeyen –
Spoiler:

(İstanbul)
(Seyfi kararlı bir şekilde adımlarını atarken birden durdu ve Lea ya doğru yöneldi, eğildi ve soğuk bir gülümsemeyle Lea nın kolundan tuttu. Lea şaşırmıştı. Ne olduğunu anlamadan Seyfi, Lea yı çekerek yöneticinin odasına götürmeye başladı. Lea kolunu kurtaramıyordu. Aslında kurtarmakta istemiyordu. Seyfi hiç istifini bozmadan yürüyor, koridorda onları görenler anlamsızca bakıyorlardı. Sonunda yöneticinin kapısının önüne geldiler. Seyfi içeri girmek için adımını atsa da kapıdaki muhafızlar onu durdurdu. Seyfi bir kez daha denedi ama sonuç aynıydı. Seyfi sinirlenmişti. Bir hışımla Lea nın kolunu bıraktı.)

Seyfi-(bağırarak) Çekilin! Yöneticiyle görüşmemiz lazım.

-- Şu an içeride toplantı var. Size izin veremeyiz.

Seyfi- Sadece yöneticiyle görüşmek istiyoruz. Açın kapıyı da görüşelim.
(Birden kapı açıldı. Kapıyı açan yöneticiydi. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı.)

Leonard- Bütün bu gürültüde ne kendi ofisimde bile rahat edemeyecek miyim?

Seyfi- Sizinle konuşmak istiyorduk.
(Leonard, Seyfi ve Lea yı önce bir süzdü. Sonrada kapıyı sonuna kadar açarak içeri girmelerini işaret etti. Oda olduğundan daha karanlıktı. İçeride de kimse yokmuş gibi görünüyordu. Seyfi hemen konuya girdi.)

Seyfi- Kushiro hakkındaki gerçekleri istiyoruz. Bir lanetlinin nasıl bir havari olduğu hakkındaki gerçeği.

Leonard- (sırıtarak) Sonunda sormaya kara verdiniz ha. Tabi ki de size anlatacağım ne de olsa takım arkadaşınız. Hatta o kadar şanslısınız ki tamda şu an burada olayın tanıklarından biri burada. Size bu olayı o anlatabilir. Anlatırsın değil mi Simon?
(Birden odanın karanlık olan köşelerinden birinde bir alev belirdi. Alev önce adamın yüzünü aydınlattı ardından sigarasını yaktı. Seyfi ve Lea nın kafalarını aynı anda o köşeye doğru çevirdi.)


Simon- Merhaba, Lea. Uzun zaman oldu.
( Seyfi şaşırmıştı ama Lea nın şaşırmasının yanında bu hiç bir şeydi. O adam karşısındaydı. Lea nın kahramanı, Lea nın olmak istediği havari. Tam karşısında duruyordu. Yüzündeki kırışıklıklar biraz artmıştı ama geçen dokuz yılın yanında hiç değişmemiş gibiydi.)

Leonard- Simon benim yakın bir dostum ve aynı zamanda generallerimizden biri. Kendiside aynı sizin gibi bir havariydi. Savaşta gösterdiği cesaret ve kararlılıkla generalliğe kadar yükseldi.
(Simon söze karışır.)

Simon- Bu kadar övgü benim için fazla Leonard. (Lea ya doğru dönerek) Uzun zaman oldu değil mi Lea? Kocaman kız olmuşsun. Bu kadar güzelleşeceğini bilseydim seni yanından hiç ayırmazdım.
(Lea nın gözleri dolmuştur, ağlamamak için kendini zor tutuyordur. Seyfi ise olaylara tam bir anlam verememiştir. Lea nın bu adamla ne gibi bir ilişkisi olabilirdi ki. Lea sonunda dayanamaz ve küçük bir kız gibi Simon a doğru koşar ve sarılarak ağlamaya başlar. Bir yandan da küçük zararsız yumruklarla Simon ın göğsüne vurur. Tam o sırada Simon da Lea ya sarılır. Lea ise hala ağlamaktadır. Leonard ise Seyfi nin hiçbir şey anlamadığını belli eden bakışlarına dayanamayarak söze girer.)

Leonard- Simon aynı zamanda Lea nın üvey babası ve kurtarıcısıdır. O yüzden bu kadar yakınlar.

Seyfi- Hadi canım. (iç ses) -İlerideki kayın pederim olabilir. Vay be bir generalin damadı olabilirim ha.-
(Simon, Lea yı biraz kendinden uzaklaştırır ve Lea nın boynunda ki morluğa bakar.)

Simon- Benim aptal öğrencim kızımı ne hale getirmiş. Kushiro seni affetmeyeceğim. Kafanı kıracağım.
(Bu söz üzerine aniden Lea nın ağlaması kesilir. Şaşkınlığı çok rahat fark ediyordu. Tabi Seyfi de şaşırmıştır bu söze. )

Lea- Öğrencin mi?

Simon- Evet, öğrencim. Senden ayrıldıktan sonra gönderildiğim görevde karşılaştım onunla ve havari olması için eğittim.

Lea- Bir Lanetliyi mi eğittin?

Simon- Ona tam olarak lanetli diyemeyiz bunu sende fark etmişsindir. Vücudunda hiçbir engeli yok. O bir lanetliden daha çok bir hediye.
(Seyfi heyecanla söze girer.)

Seyfi- İşte biz de onu merak ediyoruz.

Simon- Herkes birlikte savaşacağı kişinin geçmişini merak eder. Nede olsa savaşta sırtını kollayacak olan o. Yöneticide izin verdiğine göre anlatmamda bir sakınca yok.
8 yıl önceydi…

Badure ye şimdiye kadarki tüm emekleri için teşekkürler.
Ünlem Editör aranıyor. Ünlem Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Arl 2012 17:33
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

RPGer
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Kayıt: 15 Eyl 2012
Mesajlar: 436
Favori Anime & Manga: Kenshin, Gintama, Bleach
Teşekkür: 204

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
saim yazmış:
Ünlem Editör aranıyor. Ünlem Çok Mutlu


Aranan editor bulundu Kahkaha Atıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 18 Arl 2012 18:28
saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 11 –Lanetli 1 –
Spoiler:

(8 yıl önce)(İstanbul-Merkez)
( Tüm Merkez karışıklılık içindeydi. Herkes tedirgindi. Normalden çok daha güçlü bir iblis Japonya da ortaya çıkmış, örgütün ağır kayıplar vermesine neden olmuştu. Buna rağmen iblis her çatışmadan sonra izi kaybettirmeyi başarmıştı.)

-- Yönetici, Japonya dan yeni kayıp haberleri geldi. Son gönderdiğimiz iki havari ve otuz kişilik duacı birliği tamamen yok edildi. İblis tekrar elimizden kaçtı. Bu kayıplarla beraber toplam beş havari ve 114 duacı kaybımız oluştu.

Leonard- Kahretsin! Yine mi kayıplar? Hemen Simon a haber verin yanına yirmi duacı alarak Japonya ya doğru harekete geçsin. O da başaramazsa her şey biter.

-- Tamam, efendim.
(Emir hemen Simon a iletildi. Güney Afrika nın iblis temizliğiyle görevli olan Simon haberi alınca Lea yı geride bırakarak harekete geçti. Ama olayın yankıları melekler diyarı İlliyyun na kadar ulaşmıştı.)

(İlliyyun)
(Olaylar karşısında meleklerde telaşlanmıştı. İlliyyun da doğrudan müdahale sesleri yükselmekteydi.)

-- Baş melek efendimiz, dünyadaki olaylar hakkında bilginiz vardır. Böyle giderse dünya cephesi düşebilir. Buna izin veremeyiz. Derhal harekete geçip bu olayı çözmeliyiz.
(Cebrail düşünceliydi. Müdahalenin sonuçlarını kafasında tartıyordu ve sonunda karar vermiş bir ifadeyle başını kaldırdı. Herkes baş meleğin sözlerini beklemekteydi.)

Cebrail- Bana Gabriel i çağırın ve bu salonu tamamen boşaltın.
(Gabriel çağırıldı ve oda boşaltıldı. Salon sessizliğe bürünmüştü. Kısa bir beklemeden sonra salonun kapısı büyük bir gıcırtıyla açıldı. Gabriel gelmişti. Salonun sessizliği Gabriel i tedirgin etti. Salonda sadece Cebrail ve Gabriel vardı. Gabriel, Cebrail e yeterince yaklaştığında diz çöktü. Ardından Cebrail konuşmaya başladı.)

Cebrail- Hoş geldin merhametin ve intikamın meleği, gardiyan meleklerin başı. Sana özel bir görev veriyorum. Dünyaya in ve başımıza bela olan iblisi yok et. Bu konuda sadece sana güvenebilirim.

Gabriel- Tabi ki de baş melek hazretleri. Emirlerinizi yerine getirmek benim için bir şereftir.

Cebrail- Ama iblisi bulduğunda bana haber et ki görelim bu kadar başımıza bela olan iblis neyin nesiymiş.

Gabriel- Tabi ki de baş melek hazretleri.
(Gabriel salondan ayrıldı. Bembeyaz kanatlarını büyük bir hışımla açarak son hız dünyaya doğru yol almaya başladı. Kısa sürede büyüyen şeytani gücü fark etti ve doğruca gücün kaynağına yöneldi.)


(Japonya-Nagoya)
(Gabriel, Nagoya da ki bir eve kadar şeytani gücü takip etmişti. Hiç şüphe yok ki iblis bu evdeydi. Gabriel hiç beklemeden Cebrail e haber verdi ve ardından eve giriş yaptı. Gabriel evin içini hızlıca gözden geçirdi. Tek göz odalı ahşaptan bir evdi. Evde sadece bir kadın ile çocuğu vardı. Gabriel in içeri girmesiyle kadın kaçmak istercesine kendini yere attı. Evi büyük bir korku havası kaplamıştı. Kadının yere düştüğünü gören çocuk doğruca duvarda asılı olan zümrüt işlemeli kılıca doğru yöneldi. Gabriel kadına doğru yöneldiği sırada çocuk kılıcını çekerek Gabriel e doğru savurdu. Gabriel kılıçtan kaçınmak için geri çekildi. Gabriel kılıcın normal bir kılıç olmadığını anladı. Kılıç meleklere bile zarar verebilirmiş gibi duruyordu. Gabriel tedirgin olmuştu. Önündeki sadece bir çocuktu. Küçücük evde de yeterli hareket imkanı de yoktu. Yanlış bir hareketiyle çocuğa zarar verebilirdi. Gabriel sinirlenmişti.)

Gabriel- Çekil önümden çocuk.

-- Asıl sen çekil git evimizden. Ne istiyorsun bizden. Paramız yok bizim. Sadece annemle yaşamaya çalışıyoruz.
(Gabriel in siniri boğuk bir kahkahaya dönüşmüştü.)

Gabriel- Annen mi? Hahahahaha! O bir iblis senin annen değil. Büyük ihtimalle senin annen çoktan ölmüş ve bu iblis onun bedenini ele geçirmiş.
(Çocuk önce şaşırdı ve annesine doğru baktı. Ama yerde yatan sadece korkmuş bir kadındı, annesiydi. Bu garip adam ne saçmalıyordu böyle.)

-- Saçmalama! O benim annem ve sen buradan gidiyorsun.
(Çocuk kılıcı kaldırdı ve Gabriel e doğru savurdu. Gabriel kılıcı tekrar savuşturdu. Tam o sırada kapı acı bir gıcırtıyla tekrar açıldı ve içeriye garip bir adam daha girdi. Gabriel hemen çocukla uğraşmayı bıraktı ve diz çöktü.)

Gabriel- Baş melek efendimiz. Tam da bu işi hallediyordum.
(Cebrail de gelmiştir. Çocuk şaşırmıştı. Garip bir adam daha girmiştir evin içine. Kılıcının kabzasını büyük bir öfkeyle sıktı ve bağırarak Gabriel in üzerine yürüdü.)

Emekleri için RPGer teşekkür ederim.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Arl 2012 16:48
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

saim
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 26 Tem 2011
Mesajlar: 2,273
Cinsiyet: Erkek
Nerden: yersiz yurtsuz
Teşekkür: 1835

Durumu: Çevrimdışı

Kızıl Güneş Konu: Yanıt: Kızıl Güneş Alıntıyla Cevap Gönder
Bölüm 12 – Lanetli 2 –
Spoiler:

(8 yıl önce)(Japonya-Nagoya)
(Çocuk büyük bir öfkeyle kılcını kaldırdı ve Gabriel in üzerine yürüdü. Bütün gücünü toplayarak kılıcını savurdu fakat kılıç Gabriel e değmeden havada asılı kaldı. Kapıdan son giren kişi savrulan kılıcı kabzasından yakalamıştı. Kafasını yavaşça çocuğa doğru yaklaştırdı. Çocuk ne kadar uğraşsa da kılıcı onun elinden kurtaramıyordu. Bırak kurtarmayı hareket dahi ettiremiyordu. Adamın kafasını çocuğa iyice yaklaştırdı. Çocuk korku dolu gözlerle ona baktı. Karşısındaki bir insan değildi. İnsan gibi görünüyordu ama insan demeye bin şahit isterdi. Adam uzunca bir pelerin giymişti. Pelerinin içinde bir şeyler sakladığı aşikardı. Ne kadar gizlemeye çalışsa da belli oluyordu. Bunlar kanattan başka bir şey olmazdı. O esnada konuşmaya başladı.)

Cebrail- Çocuk sen ne yaptığını sanıyorsun? Neden bir iblisi koruyup, bir meleğe saldırıyorsun?
(Çocuk şaşırmıştır. Ne kadar cevap vermek istese de konuşamıyordu. Donup kalmış gibiydi. Gabriel Cebrail e dönerek konuşmaya başladı.)

Gabriel- Bu iblisin kendi annesi olduğunu zannediyor. Büyük ihtimalle iblis saklanmak için bu çocuğun annesinin kılığına girmiş ve annesi gibi davranmış.

Cebrail- Yani sadece annesini korumaya çalışıyor ha? Bak bu hoşuma gitti. (Çocuğa dönerek) Bak çocuk benim bir insan olmadığımı anlamışsındır. Ben Cebrail, baş meleğim. Şimdi önümden çekil ki bu işe bir son verelim.

-- Beni kandıramazsınız. Ne olursanız olun fark etmez. Buradan gidin bizi yalnız bırakın.
(Çocuk ani bir hareketle kılıcını Cebrail in elinden kurtardı. Kılıcı kaldırdı. Tam savuracakken Cebrail kılıcın kabzasından tekrar yakaladı. Tam bu sırada kadının suratında bir gülümseme belirdi. Cebrail in bunu fark etmesiyle sinirlenmesi bir olmuştu. Kabzasından yakaladığı kılıcı çocukla birlikte duvara fırlattı. Çocuk kafasını duvara çarptı. Çocuk sersemlemişti. Ne kadar uğraşsa da yerden kalkamadı. Etrafı bulanıklaşmıştı. Cebrail annesinin üzerine doğru yürümeye başladı. Bunu fark eden çocuk kılıca uzanmaya çalıştı fakat kolunu oynatacak gücü dahi yoktu. Bağırmak istedi ama bağıramadı. Tüm gücü çekilmişti. Yapabileceği tek şey izlemekti. Cebrail annesine çok yaklaşmıştı ki aniden annesi dev bir iblise dönüştü. İblis Cebrail e saldırmak istedi ama Cebrail ile boy ölçüşebilecek güçte değildi. İblis, Cebrail in tek bir hareketi ile parçalara ayrıldı. Çocuk ağlamamak için kendini güç tutuyordu. Yani çok sevdiği annesi aslında çoktan ölmüş müydü? Ne zamandan beri bir iblise anne diyordu? Cebrail soğuk bir ifadeyle geriye döndü ve kapıya doğru yöneldi. Tam bu sırada Gabriel konuşmaya başladı.)

Gabriel- Baş melek hazretleri! Bu çocuğu ne yapacağız. Bir iblise yardım etti. Lanetlenmesi gerekir. Hem o kılıçta sıradan bir kılıç değildi. Ne olduğunu anlamadığım bir güç barındırıyordu. Bu konuda da bir şeyler yapmalıyız.

Cebrail- Nerdeyse unutuyordum. İyi ki hatırlattın Gabriel. Evet, bu konuda bir şeyler yapılmalı. Bu çocuk çok hoşuma gitti. Onun lanetini ben vermek istiyorum.Tam da birinci nesil kutsal silahlardan birine sahip bir insana uygun bir lanet.

Gabriel- Birinci nesil kutsal silah mı? Tam da düşündüğüm gibi. İçindeki kutsal özleri fazla olduğu için sahibinin ömründen yiyen silahlar. Bu çocuğun eline nasıl geçmiş olabilir. Hepsini geri toplamıştık.

Cebrail- Hepsini değil Gabriel. Hepsini değil.
(Cebrail çocuğun üzerine doğru yürümeye başladı. Çocuk artık sonum geldi diye düşündü. Zaten zar zor bilincini açık tutabiliyordu. Cebrail yaklaşmıştı. Aniden Cebrail in sağ eli parlamaya başladı.)

Gabriel-(şaşırarak) Nasıl yani bu çocuğun laneti o mu? O sadece bir insan onu nasıl bir insana verirsiniz.

Cebrail- Beni mi sorguluyorsun?
(Gabriel özür diler bir ifadeyle kafasını öne eydi ve sessizliğe büründü.)

Cebrail- Bu çocuk hoşuma gitti. Hem bir daha böyle bir olayın olmamasını garantilememiz gerekiyor. Bu çocuk bizim garantimiz olacak.

Gabriel- Ama Zamanın Gözlerini bir insanın tam kapasiteyle kullanabileceğine inanıyor musunuz?

Cebrail- Tam kapasiteyle kullanmasına inanmak mı? Bu mümkün değil. Tam kapasiteyle kullansaydı bizim de başımıza bela açabilirdi.
(Cebrail parlayan eliyle çocuğun gözlerini kapattı. Çocuk bilincini kaybetti ve bayıldı.)


(2 gün sonra)
(Çocuk konuşma seslerine uyandı. Çoktan sabah olmuştu. Hepsinin bir rüya olduğunu düşünüyordu. Etrafını kontrol etti. Evde olmadığını anlaması uzun sürmedi. Yakınlardan bir erkeğin sesini duydu.)

-- Sonunda uyandın ha.
(Sesin geldiği yere doğru çevirdi kafasını. Uzun boylu, gözlük ve yakışıklı bir adam vardı hemen yatağının yanında.)

-- Nerdeyim ben?

-- Burası özel bir hastane. Senin gibi olaylara şahit olmuş ve olmaya devam edecek gibi insanlar için.

-- Nasıl yani onlar rüya değil miydi?

-- Onlar en az senin kadar gerçeklerdi.

-- Adın ne?

-- Kushiro.

-- Bende Simon. Başından geçenleri bana anlatırsan sana yardımcı olabilirim.

(Günümüz) (İstanbul-Merkez)
(Simon ın konuşması bittiğinde yöneticinin odasını bir sessizlik kapladı. Lea ve Seyfi şaşırmış, birazda utanmışlardı. Simon sözlerine devam etti.)

Simon- İşte Kushiro ile böyle tanıştım. Bana anlattıklarıyla onun bizim kurtuluşumuz olduğunu anladım. Melekler tarafından bize bahşedilen bir güç. Onu kendi sorumluluğuma aldım ve bir havari olması için yetiştirdim.

Emekleri için RPGer e teşekkür ederim.

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 23 Arl 2012 18:38
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): RPGer

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: Önceki, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, Sonraki
3. sayfa (Toplam 7 sayfa) [ 61 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız