Tsujigiri [4.Bölüm]
Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
C-Raito
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 11 Oca 2011
Mesajlar: 630
Favori Anime & Manga: Death Note,Naruto,Bleach,Blood+,Hellsing,Avatar the last airbender,Fullmetal Alchemist,Togainu no Chi,Hellgirl
Cinsiyet: Kız
Nerden: Republic Cityden
Teşekkür: 285

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Tsujigiri [4.Bölüm] Alıntıyla Cevap Gönder
Bu benim yazdığım fan fiction. ilginç bişeyler yazmak istedim.
1.Bölüm:
Spoiler:
TSUJİGİRİ

1.BÖLÜM: Denek


3.dünya savaşının sonunda dünya bir ütopya olmak üzerine kuruludur. Ülkeler yoktur sadece dünya vardır. Irk yoktur sadece biz vardır. Suçlu yoktur,denek vardır. Amaçsızlık yoktur. Herkesin doğumunun bir nedeni vardır. İnsanlar bir şeyler elde etmek için bir şeyler feda etmelidirler. Feda etmiyenler bir denektir. Güçsüz ve yanlış zamanda doğanlar vardır. Onlar bir denektir. Hatalı olanlar bir denektir. İnsanlar faydalı olmak zorundadır. Faydalı olmayanlar denektir. Deneklerin canı bir Tsujigirinin elinde son bulur.


Gin şehri.Anlamı gibi gümüşten bir şehir. Buralarda gezmek insana huzur veriyor. Ama bu şehir kanla lekelenmiş. Kurumuş ve çıkması zor bir leke gibi. Bu lekeyi temizlemek bana ve kılıcıma kalıyor. Bu genetik testler ve bu kadar kendini bilmez insan varken bir ütopya bu dünyanın neyine. Her gün binlerce kişi katlediliyor. Kimse duymuyor bilmiyor yada duysalar bile duymazdan geliyorlar. Saat çok geç ama şehir hala ışıl ışıl. Gin Genom merkezi. Üst insan çalışmaları yapılan tek merkez.

-Ronin! Ronin! Beni bekle.
-Yasuo!? Yine beni takip mi ettim?
-Son günlerde çok kayboluyorsun.
-Bundan sana ne!?
-Nereye gittiğini merak ettim ama senin yaptığın tek şey aylak aylak dolaşmakmış.
-Ben kılıç çalışıyorum.
-Yine o çöp tenekelerini keserek çalışmıyorsun değil mi?
-Yeter artık Yasuo. Bize yapılanlardan sonra sen hala hayatını düşünüyorsun.
-Ronin oradan kaçtık ve sen hala o olaylarımı düşünüyorsun? Aptalca bir şey yapıyım deme. Hadi eve gidelim. Pudingli ramen yaptım.
-Yine mi pudingli ramen?

Eve geldik. Evimiz pek iyi bir yerde değildi. Ama bundan önceki evimizden iyidi. En azından artık acı çekmiyorduk. Yasuo’ya ne zaman Yasuo demeye başlamıştım. Anılar çok bulanıktı ama düşündükçe var olduğunu kavramak daha kolaydı. Önceden bize numaralarla hitap ederlerdi.H58 ve H65 diye isimlerimiz vardı. O iğrenç sesler hala kulağımda. “H58! H58!”
-Ronin yine kafan nerelere gitti?
-Kapa çeneni Yasuo ve şu iğrenç yemeğini yiyelim.
-Beğenmiyorsan yeme.
Yasuo bana alaycı bi şekilde mavi gözleriyle ve sarı saçlarıyla bakıyordu. Çocukken onun saçlarını çok kıskanırdım. Bi taraftan da sol eliyle sıcak rameni tutuyordu. Bu Yasuo için çok kolaydı. Sol elinin parmakları hiçbir şey hissetmiyordu. Sırf o deneyler yüzünden. Yasuo’yla kardeş gibiydik. Şu an o 17 ben ise 18 yaşındayım. O laboratuardan kurtulduğumuz gün hala aklımda. İkimizde o laboratuarda kalbimizde bir sorun olduğu için bulunuyorduk. Doğar doğmaz oraya gönderilmiştik. İsimlerimiz değil numaralarımız vardı. Dışarısı hakkında hiçbir şey bilmiyorduk fakat ben ve Yasuo oradaki bilim adamlarının ve gardiyanların kitaplarını çalıyorduk. Bize okuma yazma ve renkleri öğretiyorlardı. Çok ileri olmasa da hafif bir eğitim alıyorduk. Bu eğitimi de bize verilen ilaçlar görme algılama duyularımızı etkilemiş mi diye alıyorduk. Dış dünyayı çaldığımız kitaplar sayesinde tanımıştık. Yasuo ve Ronin o kitaplardaki en sevdiğimiz isimler olduğu için kendimize bu adları vermiştik.
Oradan nasıl kaçtığımızı ise hatırlamak çok güç. Ama kaçmıştık. Bizi bir süre aradıklarını hatırlıyorum. Aradan 2-3 ay geçince aramayı bırakmışlardı.

-RONİN!
-Ne?
-iki saattir hiçbir şey duymuyorsun.
-Üzgünüm Yasuo.
-Üzgün müsün? Ama sen üzülmezsin ki sen hödüğün tekisin.Bu arada kılıçını kullanacağım bir saniye için.
-Yasuo kılıcımdan uzak dur!

Yasuo hızlıca kılıcımı eline aldı ve kabını çıkardığında kılıcın kırılmış ve kanlar içinde olduğunu gördü.
-Kendini mi yaraladın yoksa yine…
-Bak, bize yapılanlar için bir şeyler yapmalıyız.
-Ronin sen kinci manyağın birisin.



2.Bölüm:
Spoiler:

TSUJİGİRİ

2.BÖLÜM:Kılıç

Gin şehrinin görkemli kulesi. Evimizin çok uzak olmasına rağmen pencereden gözüküyordu. Gümüş ve güzel bir gökdelendi. O yıkılamaz bir yapıydı. Gin gökdeleninin ışığının vurduğu her ev,bu ışığı gören ve göz bebekleri heyecanla büyüyen her insan için bu dünya bir ütopyaydı ama benim gözümde bu sadece bir kılıca benziyordu. Bir kılıç kadar güçlü,kılıç gibi zarif,kılıç kadar parlak,kılıç gibi yok etmek için yapılmış. Bir Tsujigirinin kılıcı.

-Kılıcını tutuşundan kılıcında bir şeyler olduğunu anlamıştım.
-Anlasan bile bu sana her istediğin an kılıcıma dokunabilme hakkını vermez.
-Kılıcında kan var ve kırık. Polise mi gitsem?
-Neden gidip aramıyorsun? O zaman sende bende tutuklanırız. Artık suçlulara neler yaptıklarını bilmiyor musun yoksa?
-Evet, senin bilmen çok kolay. Nasıl olsa ben senin gibi bir sapık değilim. Büyük binalardaki basında etkisi olan insanları ve bu şehri yöneten kişileri giyinip soyunurken röntgenlemiyorum.
-Benim onları giyinip soyunurken röntgenlediğimi nerden çıkardın!?
-Ama odalarına giriyorsun ve saatlerce onları izliyorsun bay sapık.
-Seninle daha fazla tartışamayacağım Yasuo.
-Pudingli ramenini ye en azından.
-Köpek mamaları senin için ben insan yemekleri yiyorum.

Yasuo bana çirkin bir yaratıkmışım gibi baktı. Ben de ona öyle bakıyordum. Bir süre sonra Yasuo bana bakmayı kesti ve o mamasını yemeğe devam etti.

-Yeni bir kılıç almam lazım.
-Bu izlediğin kişilerin paralarını almıyor muydun?
-Alıyorum ama sen büyük iş adamı,basınla ilgili kişilerin ve yöneticilerin sapığı olmak ne kadar zor biliyor musun?Onları takip etmek için harcıyorum çaldıklarımı.
-Neden bir dojo açmıyorsun? Dövüşlerde ve sporda çok iyisin. Hem şu sıralar samuraylara meraklı çok genç var.
-Evet, neden bir dojo açmıyorum ki(!) Benim gibi şu an dünyadaki en korkunç suçlu sayılan biri,bu şehri karıştıran biri ve polisin harıl harıl aradığı biri neden bir öğretmen olmuyor ki?
-Aaa evet, haklısın. Sende o özveri yoktu. Birinin yanında çalış. Bir samuray hocasının mesela.Yeteneklerini görüp seni yanına çırak olarak alıcaktır.
-Ben aslında senin şu pastane işinden para istiyordum. Patronun maaşını vermiştir. O köpek mamalarını yapıp nasıl kazanıyorsun bilmiyorum ama çok müşteriniz var.
-Bir kere benim pudingli ramenim kapış kapış gidiyor.
-Köpekler ve kediler tarafından.
-Benim gerçek müşterilerim var. Ayrıca artık yeni yemeğim üzerine çalışıyorum onu beğene bilirsin belki.
-Benim işim var. Denerim yeni yemeğini belki.
-Yine röntgenciliğe mi gidiyorsun?
-Ben sapık felan değilim.
-Onları ne amaçla izlersen izle yinede izlemek biraz sapıklara özgüdür.
-Giderken kılıcım olmadığından senin kılıcını alacağım.
-Hey,Ronin kılıcımı kırma.
-Kılıcını süs eşyası gibi kullanıyorsun.
Masadan hızlıca kalkıp evimizin küçük bir odasından Yasuo’nun kılıcını aldım. Saatime baktım ve Saat 19:09 du. Hala zamanım vardı. İki kez suç işlemiştim ve artık dedektifler kimleri ve ne için öldürdüğümü veya neyi çaldığımı anlamış olmalılardı. Bu seferki hedefim Hoshi Haru’ydu. Deneklerin ne olduğunu ve hala böyle katliamların yapıldığını saklayan kişiydi. Ama Hoshiyi pek hedefim gibi görmemeliler. Hoshi Haru bile korunması gereken kişiler arasında değil. Normal bir yaşam sürüyor ama olanları bilmesi bile yeterli. Onları zaten gerekmedikçe öldürmüyorum sadece hayatlarını berbat ediyorum. Hoshi’nin evine bisikletimle gitme kararı aldım. Artık doğayı tüketecek çoğu ürün yasaklanmıştı. Bu yüzden herkesin bisikleti vardı ve hızlı ulaşım yolları. Yeni doğayı kirletmeyen arabalar yapılmıştı. Kapıdan çıkar çıkmaz evin önündeki bisiklete bindim ve eldivenlerimi taktım. Hoshi’nin evine ulaştığımda saat 21:30 du. 22:00 da işten dönmesi gerekiyordu ama o 21:45te evdeydi. Şu doğaya zarar vermeyen hızlı arabalardan birini kullanıyordu. Arabasını evin önüne park etti ve ben bu sırada gizlice onu izliyordum. Maskemi taktım ve Yasuo’nun kılıcını kabından çıkardım. Bisikletim Hoshi’nin evine yakın bir ara sokaktaydı. Pek görülmeyecek bir yere saklamıştım. Ben ise Hoshi’nin evinin çatısındaydım ve buraya ev halkına görünmeden çıkmam baya zamanımı almıştı. Hoshi eve girer girmez evdekileri izlemeye başladım. Yemek yiyorlardı. Pislik adam Hoshi ellerini bile yıkamamıştı. Yemekten kalktıktan sonra çocukları ve karısı odadayken Hoshi çalışma odasına gidicek gibi duruyordu. Bütün basının elindeki bazı gizli belgeler burada olmalıydı. Onları izlerken beni hiç fark etmemişlerdi. Evin etrafındaki diğer açık camlara göz gezdirdim ve Hoshi çalışma odasın girmeden önce ben odaya girmeliydim Çocuk odalarından birinin camı açıktı. O camdan oda ya girdim ve çocuklar gelmeden hızlıca yan odaya girdim. Yan oda Hoshi’nin odası olmalıydı. Tam tahmin ettiğim gibi Hoshi’nin odası çıktı. Kapının arkasına geçtim ve Hoshi’nin gelmesini bekledim. Hoshi beni 15 dk bekletti. Ben kapının arkasındayken kapı açıldı ve içeri girdi. İyi ki Hoshi kapıyı ardına kadar açan kişilerden değildi. Hoshi kapıdan içeri girince hemen onu tutup kılıcı boynuna tuttum, diğer elimle de ağzını kapattım ve onunla ses tonumu değiştirerek konuşmaya başladım.

-Merhaba, Haru-san. Eğer bağırırsan olacakları görmek bile istemezsin. Ayrıca seninle de kalmam çocukların ve karınla devam ederim. (Ben böyle bir pislik değildim ama bir an için kendimden nefret etmiştim) Gin genom merkezi hakkındaki gerçekleri biliyorsun. Şimdi ağzını açacağım ve bağırmak istemediğinin farkındayım. Bana genom merkezinin gerçekliği ve neler yaptıkları hakkındaki evrakları vereceksin.

.

-Genom merkezi hakkında hiçbir şey bilmiyorum!

Kılıcıma boynuna biraz daha yaklaştırdım. Soğuk demiri hissetmesini sağladım.

-Bildiğini biliyorum. Biraz sonra senin işini bitirip çocuklarının peşinden gideceğim.

-Peki, istediğin evraklar masanın altındaki kasada.

-Anahtarı nerede?

-Çekmecenin içinde.

-Bunları polise anlatırsan ne olacağını biliyor musun? Arkadaşlarım gelir ve senin çocukların ve karınla konuşur. Eğer polislerin bir şey yapabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Bizi engelliyemezler. Sahip oldukları her şeyi bizim sayemizde kazandılar zaten.

-Peki.

Hoshi’nin sesi korkmuş gibiydi. Omzuyla boyunu arasına elimle hafifçe vurdum. Bu onu bayılttı. Bu tekniği bir kitaptan öğrenmiştim. Hoshi yere yığılacakken onu tuttum,yavaşça yere bıraktım ve çekmecelere bakmak için camın kenarındaki masanın yanına gittim. Masa düzenliydi. Çekmeceleri açtım ve ilk çekmecede bir silah vardı. Lanet olası Hoshi silahla bana karşı koymayı planlıyormuş sanırsam. Onu korkutamamışım bile. Belki bayıldıktan sonra korkmuştur. Hızlı olmalıydım. Çekmeceleri biraz daha karıştırdım ama anahtar yoktu. Sonra kasaya baktım. Kasa ise parmak iziyle açılan türdendi. Ben bunun eski bir kasa olduğunu düşünüp anahtarla açılabileceğine inanacak kadar safmışım. Hoshi cesurmuş anlaşılan. Hoshi’yi zar zor masanın altına taşıdım. Bu adam gerçekten çok ağırdı. Elini kasanın parmak izi tanıma sistemine yerleştirdim. Kasa açılınca kendimi mutlu hissettim. Kasanın içinde bir sürü dosya vardı. Basından bu kadar gizli belge saklayan birine göre kasası çok görünür bir yerdeydi. Gin genom belgelerini kısa süren bir aramadan sonra buldum. Kırmızı kaplı bir dosyaydı. İlk olarak 2018de bu projeye başlandığından da bahsediliyordu. Fotoğraflar ve çalışmaların sonucunda oluşan ölümlerde belirtilmişti. Dosyayı masanın üstüne koydum,Hoshi’yi yerden kaldırarak sandalyeye oturacak pozisyonda koydum. Elerini masanın üstüne bıraktım ve başını da masaya yasladım. Odanın ışıklarını kapatıp sadece masa lambasını yaktım. Bu ailesinin bir şeyden şüphelenmemesini sağlayabilirdi. Odaya doğru birinin geldiğini duydum. Camı açtım ve dosyayı da alaraktan camdan atladım. İşin kötü tarafı Hoshi’nin çalışma odasının ikinci katta olmasıydı. Atlarken heyecanla ne yapacağımı bilemedim ve yere kapaklanmak oldu. Pek bir şey olmadı ama burnum kanıyordu. buradan gelen sesle evdekilerin buraya yöneleceği kesindi. Evin etrafını kaplayan çitlerin üstünden atlayarak bisikletimin bulunduğu ara sokağa koşmaya başladım. Ara sokağa ulaştım ama koşarken nefes nefese kalıyordum ve yüzüm mosmor oluyordu. Sanırım kalbimdeki problem yüzünden. Bu halde bisiklet süremezdim. Bisiklete ulaştığımda kendimi çok kötü hissediyordum. Nefes nefese kalmıştım fakat bu gizlenen belgeleri, bu sahte ütopyayı açığa vurmak ve tüm halka tanıtmak benim görevimdi. Gerekirse kalbim parçalansa ve korkunç acılar çeksem dahi bunu yapmalıydım.

Bir süre soluklandıktan sonra saate baktım. Saat 23:32 olmuştu. Eve gitmem lazımdı. Kalbimi fazla yormadan eve anca 00:30 olunca ulaşırdım. 2 saat boyunca bisikleti yavaş yavaş kullandım. Eve saat 01:00 da ulaştım ama bizim evin kapısıda parmak izi tanımlıydı. Bu bügün yaptığım şeyleri hatırlatıyordu. Yakalanma olasılığım çok yüksekti nedense buna rağmen çok rahattım. Yasuo evdeydi ve mutfakta olduğu belliydi. Çatal bıçak sesleri geliyordu. Mutfağa doğru yürüdüm ve mutfaktan gelen o iğrenç koku miğdemi bulandırıyordu.

-Yine ne haltlar karıştırdın Yasuo?
-Görünce çok beğeneceğin şeyler yaptım.

Yasuo eve geldim geleli hiç yüzüme bakmamıştı. Boyna tatlı yapıp yiyen birine göre kasları bile vardı. Yasuo bir an yüzüme baktı.

-Aaaa! Bu halin ne?

Burnum kanıyordu ve maskem vardı bu tepki gayet normaldi.

-Yeni imajım.
-Sana yaptığım yemeği yemelisin. Şu maskeni çıkardıktan sonra.

Ellerimi yıkamaya gittim ve aklım hala Hoshi’deydi. Ellerini bile yıkamamıştı.
Masaya geri döndüm ve sandalyeye oturdum. Yasuo önüme yeni yemeğini koydu.

-Bu da nedir?
-Ketçaplı Dango!
-Şimdi kusacağım.
-Öyle bir şey yapıyım deme!
-Peki ama sanırım planlarını anladım.
-Ne planı?
-Bilmiyormuş gibi yapma seni hain. İlk önce beni bu yaptığın hastalıklı yemeklerle sağlığımdan düşürecek ve sonrada benim yanımda daha yakışıklı gözükeceksin değil mi? Bunların hepsi kızlar için değil mi?
-Ronin, ben senden zaten daha yakışıklıyım.


3.bölüm:
Spoiler:
TSUJİGİRİ


3.Bölüm:Işık

Camdan süzülen ışık gözümü alıyordu. Pencereden gözüken Gin gökdeleninin parıltısı tüm şehri aydınlatıyordu. 92 katlı bu yapı ne kadarda göz alıcıydı. 3. Dünya savaşındaki nötron bombalarından ve biyolojik silahlardan sonra çoğu insan bu yapıya kurtuluşun simgesi olarak bakıyordu. Bazıları da bu gökdelene “Ütopyanın Işığı” derdi. Binanın dışı ne kadar parlak ve görkemli olsa da binanın içi ceset ve denek kaynıyordu. Bir Tsujigirinin içi gibi.

Dan!Tak!Dan!
-Bu ses de ne?
-Birileri Ronin’i güzellik uykusundan uyandırıyor.
-Yasuo bu ses ne?
-Sanırım yan komşu.
-Ne komşu?
-Evet,yanımızdaki daire uzun zamandır boştu. Onlara tatlı götürmeliyim.
-Evet, lütfen götür. Buraya taşınmanın ne kadar kötü bir fikir olduğunu anlasınlar ve yedikten sonrada kaçsınlar. Gürültülerini de yanlarında götürsünler.
-Çok konuşkansın bugün Ronin. Yan komşumuzdan ne istiyorsun?
-Yasuo salyaların akıyor.
-Hı!?

Yataktan hızlıca kalktım ve gözleri hayallerine kenetlenmiş bir şekilde pencerenin yanında duran Yasuo’ya bir göz gezdirdim.

DAN!TAK!DAN!

-Yeter artık. Ben yan komşumuza bir uğrayıp bu gürültüyü yok edeceğim.
-Dur! Sakın kötü bir şey söyleme. Çok tatlı insanlar.

Yasuo ve ben kapıya doğru koştuk. Kapıyı açtım ve gözlerim o güzelliğe kilitlendi.
-Yasuo o çok güzel.
-Seninde salyaların akıyor Ronin! Uuuu ama o benim. Yeşil gözlü ve sarışın.
-Sen neden bahsediyorsun yılışık Yasuo? Oradaki muhteşem kılıçlar. Birde yere atmışlar.
-Senin güzel anlayışın bu mu yani? Oradaki kızı görmüyor musun?
-Tamam kızı görüyorum ama kılıçlar kadar güzel değil. Yasuo?

-Merhaba! Ben yan komşunuz Yasuo. Bu da arkadaşım Ronin!
-Şey… Evet, bende Ronin.
-Merhaba.
-Yardımcı olabileceğimiz bir şey var mı?
-Evet, Mesela şu yerdeki bebekleri evinize taşıyabiliriz yada bizim evde de durabilir.
-Bende Rai.Lütfen kılıçlardan uzak durun. Yardım edebileceğiniz bir şey yok.
-Lütfen ben size yardımcı olurum. Yan komşular bunun için vardır.

Bunu dedikten sonra hızlıca kılıçları elime aldım. Sonra ayağıma birinin çelme taktığını hissettim. Kafamda büyük bir acı ve gözlerim karardı.

Gözlerimi açtığımda Yasuo’yu gördüm.

-Ronin iyi misin?
-Ne oldu?

Başımı kaldırdım ve kılıçlarına sarılan uzun saçlı yaşlı bir adam gördüm.
-Üzgünüm. Babam için kılıçları çok önemlidir. Ben bile zar zor dokunurum onlara.
-Önemli değil Rai-san. Zaten Ronin dayak yemeye çok alışkındır.
-Yasuoo?
-Ronin hadi sen daha fazla dayak yemeden gidelim.

Yerimden kalktım ve kaşlarımı çattım.

-Yaşlı bunak sen ne yaptığını sanıyorsun!? Sana yardım edende suç.
-Gözlerin aynı bir hırsızınki gibi ışık saçıyordu. Kılıçlarımı yiyecek gibiydin.
-Sinir bozucu bunak!
Adamla kavga etmeye gidiyordum ki Yasuo beni tutmaya başladı. Adamı da Rai denen kız tutuyordu.

-Senin gibi bir ergene bulaşamayacağımı mı sandın? Senin gibi binlerce yeni yetme dövdüm.
-Bunak ben diğer yeni yetmelere benzemem! Ayrıca ben ergende değilim.

Rai zorlukla babasını içeri çekti. Beni de Yasuo hızlıca eve atmayı başardı. Yasuo hızlıca kapıyı kapattı ve kilitledi.

-Sakin ol Ronin.
-Olamam Yasuo. O ÇİRKİN ÇIKARCI ADAMIN SURATINI GÖRMEDİNMİ!?

-HEY,ZAVALLI ERGEN! SESİN BURAYA KADAR GELİYOR!
-BİZİ Mİ DİNLİYORSUN BUNAK!?

Yasuo ağzımı kapadı.
-Ronin lütfen sus. Rai çok güzel.
-Bir daha ağzımı kaparsan seni yaşlı bunağın evine atarım.
-Peki.

Odama gittim ve masanın üstündeki dün çaldığım dosyayı inceledim. Dosyanın içine bakarken Namikawa Shonu adına rastladım. Bu adam uzun zamandır listemdeydi. Namikawa beni zafere götürücek olan adamdı. O ütopyanın ışığına giden yolu biliyordu. Namikawa’nın nerde olduğunu biliyordum. Düzenli olarak hergün Gin Genom merkezi ve Gin Gökdeleni arasında mekik dokuyordu. Saat 16:00 da Tou binasında olmalıydı. Tou binası zengin züppelerin yaşadığı bir yerdi. Namikawa’yı yakalayınca dünyaya her şeyi açıklamaya daha yakın olacaktım. Evden çıkmalıydım. Çıkarken Yasuo’nun kılıcını aldım.

15:50:
Maskemi taktım ve eldivenlerimi giydim.
Tou binasının önündeydim. Namikawa’yı gördüm. Bu bina sessiz ve boştu. Tam düşündüğüm gibi. Namikawa siyah saçlı ve yılan suratlıydı. Sessizce ona yaklaştım ve ensesinden tutup onu yere attım. Namikawa bir şey bile söyleyemedi. Sanırsam şok olmuştu.

-Hey, sen dur orada.
Arkamda birinin kılıcını boğazıma dayadığını fark ettim.Namikawa kalktı ve silahını çıkardı.

-Ne-ne ne oluyor!?
Namikawa’nın eli titriyordu.
Ama benim kılıcımda Namikawa’nın boğazındaydı. Namikawa’nın elinde ise bir silah vardı.Eli titriyordu. Arkamdakinin bir kız olduğunu sesimden anlamışdım. Her hamlemde ölme olasılığım yüksekti. Hızlı düşünmeliydim.

-Bırak o kılıcı! Yakalandın.
Kız devletin köpeği de olsa asla öldüremezdi. Çünkü ütopyada bir facia yaşanmasını istemiyordu. Ancak çok zor durumda kalırsa…
Kılıcımı Namikawa’nın boğazına iyice dayadım. Bir sonraki hamlem onu öldürücek gibiydi.
Birden eğildim ve kızın hiç beklemediği hızlıca bir hamleyle kızın arkasına geçtim. Kılıcımı kızın boğazına dayadım. Ölüm korkusundaki Namikawa titreyen elindeki silahın tetiğine bastı.Silahın sesi tüm sokakta yankılandı.Silahın namlusunun ışık saçtı. Ben kızın arkasına geçtiğimden kızı vurdu. Kız siyah montlu ve kahverengi saçlıydı. Bu kızın ölümü çok acı ve bir hiç uğruna olucaktı. Mermi kızın ciğerlerini delmiş olmalıydı. Bir an sıçrayan kanı gördüm ve gözlerim şaşkınlık ile korku dolu olan Namikawa’ya odaklandı ama kız kollarımdan tutup beni yere attı.Kılıcımı düşürmemi sağladı. Kızda en ufak bir yara yoktu. Yerde kan vardı ama kızda yara yoktu.


TSUJİGİRİ

4.Bölüm: Göz

İnsan aklının durduğu bir noktada nefret, korku,güvensizlik ve inançlar devreye girer. Titremeye başlarlar, kalpleri hızlıca atmaya başlar,terlerler,bağırarak konuşurlar,hayal güçlerine yenik düşerler ve yersiz inançlar içinde boğulurlar. Genelde korktuklarında göz bebekleri çaresizce küçülür. Bir Tsujigirinin göz bebekleri asla küçülmez.

Kız beni sert bir şekilde yere attığında yerde sırt üstü yatıyordum. Yerdeki kanı gördüm. Bu kesinlikle kıza ait olmalıydı. Boş mermi kovanı kana bulanmıştı. Kızı delip geçen bu mermi onu yere bile yığamamıştı. Kafamı kaldırıp kıza baktım. O da bana bakıyordu. Kızın t-shirtünde merminin geçtiği yerde bir delik vardı ama yara izi yoktu. Siyah t-shirtünde kan lekesi de belli olmuyordu. Kız kılıcını hala kılıcını boynuma yöneltmiş sıkıca tutuyordu ama hesap edemediği bir şey vardı. İnsan insana mı güvenmelidir yoksa bir canavara mı? İnsanlar kendileri gibi olmayanlardan korkarlar. Namikawa’ya baktım. Göz bebekleri küçülmüştü. Daha da fazla titriyordu. Dişlerini sıkıyordu.

-NE!? NESİN SEN!?

Namikawa bunu dedikten sonra silahının tetiğine durmadan basmaya başladı. Kurşunların hızına yetişilemiyordu, kurşunlar kızı ıskalamıyor du ve onu delip geçiyorlardı. Kız bu sırada elinden kılıcını düşürdü. Ben kızın düşen kılıcını alarak ayağa kalktım. Namikawa 9-10 el ateş etti. Kız yere düştü. Boş mermi kovanları ve silahın sesi her şey sonu gösteriyor gibiydi. Namikawa tetiğe basıyordu ama mermi kalmamıştı. Namikawa silahı yere attı ve donup kaldı. Yere yığılmış halde duran kız hareket etmeye başladı. İlk olarak elleri hareket etti. Yavaşça yerden kalkmaya çalıştı. Acı çektiği belliydi ama vücudu kendini onarıyordu. Sanki hiçbir yara almamış gibi kalktı ve gülümsedi. Ona karşı yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Bir elimde kızın kılıcı vardı. Yere düşürdüğüm kılıcımı da aldım. Şu an bir elimde Yasuo’nun kılıcı ve diğer elimde kızın muhteşem bir işçilikle hazırlanmış kılıcı vardı. Ama bunlar bu kıza karşı koymak için yeterli değildi. Burada Namikawa’yı korumak için bulunuyordu. Devletin kölesi olmuş bir yaratıktan başka bir şey değildi. Namikawa’da onun asıl amacından emin değildi. Kime güveneceğini şaşırmış olan Namikawa. Korkudan donmuş halde olan Namikawa’ya yaklaştım.

Kız sersemlemiş gibiydi ama gülüyordu. Kız mı? Hayır, o farklı bir şeydi. Gözleri ışıldamıyordu bile. Sallanarak yürüyordu. Kendini toparlayıp beni yakalamaya çalışamayacağından emindim. Namikawa’nın silahının seslerinin yayılışı. Sanki benim kulağıma fısıldayıp “Al, sana işte bir fırsat.” Demişlerdi. Bir gün yakalanmanın eşiğine geleceğimi biliyordum ama bu kadar çabuk değil. Devletin peşime insan üstü bir şey takması ve bunun tek bir kişi olmasını tahmin etmeliydim.

Ütopya’nın temelleri için dikkat çekmemek lazım. Bu insanların içinde korku uyandırır ve ütopyaya olan inançlarını kaybederler. Gin yönetimi için ise gazete manşetleri, basın ve insan toplulukları bu birliği sağlar. Eğer bu büyük ütopya yalanı açığa çıkarsa isyanlar başlar. İşte o zaman gözlerimiz doğru yola giden ışığa bakar.

Silah sesleri. Bir grup insan meraktan buraya geliyor olmalıydı bile. Ne çeldirici bir his merak dediğimiz şey. Namikawa’nın kurşunları olmasa yakalanmış olabilirdim. Ama şu an ne Namikawa’dan bilgi çalmaya nede dövüşecek zamanım vardı. Eminim o insan üstü yaratık beni bir çırpıda öldürürdü. Tek şansım kaçmaktı ve onunda tek şansı kaçmaktı. Eminim ki o devlet adına çalıştığına göre kesinlikle insan topluluklarına bilgi ifşa etmeden işini yapmak zorundaydı. Namikawa’ya baktım. O da gözlerini bana dikmişti. Sonra o şeyin gözlerine baktım. O da bana bakıyordu. O da benim düşündüğümü düşünmüş olmalıydı.. İnsan toplulukları, az sonra buraya gelecekti. Kan izi yoktu. O yaratık kanını aynı bir sünger gibi çekmişti. Yüzündeki o pis sırıtma birden endişeye döndü. Yerdeki mermilere baktı. Onlar burada bir şeyler olduğunun kanıtıydı. Namikawa’da bir kanıttı. Kesin bu şoka uğramış haliyle birilerine bir şeyler anlatacaktı. O yaratık gerçekten korkmuştu ve gözlerini birden elimdeki kılıcına dikti.

-Kılıcım!?

Ben ise arkamı dönüp kaçtım. Peşimden gelecek vakti yoktu. Silah seslerinin yayılışından itibaren 10 dk ya yakın süre geçmişti. Kan lekesi yoktu, sadece ben ve Namikawa. Tek kanıt bizdik. Artık varlığım bilindiğine göre daha dikkatli olmalıydım. Koşarken ara sokağı gördüm ve o ara sokağa girdim. Ara sokağın içinde uzaktan 11-12 yaşlarında üç çocuk gözlerini merakla açmış geliyorlardı. Bu şehirde çocuklar nasıl da rahat dolaşıyorlardı. Aileleri sözlerine inanacakmış gibi meraklanıp gelmişler.


Koşarken eski bir ev gördüm. İki katlıydı ve kimsenin yıllardır bu eve girmediği belliydi. Hızlıca arkasına saklandım. Olay yerinden çok uzakta değildim. Sadece kalbim sıkışmıştı ve daha fazla koşmaya dayanamayacaktım. Maskemden dolayı çok sıcaktan bunalmıştım. Maskemi çıkardım. O şeyin… O kızın kılıcını da çalmıştım. Hırsızlık bana göre değildi. Kılıca bir göz gezdirdim. Hin yazısı vardı üstünde. Lanet olsun! Hin ütopya yeni kurulduğunda yeni nesil askerler yetiştirmek için kurulmuş bir birimdi. Bir ütopyada askerin ne işi var? Burası bir ütopya değil mi? Sanırım bu birim halka açıklansan insanların akıllarında böyle sorular olurdu. Ben bu bilgiyi gizlice aldığım dosyalardan öğrenmiştim. O şey, yaratık, kız her neyse. O olmasaydı herhalde Namikawa’dan çok önemli bir bilgi edinecektim ve hedefime daha yakın olacaktım. Eminim kız şu an Namikawa’yı ya öldürmüştür ya da başka bir şey...

18:40:

Parmak izi tanımlı kapıyı kırarak açmaya çalıştım. En sonunda kapının parmak izi tanımlı kilidine dokuna bildim. Elimdeki ikinci kılıç ve maskemle çok dikkat çekerdim. Yeni taşınan yan komşuya ve Yasuo’ya görünmeden eve girmeliydim. Yan komşunun kapısına göz attım bir an. Göz bebeği tanımlı bir kilit taktırmışlardı. Göz bebeği tanımlı kilitler pahalıydı. Sanırım içeride gerçekten saklamaları gereken şeyler var. Bizim kapıya yöneldim ve bizim kapıyı açtım. İçeri girdim ve içeriden Yasuo’nun şarkı söyleyen sesi gelmiyordu ve ayakkabıları da yoktu. Harika,böylece kılıcı ve maskelerimi saklayabilecektim. Hepsini yatağımın altına sakladım ve yatağıma uzandım. Peki Yasuo nerdeydi? Nerdeydi acaba? Nerde olduğunu biliyorum. Hızlıca yerimden kalktım ve kapıdan hızlıca çıkıp yan komşunun ziline bastım.

-Kimsiniz?
Kilit sisteminin mekanik sesi. Dünyanın geleceğinin robotlara bağlı olduğunun kanıtıydı.

-Yan komşu Ronin diye kaydet aptal makine. Yasuo’yu aramıştım.
Bu dediklerim tüm evin içinde yankılanmış olmalıydı. Kapı açıldı. İçeriden biri aç demişti sanırım. Kapı açılınca Yasuo’yu yorulmuş ve bitkin halde gördüm ama hala sırıtıyordu.

-Rai-san bunu nereye taşımalıyım sence?
-Onu da pencerenin önüne Yasuo-san.
-Yasuo sen ne yapıyorsun? Şimdide hizmetçimi oldun?

İçeri bir adım atıyordum ki birden bir kılıç önümü kesti hemen geri çekildim.
-Huh? O da neydi?
-İçeri ayakkabılarınla girme! Burası klasik bir Japon evidir. Gördüğün gibi yerlerde minderden. Önce minderin önünde eğil.
-Evet,minderin önünde eğilmeliyim. İçeri girersem Uzakdoğu sporlarını tekrar yaşatacak gibiyiz.

O bunak bana hırlar gibi baktı. Aynı ısırmak üzere olan bir köpek gibiydi.

-Rai-san ben gitsem iyi olur. Ortam daha fazla gerilmeden gitmeliyim sanırsam.
-Hoşça kal Yasuo-san.
-Hoşça kal Rai –san. Mutlaka görüşelim.

Rai’de bir gülümsemeyle karşılık verdi.
Yasuo ile eve girdik. Yasuo eve girer girmez bir şarkı mırıldanmaya başladı. Gözlerindeki bu pırıltıya ve bu aşk şarkısına katlanamayacaktım.

-Yasuo çızırtılı bir şekilde şarkı söylüyorsun. Ben dayanamayacak gibiyim. Odama gidiyorum.
-Hey,Ronin sanki her geçen gün daha kırıcı ve daha çirkin oluyorsun. Günlerdin güldüğünü bile görmedim. Sanki gitgide pis bir karanlığa gömülüyorsun.
-Evet ama ne kadar pis olsa da bu benim karanlığım.

Odama girdim. Işığı yakmadan yatağıma uzandım. Bu yalancı ütopyanın çevreye duyarlı lambalarını görmek istemiyordum. Bugün kü her sahne gözümün önünden geçiyordu. O kız benim kanıtımdı. O Gin Genom projesinin ne kadar ilerlediğini gösteren bir kanıttı. O aynı bizim gibiydi. Yasuo ve benim gibiydi. Eminim ki O da bizim gibi deneylerle büyümüştür. Eminim onunda karanlık bir tarafı vardı. Ve O en sonunda ne olup bittiğinin farkında olacaktı.

İmza için Viliaine teşekkürler.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 14 Eyl 2011 12:53, Değiştirme: 12 Ksm 2011 21:24 (Toplamda 9 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (3 kişi): William.H, "Kira", Birisi

William.H
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Yaş: 19
Kayıt: 19 Ağu 2011
Mesajlar: 147
Favori Anime & Manga: fairy tail, beelzebub , k-on...
Teşekkür: 83

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
güzel olmuş Çok Mutlu


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Eyl 2011 13:08
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

YHWH
Yasaklı Üye



Yaş: 25
Kayıt: 12 Eyl 2011
Mesajlar: 297
Favori Anime & Manga: Manga:rurouni kenshin. Anime: Welcome To The NHK, wolf's rain , cowboy bebop, Ano hana.
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Librairie.
Teşekkür: 358
Uyarı: 2

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
Kafamda resmi tam olarak oluşturamadım, post apokaliptik bir dünyada mı geçiyor? (bölüm 2.yi geciktirme , meraklandım çünkü Kayan Gözler ) Ayrıca Dünya ütopya olmak üzerine odaklanmışsa bu kadar vahşet!? sonuç olarak kafamda çok soru var, ilerki bölümlerde cevaplanır umarım ^^

Comme Moi, Comme Toi!
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Eyl 2011 13:15
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

Rukia
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 15 Hzr 2011
Mesajlar: 2,947
Tanıtımlar: 2
Nerden: soul society
Teşekkür: 1886

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
felsefe ve komedi bir arada.hımm.enteresan olmuş
pudingli ramen Kahkaha Atıyor tadı nasıl okuyor acaba Soru Madde
güzel olmuş bence.devamını bekliyorum

bu arada ceren sanki biraz maxsimum ride(melek deneyi)-james pattinson kitabından ve jesica alba nın oynandığı kara melek dizisinden etkilenmişsin sanki...yanılıyor muyum?

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Anime Listesi 14 Eyl 2011 13:23
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

C-Raito
Mangaka
Mangaka



Yaş: 23
Kayıt: 11 Oca 2011
Mesajlar: 630
Favori Anime & Manga: Death Note,Naruto,Bleach,Blood+,Hellsing,Avatar the last airbender,Fullmetal Alchemist,Togainu no Chi,Hellgirl
Cinsiyet: Kız
Nerden: Republic Cityden
Teşekkür: 285

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
rukia yazmış:
felsefe ve komedi bir arada.hımm.enteresan olmuş
pudingli ramen Kahkaha Atıyor tadı nasıl okuyor acaba Soru Madde
güzel olmuş bence.devamını bekliyorum

bu arada ceren sanki biraz maxsimum ride(melek deneyi)-james pattinson kitabından ve jesica alba nın oynandığı kara melek dizisinden etkilenmişsin sanki...yanılıyor muyum?


onları hiç duymadım Kahkaha Atıyor

İmza için Viliaine teşekkürler.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger 14 Eyl 2011 13:30
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Rukia

Atabetü'l-Hakayık
Yasaklı Üye



Yaş: 26
Kayıt: 28 Oca 2011
Mesajlar: 1,159
Cinsiyet: Erkek
Teşekkür: 701

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
..

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 14 Eyl 2011 13:31, Değiştirme: 21 Mar 2012 19:44 (Toplamda 1 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

Moody
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 02 Ağu 2011
Mesajlar: 535
Tanıtımlar: 1
Teşekkür: 659

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
...........

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Anime Listesi 16 Eyl 2011 3:19, Değiştirme: 09 Hzr 2012 14:38 (Toplamda 1 kere)
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

Get A Life
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)

Avatar

Kayıt: 01 Ağu 2010
Mesajlar: 455
Teşekkür: 141

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri Alıntıyla Cevap Gönder
Raito-chan, konu cok guzel olmus. Cok begendim. <3

Keske bi duzenleme yapsaydin cunku bu bolumun cogu hikayenin konusu olmus, bolum olmak yerine. Spoiler icine al bence bolumleri, karakterler diye bir alan da ac, oraya da karakterleri anlat. Tek onerim bu.

Baska diyecek bir seyim yok merakla bekliyorum. Cok iyi olacagina inaniyorum ^:^

2 yazim hatasi:
Spoiler:
sen hala o olayları düşünüyorsun?
Ama bundan önceki evimizden iyiydi.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Eyl 2011 10:20
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): C-Raito

Moody
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 02 Ağu 2011
Mesajlar: 535
Tanıtımlar: 1
Teşekkür: 659

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri [2.Bölüm] Alıntıyla Cevap Gönder
...........

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Anime Listesi 16 Eyl 2011 11:06, Değiştirme: 09 Hzr 2012 14:38 (Toplamda 1 kere)
Rukia
Mangaka
Mangaka



Yaş: 27
Kayıt: 15 Hzr 2011
Mesajlar: 2,947
Tanıtımlar: 2
Nerden: soul society
Teşekkür: 1886

Durumu: Çevrimdışı

Tsujigiri [4.Bölüm] Konu: Yanıt: Tsujigiri [2.Bölüm] Alıntıyla Cevap Gönder
ceren harika olmuş ya.sanırım polisiye ya da aksiyon romanları da okuyacağım artık.sevdim ben aksiyonu bu ff de.çok güzel gidiyorsun ceren.lütfen devam et,3. bölümü de en kısa zamanda yazarsın inş. Gülücük Dağıtıyor

tek bir imla hatası gözüme çarptı.başka varsa bile ben görmedim.aslında imla değil de anlam hatası olmuş bence burada.anlatım bozukluğu var yani:
''Atlarken heyecanla ne yapacağımı bilemedim ve yere kapaklanmak oldu''
ve'den sonra bir ''sonum'' kelimesi olmalıydı ya da ''yere kapaklandım'' demen lazımdı.ama önemli değil .yine de anlaşılıyor ne demek istediğin sonuçta

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Anime Listesi 16 Eyl 2011 11:33
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa) [ 27 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız