Kaze Tachinu-The Wind Rises (Son Miyazaki Filmi)
Anime Manga Forum -> Anime -> Anime Filmleri
 
Yazar
Mesaj
kuinşi
Mangaka
Mangaka



Yaş: 37
Kayıt: 24 Ekm 2010
Mesajlar: 2,867
Favori Anime & Manga: Gintama
Teşekkür: 4880

Durumu: Çevrimdışı

kuinşi
Mangaka
Kaze Tachinu-The Wind Rises (Son Miyazaki Filmi) Konu: Kaze Tachinu-The Wind Rises (Son Miyazaki Filmi)
Alıntıyla Cevap Gönder
Spoiler:


Hayao Miyazaki'nin son filmi ve bence başarılı yönetmenin gökyüzü ve uçma sevgisinin tavan yaptığı güzel bir görsel şölen. Bu adam anime işine girmeseymiş pilot olacakmış zannımca.

Tanıtım:

2013 yapımı, 2 saat 6 dk süren, "tarihi, drama ve romantizm" şeklinde etiketlenmiş bir film.

Ayrıca gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenilmiş.

Jiro Horikoşi, uçma hayaliyle yanıp tutuşan bir çocuktur. İdolü ise İtalyan uçak mühendisi Giovanni Caproni'dir. Jiro'nun gözleri ileri denebilecek derecede bozuk olduğundan ve şişe dibi misali gözlük kullandığından, çocukcağız pilot olamayacağının farkındadır, bu yüzden en büyük hayali "güzel uçaklar" tasarlamaktır. Tokyo'da okuduğu liseye giderken yolda genç bir kızla tanışır ve bu tanışmanın hemen birkaç dakika sonrasında büyük bir deprem yaşarlar. Güvenli bir yere ulaşma arzusu ve genç kızın hizmetçisinin kırılan ayağı ile kısa da olsa ikili arasında bir yakınlaşma olur ancak birbirlerinin izini çabuk kaybederler. Zaten Jiro'nun da aşkla kaybedecek vakti yoktur: Fakir Japonya'nın Batılı devletleri yakalaması için bir atılım gerçekleştirmesi ve II. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde kendisine sağlam bir yer edinmesi gerekmektedir. Bunun için de Jiro gibi idealist mühendislere büyük ihtiyaç vardır.

Bundan sonrası Jiro'nun gecesini gündüzüne katmak zorunda kaldığı yorucu çalışmalar, fiyaskoyla sonuçlanan denemeler, yaklaşan savaşın gerginliği, ajanlar, verem ve pırıl pırıl bir aşkın hikayesi.

Kaze Taçinu'nun İngilizce dublajında Jiro'yu ünlü aktör Joseph Gordon-Levitt seslendirdiği için bu anime ayriyetten bir önem kazanmış fandom çevrelerinde. Tabii biz anime-severler için Miyazaki ismini görmek yeterli.

Animenin en güzel yanlarından birisi gökyüzü ve doğa manzaralarının nefes kesiciliği. Tıpkı bir Miyazaki filminden beklenilebileceği gibi.

Ekşi'de film hakkında olumsuz demeyelim de hayal kırıklığı dile getiren yorumlara rastladım. Hikayenin akmadığı, romantizm üzerine (malzeme epeyce uygun olduğu halde) fazla durulmadığı ve filme pek çok şey sığdıracağız diye filmin karmaşıklaştırıldığı söylenmiş. Yer yer bu yorumlara ben de katılıyorum. En sevdiğim Miyazaki filmi olan Howl'un Yürüyen Şatosu ile karşılaştıramam mesela bu filmi. Aynı akıcılık yok. Ama yer yer duygusallık iyi zirve yapıyor. Ama bu da filmin ikinci yarısında oluyor. Sizin anlayacağınız 2 saat 6dk'lık bir film için romantizmin dozu fazla ayarlanamamış bence de.

Bu arada bu animede geçen isimler gerçekten yaşamış isimler. Bunu da bir dipnot olarak düşeyim. Araştırabilirsiniz.

Benim için 10 üzerinden 7,5-8'lik bir filmdi. İzlemenizi öneririm. Ustaya "sayanora" demek lazım.

John Hamiş Watson: Japonlar şimdi de birbirlerine epey saygılı insanlar ama 30'lu yıllarda bildiğiniz saygıdan öleceklermiş. Demek ki birbirleriyle selamlaşmaktan iki büklüm kalıyorlar yaşlılıklarında. Belleri dayanmıyorsa demek.

John Hamiş Watson II: Başlığın açıklamasındaki dize Fransız şair Paul Valery'ye ait. Sabri Esat Siyavuşgil'in (Yedi Meşalecilerden hani... LYS'ciler siziiii) çevirisi ile. Dizelerin filmde özel bir yeri var. Ben de ilgili şiirden (Deniz Mezarlığı) bu film sayesinde haberdar oldum, utanıyorum.

Değildim men sana mail, sen ettin aklımı zail/Mene tan eyleyen gafil, seni görgeç utanmaz mı?

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder  
31 Tem 2014 16:23
Bu mesaja teşekkür edenler (3 kişi): CloudT, SanJi, prenses serenity

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [ 1 mesaj ]  

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız