Aşk Karşılık Beklemez...
Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 
Yazar Mesaj
butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Bu hikayeyi daha önce yazmaya çalışmıştım ama yarım kalmıştı. Şimdi onu daha baştan alarak daha düzenli yazmaya çalıştım. Yazdığım yerleri de tekrar etmeden değiştirerek yazmaya çalışacağım. İnşallah beğenirsiniz iyi okumalar Gülücük Dağıtıyor


1. Kesinlikle Aşık Olmayacağım
Aptalca bir ilişki ve klasik bir ihanetten sonra bu noktada olabildiğime inanamıyordum. Ama o kadar da kötü olamazdı herhalde. Sadece iki şirketi birleştirmek için babamın seçtiği bir kızla evleniyordum. Kara alındıktan sonra 2 ay içinde düğün hazırlıkları tamamlanmıştı ve evleneceğim kızı sadece birkaç defa görmüştüm. Güzel bir kızdı.
"İlker!"
Babamın sesini duyunca hemen dayandığım masada doğrulup ona baktım.
"Tören başladı. Gelini getir."
"Hemen gidiyorum."
Derin bir nefes alıp gelinin odasına doğru hızlı adımlarla ilerledim. Bir an önce bu işin bitmesini ve bu kalabalıktan kurtulmak istedim. Kapının önünde durup iki kez kapıya vurdum. İçeriden zarif bir ses "Girin" diye seslendi. Kapıyı açınca iki küçük kızın arkası dönük gelinin etrafında döndüğünü gördüm. Beni fark edince durup kıkırdamaya başladılar. Kapının arkasından gelinin genç ve güzel annesi çıkıp bana gülümsedi.
"Herşey hazır mı? Saren, kızım damat geldi."
"Ah! Evet, üzgünüm. Dalmışım."
Zarif sesin sahibi yavaşça dönerek odada ki herkese gülümsedi. Sonra hızla gelinliğini düzelterek koluma girmek için yanıma geldi. Sarenle pek fazla konuşmamıştık. Genelde ben hep meşgul oluyordum. Konuştuğumuz zamanlarda ise ona hem bu kadar yakından hem de bu kadar dikkatli bakmamıştım. Siyah dalgalı saçları arkada birkaç toka ve duvakla hapsedilmişti. Aradan kaçan bukleleri o yürüdükçe zıplıyorlardı. Düğün salonuna doğru ilerlerken koridor loş olmasına rağmen onun yüzü parlıyordu. Ne yapacağını bilmiyormuş gibi sabırsız bir ifade vardı yüzünde. Dolgun dudaklarını büzüp incecik yaptı ve bana baktı. Sanki ne yapacağını sorar gibiydi.
Birden biri beni dürtünce hemen arkama döndüm. Gelinin annesi arkamda durmuş bana gülümsüyordu. "İlker. Nasıl, gelin güzel olmuş mu?"
Sorusu beni şaşırtmıştı. Tam ağzımı açmış cevap veriyordum ki "Annee!" diye itiraz dolu bir ses beni susturdu. Hemen Saren'e dönünce kaşlarını çatarak annesine baktığını gördüm.
"Yapma şunu."
"Pekala. Neyse. Zaten ben cevabı biliyorum." Kıkırdayarak Saren'e bakıyordu. Onu sinir etmek istediği belliydi.
"Anne, rica ederim sen önden git . Yoksa salona benden önce sesim gidecek."
"Tamam, meleğim. Sen nasıl istersen."
Saren, memnun bir gülümsemeyle annesine baktıktan sonra tekrar yüzünde o karasız ifadeyle bana baktı.
Annem, değerli taşları incelerken bende birkaç tanesini görmüştüm. Sitrin taşı, Saren'in göz rengiyle birebir uyuşuyordu. Bal renginden de açık renk gözlerini çevreleyen uzun siyah kirpikleri rimelle kıvrılmıştı. İkimizde aynı anda bakışlarımızı salonun kapısında sabitledik. Tamam, Saren güzeldi. Hem de çok güzeldi. Ama ben en çok güzel kadınlardan korkarım.
İçeri girip herkesin gözü önünde bir söz vermeden önce kendime bir söz verdim. Bu kıza kesinlikle aşık olmayacağım. Hem zaten ona baktığımda hiçbir şey de hissetmiyordum.
Kapılar açıldı ve yuvarlak masaların etrafına dizilmiş bizi meraklı gözlerle inceleyen konukların arasından ilerleyerek ortada dans edilmek için bırakılan yuvarlak, büyük boşlukta durduk. Fransızca slov bir müzik çalmaya başlayınca herkes bizi alkışlamaya başladı. Bu ilk dans zamanı demekti ve bu müzik annemle babamın ilk dans müziğiydi.
Saren çoktan kolumdan çıkmış etrafına toplanan arkadaşlarına samimi gülücükler ve öpücükler dağıtıyordu. Kızların yanına gidip elimi Saren'e uzattım.
"Kızlar izninizle Saren'i sizden çalıyorum."
Kızlar gülerek Saren'in elini tutup avcuma koydular. "Çalmak ne demek, o artık senin eşin. Götür onu lütfen."
Saren onlara kaşlarını çatarak bakarken ben kızlara gülümseyip "Teşekkür ederim." dedim ve Saren'in elinden çekiştirerek onu pistin ortasına götürdüm. Ben durunca önce bana boş boş baktı sonra müziği yeni duyuyormuş gibi durup elini omzuma koydu. Bende elimi onun beline yerleştirince dans etmeye başladık. Hiç anlamıyorum iki insan dans ederken nasıl birbirlerine aşık olurlar ki. Sadece bir dans.
Tekrar Saren'e bakınca o da sanki ona baktığımı fark etmiş gibi bana baktı. Ona gülümseyince bakışlarını tekrar sağına çevirdi. Fısıldıyordu. Söylediklerinin müziğin sesiyle kaybolacağını düşünüyordu ama onu rahatça duyabilecek kadar ona yakındım.
"Kendini beğenmiş. Kesinlikle sana aşık olmayacağım."
Söyledikleri üzerine ben gülünce şaşkınlıkla bana baktı.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2011 14:31
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Desdemona

Katsu
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 26 Şub 2011
Mesajlar: 1,443
Tanıtımlar: 5
Favori Anime & Manga: Fate Zero Rainbow Angel Beats!
Cinsiyet: Erkek
Teşekkür: 841

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
of...acayip olacağa benziyor.o kadar güzel bi üslubun var ki zaten okumamak imkansız...zaten aşk hikayelerine karşı zaafım var.takip edicem anlaşılan,iütfen devam et.bide lütfen tüm bölümleri anasayfada topla istifleme işini çok severim Kayan Gözler

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 16 Arl 2011 15:24
butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
teşekkür ederim Üzgün ya da Ağlıyor beğendiğine çok sevindim istek çok olursa devamını yazarım hazırda yazdığım bir kaç bölümü daha var Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2011 17:15
sailor usagi
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 131
Favori Anime & Manga: Sailor Moon, Naruto,İtazura na Kiss, Fairy Tail Beast Master,Dengeki Daisy.
Teşekkür: 9

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Cok süper olmus yazis tipine bayildim yani kitap gibi yaziyorsun devam devam ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 16 Arl 2011 20:26
butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
beğendiğin için teşekkür ederim elimden geleni yapıyorum.

sizin için 2. bölümüde ekliyorum umarım beğenirsiniz. Ve lütfen yorum yazarsanız sevinirim sizin görüşleriniz benim için önemli Gülücük Dağıtıyor


2. Sakın! Düşünme Bile
İlker gülünce şaşkınlıkla ona baktım. Söylediklerimi duymuş olabilir miydi? Elbette ki duymuştu yoksa neden gülsün ki.
Gür, alnına dökülen siyah saçlarını onu her gördüğümde yaptığı gibi geriye taramıştı. Uzun kirpiklerinin çevrelediği gökyüzü mavisi gözleri çok güzeldi. Bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi düzgün bir burnu ve Roma heykelleri gibi tanrısal bir yüz ifadesine sahipti. Yok, aslında bu biraz abartı oldu. Sadece tanrılara özgü bir kendini beğenmişlik vardı yüzünde. Eminim hiçbir kızın onu reddedemeyeceğini düşünüyordur.
Sonunda müzik bitmişti. Dans eden çiftler pistten ayrılırken bizde yavaş yavaş kendi masamıza doğru ilerledik.
Parti, düğün gibi yerlerden ve kalabalık insanlardan hiç hoşlanmazdım. Masaya oturup o kalabalık insan gruplarını görünce daralmaya başladım. Bir an önce buradan çıkıp gitmek istiyordum. Bir tek arkadaşlarımın ve ailemin yanıma geldiği zamanlarda rahatlıyordum.
Nikahı kıyacak memuru görünce elim ayağım birbirine dolanmaya başlamıştı. Başımı çevirip İlker’e baktığımda onun da pek rahat olmadığını görmüştüm.
Tek hatırladığım o önemli soru bana yöneltildiğinde stresten ve buradan kurtulmak için duyduğum istekle “Evet!” diye bağırmış olmamdı. Başta İlker olmak üzere herkesi şaşırtmıştım. Sonra devamı ise çok hızlı gelmişti. Her şey çabucak başlamış ve de bitmişti. Pasta kesilmiş, danslar edilmiş, hediyeler verilmişti.
Şimdi ise İlker, ben ve ailelerimiz konukları uğurluyorduk. Aynı zamanda da İlker’in arkadaşlarıyla tanışıp onların iltifatları karşısında utanıyordum. Bütün konuklar gittikten sonra nasıl olduğunu bile anlamadan eşim olan İlker’e baktım.
“Şimdi ne yapacağız?”
“Otelin balayı süitine gideceğiz.”
“Hımm… Ne?”
“Babam itiraz kabul etmez. Gerek olmadığını söyledim ama beni dinlemedi.”
Şaşkın şaşkın önce İlker’e sonra babasına baktım. Bunu yapan kendi babam olsaydı itiraz ederdim. Babamda bunu düzeltirdi. Ama yeni kocam olmuş ve şu zamana kadar pek az konuştuğum birine veya aynı şekilde çok az konuştuğum babasına itiraz edemezdim. Başka konuk var mı diye boş salona baktığımda derin bir iç çektim. Salon boştu artık hiç konuk kalmamıştı. Annem elimi tutunca hemen ona sarıldım. Gözlerimde yaşlar birikiyordu ama ağlamak istemiyordum. Hem neden ağlayacaktım ki. O kadar uzun süre annemle birbirimize sarılmıştık ki babamın sabırsızca ayağını yere vurmasını duyabiliyordum. Hemen annemi öpüp babama sarıldım. Bana sıkıca sarılıp “Ağlama bir tanem. Ağlanacak bir şey yok. Dünyanın öbür ucuna gitmiyorsun sonuçta değil mi?” diye fısıldadı.
Sırf bu sözler bile beni ağlatmaya yeterdi ama kendimi tuttum. Elbette yalnız kaldığım bir an olurdu. O zaman ağlardım. “Seni seviyorum” diye fısıldadım kulağına. Babamı öpüp ondan ayrılınca İlker’in annesi samimi bir şekilde bana sarılıp beni öpünce şaşırdım.
“Tebrik ederim Saren. Size mutluluklar dilerim.”
“Teşekkür ederim.”
“Senay yeter kızı rahat bırak.” İlker’den biraz daha uzun ve yakışıklı olan İlker’in babası bana bakıp gülümsüyordu. Uzun kollarını açıp bana sarılmak için yanıma geldi. Aynı samimiyetle o da bana sarılıp beni öptü.
“Tebrik ederim kızım.”
“Teşekkür ederim.
“Biz gidelim artık değil mi dünür? İsterseniz sizi biz bırakırız.”
“Gerek yok dünürüm. Ama biz sizi arabanıza kadar götürelim.”
“Olur tabii. Bize eşlik etmenizi çok isterim.”
İlker’in babası İlhan Bey elini kendinden biraz daha kısa olan babamın omzuna koyup konuşarak yürümeye başladılar.
“Mutluluklar tatlım.” Annem bana el sallayarak Senay Hanımla birlikte babamın arkasından ilerlemeye başladı.
“İyi, bizde gidelim o zaman.”
İlker kapıya doğru ilerleyince bende onu takip ettim. Kapının önünde duran bir görevli bizim önümüzden yürüyerek bizi balayı süitine götürdü. İçeri girer girmez hemen etrafı incelemeye başladım. Geniş odanın bir kenarında kocaman, iki kişilik yatak boylu boyunca uzanıyordu. Diğer tarafta bir koltuk, lcd televizyon ve küçük bir yemek masası vardı. Kapının sağında geniş bir banyo solunda ise gömme gardolap vardı. Önce odanın içinde herhangi bir yerde pijama var mı diye baktım. Sonra ise hemen gardolabı açıp inceledim. Gardolapta sonbahar soğuğuna uygun uzun kollu, ayak bileklerime inen, kalın bir gecelik ile kazak ve kottan oluşan günlük bir kıyafet vardı. Ben geceliği alırken İlker dolabın öteki kapağını açıp pijama takımını alıyordu. Ona gülümseyip banyoya girdim. Annemin yardımıyla zar zor giyebildiğim straplez, işlemeli gelinliği kendi başıma kolaylıkla çıkarıp gardolaptan aldığım askıya astım. Hızla çiçek işlemeli, beyaz geceliği üzerime giyerek üşümemi engellemeye çalıştım. Yüzümü yıkayarak yüzümdeki makyajı sildikten sonra saçımı açmaya çalıştım. Ama göremediğim için ya tokaları bulamıyor ya da çıkartamıyordum. Duvağı çıkartamadan banyodan çıkıp kazağını giyen İlker’in yanına gittim.
“Duvağı çıkartamadım yardım eder misin?”
“Tamam. Arkanı dön.”
Söylediğini yapıp ona arkamı döndüm. Birkaç dakika sonra ustalıkla bütün tel tokaları ve duvağı çıkarmıştı. Bir avuç tel tokayı ve duvağımı ondan alarak duvağı dolaptaki gelinliğimin yanına ve tel tokaları komodinin üstüne koydum.
İlker’in yatağın yanında durmuş yatak örtüsünü kaldırdığını görünce aniden “Sakın! Düşünme bile.” dedim.
İlker şaşkınlıkla durarak “Neyi?” diye sordu.
“Bu yatakta yatmayı. Ya başka bir odaya git ya da koltukta yat.”
“Aklımdan bile geçmedi. Görevliye bana başka bir oda ayarlamasını söyledim ama bayrama az kaldı diye bütün odalar ya dolu ya da rezervasyonu yapılmış. Bende koltuğa yatmaya gidiyordum.”
Yataktan yastığı, dolaptan da yedek örtüleri alıp koltuğun üstüne koydu. O orada kendine yatak hazırlarken bende onu izliyordum. İşi bitince hemen yanına gittim.
“Bence daha her şeyin başındayken konuşmamız daha iyi olur.”
“Tamam. Gel otur.” Koltukta hemen yanını göstererek oturmamı işaret etti. Yanına oturup ellerimi dizlerimin üstüne koyarak ona baktım. O benden biraz daha rahat oturuyordu ve merakla bana bakıyordu.
“Pekala. Ne konuşacağız?”
“Elbette ki sınırları ve kuralları koyacağız. Aynı evde kalmak zorundayız madem ben kendime ait bir oda istiyorum. Aynı odayı paylaşamayız. Evliliğimiz kağıt üstünden ileriye, ilişkimiz arkadaşlıktan öteye gitmeyecek. İstediğim kişiyle arkadaşlık eder, istediğim yere giderim. İstediğim zaman annemlere gider orada kalırım. Tamam mı?”
“Tamam. Başka bir şey?”
“Yok. Teşekkür ederim. Senin diyeceğin bir şey yok mu?”
“Hayır, yok.”
“İyi geceler.”
“İyi geceler.”
Onun uyumasına izin vermek için hızla koltuktan kalkıp yatağa oturdum. Yumuşacık yatağa kendimi bıraktığım zaman ne kadar yorulmuş olduğumu anladım. Başım yumuşak yastıkları bulur bulmaz uykuya geçtim.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 17 Arl 2011 18:25
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Desdemona

sailor usagi
Otaku (Level 3)
Otaku (Level 3)



Kayıt: 17 Ağu 2011
Mesajlar: 131
Favori Anime & Manga: Sailor Moon, Naruto,İtazura na Kiss, Fairy Tail Beast Master,Dengeki Daisy.
Teşekkür: 9

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Vay canina umarim yakinda birbirlerine asik olurlar ozmn cok daha güzel olur bu arada süper yaziyorsun ellerine saglik devamini bekliyorum ^^

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 17 Arl 2011 18:31
butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
güzel yazdığımı hatta süper yazdığımı düşündüğün için teşekkür ederim elimden gelini yapıyorum umarım güzel bir şey çıkıyordur ortaya Gülücük Dağıtıyor sizin için 3. bölümü ekliyorum umarım beğenirsiniz yorum atmayı unutmayın lütfen Çok Mutlu


3. Kalpsiz Birinin Kalbini Kıramazsın
Alışkanlıktan alarmın çalmasını bile beklemeden saat 6’da uyanıp duş aldım. Saren ise çarşafı etrafına dolamış derin bir uykudaydı. Bugün öğlene kadar burada kalacağımız için dizüstü bilgisayarımı ve bazı dosyaları da getirtmiştim. Odaya büyük bir fincan kahve söyledikten hemen sonra kahvem gelmişti. Akşam uyuduğum koltuğa yayılarak dosyaları incelemeye başladım. Bilgisayarı açıp dosyalardaki hataları düzeltmesi için sekreterime e-posta attıktan sonra okunmamış postalarımı inceledim. Çoğu düğünüme gelemeyen arkadaşlarımın tebrik mesajlarıydı, birinde ise dün düzeltilmesini istediğim dosyalar vardı. Dosyaları çıkartmak için bilgisayarı alarak lobiye indim.
Dosyalar yazıcıdan çıkarken babama dosyaları onayladığıma dair e-posta attım. Birkaç dakika sonra babamdan cevap gelmişti.
“Eşini yalnız bırakma. Unutma bugün senin tatilin. Akşam yemeğine gelmeyi unutmayın. Dünürlerde orada olacak.”
Buna bir cevap yazılmazdı. Zaten babam çoktan kestirip atmıştı ve cevapta beklemiyordu. 10 sayfalık dokümanı, yazıcıdan çıkartan görevlinin elinden alarak incelemeye başladım. Bütün maddeleri tek tek okuduktan sonra hatasız olan dokümanları imzaladım. Görevliden dosya isteyerek dokümanları dosyaya koydum ve bilgisayarımı da alarak tekrar odaya çıktım. Ben odanın kapısını açarken birinin koşarak banyoya girdiğini duydum. İçeriye baktığımda yatağın boş olduğunu gördüm. Saren uyanmıştı. Koltuğa yaklaştığımda dolu olan kahve fincanımın boşalmış olduğunu gördüm. Banyodan “Yaa!” diye bir bağırış gelince korkup hemen banyonun kapısına baktım. Hızla ilerleyip banyonun kapısını tıklattım.
“İyi misin? Ne oldu?”
“İyiyim. Kıyafetlerimi unuttum verebilir misin?”
Hemen dolabı açıp kazakla kot pantolonu aldım. “Al.” Kilidi açıp yavaşça kapıyı araladı. Ufak aralıktan çıplak kolunu uzatıp elimdeki giysileri aldı. Biraz durduktan sonra kafasını uzatarak “Şu poşeti de verebilir misin?” dedi ve parmağıyla dolabın kenarındaki poşeti gösterdi. Hemen gösterdiği poşeti alıp ona uzattım. Poşeti alır almaz kapıyı kapatıp tekrar kilitledi.
Koltuğa oturup kahvaltıya gitmek için Saren’i bekledim. Birkaç dakika sonra banyonun kapısı açıldı ve Saren başında havluyla banyodan çıkıp yanıma oturdu. Ellerini göğsünde kavuşturup karşı duvara bakarak “İçeri girmeden önce kapıyı çalmak aklına gelmedi mi?” dedi.
“Ben seni uyuyorsun zannediyordum onun için. Hem üstünde bornoz yok muydu, neden telaş yaptın?”
“Bornozu bulamadım. Bu yüzden havluya sarındım.”
“Giyinmek yerine oturup kahve mi içtin?”
“Senin geri gelmeyeceğini zannediyordum. Hem kahvede soğumuştu zaten.”
“Neden geri gelmeyeyim? Daha kahvaltı yapacağız.”
“Ben seni kahvaltı yapıp işe gittin sandım.”
“Hayır. Babam bugün bana izin verdi. Ben bugünü birlikte geçiririz diye düşünmüştüm ama istersen kahvaltıdan sonra seni annenlere bırakırım, yemeğe onlarla gelirsin.”
“Ne yemeği?”
“Babam hepimizi akşam yemeğine davet etti.”
“Tamam. Hemen kahvaltı yapalım o zaman.”
Onu bu kadar heyecanlandıran akşam yemeği miydi yoksa ailesiyle görüşecek olması mıydı anlayamamıştım.
Saren hızlıca saçlarını kurutup benden önce odadan çıktı. Saren’in heyecanına yetişmek için bende adımlarımı hızlandırdım. Hızla yemek salonuna geçerek söylediğimiz kahvaltıları yemeğe başladık. Sanki herkes Saren’e ayak uyduruyormuş gibi hızlı hareket ediyordu. Onu biraz olsun yavaşlatmak ve sessizliği bastırmak için sohbet etmeye çalıştım.
“Saren, sen ne okuyorsun?”
“İç mimarlık.”
ne okuyorsun?”
“İç mimarlık.”
“Kaçıncı sınıf?”
“İki.” dedi peyniri hızla ağzına atarken. Kısa cevaplar verip hızlı hızlı yemeğini yiyiyordu. Ya bir an önce benden kurtulmak istiyordu ya da gerçekten çok açtı.
“Çok aç olmalısın.”
“Hem de nasıl. Dün doğru düzgün bir şey yememe izin vermediler. Koşuşturmalarda beni unuttular. Sende aç değilsin herhalde yemeğe başlamamışsın bile.”
Aslında açtım. Ama şimdi pek fazla aç hissetmiyordum. Onun lokmaları ağzına tıkışını ve boğulacağı zamanlar bunu belli etmeden engelleyişi karşısında kendimi gülmemek için zor tutuyordum ve açlığım aklıma bile gelmiyordu. Birden açlığından kaynaklanan lokmaları ağzına hızlı atışı yavaşlamış ve kibarlaşmıştı. Onun bakışlarını izleyerek çaprazımızdaki masada oturan iki bayanın ona bakarak fısıldaştıklarını gördüm.
Sonra bir kahkaha sesi duydum. Bu kalın sesli kahkahanın benden geldiğini anlayınca çok şaşırmıştım. Uzun zamandır kahkaha attığımı hatırlamıyordum. Belki gülümsemiş veya gülmüştüm ama kahkaha hayır. Saren bana şaşkın ve kızgın bir şekilde bakınca kahkahamı zapt etmek daha da zorlaştı ama kendimi sakinleştirdim.
“Neden gülüyorsun? Hayır, anlamıyorum açım, aç olduğum halde sırf bana tuhaf tuhaf bakmasınlar diye yavaş yemek zorundayım. Yüzündeki o ifadeyi sil ve bir daha da güleyim deme.”
Yüzümde nasıl bir ifade vardı bilmiyordum ama silebilmek için bakışlarımı başka yere çevirdim. Büyük, tavadan sarkan avizelere, duvardaki tablolara ve yemek yiyen insanlara baktım. Rahatlayınca tekrar ona döndüm. Beni ve davranışlarımı tartıyormuş gibi bakan kısık gözleri bir dakika sonra tabağıma kaydı ve “Hadi ye de gidelim şuradan.” dedi.
“Rahatsız olduysan gidelim. Bende pek beğenmedim. Evde bir şeyler yerim ben.”
Zaten ne kadar yersem yiyeyim eve gittiğimde yardımcım Deniz abla bana bir şeyler yedirmeye çalışacaktı ve burada boşu boşuna midemi doldurmamalıydım. Hem kadınların bana olan bakışlarından da rahatsız olmuştum.
“Tamam.” deyip ayağa kalktı. “Eve gidelim o zaman.”
Kendi evini kastettiğini düşünerek o yemek salonundan çıkarken onu takip ettim. Ben lobiye doğru ilerlerken o asansörün önünde durunca bende gerileyerek onun yanında durdum.
“Nereye gidiyorsun?”
“Odaya. Eşyalarımı alacağım.”
“Hangi eşyanı?”
Gözlerini devirerek bana baktı. “Gelinliğimi.”
“Ah, doğru. Sen merak etme birini gönderir aldırırım. Benimde eşyalarım var.”
“Tamam. Ama söyle dikkatli olsunlar. Hayatım boyunca sadece bir defa yaşayabileceğim evliliğim zaten gerçek değildi. Bari gelinlik giyebildiğime sevineyim.”
Meydan okurcasına çenesini yukarı kaldırmış bana bakıyordu. Haksız bir suçlamada bulunuyordu. Olanları benim kadar onun da bilmesine rağmen böyle bir şey söylemesi beni sinirlendirmişti.
“Seni buna ben zorlamışım gibi konuşma…” Asansör bulunduğumuz katta durunca sözlerimi yarım bıraktım. Bu sinirle başkalarının önünde bağırmak istemiyordum. Asansör tamamen boşalınca onu kolundan tutarak asansörün içine çektim. En üst kata ve onun bir altındaki kata basarak kapıların kapanmasını bekledim. Saren, şaşkın şaşkın bana bakıp ne yaptığımı anlamaya çalışırken ben asansör biraz yukarı çıktıktan sonra “stop” düğmesine basmıştım. Asansör aniden durunca Saren sinirle sesini yükselterek “Ne yaptığını sanıyorsun sen? Gerçek yüzünü biraz erken göstermeye başladın.” dedi.
“Sen kim olduğunu sanıyorsun şımarık velet. Seni bunun için ben zorlamadım. Kendi aklın ve iradenle reddedebilirdin. Ama eğer sende bunlardan yoksa beni suçlayamazsın. Ben seninle evlenmeyi kabul ettim diye seninde kabul etmen gerekmiyordu. ‘Acaba reddedersem kalbi kırılır mı?’ diye düşünmeye zahmet etmeseydin. Kalpsiz birinin kalbini kıramazsın. Sana karşı olan iyi niyetimi ve sabrımı zorlama. Akşamdan beri laf dokundurup duruyorsun. Eğer istersen seninle hemen şimdi ayrılabiliriz. Seni zorla tutacak değilim.”
Dolmuş gözlerini saklamak için başını asansörün kapısına çevirip bakışlarını bir noktada sabitlemiş kollarını göğsünde birleştirmişti.
“Kalpsiz olduğunuz doğru. Kusura bakmayın sizin kim olduğunuzu unutmuşum. Söylediğim şeyler için özür dilerim. Bir daha tekrarlamam. Asansörü çalıştırırsanız sevinirim. Bir an önce buradan kurtulmak istiyorum.”
Bakışlarını tekrar bana çevirdi. Gözleri artık yaşlı değildi. Görünüşe göre gözlerindeki ateş onları buharlaştırmıştı. Dudakları alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı ve meydan okuyan bal rengi gözlerinde öfkeden alev pırıltılarına benzeyen turuncu çizgiler belirdi.
“Ama beni yanlış anlamayın İlker Bey kurtulmak istediğim siz değilsiniz. Yani henüz değil…”
Ben zemin kata basarak asansörü çalıştırınca yarım bıraktığı bariz olan sözlerine devam etti.
“… Kendini beğenmişliğinizi size ödettikten sonra özgürsünüz.”
Asansör zemin kata gelmiş kapılarını açmıştı. Saren hızlı adımlarla asansörden inmiş bir grup insan benim asansörden inmeme izin vermeden asansöre dolmuştu ki hızlı davranıp asansör yukarı çıkmadan onlardan kurtuldum. Her şeyin parası önceden ödenmiş olduğundan hiç duraksamadan otelin kapısından çıkan Saren’in peşinden gittim. Söylediklerimi geri almayı planlamıyordum ama yine de onu bu kadar etkileyebileceğimi düşünmemiştim. O hızlı adımlarla kapının önünde bekleyen taksiye binip giderken tek yaptığım onun arkasından bakmaktı.


En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 27 Arl 2011 19:08
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Desdemona

Desdemona
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 20 Tem 2011
Mesajlar: 1,306
Tanıtımlar: 13
Favori Anime & Manga: FMA & 20th Century Boys, Nijigahara Holograph, Watashitachi no Shiawase na Jikan.
Cinsiyet: Kız
Nerden: SAMCRO
Teşekkür: 2305

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Hikayenin cikis noktasi biraz klasik de olsa, devaminin oyle olmayacagini tahmin ediyorum. Anlatis tarzini ve ozellikle diyaloglari begendim. Birkac imla hatasi goze carpsa da genel olarak sorun yaratmiyorlar. Eglenceli bir hikaye, hosuma gitti. Devamini bekleyecegim.

müzik, her daim.
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi 27 Arl 2011 20:12
Bu mesaja teşekkür edenler (1 kişi): Law

Law
Mangaka
Mangaka



Kayıt: 23 Ağu 2010
Mesajlar: 3,009
Tanıtımlar: 1
Favori Anime & Manga: one piece one piece
Cinsiyet: Erkek
Nerden: Heart Pirates
Teşekkür: 2339
Uyarı: 2

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Desdemona yazmış:
Hikayenin cikis noktasi biraz klasik de olsa, devaminin oyle olmayacagini tahmin ediyorum. Anlatis tarzini ve ozellikle diyaloglari begendim. Birkac imla hatasi goze carpsa da genel olarak sorun yaratmiyorlar. Eglenceli bir hikaye, hosuma gitti. Devamini bekleyecegim.

+1 çok haklı dinle onu Göz Kırpıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger Anime Listesi 27 Arl 2011 20:20
butterflyauthor
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Yaş: 25
Kayıt: 15 Oca 2011
Mesajlar: 32
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 22

Durumu: Çevrimdışı

Aşk Karşılık Beklemez... Konu: Yanıt: Aşk Karşılık Beklemez... Alıntıyla Cevap Gönder
Aslında imla hatası yapmamak için dikkat ediyorum ama bazen gözümden kaçabiliyor buna dikkat edip beni uyardığın için teşekkür ederim.

klasik başladığımı söylemişsin önceden bilip sonradan hayal kırıklığına uğramaman için söylüyorum devamıda klasik olabilir bana hiç belli olmaz çünkü Gülücük Dağıtıyor genelde ilk aklıma geleni yazıp sonra düzeltiyorum, toparlıyorum

bir de diyalog yazmayı pek beceremiyorum ve iyi diyaloglar yazabilmek için bayağı gayret ediyorum diyaloglarımı ve anlatış tarzımı beğendiğin için ayrıca teşekkür ederim Gülücük Dağıtıyor

devamını bazen geç koyabilirim çünkü koymak için çoğu zaman vakit bulamıyorum ama en kısa zamanda yeni bölümü koyacağım Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 02 Oca 2012 0:18
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3, Sonraki
1. sayfa (Toplam 3 sayfa) [ 29 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız