Karanlıkta Aydınlık Arayışı
Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 7, 8, 9, Sonraki

Anime Manga Forum -> Fan Fiction

 

Sizce nasıl olmuş
güzel
78%
 78%  [ 15 ]
iyi
10%
 10%  [ 2 ]
kötü
10%
 10%  [ 2 ]
Toplam Oylar : 19

Yazar Mesaj
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
Rolü Alanın İlk Kavgası bölüm1 Elinde eskimiş on yıl önceden kalma diyebileceğimiz, koyu mangal rengi pahalı ama gösterişsiz bir çanta vardı. Elbiselerinin durumu çantasının durumundan pek parlak görünmüyordu. İnce siyah bir bluzu vardı. Bir eli çantasında, diğer eli çantasının üstünde, dirseğini koyarak çenesine dayamıştı. Siyah bluzunun üstünde rengi solmuş siyah bir palto vardı. On dördünden büyük göstermeyen, açık tenli, siyah saçlı, alık mavi gözlü bir kızdı. Saçları hafif dağınıktı. Gözleri belli belirsiz bir merakla çevresine bakınıyordu. Saçını atkuyruğu şeklinde toplamıştı. Renksiz koyu dudaklarını ikide bir dişleriyle ikide bir kemiriyordu. Gözleri birini arar gibiydi. Hafifçe oturduğu yerden kalktı. Adeta bir kuş gibi sekiyor, sanki yürümüyordu. Kâkülleri yeni çıkan rüzgârın etkisiyle savruluyordu. Yürümeye devam etti. Mangal rengi çantasını açtı ve içinden buruşuk bir kâğıt çıkardı. Kâğıda biraz göz gezdirdikten sonra tekrar çevresine bakınmaya başladı. Buruşuk kâğıtta yalnızca üç kelime yazılıydı. Kargacık burgacık el yazısında yalnızca şunlar okunuyordu “Nerede olduğumu biliyorsun”. O da biliyor olmalıydı ki sakindi. Zaman zaman huzursuz gibi görünse de çabuk geçiyordu. Harap bir binanın önüne gitti ve durdu. Gri renkli yer yer is görüntüsüyle insanın içini kasvet kaplatan binanın giriş kapısına doğru yürüdü. Giriş kapısının paslı demirlerini elleriyle dokundu. Süt beyazı elleriyle kapıyı inceledi. Kapının kilitli olduğuna kanaat getirdikten sonra getirdikten sonra, alık mavi gözlerini kapıya dikti. Sonra bakışlarını yere indirdi. Yerdeki eski parkelere göz attı. Parkelerin birinde gördüğü ok işaretiyle başını hızla o yöne çevirdi. Laciverte dönüşen parlak gözleriyle parkeye baktı. Mangal renkli çantasından buruşuk kâğıdını çıkardı. El yazısında görülen hayal meyal görülen oku parkedeki okla karşılaştırdı. Tam ok işaretine benzemeyen ama andıran sembolü inceledi. Aynı şekil olduğunu anladıktan sonra bakışlarını yerden gökyüzüne dikti. Gözlerini kıstı ve koyu dudaklarından şu sözcükler döküldü.
- Seni buldum… Yakında… Dedi.
Koyu lacivert bakışlarıyla ahşap binaya baktı. Oraya bıraktığı çantasını almak için kalktığında soğuk nefesi ensesinde hissetti. Bir şey olmamış gibi çantasını alarak arkasına bakmadan yürümeye başladı. Ocak’ın sekizinde olmalarına karşın hava yalnızca soğuktu. Eskimiş siyah potinlerini yere sağlam basarak kararlı adımlarla yürüyordu. Siyah saçları daha fazla dağılmıştı. Ensesinde hissettiği soğuk nefesi unutmuyordu. Ahşap binadan epey bir uzaklaşmıştı. Hava çok soğumuştu. Amacına… Babasına ulaşmasına az kalmıştı.

Yeni bir gün, yeni bir gökyüzü ve yeni umutlar. Mangal çantalı, solgun çehreli, on dört yaşındaki kız elinden hiç düşürmediği buruşuk kâğıdıyla bir dükkânın önünde durdu. Hem kâğıda hem de dükkâna baktı. Dükkânın sağ penceresinin yanında küçük bir ok işareti vardı. Çocuksu düşlerinden sıyrılmaya zorlanmış billur gözleriyle oka baktı. Gözler kalbin aynasıdır derler. Evet, küçük kızın gözleri umutla parıldayıp söndü. Dükkânın yanında şişman minyatür bir aşçı elindeki levhayla, yılışık gülümsemesiyle “hoş geldiniz” diyordu. Küçük kız siyah potinleriyle merdivenlerden indi. Mangal rengi çantasına elinden hiç düşürmediği buruşuk kâğıdını koydu. Mavi gözleri dimdik dükkân diye nitelendirdiği kafenin camından baktı. İçeride mini bir bar vardı. Barda çok zayıf, yüzü kemikli, hafif esmer, sakalsız, ellisinde olan bir adam duruyordu. Bar hafif bir Fransız esintisi taşıyordu. Ama bu barın döşeniş şekli kendi ülkesinin stilleriydi. Barın içi yavruağzı rengindeydi. Piyano ve keman nameleri kafenin her bir yanında dalganıyordu. Barın yavruağzı duvarlarına insana huzur veren tablolar yerleştirilmişti. Masalar meşe kabarmalıydı ve siyah rengindeydi. Ama güneş ışığı vurduğunda loş maviye dönüşüyordu. Mini barın tam yanında küçük bir kadın heykeli vardı. Olağanüstü bir zıtlıkla büyük özen gösterilen ve pahalı eşyalarla donatılmış kafenin en değersiz ögesi gibiydi. Heykeldeki kadın mizahi bir gülüşle size bakıyordu. Gözlerinde hafif bir alaycılık vardı. Mini barda ise birbirinden pahalı içki vardı. Bar sahibi adam sıcak bir gülümseyişle:
- Hoş geldiniz hanımefendi. Ne arzu edersiniz? Diye sordu. Bar sahibinin bu soruyu söyleyiş biçimi yüksek bir kademeden geldiğinin bir göstergesiydi. Katıksız bir İstanbullu ağzıyla konuşuyordu. Küçük kız süt beyazı elleriyle deri kaplama menüyü eline aldı. Biraz göz gezdirdikten sonra:
- Bana bunlardan hangisini tavsiye edebilirsiniz? Dedi. Kafe sahibi şarkı söyler gibi saydı. Küçük kız bir tane Frappoucino istedi. Birkaç dakika sonra kıza istediğini getirdi. Kız içeceğinden bir yudum aldı ve dün karşılaştığı olayları düşünmeye başladı. Birkaç dakika sonra bar sahibi kızın yanına geldi:
- Benim kafemden bir şey alıp dokunmayan nerdeyse hiç yoktur. Sanırım siz ilk olacaksınız. Beğenmediyseniz başka bir tane getireyim. Dedi.
Küçük kız bir an anlamamış gibi adamın yüzüne baktı. Sonra mavi gözleri hayretle açıldı.
- Aaa… Hayır… Hayatımda görüp görebileceğim en güzel Frappoucino idi.
(uzun bi süre yazı yazmayabilirim yorumlarınızı bekliyorum)


Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 06 Oca 2008 16:25, Değiştirme: 28 Oca 2008 18:41 (Toplamda 3 kere)
AqUa-hime
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 20 May 2007
Mesajlar: 1,147
Tanıtımlar: 2
Cinsiyet: Kız
Nerden: Nerden olacak tabikide tahtımdan :D
Teşekkür: 5

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
drama kokusu alır gibiyim...Hımm.. Biraz fazla tekrar yaptığın kanaatındayım.Anlatımın güzel ama biraz fazla betimleme yapmışsın (genelde betimle az denilir ben çok diyorum işe bak Çok Mutlu ) güzel başlamışsın anlatımın çok hoş..Devamını bekliyorum ^^


By me ~
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et Anime Listesi 06 Oca 2008 16:38
Kıman
Otaku (Level 4)
Otaku (Level 4)



Yaş: 30
Kayıt: 30 Tem 2007
Mesajlar: 352
Favori Anime & Manga: One Piece, Naruto, Bleach, Code Geass, Shakugan no Shana
Cinsiyet: Erkek
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
eheh koptum. Kötü olma olasılığı yok mu yav Çok Mutlu Ankette "iyi" ve "güzel" var sadece Çok Mutlu

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 06 Oca 2008 16:40
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
Kötüyüde eklemiştim ama görünmemiş neyse tekrar koydum yoksa beğenmedin mi Kıman?? Üzgün ya da Ağlıyor


Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 06 Oca 2008 17:04
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
(yorumlarınız için teşekkürler) Benim kusuruma bakmayın. Ben yavaş içerim.
Adam hoş bir gülümsemeyle:
- Yaşınız bana pek büyük görünmedi. Ama siz gerçekten çok güzel konuşuyorsunuz. Acaba bu aciz kulunuza kim olduğunuzu söyler misiniz? Müşterilerimle her zaman arkadaş olmayı başarmışımdır.
Küçük kız billur gözleriyle adama baktı. Soluk dudakları can alıca bir gülümsemeyle adama döndü.
- İki şartım var. Bir; bana “siz” ile hitap etmeyeceksiniz. İki; ilk başta siz adınızı söyleyeceksiniz.
Adam düşünür gibi yaparak kıza baktı ve ona dönerek:
- Pekâlâ, istediğin gibi olsun. Yalnız her şey karşılıklıdır. Sende bana “siz” ile hitap etmeyeceksin.
Kız tamam der gibi başını salladı. Adam rahatlamış gibi göründü.
- Ben Bahri Akar. Güneş Işığı kafesinin otuz yıldır daimi çalışanı ve müdürüyüm. Elli bir yaşındayım. Kız hafif bir gülümsemeyle adamı dinledi.
- Bende İrem Beyza Olcay. Tanıştığıma memnun oldu. On dört yaşındayım. Güneş Işığı kafesinin daimi bir müşterisi olacağım, söz veriyorum dedi.
Adam hafif bir muziplikle
- Pekâlâ, İrem, daimi müşterin olacağım dedin. Bu Güneş Işığına bir kez daha geleceğin anlamına mı geliyor?
- Belki evet, belki hayır. Ama daimi bir müşterin olacağım. (deminler de yanlış yazmışım) Frapouppicino için teşekkürler. Çok güzeldi. İyi Günler Bahri amca. Dedi Masaya parayı bıraktı ve adama baktı.
- Sana da İyi Günler İrem Beyza… Dedi adam. Küçük kız hafif bir kuş sekişiyle yerinden kalktı. Siyah potinleriyle kafeden yavaş yavaş uzaklaştı. Adam kız gidince onun belli belirsiz görüntüsüne baktı. Yüzü kırışmış, gözleri dimdik kıza bakıyordu.
- Olcay… Bu yüz, mimikler… Bu kızı daha önce gördüm ama nerde? Diye sordu kendi kendine ama düşünceleri yeni bir müşterinin gelmesiyle dağıldı. Hoş gülümsemesiyle:
- Hoş geldiniz Canan Hanım ne arzu ederdiniz? Diye sordu.
İrem kafeden ayrıldığında düşünmeye başladı. Ahşap döküntü bir ev,Fransız stiliyle döşenmiş modern bir kafe,… İrem kısır bir döngünün içerisinde olduğunu hissedebiliyordu. Bir şey yapmalıydı ama ne? Babası niye ona bulunduğu yeri direkt olarak söylememiş ve dolandırmıştı? İrem’in lacivert gözleri siyaha yakın bir renk almıştı. Dağınık saçları ve kâkülleri tokasına isyan ediyordu. İrem yolda dalgınca yürümeye başladı. Babası gelmişti aklına…

İrem çok küçükken babası, İrem’i sırtına alırdı. İrem babasını atı, kendisini kovboy farz ederek, küçük işaret parmağıyla ileriyi gösterir ve babasına “daha hızlı daha hızlı” derdi. Babası ona siyaha çalan kahverengi gözleriyle gülümser, bir kanun kaçağı varmış edasıyla daha hızlı koşardı. İrem tamda babasının kızıydı. Babası polisti İrem’in. İrem gibi siyahlar içinde dolaşır, bebeksi yüzünü daha korkunç göstermek için sakalla gezerdi. Oysa kızının bu tür eklemelere ihtiyacı yoktu. Solgun teni, kızdığı zaman lacivertten siyaha dönüşen gözleri, soluk dudakları vardı. Normalde bu onu tatlı gösterse de kızdığı zaman kötü olabiliyordu.
Anılarla uzun zamandır boğuşmayan İrem, bu anısından da çabuk sıyrıldı. Siyah potin ayakkabılarıyla kuş gibi sekiyordu. Kestirme diye nitelendirdiği sokak araları onu kalabalıktan kurtarıyordu. Kalabalıktan ve insanlardan asla hoşlanmazdı İrem. Elleri üşüdüğü için paltosunun cebine koydu ellerini. Siyah saçlarını güneşe doğru savurdu. Saçlarına güneş vurdukça ışıldıyor, kızılımsı bir renk alıyordu. Küflü ve kan kokulu sokaklara daldı İrem. Sokak rezalet haldeydi. Çöp kutuları oraya buraya savrulmuştu. Sokakta ağır ve leş bir koku vardı. Başıboş hayvanlar sokakta devriye geziyorlar ve aynasızların sesi her yerde yankılanıyordu. İrem soğuk nefesin arttığını hissedebiliyordu. Hızla arkasını döndü. Sokağa lanetlermişçesine bakıyordu. Sonra tekrar önüne döndü ve yoluna devem etti. İrem Sokak arasını keşfetmeye çalışıyordu. Hafızası gerçekten çok iyiydi. Yavaşça yürüyordu ki ayağı bir şeye bastı. İrem ayağını yavaşça çekti. Eski bir madalyondu yerdeki. İrem süt beyazı ellerini uzatarak madalyonu aldı. Madalyonun kapağını açtı eski bir bale melodisi kulaklarına geldi. Gözleri buğulandı ve ileriye baktı



Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 10 Oca 2008 20:22
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
Hava soğumaya başlamıştı. İrem paltosuna daha fazla sarındı. Havanın daha fazla soğuyacağını tahmin eden İrem, bu tahmininde yanılmadığını kısa bir süre sonra anladı. Ama havanın bu kadar hızlı soğuması olağan değildi. İrem içgüdüsel olarak arkasını döndü. Arkasına dönmesiyle ve sert bir cisme çarpması bir oldu. Bez bir bebek gibi yere yuvarlandı. Düşerken bacağının üstüne düşmüştü ve kulağına hafif bir çıt sesi geldi. İrem sağa doğru savrulurken yanından kalas gibi bir herif geçmişti ve acımasızca İrem’i itmişti. İrem öfkeyle bacağını tuttu. Bacağı çok ağrıyordu ve kırılmış olma ihtimali çok yüksekti. Arkadan iki kişi daha gözüktü. Biri iri cüsseli diğeri ise daha küçüktü. İrem rüzgâr hızıyla kendisine dönüp bakmadan gitmelerini öfkeyle izledi. Ama biri bir an durakladı. Dönüp arkasına baktı. Sonra paltosunda fener çıkarıp İrem’in yüzüne doğru tuttu. İrem’in gözleri kamaşmıştı. Kolunu gözlerine karşı siper aldı. Sonra feneri İrem’in bacağına tuttu. Erkek olduğunu anladığı kişi öndekine seslendi.
- Baba! Biri yaralanmış. Sen git ben hemen geliyorum, dedi.
Adam önde:
- Çabuk ol o zaman, dedi.
Hızla öndeki –İrem’i deviren adam- adamın peşinden koşmaya başladı. Oğlan İrem’in yanına eğildi ve tekrar bacağına feneri tuttu. Birkaç kez İrem’in bacağına dokundu.
- Fena kırılmış. Bu halde bir yere gidemezsiniz, dedi.
Sonra paltosunu çıkarıp İrem’e uzattı. İrem paltoyu aldı ama ne yapacağını anlamadı.
- Bunu kendinize sarın, hava birazdan soğuyacak üşümek istemezsiniz değil mi? Dedi.
İrem’in cevabını beklemeden fırtına hızıyla koşmaya başladı. İrem siyah paltoyu aldı. Birazdan hava gerçekten soğumaya başlamıştı. Süt beyazı ellerini bacağına hafifçe dokundurdu. Dokunmasıyla beraber acıyla sıçramamak için kendini zor tuttu. Hafif hafif bacağına masaj yapmaya başladı. Ama masaj hiçbir işe yaramıyordu. Bacağı gittikçe daha fazla ağrıyordu. Yapacağı tek bir şey vardı İrem’in. Süt beyazı ellerinden birini alnına diğerini de bacağına koydu. Mavi gözlerini yavaşça kapadı. Ağzından mırıltılı anlamsız şeyler yükseldi. Siyah saçları yavaşça geceye doğru korkusuzca savruldu. Yüzü ay gibi parlıyordu. Gözlerinden bilinmeyenin o esrarengiz ve hoş gizemi çok güzel yansıyordu. Alnından morumsu bir ışık parladı. Vücut hatları mavi bir kalemle çizilmişçesine mavileşti ve belirginleşti. Bacağındaki şişlik yavaş yavaş inmeye başladı. Şişlik indiğinde morumsu ışık cılızlaşmaya başladı ve sönmeye yüz tuttu. Morumsu ışık söndüğünde İrem mavi gözlerini açtı. Gözleri biraz soluklaşmıştı. Havaya doğru korkusuzca savrulan saçları tutam tutam omuzlarına inmeye başladı. Ayağa kalktı ve oğlanın kendisine bıraktığı paltoyu koluna attı. Kuğu gibi süzülerek üç kişinin gidip de gelmediği yere doğru yürümeye başladı. Rüzgâr yakınlaştıkça artıyor ve dengede durmakta zorlanıyordu. Gözlerini kıstı ve ileriye doğru baktı. Adamlardan biri –İrem’i düşüren adam- kendini kasmış ve boğuluyormuş gibi duruyordu. Adamlardan kahverengi saçlısı ise gözlerini kısmıştı. Rüzgâr adamı etkili yora benzemiyordu ama suratını büzmüştü. İrem’e nedense bu adam tuhaf bir yönden tanıdık geliyordu. İrem ona bakmayı kesti. Kendisine paltoyu veren oğlana bakmaya başladı. Oğlanın hali yamandı. Bir gözünü kısmıştı. Kolunu gözüne siper alarak babasına yardım etmeye çalışıyordu. Üç erkek kıran kırana savaşıyorlardı.



Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 13 Oca 2008 12:29
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
Kimse beğenmedi yaa?!! Çok mu kötü yazıyorum Üzgün ya da Ağlıyor Üzgün ya da Ağlıyor


Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 22 Oca 2008 12:27
zeze
Otaku (Level 1)
Otaku (Level 1)



Kayıt: 19 Nis 2007
Mesajlar: 33
Nerden: G.A
Teşekkür: 11

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
mükemmel gidiyorsun sailor maron devamını bekliyorum

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et 25 Oca 2008 12:17
Hell's Butterfly
Mangaka
Mangaka



Yaş: 26
Kayıt: 18 Eyl 2007
Mesajlar: 705
Cinsiyet: Kız
Teşekkür: 63

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
gerçekten çok güzel sailor maron devamını sabırsızlıkla bekliyorum Gülücük Dağıtıyor

En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 25 Oca 2008 12:39
Kanlı Kontes
Mangaka
Mangaka



Yaş: 25
Kayıt: 10 Arl 2007
Mesajlar: 644
Nerden: Elizabeth Bathory-Sensei'min yanından *-*
Teşekkür: 1

Durumu: Çevrimdışı

Karanlıkta Aydınlık Arayışı Konu: Yanıt: Karanlıkta Aydınlık Arayışı Alıntıyla Cevap Gönder
Ay teşekkürler bi an beğenilmediğini zannetmiştim Üzgün ya da Ağlıyor Devamı geliyor arkadaşlar
İrem sert rüzgâra saçlarını savurdu. İçinden binlerce küfür saydı. Oğlanın ela gözlerindeki karalılık ona babasını anımsatmıştı. İrem, babasının bir suçluyla karşılaştığı zaman ne kadar haşin olduğunu biliyordu. İrem bir keresinde babasının yanında ağlamıştı. Onların da insan olduğunu söylemişti. Babası göz ucuyla kızına bakmış ve sonra eğilmişti. Küçük kızın omuzlarına ellerini koymuş ve onun parlak gözlerine bakmıştı.
- Evet, İrem onlar görünüşte bize benziyor… Ama karakter olarak asla. Bunu aklından çıkarma. Demişti. İrem o günden sonra için için onlara acımıştı. Ama asla onlara yardım etmemişti. Gözlerini kıstı ve anılardan sıyrıldı. Soğuk nefesin ona fısıldayan sesini hissedebiliyordu. “Korkak… Sen ancak kuyruğunu kıstırıp kaçmayı biliyorsun. Onlar merhameti hak etmiyor” Diyordu ses. İrem kulaklarını kapamayı istedi gözlerinde yaşlar birikmişti. Ama sesin etkisinde gittikçe daha fazla kaldı. Kurtuluş yoktu. Ses ona “Katlet!” Diyordu. İrem’in mavi gözleri gölgelenmişti. Kaşları çatıktı ve anlamsızca ileri bakıyordu. İrem sonunda dayanamadı ve kendisini düşüren kalas boyutlu herife baktı. Mavi gözleri bir an gümüşi bir ışık saldı. Saçları havalandı ve geceye garip bir ışık dalgalandı. Gözlerinden saçılan gümüşi ışık geçti ama gözleri gümüşi bir renk aldı. Avuçlarını sıktı. Gözlerinde hayalet siluetli bir atın başı çıktı. Boynuzu ay gibi parlıyordu. Sonra atın gövdesi çıktı ve oğlanla babasının çıkardığı gece yeleli asil aslanla birleşti. Devasa bir ışık gelip geçti. İrem gözlerini kıstı devasa ışık yüzünden. Işık geçtiğinde boynuzlu, aslan yeleli, yarı at, yarı aslan gövdeli bir yaratık oluştu ve doğruca kalas gövdeli adamla çarpıştı. Adam bir an boğuluyormuş gibi oldu yaratık çarpıştıktan sonra. Ama kısa süre sonra cansız gövdesi yere boylu boyunca serildi. İrem gözlerini yummuştu ve avuçlarını kanatacakmış gibi tırnaklarını geçirmişti. Oğlan halsizce yerde uzanıyordu. Babası şaşkındı ve önüne bakıyordu…



Sewimlİ_HırsıZ'a bu güzel imzadan dolayı çok teşekkür eder ve minnetimi gönderirim

Spoiler:

Yeni hikayem okursanız sevinirim ^.^
En Yukarı Git
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder 26 Oca 2008 21:00
 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder Sayfaya git: 1, 2, 3 ... 7, 8, 9, Sonraki
1. sayfa (Toplam 9 sayfa) [ 83 mesaj ]
Geçiş Yap:   

 
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız